Serra Okumuş Onay: Rubens Barrichello İkinci Adam…
14 Temmuz 2009
Ross Brawn yöntemindeki Ferrari’de Michael Schumacher’in gerisinde ikinci adam olmaktan kurtulamayan Rubens Barrichello, Almanya GP’sinin ardından, takımı Brawn GP’ye ateş püskürdü. Barrichello: ” Takımda pilot ayrımı olduğunu düşünmüyorum, ama, nasıl yarış kaybedileceğini tüm dünyaya gösterdiler.” dedi. Acaba, Brezilyalı pilot bu kez Jenson Button’ın ardında yine “ikinci adam” rolünü mü canlandırmak durumunda?
Bu konu ile ilgili görüşlerinizi bekliyoruz…

- Türk İnsanının Alternatif Sporlara Bakış Açısı Ve Formula Pistinin Yanlış Yere Yapılması-
Türk insanın % 90′ ı belkide daha fazlası arabaya binmeyi veya sürmeyi sever. Ama araba yarışlarına,özellikle formulaya olan seyirci bazında ilgi azdır. Basketbol,voleybol,hentbol ve diğer sporlara olan ilgide aynı şekildedir. İlginçtir ki bu sporlarında kendi dallarında cinsiyetler ayrımında daha fazla ilgi gören durumlarıda olur.
Mesela erkek basketboluna bayanlarınkinden daha çok ilgi gösteririz. Bayan voleyboluna ise erkeklerinkinden daha fazla ilgi duyarız. Futbol’a kıyasla bu alternatif sayılan sporların, futbol kadar yeteri sevgi ve şevkati görmemesinin sebebi bu sporlara olan hoşnutsuzluktan kaynaklandığını düşünmüyorum.
Bunun birçok sebepleri var. Eğer yeterli kaliteyi sağlarsak,okullarımızda spor branşlarını meslek olarak seçmeye ve bu meslekleri üniversitelerde dahada profesyonel hale getirirsek diğer alternatif sayılan sporlarada ilgiyi arttırız kanısındayım. Yani net bir ifadeyle eğitim ve spor’u tam manasıyla birleştirmeliyiz. Malesef ülkemizde spor ve eğitim henüz tam anlamıyla birleşmiş değil.
Nasıl ülkemizde Türkçe ve Din dersleri zorunluysa sporda zorunlu ders haline getirilmeli. Bedensel engelli kişiler hariç, her insanın mutlaka bir spor’a yatkınlığı vardır. İşi temelinden,kökünden halledip spor’u zorunlu hale getirip, işte bu yolla eğitimle spor’u tam manasıyla bütünleştirmiş oluruz. Böylece yeni yetişen nesil alternatif sporlara çekirdekten yetişerek alakalı hale gelecek.
Ekonomik kriz bilet fiyatları zaten sevilmeyen bu sporları dahada itici hale getiriyor bahanelerine azıcık hak vermekle birlikte,pek sıcak bakmıyorum. Futbolda bilet fiyatları pahalı olduğu halde tribünler doluyor. Ama diğer spor dalları müsabakaları birçok salonda ve tesiste ücretsiz seyredilebiliyor. Ücrete tabi olanlar ise çok çok cüzi rakamlar. Yani özetle alternatif sporlara olan ilgisizlik maddi kaynaklı değil. Basketbol,Voleybol gibi branşlar alternatif sporun dışında kaldıkları halde, futbola kıyasla alternatif hale gelmesi çok üzücü bir durum.
Gelelim Formula’ya. Dünyada her ülkede tribünleri tıklık tıklım dolduran, bir o kadarda seyirciyi dışarda bırakan bu spor, ne yazıkki Türkiye’de yeterince doluluk oranını yakalayamıyor. Üstelik bir çok biletin sponsorlarca,basın kuruluşlarınca ve büyük iş firmalarının çekilişlerinde,kampanyalarında hediye olarak dağıtılmasına rağmen.
Araba ve hız tutkunu olduğumuz çeşitli araştırmalarda sürekli neticelendiği halde; malesef bu hiç tasvip etmediğimiz tutku yüzünden trafik canavarına kurban veren ülkelerin en başlarında gelmemize rağmen nasıl oluyorda formulaya olan ilgimiz çok az oluyor.
-Birincisi formula nın kurulduğu yer şehir merkezine çok uzak.
-ikincisi konumun getirdiği yanlışa paralel olarak seçilen şehir yanlış. Bir sahil kenti özellikle turistlerin yoğun olduğu bölgeler seçilebilirdi. Antalya en uygun seçim olurdu kanısındayım.
- Formula alternatif sporların içerisinde bilet fiyatlarının en pahalı olduğu bir branş. Buna rağmen diğerlerinin çok çok üzerinde ilgi görüyor. Ama formulada ülkemizde yanlış strateji kurbanı oldu.
Şu dönemlerde Formula Türkiye’den elini ayağını çekecek,tasını tarağını toplayıp gidecek söylentileri dolaşıyor. Ne kadar doğru bilemiyorum. Formula ile ilgili teknik bir bilgi sahibide değilim. Ama dışardan baktığımda yapılan yanlışları görebiliyorum. Zaten bu yanlışlıkların çoğuda spor ile eğitimin birleşik tohumlarına sahip olmayan kişilerin bu işleri yönlendirmesiyle kaynaklanıyor. Ülkemizde örneği çok. Spor terbiyesi yüksek ama eğitimi zayıf, tam tersi eğitimi yüksek ama sportif yönü olmayan insanların böylesine ciddi kurumlarda görev alması bu hataların çıkmasında en etkin faktördür. Spor ve eğitim hücrelerince birleşip tek hücreye dönüşmediği sürece ülkemizde Özellikle alternatif spor her zaman sakat kalacaktır !
Türkiye formula ise, kim bilir ne zaman olur formunda…
Barrichello’nun ”Hiçbir şey dinlemek istemiyorum, nasıl yarış kaybedileceğini tüm dünyaya gösterdiler.” demeci stratejik ve teknik hatalardan dem vurup ‘Button’ı kayırma’ mevzuna vurgu etmekte. Almanya GP’si de tezin görsel ıspatı niteliğinde. Ross Brawn ‘’Hızlı değildik’’ diyerek okun yönünü Rubens’e çevirdi ama yarışın ağzı farklı dilden konuşuyor: ‘ Bu kadar tesadüf olamaz!!! ‘
Almanya GP’sindeki stratejiler yanlıştı, çoğunluk hemfikir. Çabuk lastik aşınımı sebebiyle 3 pit stop stratejisi denendi. Brawn GP gibi soğuk havadan nem kapan bir takımın güçlü ve anormal süratli bir Red Bull’u bu şartlarda yakalama ihtimali yoktu, hele ki 1 ekstra pit stopla!
Barrichello kayıba sebep gösterdi bunu, haklıdır, fakat 3 pit stop stratejisi Button’ı kayırma tezine cevap niteliği taşımaz. İkisine de uygulandı, belki yarış kaybettirdi ama suyun dibine beraber gömüldüler. Kayda değer ipuçları edinmek için sudan çıkıp, satır aralarına inmekte fayda var. Veyahut pit garajına, senaryonun yazıldığı yere!
Kıllandıran pit-stoplar…
Rubens pit stop yaparken yakıt ikmali sırasında yaşanan pompa sıkıntısına ‘talihsizlik’ denip geçildi, basite indirgendi. Hata? Ötesinde bir ihmal? Kasıt unsuru söz konusu değilse de ciddi bir ihmal olduğu açık ve faturanın, yarışı ön saflarda götüren Brezilyalıya ‘vakit ve sıralama kaybı’ şeklinde yansıması isyan edilmeyecek gibi değil. Problemin türdeşlerini sık gördük lakin mazeretin izahı ‘’Rubens’cim. Pompa çalışmadı, kusura bakma’’ olmamalı.
Son pit stoplar…Barrichello önde, Button arkada. Telsiz talimatıyla önce Button pite alınıyor, ardından turunu tamamlayan Barrichello pite giriyor ve pit dönüşü Button, Rubens’in önüne geçiyor! Olası bir normal geçişin Brawn GP’i töhmet altında bırakmaması esas alınarak yapılmış, ince düşünülmüş bir düzenek! 1 puan, 1 puandır hesabıyla!
İki anekdotdan bir komplo teorisi ürettiğimi veya çok derin kanallara saptığımı düşünebilirsiniz. Niyetim öküz altında buzağı aramak değil! Yarış içinde şahibeye gebe hesaplar dönerken, pilotlardan biri yaşadığı haksızlığı yüksek sesle dillendirirken neticeyi olağan karşılamak en basit tabirle ‘aşırı optimistik’. Önceleri telsizden açıkça ‘’Yol ver bakalım abine’’ talimatı verilirdi, FIA yasak getirince aleni emirler senaryo edilip çeşitli dümenlerle vuku bulmaya başladı. Tiyatral yetenekler-düşünsel güçler gelişme, oyun repertuarımız genişleme eğilimi gösterdi. Ötesi de kapıda! Sezon sonunda elde hesap makinesiyle puan hesapları yapılırken F-1, tiyatroyla hayat bulacak, piste dekor kurulacak.
F-1’in akıl dili ( Değişmesi gereken! )
Takımlar sezona 2 pilotla girer ve 1’ini şampiyon yapmayı misyon edinir. Denk güçlerin mücadelesinde iyi olan kazanır, fakat biri hafiften sivrilirse pusulanın ucu o tarafa kayar, yönelim değişir. Button sezona 5’te 4’le başlayınca Brawn GP’nin Batman’iyle Robin’i belli oldu. Rubens’i yine ‘kıdemli yardımcı pilot’ sıfatına bürüyüp büyük ata oynamayı sürdürdüler. Hesap edemedikleri tek şey; Red Bull’un arkadan dalga dalga gelişi oldu ve etekleri tutuşan Ross Brawn son GP’de açık verince ‘’Hızlı değildik’’ ekseninde sağ-sol yapmaya devam etti. ‘’En hızlı 11. tur sahibiyken yarış kazanması imkansızdı’’.
‘’Yarış kazanmak için en hızlı tur zamanını elde etmek şart’’ diye bir kural var da ben mi hatırlamıyorum. Bu nasıl bir gösterge? McLaren, Ferrari gibi babaların havlu attığı ortamda başa güreşen sadece 2 takım-4 pilot varken 11. olmak yarış kaybettirecek kadar kötü veri mi? Button bu sezon kazandığı 6 yarışın sadece 2’sinde en hızlı tur zamanına sahipti!
1 haklı, 1 haksız, 0 seyir zevki…
Ross Brawn ve ekibi Button’ı şampiyon yapmak için İngiliz pilot lehine insiyatif kullanabilir(!) fakat ‘’Hak, bir başka bireyin hakkının başlangıç sınırında sona erer’’ ve Button’ı yüceltirken Barrichello’yu yere sermeyi gerektirmez. Ferrari’de Schumi için ateşe atılan Barrichello’nun kariyerinde bu olayın yeniden tezahür etmesi Brezilyalının isyanını nispeten haklı kılar. Dışa vurumun sertliği teferruattır.
Button’la Barrichello’nun arasına 2 Red Bull girdi, fark kapandı, şablon değişti. Öndeki yakınlık heyecanı artıracak, orası muhakkak. Fakat pembe kılıfa sarılı illegal davranımların F-1 seyircisinden eksi puan alacağı ve seyir zevkini azaltacağı da su götürmez. İşler saman altından yürütülse de seyircinin 6. hissi bazı gerçekleri deşifre edecek kadar kuvvetli.
Barrichello her zaman 2 nci adamdi ;
Son donemde Barrichello ile ilgili bir suru haber okuyoruz. Ama ortada lan gercekler var bu da F1 de pilotlardan cok araclarin perfomansi, soyle bikac yil geriye gidelim ve shumi nin emekliye ayrildigi doneme bakalim, Ferrariden ayrildiktan sonra Barichello klasmanda esamesi okunmayan pilottu taki Brawn GP guzel bir araba yakalayana kadar.
Brawn in yakaladigi bu ivme kimilerine sans kimilerine gore beklenen bir patlamaydi ama ortada Barichello nun ego problemlerinden daha buyuk problemler var hic kimse buna donup bakmiyor.Koskoca F1 de takimlar sampiyonluguna giden arabanin uzeri bembeyaz. Birkac motorsprlari hastasi memleket disinda F1 e olan ilgi yok denecek kadar az.
Simdilerde yok fia boyle dedi takimlar boyle istedi yok F1 yonetimi onu yapacak bunu yapacak . Aralarinda suni problem yaratilan adamlara bakiyorsun hepsi kolkola pit geziolar. Bence artik F1 yonetiminin yapmasi gereken ” BIZ BU F1 i NASIL KURTARIRIZ ” projesidir. Yakisikli pilotlarla olmadigi kesin.
Benim fikrim pilotlarin cok ulkeli olmarindan yana. Bir Cinli pilot bir Hintli pilot belki de gercek anlamda ” BABA KIYAGIYLA ARACA BINMEYECEK ” bir Turk pilot denenmesi gereken bir cozumdur.
Ayrica pilot konusunda cesitlilik saglanirsa neredeyse 40 gelmis olan egosantrik brezilyalilarla ugrasmaktan kurtulur takimlar.
Ego ve Kompleks
Rubens Barrichello,Ayrton senna’dan günümüze gelen ve halen yarış hayatını devam ettiren tek Formula 1 pilotudur. Profesyonel formula 1 kariyeri 1993 yılında Jordon takımı ile başlamıştır. Şu ana kadarki kariyerinde en büyük başarısı 2001 yılında pilotlar şampiyonasında 3.lük olmuştur.Bunun dışında şimdiye kadar 9 pist yarış birinciliği elde etmiştir.Onun en büyük başarıları 2000-2005 yılları arasında Michael Schumacher’in efsaneleştiği dönemde Ferrari takımında birlikte mücadele verdikleri dönemde gelmiştir.Michael Schumacher,tartışmasız tüm zamanların en büyük pilotlarındandır.Böyle bir lider pilotun olduğu bir takımda zaten Barrichello için en büyük başarı takımının şampiyonluğunda ekibin bir parçası olabilmekti.Bunu da fazlasıyla başarabilmiştir.Bir defasında yarışı birinci götürürken takımdan aldığı talimatla liderliği Schumacher’e verebilecek kadar da centilmen ve takım oyuncusudur.O,çok iyi bir ikinci adamdır.Tüm yarış hayatı boyunca da böyle olmuştur.Daha birkaç yıl öncesinde formula 1 kariyerine başlayan Raikonen,Alonso,Lewis Hamilton bile henüz kariyerlerinin başlarında olmalarına rağmen çok daha büyük başarılar elde etmişlerdir.Ancak takımın tamamlayıcı unsuru olmak ekibin bir bütün olarak başarıya ulaşması için mücadele etmek te küçümsenecek bir durum değildir.Her yarışçı da takım oyuncusu olamaz.Bu da ayrı bir nitelik gerektirir.
Bu sezonun başına gelindiğinde herkesin de bildiği gibi Formula 1’de beklenmedik şeyler oldu.Honda’nın Formula 1 yarışlarından çekilmesi ile birlikte sezonun başlamasına neredeyse günler kala ani bir kararla çevresindekilerin de motivasyonu ile Ross Brown, kendi adı ile yeni bir takım kuruyor ve kendi patronluğunda istememesine rağmen biraz da kendini mecbur hissederek yarışlara katılıyor ve kariyerini de riske ederek büyük bir cesaret örneği gösteriyordu.O zamana kadarki edindiği çok büyük tecrübeler ve sahip olduğu know-how sayesinde pistlere fırtına gibi girdi Brown GP.Siz ne kadar iyi pilot olursanız olun eğer arabanız iyi ve hızlı değilse başarılı olmanız mümkün değildir.Geçen yılların geçilemeyen pilotu Alonso,şampiyonlukları olan Hamilton ve Raikonen bu yıl podyum yüzü görememiştir.Sezonu halen lider götüren Brown GP takımının bu mucizevi aracının yaratıcısı
Ross Brown’dan başkası değildir.Ve bu başarının büyük yüzdesi de tartışmasız ona aittir.Sezonun başında bu cesareti göstermese ne böyle bir takım ne de böyle bir araç olabilirdi.
Barrichello,şu ana kadarki kariyerinde lider olmak ya da şampiyonluk gibi kavramları belki de hiç düşünmemişti.O hep ekibin bir parçası ve başarının bir unsuru olmuş ve kendi ölçülerinde de başarılı olmuş bir yarışçıdır.Ross Brown,böyle mucizevi bir araç ortaya çıkarınca ve sezonun başlarındaki Çin,Avustralya ve Bahreyn yarışlarıyla bu durum ortaya çıkınca belli ki Barrichello da başarı çıtasını daha yukarılara koymuş ve belki de pilotlar klasmanında şampiyonluğu aklından geçirmeye başlamıştı.Neden olmasındı ki? Önünde Michael Schumacher ya da Fernando Alonso gibi üstün yetenekleri olan bir şampiyon pilot yoktu.Jensen Button,bu sezona kadar hiçbir ciddi başarısı olmayan bir pilottu.İlk bir iki yarışdaki başarısı da aracın iyi ve hızlı olmasının bir sonucu olabilirdi.Ancak zaman gösterdi ki aynı araçlarla yarışmalarına rağmen Jensen Button,çok daha fazla başarılı oldu.Diğer takımlar ya da pilotlar eleştirilebilir ya da üstün yanları söylenebilir.Ancak Button ve Barrichello aynı araçlarla ve aynı koşullarda yarışmaktalar.Bu durum Barrichello’nun iyi bir ikinci adam olduğunun ve asla bir şampiyon olamayacağının da kanıtıdır.Çünkü birçok koşul kendisinin lehine olmasına rağmen o,belirli bir seviyenin üzerindeki hedeflere ulaşamamaktadır.Zaten herhalde onu bu psikolojiye iten de kariyerinin sonuna gelmiş olmasıdır.Sezonun başında onun pistlere dönmeyeceği dahi söylenmekteydi.Taa ki evinde Ross Brown’dan telefon gelinceye kadar o dahi bu sezon yarışlara devam edeceğini bilmiyordu.Brown,onu takıma tekrar çağırmakla elde ettiği başarıyı gözönünde bulundurduğumuzda bir kez daha haklı çıkmıştır.Burada Barrichello’nun yapması gereken takım yöneticilerini eleştirmek değil onu tekrar düşündükleri için onlara saygı duymaktır.Herhalde insan ne kadar profesyonel olursa olsun bir noktada egosundan ve komplekslerinden tamamen arınamayabilmektedir.
Rubens Barrichello bilindiği üzere pist üzerindeki en deneyimli pilot.Brezilyalı bugüne kadar 282 kez piste çıkmış.66 kez podyum başarısı göstermiş ve bu 66 podyumun 9 tanesi birincilikle gelmiş.
Bu istatistik eğer orta sınıf takımlarda yarışmış yada çok kısa süre için üst düzey bir takımda yarışmış bir pilota ait olsaydı eğer,o pilotun çok başarılı bir kariyere sahip olduğunu söyleyebilirdik.Oysaki Rubens 2000′den 2005′e kadar Ferrari koltuğunda oturmuş.Bu dönem Ferrari’nin en iyi otomobil olduğu döneme de denk geliyor.5 yıl.Bu 100 yarışa yakın yapar ki,bu da Barichello’nun sadece otomobili iyiyse var olduğunun kanıtı.
Jenson Button ise bugüne kadar 166 yarışa katılmış.22 podyumu,7 birinciliği var.Formula 1 dünyasına “müthiş yetenek” etiketiyle girmiş.Ancak yaptığı kötü sözleşmelerle kariyerini ipoteğe koymuş ve uzunca bir süre kötü takımlarda yarışmak zorunda kalmış.Yani genelde kimseyle eşit şartlarda yarışamamış.Eline imkan geçtiği bu sezonda ilk 7 yarışın 6′sını kazanarak büyük bir başarı elde etmiş.
Bu iki pilotun kişiliklerini de biraz karşılaştıralım:Button kazandığı yarışlardan sonra genellikle telsiz konuşmalarında takımına övgüler yağdırır.”Efsanesiniz,müthişsiniz” sözleri ekranlara da yansır.Alçak gönüllüdür ama iddialıdır.Sakin gibi gözükse de agresif sürüşü hemen belli olur.Hata yaptığında objetkif olarak takımını ve kendisini eleştirir.”….yı daha iyi yapmalıydık” der.İfadelerinde “biz” vardır.Schumacher gibi takım testlerine bizzat katılmayı seven ender pilotlardandır.
Barrichello ise yıllardır gittiği hiç bir takımda memnun olmamıştır.Schumacher’in arkasında kalma psikolojisi,onu hep ezmiştir.Eski takım arkadaşları pistte ondan daha iyi bir Brezilyalı olduğundan dolayı Senna’yı bile benzer şekilde kıskandığını anlatmışlardır.Sivri dillidir.Bir dubleden sonra Schumacher’i kutlamadığı bile olmuştur.Kişisel hırsı zaman zaman ön plana çıkmıştır.Ferrari fanatikleri için,her ne kadar takım puan rekorlarını kırmış olsa da,Schumacher’in en ideal partneri Irvine olmuştur ve Barrichello hiç bir zaman onun yerini tutamamıştır.Hırsı çenesine vurmuştur ancak bu onda gerçek bir rekabetçi yapı oluşturmamıştır.Acaba oluşturmuştur da yetenekleri ancak buna mı izin vermektedir,orası muamma.
Şimdi siz takım patronu olun.Önünüzde bir tercih gerekse,kim birinci pilot olur? Cevap açık ve net.Ne kadar objektif olup olmadığımı sorarsanız;Schumacher o kırmızı arabanın direksiyonuna geçtiği günden beri bir Ferrari taraftarıyım ve o zaman bile Barrichello’ya hiç ısınamadım derim.
Umarım Barrichello gibi rekabet gücü düşük pilotlar Formula’dan bir an önce uzaklaşır ve biz tekrar gerçek yarışlar izlemeye başlarız.