Wozniacki sıralamada lider ama hiç grand slam şampiyonluğu yok!
12 Eylül 2011

WTA Dünya sıralamasında zirvede yer alan Caroline Wozniacki, Amerika Açık’ta da istediğine ulaşamadı. Danimarkalı raket, Amerika Açık’ta final vizesi alamadı ama dünya sıralamasında zirvedeki yerini korumaya devam etti. Amerika Açık’ta şampiyonluğa ulaşan isim, Serena Williams’ı deviren Avustralyalı Samantha Stosur oldu.
Bir süredir dünya sıralamasında 1 numarada yer alan ancak dünyanın önde gelen tenis turnuvalarından 4 grand slam’de de şampiyonluğu bulunmayan Wozniacki, hiç grand slam kazanamadan 1 numarada yer almakla eleştiriliyor.
Williams kardeşlerin de, bir süredir yanlış olduğunu savunduğu puanlama, sizce doğru mu?
Konuyla ilgili yazılarınızı bekliyoruz…
Teniste grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselen isimler, daha önce de olmuştur, bundan sonra da olacaktır. Tenisteki puanlama sistemi oldukça derin ve detaylıdır. Bu sistem, oyuncuların genel performanslarını en iyi şekilde yansıtması için düzenlenmiştir. Kazanan ve kaybedenin olduğu bir sporda hele ki işin içine matematik giriyorsa her şey ihtimal dahilindedir. Kaldı ki Wozniacki, bu konuda bir ilk değildir. Aksine, eğer Wozniacki’nin 1. liği sırf bu yüzden anormal karşılanıyor ise bilmeyenleri daha büyük hayretlere düşürecek hikayeler de vardır teniste.
Örneğin Marcelo Rios. Pete Samprasların, Yevgeny Kafelnikovların, Petr Kordaların ve daha birçok önemli oyuncunun olduğu bir dönemde grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselmiştir ve kariyerini yine büyük bir turnuva kazanamadan kapatmıştır. Yine kadınlarda Jelena Jankovic, tenis tarihinde grand slam finali dahi oynamadan 1 numaraya yükselen ilk ve tek oyuncudur. 2008 Amerika Açık finalini Serena Williams’a kaybettikten sonra bir kez daha 1 numaraya yükselmiş; ancak daha sonra istikrarsızlıklarla dolu bir döneme girmiştir.
Bir de grand slam kazanamadan bir numara olmasına rağmen daha sonra bu başarıyı yakalayıp adını efsaneler arasında yazdıran isimler de mevcuttur. Misalen Çek Ivan Lendl, 28 Şubat 1983′te 1 numaraya yerleştiğinde o tarihe kadar hiç grand slam zaferi elde edememişti. Oynadığı ilk 4 grand slam finalini de kaybeden Lendl, 84 Roland Garros’ta 5. denemesinde ilk grand slamini kazanabilmişti. Üstelik o maçı da McEnroe’ya karşı 0-2′den çevirmişti. Ancak daha sonra toplamda 8 grand slam zaferi elde etti ve kazandığı 94 şampiyonlukla da erkekler tenis tarihinde en çok kupa kazanan ikinci isim konumundadır.
Hakeza Kim Clijsters, yine grand slam kazanamadan 1 numara olmuştur. Aynı Lendl gibi 2005 Amerika Açık’ta 5. grand slam finalini kazanarak ilk büyük zaferini elde etmiştir. Daha sonrasındaysa tenis tarihinin en büyük geri dönüşlerinden birinin altına imzasını atmış ve döndükten sonra 3 grand slam daha kazanıp kısa bir süreliğine de olsa 1 numaraya oturmuştur. Aynı dönemde karşılaştığı Amelie Mauresmo da bunun bir diğer örneğidir. 2004′te babasını kaybetmesine rağmen turdaki birçok önemli turnuvayı kazanan Fransız, ilk ve tek grand slam finalini 99′da oynamasına rağmen 5 yıl sonra hiç grand slam kazanamadan 1 numaraya yükselmiştir. Ancak daha sonra 2006 yılında Avustralya Açık ve Wimbledon’ı kazanarak bu istatistiği boşa çıkarmıştır. Bunları başardığında ise 26 yaşındaydı.
Bu açıdan baktığımız zaman Caroline Wozniacki’nin de grand slam kazanamayacağı iddia edilemez. Kaldı ki sert kortta ritmini bulduğu takdirde Avustralya Açık ve Amerika Açık’tan herhangi birini alamaması için hiçbir sebep bulunmuyor. Onun ihtiyacı olan şey, 2010 Amerika Açık serisi turnuvalarından başlayıp o yılın sonuna kadar oynadığı oyuna geri dönmek. Bir de bardağa sadece boş tarafından bakmamak gerekiyor. Neticede kariyeri boyunca grand slamler de dahil olmak üzere her seviyedeki turnuvada final görebilmiş ve bir grand slam dışında her seviyedeki turnuvayı kazanmış bir isimden bahsediyoruz.
Onun eleştirilme sebebi büyük oranda oynadığı oyunun pek tat vermemesinden ileri geliyor. Geri çizgide sadece top karşılayan bir raket olmadığını ve hücum da yapabildiğini gösterdiği zamanlar oldu; ancak son zamanlarda neredeyse yaptığı tek şey bu. Eğer Wozniacki’den daha kaliteli ve çok daha yetenekli bir isim 1 numaraya yükselecekse o yıldız ismin iyi performansını sezon geneline yayması gerekiyor. Mesela bu yıl Sharapova, bunu gerçekleştirmişti. Tam 1 numaraya yükselecekti ki Tokyo’da talihsiz bir sakatlık yaşadı ve Pekin’e katılamayıp sakat sakat geldiği İstanbul’da da varlık gösteremedi. Ki bu iki turnuva 2500 puana tekabül ediyordu ve Wozniacki’yi geçmesi işten değildi; ama olmadı.
Uzun lafın kısası Wozniacki’nin liderliğinden çok performansını sezon geneline yayabilen yıldız tenisçi eksikliğini tartışmak gerekiyor.
Yunus DİLBER