Ana Sayfa > Sergen Yalçın > Sergen Yalçın: Tekke sorunları tek başına çözemez

Sergen Yalçın: Tekke sorunları tek başına çözemez

24 Aralık 2009

sergenyalcin“Trabzonspor karşısında Galatasaray’ın çok fazla eksiği olmasına rağmen aynı sistemi devam ettiren futbolcular dikkat çekti ve öne çıktı. Galatasaray bu sayede bıraktığı yerden devam edebiliyor.”

“Trabzonspor’da Şenol Güneş’in göreve gelmesiyle bazı şeylerin değişeceğini bekleyenler yanılabilir. Ben çok fazla şeyin değişeceğine inanmıyorum. Takım içerisindeki sorunlar çözülmediği sürece bir şey değişmez. Trabzonspor’un kadrosu fazla kaliteli değil.”

“Trabzonsporluların Fatih Tekke’yi istemesi gayet doğal ama Trabzonspor’un sağında, solunda, ortasında her yerinde sıkıntısı var. Fatih Tekke tek başına gelerek bütün sorunları çözemez.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz

Sergen Yalçın

  1. Kadir Yetim
    12:58 içinde 04 Ocak 2010 | #1

    TEKKE düştü!Kelle göründü!

    Atalarımız boş durmamış,tecrübe ettiklerini,söylemlerle bizlere aktararak,onların düştükleri zor durumlara düşmemizi engellemeye çalışmışlar.Ancak ne de olsa Türk’üz,bu nedenle de çelişmiş gibi de olsa bazı anlara uygun,tamamlayıcı güzel sözlerimiz var!
    Demişler ki;eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı! ve demişlerki yine,huylu huyundan vazgeçmez!
    Lafım Tekke’ye değildir.Yanlış anlaşılmasın.Ama nedense ülkemizde,önce lejyoner diyeceğimiz topçular arar,-neden yurt dışınca fazla yok-der ve sonra da olanlar ve gurbetçiler dahil herkesi geri almaya çalışırız!Bu ayrı bir tarafı..Galatasaray dağılan uefa kadrosu geri toplasa da o başarılı futbol asla olmadı,bu da bir başka taraf.Tekke artık yaşlandı,manevi olarak şu an,ileride de teknik ekip ya da yönetici olarak pekçok şey verebilir acak futbol olarak,çok az!Nihat örneğini hala mı görmüyorsunuz!
    Koskoca Trabzondan,neden bir Tekke,bir Gökdeniz ya da Hami,Ünal çıkamaz,çıkmaz!Benim derdim bu dur.Fenerden Tuncay gider,hemen başlarız nasıl geri gelir diye.İbrahim kaş gitti,hemen geldi..Yarın birgün Arda gider,onda da aynsı.İşte biz sürekli eskiye bakar ve onlardan medet umarız.Hatalı olduğumuzu görürüz ama yine de vazgeçmeyiz bu sevdadan!Aslında görmemiz gerekeni hep göz ardı ederiz.Kaç kişi gitmiş gelmiş ve başarılı olmuştur!Metin,Hakan,Can Bartu gibi kişiler sayılabilir mutlaka..Ancak günün koşulları çok önemli.Tekke gideli ne kadar oluyor ve kaç yaşında!Ne başarı elde edebilmiş,nasıl bir imaj bırakmış?Buna benzer durumlarda kulüplerin yaptıkları trasferlere bakılırsa demek istediğim çok daha iyi anlaşılır..
    Yalnızca Trabzon’un değil,Türk futbolunun sıkıntısı zaman!Biraz zaman tanımak!Kulüpler Hocalarına zaman tanısa medya tanımaz,medya tanısa başkanlar…Bir kısır döngüdür,anlaşılması zor.Ne sağbek ne ortasaha ne de foret..Bence zaman gerek,özellikle de Trbzon’un en çok ihtiyacı olduğu şey..

  2. Levent Yalcin
    08:35 içinde 05 Ocak 2010 | #2

    Bir futbol maçını izlediğimiz zaman bu oyunun basit kurallardan oluşan ve karmaşadan uzak bir oyun olduğunu düşünebiliriz. Belki de bu oyunu bu kadar popüler yapan şey de bu basitliği. Kural ve görsellik bazındaki bu basitlik, her izleyene oyun hakkında yorum yapma, tahminlerde bulunma ve kritik etme şansını sunuyor. Ayrıca, oyunun basitliği popülerliğini arttırdığı oranda doğal olarak ekonomiyi de işin içine sokuyor. Bu basit oyun işte bu noktada bir anda zor ve karmaşık bir hale geliyor ve karşımıza kocaman bir sekör olarak çıkıyor. Günümüzde futbol deyince akla yukarda defalarca vurguladığım « oyun » kelimesi yerine para, siyaset, şöhret, fanatizm gibi kelimeler geliyor.
    Trabzonspor futbolun bu karakteristik özelliklerinden en çok etkilenen klüplerimizin başında geliyor. 1967’de kurulup 1984’e kadar, bu kısa süre zarfında, 6 defa 1. Lig şampiyonluğu yaşamış olması, Trabzonspor’u bir anlamda kendi başarısnın kurbanı haline getirdi. Dediğimiz gibi, futbol hakkında herkesin çok şeyler bilmesi (!), şehir halkının futbola ve takıma olan aşırı (!) sevgisi, popülarite, iktidar ve ekonomik kaygılar Trabzonspor’u bir kısır döngü içine hapsetmiş durumda. Günümüz futbolu maalesef tüm dünyada başarıya endeksli durumda. Bu başarı için de sabredecek bir ortam yok. Kısa sürede başarı sağlama isteği (mecburiyeti), istikrarsızlığın da tetikleyicisi konumunda. Kalıcı bir başarı için ise istikrar şart. Trabzonspor’un günümüz futbol koşullarında kalıcı bir başarı yakalaması neredeyse imkansız görünüyor. Kazanılacak tek bir şampiyonluğu başarı olarak değerlendirecek olsak, klübün ne ekonomik yapısı Istanbuldaki rakipleriyle mücadele etmesini sağlayacak güce sahip ne de klübün karakteristik özelikleri bu başarıyı yakalamaya müsait bir ortam hazırlamakta. Cok basit bir örnek vermek gerekirse, kurtarıcı olarak takımın başına geçen Şenol Güneş’in bu göreve 4. kez geldiğini söyleyebiliriz. Eğer kendisine sağlıklı bir çalışma ortamı yaratılmazsa, hemen sonuç beklenir, beklentiler ilk günden çok yüksek tutulursa, 4. Teknik direktörlük görevinde de şampiyonluk yaşayamadan ve yaşatamadan görevinden ayrılması kaçınılmaz olacaktır. Fatih Tekke konusu da işte tam bu noktadan yola çıkılarak incelenmeli. Çok kaba bir öngörüyle, tek bir oyuncunun bir takımı şampiyon yapamayacağını bir çırpıda dillendirebiliriz. Bunun yanı sıra, Fatih Tekke kalitesinde bir oyuncunun takıma direk katkı sağlayacağı hatta kısa vadede takımı bir gömlek yukarı taşıyacağını söylemek de yanlış olmaz. Ama bundan ötesini istemek hayalperstlikten öteye gitmeyecektir. Görüldüğü üzere, Trabzonspor’un sorunu mevcut oyuncu kalitesi değil, oyunun popülaritesinden başlayan ve Trabzonspor özelinde sosyal ve psikolojik bir baskı olarak son bulan bir dizi iç ve dış etkenlerdir. Maalesef Trabzonspor’u başarısız gösteren ve kılan bu etkenlerin minimize ve pasifize edilmesi 21. yüzyıl futbolunda oldukça güç görünüyor. Galiba Trabzonspor’un en büyük sorunu furbolun kendisi.

  3. 05:43 içinde 06 Ocak 2010 | #3

    Merhaba ,

    Öncelikle Galatasaray ve Trabzon spor’u kıyaslamak gerekirse TrabzonSpor gercekten 4. büyük takım olma adına hiçbirşey yapmayan ve çok ilginç bir takım. Neden derseniz koskoca TRABZON ilinde tüm dünyanın kabul ettiği FUTBOL’a ben gereken önemin verildiğini düşünmüyorum.. Yaptıkları transferler ve bu zamana kadar aldıkları yol bence bu yorumumu doğrular nitelikte..

    Galatasaray ise bence 2000 yılındaki olusturduğu o muhtesem ekipten sonra olusturduğu en iyi kadro ile ve teknik adam ile su anda piyasada.. Özellikle Arda gibi bir yıldızın TÜRKİYE’de 10 yılda bir ortaya çıkışı ayrıca Kewel , Baros , Elano gibi isimlerin takımda oluşu gerçekten heyecan verici…

    Ben şahsen bu sene Galatasaray’ın başarılı olacağına inanıyorum ve ipi göğüsleyeceği kanısındayım.. Zaten yıllardır anlamadığım birsey su Fenerbahçe’yi yenemeyen bu takım neden bu etkide kalıp her seferinde aynı şeyi yaşıyor.. Bunu herkez bir piskolojik savas olarak adlandırsada bence bu tamamen Galatasaray’ın dünya klubü oluşundan dolayı Türkiye’deki her takım sanki bir avrupa devine karsı oynuyor gibi hırslı oluşundan kaynaklanıyor..

    Sergen abi Sanada bir sözüm var.. :)

    Ben özünde ve sözünde insan gördümde Senin kadar net ve hakiki bir kişilik görmedim desem yeridir.. Gerçekten Futbol hayatına olduğu gibi her alanda başarılı olacağına eminim..

    Ama Sizden ricam şu herkez yorumcu veya antrenör olabilirmi? Bunun önüne nasıl geçilir bu ülkede? Gerçekten bu konularada değinmenizi rica ediyorum..

    İnsanlar gerçek yorumları Sizin gibi Rıdvan abi gibi futbol’un içinden gelen kişilerin ön planda olması benim şahsi düşüncem..

    Saygılarımla ,

    E.A!

  4. 15:17 içinde 22 Ocak 2010 | #4

    Her transfer döneminde olduğu gibi Fatih Tekke yine gündemin üst sıralarına yerleşti. Bir kere de adı anılmasa dişimi kıracağım artık. Peki Tekke’nin transferi bu sefer gerçekleşir mi? Bu soruya cevap verebilmek için hadisenin aktörlerinin kafalarından geçenleri iyi analiz etmek gerekiyor.

    Taraftarlardan başlayalım. Trabzonspor taraftarı için Fatih Tekke artık bir ütopya halini aldı. Ne olursa olsun, Fatih o an dünyanın en formsuz forveti olsun, yine de bu transferi istiyorlar. Trabzonspor’u başarıya ancak Trabzonlular taşıyabilir mantığının bir sonucu.

    Yönetim cephesinde ise durum bu kadar net değil. Taraftar kadar istekli olduklarını söylemek imkansız. Gutierrez için Güney Amerika’ya çıkarma yaparken, Fatih’e bir türlü ulaşamamalarının sebebi de bu. Ulaşamamak ne demek?

    İsteksizliklerinin iki sebebi var. Birincisi para. Altı ay sonra sözleşmesi sona erecek bir futbolcuya bonservis vermeye yanaşmıyorlar ki bence haklılar. İkinci ve asıl sebep ise güç dengesi mevzusu. Fatih Tekke’nin bir anda gelip, herkesin ve her şeyin önüne geçmesini istemiyorlar.

    Fatih ise tam da bunu istiyor: krallar gibi dönmek. Kendisi için uğraşıldığını görmek, ona mecbur olunduğunu hissetmek istiyor. Kulüp, havaalanının altında, gel imzayı at tarzı bir yaklaşım kesinlikle beklediği cinsten değil. İşte bu noktada da ‘bizim çocuklarımız’ anlayışının yarattığı çelişki ortaya çıkıyor. Beklentileri bu kadar içe dönük kurup, her fırsatta tek çare Trabzonlular derseniz illa ki birisi çıkıp buraların ağası benim der. O noktadan sonra da vay efendim sen kendini üstün mü görüyorsun demenin bir anlamı kalmaz.

    Öte yandan Fatih’in belirli bir ücret beklentisi de var tabii. Doğal olarak Zenit’te kazandığından daha azını kazanmak istemiyor. Orada bir iki ay oynayıp, bir iki ay yan gelip yatarak kazandığı yüksek ücret tadını aldı bir kere.

    Sonuç olarak manzara bu. Pek iç açıcı değil. Zaten şartlar çok uygun değildi. Yetmezmiş gibi bir de ağır sözler söylendi. İpler iyice kopma noktasına geldi. Bu saatten sonra bu transfer olur mu? Bence imkansız. Kısmet bir sonraki transfer dönemine. Yine olmazsa bir sonrakine. O zaman da olmazsa yine bir sonrakine…

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.