Ana Sayfa > Sergen Yalçın > Sergen Yalçın: Sivas kapanan takımı yenemez

Sergen Yalçın: Sivas kapanan takımı yenemez

sergenyalcin“Sivasspor çok mücadele eden ve koşan bir takım. Ama karşısında iyi kapanan takımlar karşısında zorlanır. Çünkü bu takımları açacak yaratıcı oyuncusu yok”.

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Sergen Yalçın

  1. Siret Uslu
    14:01 içinde 28 Nisan 2009 | #1

    Sivasspor’un iki senedir zirvede olmasının sebebi takım oyunu oynamasıdır. Defansında forvet hattına, orta sahasından kanatlarına kadar golü kovalayan bir yapıdadır. Maestro özelliğine sahip bir orta sahası, yaratıcı bir forveti olmamasına rağmen Sivasspor bu açığını takım halinde hücum ve takım halinde defans yaparak kapatıyor. Mehmet Yıldız’a dikkatli bir şekilde bakın. Bir futbolcudan çok adeta bir güreşçi tipi var kendisinde. Topu ayağına aldığında ve top rakipteyken adeta bir güreşçi gibi savaşıp,boğuşuyor karşısındakiyle. Elleri,kolları ve vücudu sürekli rakibiyle temas halinde;rakibine öyle bir yükleniyorki, iri ve güçlü yapısıyla zaten bir defans oyuncusunun kolay kolay ondan topu kazanması mümkün olmuyor. Mehmet Yıldız çok uzun haftalardan beri gol atamıyor. Gol atsada birşey değişmez. Mehmet Yıldız ideal bir santrafor, ideal bir forvet değil. Sivasspor’da böyle bir forvette yok. Tum çok ağır, havadan etkisiz. Kamanan mevcut kadrodaki en etkili forvet ama 7 haftadır yedek. Son Yarım saatlerde giriyor sürekli oyuna. Pek varlıkta gösteremiyor.

    Sivasspor’un sanıldığı gibi en kilit adamı, olmazsa olmazı, vazgeçilmezi Mehmet Yıldız değil !

    Bu Kişi Musa Aydın’dır !

    Musa Aydın Sivasspor’un buralara kadar gelmesindeki en büyük etkendir. Savaşıyor, koşuyor, asist yapıp gol atıyor. Orta sahadaki o yaratıcı oyuncu eksikliğini kapatan tek oyuncu Musa Aydın. Kendisinin yaptıkları göze batmıyor ama Sivas, Musa olmadığı zamanlarda çok zorlanıyor. Ve kaybettiği puanların bir çoğunda Musa’nın olmayışı, sahada yanlış yerde oynatılması,veya o gün formsuz olması etkenlerni gözardı etmemek gerekli.

    Musa Aydın olmayınca Sivas sadece kapanan takımı değil, saldıran takımlara karşı da çok zorlanır.

  2. Mazhar Yasin
    18:18 içinde 28 Nisan 2009 | #2

    Sivasspor’un bu sezon oynadığı maçlara baktığımızda, bütün takımlardan puan veya puanlar aldığını görüyoruz. Kaybettiği karşılaşmalardan ikisinin (Antalyaspor ve Fenerbahçe) rövanşını almış, Ankaraspor ile de berabere kalmıştır. O halde “Sivasspor kapanan takımları yenemez” tabiri, oynadıkları mücadeleci futbolla bağdaşmayacaktır. Zira Sivasspor karşısında birçok takım açık oynayarak, hücum futbolunu tercih etmiş; bir kısmı da Sivasspor’un gücünü, kendi sahasındaki etkili oyununu ve dominansını göz önünde bulundurarak savunma yapmayı seçmiş, kapalı oynamıştır. Ancak Sivas, almış olduğu puanlarla rakiplere göre oyun planı belirlemediğini kanıtlamıştır. Sivasspor bu iştahlı futbolu, kadrosunda “yaratıcı oyuncu” nitelemesine tam olarak uyan oyuncular olmadan oynamaktadır. Mehmet Yıldız, Kamanan, Herve Tum ve Musa Aydın gibi oyuncular, ancak takımın geri kalanı ile birlikte oynadıklarında Sivasspor etkili olmaktadır. Yani Sivasspor’un başarısının altında yatan en önemli faktör takım oyunu oynuyor olmalarıdır.

    Konuya farklı bir açıdan bakacak olursak; Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe’deki, yıldız gözüyle bakılan, yaratıcı, kilitlenen oyunu açabilecek, pasları, şutları ve koşularıyla oyunun gidişatını değiştirebilecek futbolculardan bu yıl tam verim alınamadığına şahit olmaktayız. Adı geçen takımlardan şampiyonluk yarışının içerisinde kalan tek takım olan Beşiktaş, kapanan takımlara karşı oynadığı maçlarda önemli puanlar kaybetti. Delgado, Yusuf, Tello, Bobo, Holosko gibi önemli silahlarını aynı anda oyunda tutmasına rağmen kazanamadığı karşılaşmalar oldu. Sivasspor ise takım halinde hiçbir maçta çok büyük sıkıntı yaşamadan, berabere kaldığı veya kaybettiği karşılaşmalarda dahi aynı oyunu oynayarak mücadelesini sürdürdü. Neticede Sivasspor’u, rakibin oyununu fazlaca önemsemeden kendi futbolunu geliştirmesi, maçlarına şampiyonluk stresi yaşamadan, rahatça çıkabilmesi ve mükemmel bir şehir-takım-başkan-teknik direktör-futbolcu bütünleşmesi gibi olgular bugünkü durumuna taşımıştır.

  3. Barış Gerçeker
    18:48 içinde 28 Nisan 2009 | #3

    Sergen Yalçın’ın yorum yaparken biraz içe dönük konuştuğunu/yazdığını düşünüyorum. Bu yorumu da bu görüşümü destekliyor açıkcası, söylediği şeyin alt metni adeta şu: Sivas’a bir Sergen lazım!

    Kilit açmanın tek yolu çaybardağı kalınlığında (ama güçlü) bilekleri olan 10 numaralardan geçmiyor artık. Moda tabiriyle “günümüz futbolu” artık Gerrard’larını, Lampard’larını arıyor. Kaka’nın bile lüks kalması an meselesiyken Sivas’ın çok gol atan, az gol yiyen manzarasına “çilingir oyuncu ihtiyacı” sokmak güzel bir resmi ciddi şekilde bozmak anlamına gelebilir.

    Sivas bugün itibariyle geri hattı ve ortasahası gerçek anlamda birlikte hareket eden, doğru ve tam bir takım futbolunun gereklerini yerine getiren bir takım. Golcü hattı da lig ortalamasının üstünde bir zenginliğe ve derinliğe sahip. Ortasahasının gerek kanatlar gerekse ortası rakip takımlara karşı yeterli baskı ve hücum alternatiflerini sunabilecek oyunculara sahip. Siret Uslu’nun da belirttiği gibi Musa Aydın’ın katkısı da yadsınamaz. Benzetme pek çoklarına abartılı gelecek olsa da, evet, bu takımın Gerrard’ı, görev itibariyle Musa. Bu takımın bir de Kaka’ya ihtiyacı yok (hakikisine herkesin ihtiyacı var ancak, Gerrard-Musa ekseninde bir Kaka muadili Sivas’ı yavaşlatır, yumuşatır, karakterini zayıflatır).

    Ligde oynadığı 29 maçın 17′sini kazanmış bir Sivasspor’dan bahsediyoruz. 9 maçlık beraberlik istatistiği ağır gözükse de karakterinde kapanmaktan fazla başka bir şeyin pek az bulunduğu ligimizde “kapanan takımlara karşı zorlanan” bir takım görüntüsü vermediği de aşikar. Attığı 46 gol ligin en çok gol atan dördüncü takımı yapıyor Sivas’ı, yedikleri 19 gol ise en az gol yiyeni. Bunu takım halinde göstermeyi başardıkları aşikar. Bu düzenlerine yapılacak bir “10 numara” enjeksiyonu tüm bu tabloyu tepe taklak yapabilir. Bülent Uygun ve Mecnun Odyakmaz’ın böyle bir hataya düşeceklerini zannetmiyorum.

  4. Emre Akduman
    02:04 içinde 29 Nisan 2009 | #4

    Mücadele yeterli mi?

    Geçtiğimiz sezon gösterdiği performansla lige renk katan Sivasspor’un bu sene yapacakları merak konusuydu. Mecnun Odyakmaz ve Bülent Uygun’un yarattığı takım yine zirve yarışını zorlayabilecek miydi?

    Sezona geçtiğimiz seneki kadrosunu çok fazla değiştirmeden giren “Yiğidolar” aynı oyun stratejisiyle kaldıkları yerden devam ettiler. Sağlam savunma bloğu ve çok koşan,sürekli rakibe basan orta sahası ile önce gol yememeyi amaçlayan Bülent Uygun ileride de Mehmet Yıldız’ın fizik gücünden yararlanarak pozisyon bulmaya çalıştı sezon boyunca. İleri atılan uzun topları saklayan ve geriden gelen arkadaşlarına servis eden Mehmet Yıldız takımın en çok göze batan oyuncusu oldu bu sezon da. Gerçektende bu oyun tarzıyla oyunu kilitleyerek rakibe kolay kolay pozisyon vermeyen Sivasspor savunmasında Bilica yerinde müdahaleleri, fizik gücü ve kademe anlayışıyla defansı toparlayan oyuncu oldu. Defansif bekler Abdurrahman ve Hayrettin kısıtlı yeteneklerine rağmen belki de Türkiye liglerinin en çok koşan, ileriye destek veren defansif bekleri oldu bana göre. Orta sahada görev alan Sezer ve İbrahim ise başarıyla yaptıkalrı alan daraltma ve savunmaya katkılarını aynı ölçüde hücuma yansıtamadılar. Mehmet Yıldız’a katkı veren Kamanan, Tum ve Balili ise kontra ataklarda gösterdikelri başarıyı kapanan savunmalara karşı gösteremediler. Bu durumda takım sıkıştığında rakibi açabilecek tek oyuncu olarak Musa Aydın vardı kadroda. Yıllarca kulüp kulüp gezdikten sonra yeteneklerini gerçekten Sivas’ta gösterebilen Musa attığı goller ve yaptığı asistlerle takımı için ne kadar önemli olduğunu ispatladı. Fakat tek başına Musa şampiyonluğu getirebilecek mi bunu zaman gösterecek.

    Son haftalara girilen artık rakipleri Sivas’a karşı 3 büyüklere uyguladıkları katı savunmayı Sivas’a da uygulamaya başladılar. Yani artık Sivas kendi silahıyla vurulmaya başladı. İşte bu noktada Musa tek başına yetersiz kalmaya başladı. Sivas’ın maçları çok zevksiz ve kısır geçerken Antalya karşısında 85. dakikada gelen golle alınan 3 puanın ardından Konya deplasmanında bırakılan bir puan ve kupa rövanş maçında eksikleri ve skor avantajıyla kontrollü oyunu tercih eden Fenerbahçe maçında alınan golsüz beraberlik kalan haftalar için verilmiş bir ikaz olarak görülmelidir. Son Trabzon maçında hücum düşünen Ersun hoca Sivas’ın ekmeğine yağ sürmüş ve şampiyonluk yolunda Sivas’a büyük avantaj vermiş oldu.

    Tabiî ki Sivas’ın 15 milyon TL’lik bütçeyle yaptıkları övgüye değer. Sistemli ve uzun vadeli düşünerek çalışmanın ödülünü alıyorlar. Fakat bu başarıda 3 büyüklerin bu sezon göstermiş olduğu kötü performansın da katkısı olduğunu düşünmekteyim. Yine de Yiğidolar’a göstermiş oldukları başarı, diğer Anadolu klüplerine örnek oldukları ve lige kattıkları renk için teşekkür ederim.

  5. Celal Velet
    10:16 içinde 29 Nisan 2009 | #5

    Kilitsiz Lider
    Sivasspor geçen yılki Turkcell Süper Ligi başarısından sonra bu yıl başlangıcında birçok futbol otoriteleri tarafından aynı başarıyı tekrarlayamayacağı düşünülüyordu. Bu yılki performansları göz önüne alındığında ligin 29.haftası itibariyle hala liderler ve fikstür göz önüne alındığında büyük bir avantaja sahipler.
    Sivasspor’un iki yıllık performansını incelediğimizde fizik kondisyona dayalı, ikili mücadelelerde güçlü ve oyunu orta saha ve geride kabul ederek hızlı kontrataklarla gol arayan bir takım görmekteyiz. Geçen yıl da bunu büyük ölçüde başardılar. Ancak bu yıl bu oyun tarzını bir sistem haline getirdiler. Ayrıca sezon başında ve ortasında aldıkları Murat Erdoğan ve Kamanan gibi oyuncularla takımının bençini de oldukça çeşitlendirip güçlendirdiler.Takımın geneline bakıldığında aslında teknik becerileri çok güçlü olmayan genelde futbol deyimi ile ‘’düz topçu’’ denebilecek türden oyunculara sahipler. Adı gibi takımın yıldız oyuncusu konumundaki Mehmet YILDIZ bile aslında çok üstün bir tekniğe sahip çalımlarla ve teknik özellikleri ile adam geçen bir oyuncu tipi değildir. Belirttiğimiz mevcut oyun yapısı içerisinde görevlerini çok iyi uygulayan,çok koşan ve topu kaptıklarında da hızlı kontralara çıkarak rakibi az adamla yakalayan ve sayısal üstünlükleri ile de sonuca giden bir oyuncu topluluğu sözkonusudur.
    Son haftalarda maçlar biraz daha çekişmeli geçmeye adaydır. Aslında Sivasspor’un genel oyun yapısı da bütün takımlar tarafından bilinmeye başlamıştır. Rakibin savunmada kapanacağı ve boş alan vermeyeceği ,set savunması uygulayacağı bir oyun tarzında çok teknik yetenekli oyuncuya sahip olmayan lider, tabii olarak zorlanacaktır. Bildiğimiz gibi büyük paralar harcayarak bu tür oyunculara sahip olan ligin geleneksel büyük takımları dahi birçok maçta savunma oynayan ve çok kapanan takımlara karşı oldukça zorlanmaktadır. Bu tip savunmaları açmak için top tekniği yüksek ,adeta topla dans eden ve basketbolda playmaker denilen oyun kurucu oyunculara ihtiyaç vardır.Bu tür oyuncular bilindiği üzere sahip olan takımlarına çok yüksek maliyetlerle transfer edilebilmektedir. Fenerbahçe’de Deived ve Alex, Galatasaray’da Arda ve Lincoln, Beşiktaş’ta Yusuf ve Delgado gibi oyuncular bu tür oyunculara örnek verilebilir.Trabzonspor ise bu eksikliğini gidermek için Alanzinho’yu sezon ortasında kadrosuna kattı. Bu oyunculara sahip olmak tabii olarak başarı için tek anahtar değil. Nitekim Fenerbahçe,Galatasaray ve Trabzonspor kapalı savunmaların kilidini açacak,top çevirecek,sıfıra kadar inecek ,çalım atarak adam eksiltecek bu tür oyunculara sahip olmalarına rağmen diğer bir takım yapısal sebepler ya da beklenen yeterli verim alınamadığı gibi nedenlerle arzuladıkları büyük başarıları elde edememişlerdir.Bu yıl için elde etmeleri de zor görünmektedir.Beşiktaş ise ligin ilk yarısında bu konuda oldukça zorlanmıştır.Ara transferde aldığı Yusuf ile birçok zorlandığı maçı kendi lehine çevirmiş kilidi çözmeyi başarabilmiştir.Birçok eksiğine rağmen bu yerinde transferle kupa ve ligde şampiyonluk yarışına devam edebilmektedir
    İşte Sivasspor’un bu tür bir oyuncusu yoktur.Rakip takımlar kapandığında çalımlarla adam geçecek, sıfıra inerek orta ya da asist yapacak ,ara pas yapacak oyuncudan yoksundur.Aslında rakipleri, şimdiye kadar belki de spor kamuoyunun da genellikle beklediği gibi her hafta bir takıma puan kaybedeceği ya da takılacağı beklentisiyle çok büyük önlemler alma gereğini duymuyorlardı.Üç büyüklere her hattıyla savunmada kapanan takımlar aynısını Sivasspor’a genellikle yapmıyorlardı.Ancak böyle bir performansı da açıkçası hiçkimse beklemiyordu.Diğer taraftan Sivasspor’un kalan maçlarına baktığımızda kapalı savunma oynayabilecek takımlarla fazla maçının da kalmadığını görmekteyiz.Önümüzdeki haftaki rakibi Gaziantepspor,genellikle açık futbol’u tercih eden ve ligde neredeyse hiçbir hedefi bulunmayan bir takım.İstanbul B.B.ise bilindiği üzere ayağa çok pas yapan yine genellikle yense de yenilse de ofansif futbol’u tercih eden bir takım görünümünde.Yine Hacettepe ise ligde hiçbir umudu kalmamış ve formalite maçlarını oynuyor.Son haftadaki rakibi ise Galatasaray.Bir tek sondan bir önceki haftadaki rakibi Gençlerbirliği hem ligdeki konumu hem de oyun tarzı düşünüldüğünde böyle bir oyun anlayışını uygulayabilir.Dolayısıyla şampiyonluk hedefi için mücadele eden Sivasspor’u zorlayacaktır.Hacettepe ise yine böyle bir oyun tarzını benimseyebilir.Ancak kalesinde erken görebileceği bir golde direnci kırılabilecektir.

  6. Mahmut Çelik
    14:54 içinde 29 Nisan 2009 | #6

    SİVASSPOR “YENİ LYON” MU?

    Bu sene Sivaspor’un yapmış olduklarını, taraflı tarafsız herkes taktirle karşılıyor. Başa oynayan diğer büyük takımlarımızın arasında, kısıtlı bütçelerle yaptıklarına hala inanamayanlar da vardır elbette ki… Burada Sivasspor’un “Yaptıkları” diyorum çünkü henüz Sivasspor’un elinde başardığı hiçbir şey yok. Kağıt üzerine işlendiğinde ise “Başarı” diyebileceğimiz sonucu henüz alamadılar. Ancak bu düzeni ve bu programlı yapıyı sürdürmeleri halinde başardıkları sadece şampiyonluk değil, belki de Türkiye 1.Ligi tarihinde bir “Devrim” olabilir. Tıpkı Lyon’un Fransa liginde başardığı gibi.

    Futbolu biraz takip eden herkes, Lyon Başkanı Jean-Michel AULAS’ın, Lyon’u nereden alıp nerelere getirdiğini ve Fransa futbolundaki karışıklığın içinden bir istikrar abidesi gibi nasıl yükseldiğini az çok bilir. Lyon’un yükselişini anlamak için Lyon öncesine bakmak gerekir aslında. Lyon’un 7 sene önce başlayan şampiyonluk serisinden önce her yıl sürpriz bir şampiyon çıkıyor ve lig başlarken yaklaşık 7-8 şampiyon adayı oluyordu. Şampiyon adayının çok olması elbette lige renk getirir ama aynı zamanda o ligin de ne kadar kalitesiz ve istikrarsız olduğunu da kanıtlamış olur.

    Fransa liginde 92-93 yılındaki Marsilya’nın elinden alınan “Şikeli” şampiyonluk unvanı başka bir takımada verilmedi. Ayrıca o sene Marsilya küme de düşürüldü. Fransa ligini yönetenler büyük takımların elinde bulunan gücü alıp, diğer küçük takımlara dağıtarak “Adil Ortam” yaratılmasını sağladılar. Elbette bu Futbol Liginin genel istikrarsızlığına da yol açtı ama futbolun adil oynanmasını sağladı. Marsilya’nın o seneden sonra şampiyonluğu bulunmaması da bunu bir göstergesi sanırım. Marsilya’nın küme düşürme olayının ardından gelen 8 sene içinde tam 7 şampiyon çıktı. Ta ki AULAS’ın Lyon’u Ligin direksiyonuna geçene kadar. AULAS, yaptığı proje ve yatırdığı paranın karşılığını fazlasıyla aldı.

    Fransa liginde şu ana kadar 1932-1933 senesinden beri tam 17 şampiyon çıkmış olması Türkiye Ligi ile kıyaslamayı zorlaştırıyor olabilir . Ancak orada ki yaratılan adil ortam ve büyüklerin elindeki düdüğün alınıp küçüklere verilmesi bizim futbolumuz için bir örnek teşkil edebilir.

    Sivasspor şu anda kötü yönetilen büyüklerinde içinde yönetimi ve programlı yapısı ile kulvarına oturmuş durumda. Ancak bu koşuyu başarıyla tamamlayıp Lyon’un yaptığı gibi bir “Hanedanlık” haline getirebilecek mi? İşte esas soru bu… Aslında Sivasspor, Lyon’un yaptığı gibi paralı bir başkan ile de yola çıkmadı. Onun gibi bir proje takımı da olmadı ama Başkan Mecnun ODYAKMAZ ve Bülent UYGUN ile sadece bir yapı kurdular ve bu yapının iyi bir şekilde işlemsini sağladılar. Bu bile Sivasspor’un şampiyonluğa oynamasına yetti. Düşünün bir de para ve projeleri olsa ne yapacaklar.

    Lyon öncesinde Fransa’da olan dağınıklık ve karışıklık şu anda Türkiye liginde belki görülmüyor. Ancak bazı benzerliklerde yok değil. Sivasspor, ne Lyon gibi kaynaklara sahip nede onun gibi bir projeye.. İşte bu doğrultuda Sivasspor’un misyonu “Yeni Lyon olmak” olmamalı. Yeni bir Lyon’a yol açmak olmalı. Lyon öncesi ortamı oluşturmak olmalı.. Kim bilir; belki Sivasspor’un şampiyonluğu ile gelecek 7-8 sene içinde bizimde şampiyonlar liginde her sene çeyrek finali zorlayan bir Lyon’umuz olur.

  7. serdar
    19:30 içinde 01 Mayıs 2009 | #7

    Sezon başında spor kamuoyunun büyük bir kısmı Sivasspor’ un geçen seneki başarısını bu sezon da sürdürebileceğine pek ihtimal vermiyordu. Çoğunluğu yanıltan bu performansın altında sıkı disiplin ve istikrarlı bir şekilde sürdürülen oyun sistemi yatıyor.
    İlk akla gelen hatlarıyla bu sistem, ileriye atılan uzun topları Mehmet Yıldız’ da toplayıp takımın çıkmasını sağlamak ve yine aynı futbolcunun sağdan ve soldan bindirme yapan hızlı oyunculara servis yapmasıyla sonuca gitmek oluyor.
    Bülent Uygun kadroda kendisi de dahil herkesin yerinin doldurulacağını söylemişti. Buna Mehmet Yıldız da dahil. Fakat bu sene Sivas’ ın Mehmet Yıldız olmadan çıktığı maç hatırlayan var mı acaba?
    Bu oyuncu yokken acaba Sivasspor neler yapacak? Balili,Kamanan ve Tum her ne kadar etkili oyuncular olsa da M. Yıldız’ ın misyonunu yerine getirebilecek durumda değiller.Diğer bir deyişle Bülent Hoca Mehmet Yıldız ‘ ı düşük performans yaşadığı dönemlerde bile dinlendirmeyi göze alamadı.Demek ki bu oyuncunun eksikliği Sivasspor için büyük bir handikap ve herhangi bir ceza veya sakatlık yaşamaması da Sivasspor için aynı oranda büyük bir şans.
    Sivasspor uzun oynayıp çabuk çıkmayı deneyen, daha çok boş alanları seven bir takım. Ancak bu sezona baktığımızda şunu görüyoruz ki dirençli,mücadele eden ,ligimize göre iyi sayılabilecek derecede defans yapabilen takımlar karşısında hep puan kaybetmişler.Örneğin Ankaraspor, Kayserispor,Beşiktaş,Bursaspor…
    İlerdeki tek oyuncuya bağlı sistem bu kadroyla zaten olsa olsa bizim ligimizde buralara gelebilir. Mehmet Yıldız üstün fiziğine rağmen durdurulması çok zor bir oyuncu değil. Üstelik hava toplarında da hakimiyeti çok zayıf. Akıllı bir savunma oyuncusu onu rahatlıkla kilitleyebilir. Hiç bir büyük maçta Mehmet yıldız ön plana çıkmadı bu güne kadar,çıkması da çok zor zaten.Dünyada tek santrafora dayalı futbolu bugün Barcelona,Real Madrid,Chelsea takımları oynuyor. Çünkü ellerindeki malzeme buna yatkın. Önümüzdeki sene muhtemelen devler liginde ülkemizi temsil edecek olan Sivasspor’ a şimdiden başarılar dilemekle birlikte bu taktiğin ligimiz dışında ne kadar işlerliğinin olduğunu göreceğiz diyorum. Umarım hayal kırıklığı yaşamayız.

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.