Ana Sayfa > Sergen Yalçın > Sergen Yalçın: Rijkaard’ın yerine Abdullah Avcı’yı görmek isterim

Sergen Yalçın: Rijkaard’ın yerine Abdullah Avcı’yı görmek isterim

04 Mayıs 2010

Barcelona’nın teknik direktörü Guardiola daha önce hangi takımı çalıştırdı? Yok. Demekki takımın başına aklı başında, duruşu olan bir adam getirirsen başarı geliyormuş. Guardiola bile başarı olduysa Rijkaard’a ne demeli. Şimdi bir anket yapalım. Galatasaray taraftarı Abdullah Avcı’yı mı ister Frank Rijkaard’ı mı? İstanbul Büyükşehir Belediyespor’u nasıl bir konuma getirdi. Abdullah Avcı. Hadi Mourinho’yu Türkiye’de bir takımın başına getirin. Bakalım ne yapabilecek. Ben hepsinin yerine Galatasaray’ın başında Abdullah Avcı’yı görmek isterim.

Bu yazıyla ilgili görüşlerinizi bekliyoruz…

Sergen Yalçın

  1. SLMGVN
    19:06 içinde 04 Mayıs 2010 | #1

    TEKNİK DİREKTÖR

    Kulüpler tarafından,büyük paralar verilerek,takımların başına geçen teknik direktörler,sezon sonunda ,başarısız olduklarında ,görevlerine son verilirler. ( Bu bütün takımlar için geçerli ).Tabii burada başarı ,göreceli bir kavram.Baktığın yere göre, başarı ölçüsü değişkenlik arz ediyor.Şimdi ,Teknik Direktör aldığı ücret karşılığın da yapılan sözleşmede ;
    1.Bu takımı şampiyon yaparım
    2.Kupa kazandırırım
    3.Milli takımlara şu kadar oyuncu veririm
    4.Alt yapıdan şu kadar oyuncuyu A takıma kazandırırım
    5.Avrupa kupalarında şu kadar tur atlatırım yarı final yada final oynatırım.
    6.Tribünlerde ki ve/veya TV başında ki izleyecilere keyifli bir takım izlettiririm, maddelerini koydururlar mı ? ….Kocaman HAYIR !

    Ne yapar Teknik Direktör ? Eldeki mevcut kadroya takviye ister,takviyeyi yetersiz bulur, devre arası takviye ister, yine mi olmadı ? Bir dönem önce ki ,teknik adamları eleştirir .Kadro da bulunan futbolcuların yeteneklerini eleştirir. Dünya da hiç bir teknik direktörün ; Ben başarısızım,bu takım benim yüzümden hedeflerden uzaklaştı,bu takım için ben yeterli değilim, dediğini duydunuz mu ? Buna da ben kocaman HAYIR diyorum.

    Şimdi Rejkard geçen sezon ligi 5.ci bitirmeleri nedeniyle ,UEFA Avrupa ligi ön eleme maçları oynamak için, sezonu erken açmak zorunda olduklarını açıklamış.Sezonu erken açtıkları içinde futbolcu kadrosunun bu maç trafiğini kaldıramadığını ,bu yüzden de hedeflerden uzaklaştığını belirtti. Ayrıca Galatasaray,geçen sezonu 5.ci bitirmesine rağmen bu sezonu 3.cü bitirmesi nedeniyle başarısız olduğunu, düşünmediğini da eklemiş.Rejkard ,Galatasaray ile anlaştığı dönemde ,Galatasaray ligi zaten 5.ci bitirmişti. Beşincilik sonradan oluşan bir gelişme değildi! O zaman sözleşmeyi imzalama aşamasında ” bakın Galatasaray sezonu erken açacak,bu da takımı yıpratır,bu nedenle, kimse benden başarı beklemesin” demedi.O halde demeliydi !

    Ülkemizde yerli teknik adamlar,kulübün hemen hemen herşeyiyle ilgilenirler.Parasal problemlerden,tesislerin sorunlarına,futbolcuların ailevi problemlerine kadar. Hele çalıştırdıkları kulüp şehir takımı ise, Tapu kadastro müdüründen,banka şube müdürüne,esnafından,emniyet güçlerine kadar her kesimle dialoğa girerler. Başarılı olmak için de insan üstü çaba göstermek zorundalar.Tıpkı bu sezon olduğu gibi. Belki ilk kez bu sene en azTeknik Direktör değiştiren lig bizim ligimiz oldu. Ülkemizde ,görev yapan, yabancı teknik direktörler ise,sadece ve sadece takım ile ilgilenirler. Futbolcuların alacakları,ruh halleri,özel yaşantıları onları bağlamaz. Doğru olan bu olabilir,ancak bu ülke de bizim duruşumuz bu. 18 takımlı ligimizde ,18 takımın başına da YERLİ teknik direktör getirdiğimizde, yine bu lig de 1 lig, 1. Kupa şampiyonu , 3 de küme düşecek takım olmayacak mı ? Vizyonu geniş,kariyeri bol,dünya çapında teknik direktörü ne için getiriyoruz ? Avrupa da başarı için. Peki dünya çapında olup Avrupa da bizlere başarı yaşatan yabancı teknik adam oldu mu? Herkesin ilk aklına gelen,Zico ile Fenerbahçe’nin şampiyonlar ligi çeyrek finali. Yalnız bir örnek,ikinciyi bulamıyoruz.
    Peki Abdullah Avcı ,Galatasaray’ın başına geçerse. Abdullah Avcı vizyon sahibi mi ? Bu işin üstesinden gelebilir mi ? Karizması var mı ? Fark yaratır mı ? her soruya ,EVET diyebiliriz. Başarıyı büyütmek ve paylaşmak adına,mesleki saygı çerçevesinde,camia bilinci oluşmuş genç teknik direktörlerimizin ,kulvarlarının açılması gerekmektedir. Bunun neticesinde 5-10 sene içinde, Avrupa liglerinde ,takım çalıştıran teknik direktörlerimizi görmenin hayal olmayacağını düşünüyorum.

  2. cihanozalp
    22:08 içinde 11 Mayıs 2010 | #2

    Teknik Direktör Kıyımı Başlasın

    Birincisi Alex Ferguson bugün bir maçta başkanları soyunma odasına girsin ya da herhangi bir transfer onun söylediği şekilde yapılmasın Manchester’ı anında bırakır. 30 yılı aşkın süredir bu takımın başında ama bu süre içinde her sene şampiyon mu olmuş? Ya da her sene ikinci mi olmuş? Süper geçen sezonlar da olmuş; vasat geçen sezonlar da… Şimdi Türkiye’ye dönelim… Bir sene içerisinde bir takımın 3 kere teknik ekip değiştirdiği; maç kötü gittiğinde soyunma odasına dalan ve sanki futboldan, hocanın anladığından daha fazla anlıyormuş gibi tembihler ve tehditler yağdıran; transfer olduğundan en son Teknik Direktör’ün haberi olduğu bir ligdeyiz. Böyle bir ligdeyken başarılı olan hocaları bence alınlarından öpmek lazım. Burada başarılı olabiliyorlarsa; Avrupa’da büyük takımlara gittiklerinde çok daha rahat başarılı olurlar.

    İkincisi 18 takım var ve sadece bir takım şampiyon olabiliyor. Bunu anlayamayan; illa her sene şampiyon olsun istenen; ikinciliğe bile razı olunamayan bir taraftar kapasitemiz var. Küçük şeylerle mutlu olamadığımız için de gerçek hayatımızda da mutluluğu bir türlü yaşayamıyoruz. Trabzon kupayı aldı; şampiyonluk yaşamış kadar sevindiler. Tebrik ederim taraftarı ama şunu da sorarım; bundan önceki senelerde 2. liğe 3. lüğe neden sevinemiyordunuz? Kupa çok mu önemli bir şey? En azından Avrupa’da büyük liglerde olduğu kadar önemli mi? Diğer sezon ikinci olup da yine kupa alsanız bunu başarısızlık sayacağanıza ben şimdiden eminim.

    Üçüncüsü herkes Avrupa’yı örnek vererek teknik direktör kıyımına karşı çıkıyor ama sadece lafta… Uygulamaya geldiği zaman birilerine hakarete varan sözler ediliyor; başkalarına da “gönderilsin” deniyor. Ben bu ikilemi algılamakta zorluk çekiyorum. Bir insan bir şeyi ya ister; ya istemez. Medya vasıfsız eleştiriyi azıcık bıraksa; belki de ligin kalitesi yükselir. Çünkü bir takım yaratmak öyle kolay iş değil; eleştirenler azıcık empati yapsınlar; olmadı bir küçük takım çalıştırmayı denesinler. Ne kadar zor olduğunu anlayacaklardır.

    Koyu bir Beşiktaş taraftarı olarak hafta sonu 3. lüğe çıkabilirsek çok mutlu olacağımı söylemek istiyorum. ne kadar az eleme; o kadar başarı. Ancak 4. olursak da problem değil; Avrupa’ya gidiyoruz. 5. olsaydık da en azından ligden düşmedik diyebilirdim. Biraz polyanna olmaktan kimseye zarar gelmez; hatta bakmışsınız taraftarların acımasız protestoları olmadığında takımınız daha başarılı olur; ya da daha güzel futbol oynar.

    Eleştirilerim kendime göre doğrudur; ancak başkalarına göre yanlış gelebilir. Ancak tek bir kişiye veya kuruma itaf edilmemiştir; geneli için söylüyorum.

    (Yani Sergen hocam bunu okursan bir Beşiktaş’lı ve bir iki yıla meslektaşın olacak birine alınma)

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.