Ana Sayfa > Sergen Yalçın > Sergen Yalçın: Beşiktaş’ın kanat bekleri yetersiz

Sergen Yalçın: Beşiktaş’ın kanat bekleri yetersiz

11 Ağustos 2009

sergenyalcin“Erhan da İsmail de Beşiktaş’ın oyuncusu değil. Beşiktaş, bu bölgelerde aksıyor.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Sergen Yalçın

  1. 11:26 içinde 11 Ağustos 2009 | #1

    Ligin son şampiyonu Beşiktaş, 5 gün sonra tekrar sahaya çıktığı Olimpiyat Stadı’nda iyi oynayamadı.

    Beşiktaş ilk yarının son 15 dakikasında tam anlamıyla üçlü forvet hattıyla oynadı. Holosko, Nobre ve Yusuf birbirlerine daha da yaklaştılar ve kanatlarda yük İsmail ve Erhan’a bindi.

    Erhan birşeyler yapmaya çalıştı ama onun da hücum tarafının çok zayıf olduğunu gördük. Adam geçemiyor, iyi bindirme ve ortalar yapamıyor. Kritik yerlerde pas hataları ve kademe hataları yapabiliyor. Yine Sivok onun boşalttığı alanlarda iyi kademeye girdi ve önemli bir sorun yaşamadı Beşiktaş. Zaten İBB’nin de amacı atak oynamak değildi. Rakibi kontrollü bir şekilde karşılayıp kontra ataklarla etkili olmak istiyorlardı. Beşiktaş bu şansları da verdi onlara ama pas hataları ve anlamsız şutlarla bu şansları kullanamadılar.

    Aslında Erhan’ı hazırlık maçlarında iyi görmüştüm. En azından savunmada iyiydi. Holosko’yla uyumluydu. Dediğim gibi Beşiktaş hücum elemanları içeri gömüldüğünde Erhan orada etkili olamıyor. Mutlaka önünde biri olmalı. Top kontrolü ve bindirmelerinde de pek etkili olamadı ligde ama Beşiktaş’ın oyuncusu değil demek de erken bir yargı olur bence.

    Beşiktaş’ın sol kanadı Tello’nun orayı kullanmaya çalıştığı anlar dışında hiç çalışmadı İBB maçında. İsmail yetenekli ama şu anki görüntüsüyle yetersiz orada. Savunmada hatalar yapıyor. İleriye dönük paslar ve iyi ortalar yapamıyor. Yaşı daha çok genç ve bunlar düzeltebileceği hatalar tabi ki. Önünde ona destek olacak tarzda bir oyuncu olmadığı için çok efor sarfediyor o alanda ve hatalar yapması da normal karşılanabilir.

  2. Tolga Kılan
    11:58 içinde 11 Ağustos 2009 | #2

    Beşiktaş geçtiğimiz sezonki süreci tekrar yaşar mı?
    Bunun elbette cevabını vermek şu aşamada biraz erken olsa da özellikle genç oyuncuların geleceğe yönelik olumlu bir ışık verip vermeyeceğini hazırlık döneminden ve Süper Lig ilk maçından üç aşağı beş yukarı kestirebiliriz!
    Özellikle genç isimler hazırlık döneminde dikkat çekenlerin başında geliyorlardı;
    Rıdvan Şimşek, İsmail Köybaşı ve orta yaş transfer Erhan Güven.
    Rıdvan Şimşek 18 yaşında,17 kez Genç Milli takım kadrolarına çağrılmış…
    İsmail Köybaşı 20 yaşında,5 kez Genç Milli takım kadrolarına çağrılmış…
    Erhan Güven 27 yaşında,1 kez A-2 Milli Takım kadrosuna çağrılmış.
    Özellikle genç oyunculardan Rıdvan’ın yaşı ile orantılı olan Milli takım’a katılım sayısını görünce onda bir şeyler olduğunu ister istemez yukarda ki tabloya bakınca anlayabiliyoruz!
    Aynı şeyi diğer iki oyuncu için bu istatistiğe bakarak söylemek biraz iyimserlik olur.
    Bir sezon önce takımı çalıştıran hocayla devam etmenin en büyük avantajı; Eski oyuncuları tanıması ve yeni gelen oyuncuları da aynı şekilde geçen sezonki takıma monte edebilmiş olmasıdır.Beşiktaş’ta en güzel örneği İsmail ve Erhan’ın bu takımda bizde varız demeleri sanırım hem Hoca’nın katkısı hem de kendilerinin çalışması sonucu olmuştur…
    İsmail üç hazırlık ve süper kupa maçının verdiği yorgunlukla İBB maçında performansı üst düzeyde değildi. Özellikle Süper Kupa maçında Fenerbahçe ile oynan maçın ikinci yarısındaki İsmail gerçekten çok iyi oyun çıkarmıştı.
    Belki de İBB maçının atmosferinin hafifliğinden belki başka nedenlerden dolayı İsmail vasatı aşamadı!
    Özellikle İbrahim Üzülmez gibi bir oyuncudan formayı almak kolay değil bunun için çok daha fazla katkı yapması gerekiyor.
    Bunu yapabilir mi?
    İlerleyen maçlarda göreceğiz!
    Zaten tersi olursa onu kadroda göremeyeceğiz!
    Erhan,belirli kapasitesine rağmen, kapasitesinin üstüne çıkarak her geçen gün takıma uyum sağlamaya çalışıyor.Erhan iyi niyetli oynamaya çalışıyor.
    Ancak bu iyi niyetli oyun Beşiktaş gibi 3 kulvarda birden mücadele edecek bir takım için ne kadar katkı sağlar bilinmez!
    Özellikle Süper Lig’te Fenerbahçe,Galatasaray ve Trabzonspor’un geçtiğimiz sezona göre daha dişli olacağı,Şampiyonlar Ligi’nin çok daha zor olduğunu düşündüğümüzde.
    Şu aşamada hiçbir oyuncu gerçek performansına yakın bir oyun sergileyebilir mi?
    Tartışılır!
    Ancak şu aşamada ben İsmail ve Erhan’ın ellerinden geleni yaptığına ve biraz zaman tanımak gerektiğine inananlardanım…
    Öyle olmasa Beşiktaş milyonlarca euro harcama yaptığı İsmail gibi gençlerin gelişimine nasıl katkı yapacak ve bu paranın karşılığını alacaktır?
    Asıl katkının uzun vade de Rıdvan ve İsmail’den geleceğine inananlardanım!

  3. 14:08 içinde 11 Ağustos 2009 | #3

    ALT YAPIDA ALT YAPI SORUNU VAR
    Sergen Yalçın’ın ifadesi ilk bakışta doğru görünüyor. Özellikle Erhan, şu an oynadığı futbol ile Beşiktaş gibi üst düzey hedefi olan bir takımın sahada olabilecek oyuncusu değil. İsmail KÖYBAŞI ise oyun olarak Erhan’ın önünde olmasına rağmen kendisini oldukça geliştirmelidir. Çünkü oynadıkları takım devler liginde kurada üçüncü seviyede olacağında kendisiyle arasında seviye farkı olan iki takımla zorluk düzeyi yüksek 4 maç oynayarak gruptan çıkmaya çalışacak. Üstelik 4. Seviyedeki takımın kim olacağını da henüz bilmiyoruz. Dolayısıyla sağ ve sol savunma göreviyle sahaya çıkan bu iki oyuncunun rakiplerini ne derece durduracakları ve aynı randa hücuma ne ölçüde çıkacakları Beşiktaş’ın seyir defterine düşülecek notlar açısından çok önemlidir.
    Yalnız bu duruma futbolcuların eksik olduğu noktasında bakmakla yetinirsek eksik değerlendirme yapmış oluruz. Çünkü bu futbolcular dahası alt yapıdan yetişen Türk oyuncuların tamamında kendileri kadar yetişme şartlarının da sebep olduğu eksiklikler var. Güncel bir örnek var önümüzde 10 milyon Avroluk için Daum’un ilk yorumu: “Topuz yetenekli ama futbolu bilmiyor.”
    Bu sözü doğru analiz etmek futbolumuzun temelini oluşturması gereken alt yapıların kangrenleşmiş hastalıkları ve çözümleri için yol gösterici olabilir. Öncelikle alt yapıya önem veriyoruz yalanından yöneticilerin vazgeçmesi lazım. Alt yapıların başına getirilen öğreticilerin amca-dayı kıyağıyla buralarda olduklarını maalesef söylemek zorundayız. Cemil TURAN Mehmet TOPUZ transferine yaptığı katkı karşılığı Aziz YILDIRIM tarafından alt yapı genel koordinatörü yapılıyor. Bu mantıkla da alt yapıdan futbolu bilen oyuncu yetişmesi bekleniyor. Bu alana son 10 yılda en fazla yatırımı yapan takım Kuşkusuz Fenerbahçe’dir. Ama bu sürede yetişen tek oyuncu Semih ŞENTÜRK. Bu oyuncuyu da oynatmamak için elinden geleni yapan bir takım Fenerbahçe.
    Futboldaki yabancı sınırlaması ve üst düzey yabancı oyuncuların alınamaması gibi kronik sorunlar nedeniyle takımlarımızın ivedilikle alt yapı sorunlarına yönelip profesyonel takımlarında yapamadıkları profesyonel oluşumları alt yapılarında devreye sokmaları gerekir. Öncelikli yapılabilecek önlemleri şu şekilde sıralayabiliriz:
    1. İngiltere, İspanya gibi ileri düzeydeki futbol ülkelerinden alt yapı uzmanın öğretici ve çalıştırıcılar uzun süreli profesyonel antlaşmalarla göreve getirilmelidir. Çünkü bizim futbolu bırakmış en yetenekli oyuncularımız yetenekleri oranında futbol bilgisine sahip olmadığı gerçektir.
    2. Alt yapıya alınan futbolcu adaylarının okul masraflarına kadar her türlü masrafı karşılanmalıdır.
    3. Alt yapılar aile şefkati dahil sporcuların her türlü maddi manevi ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir. Sporcu oraya gitmek için can atmalıdır.
    4. Seçme yapılırken futbolcu kadar sporcu da aranmalıdır. Seçilen kişi topu sevgilisi olarak görmelidir. Uykusunda bile topunu düşünmelidir.
    Bizde futbol deyince hücum ve golden başka hiçbir şey akla gelmez. Mahalle maçlarında herkes hücum oynamak ister. Ağabeylerin isteğiyle savunma yapmakla görevlendirilenlerin suratı düşer, kaleye geçirilen ise oyundan çıkmayı göze alır. O yüzden alt yapılara seçilen futbolcu adaylarına futbolun hücum yapmak kadar savunma yapmak da olduğu öğretilmelidir. Uygulanması çok da zor olmayan yukarıda sıralanmış önlemlerle Türk futboluna, çağdaş ayaklar kazandırılabilir. Gökhan GÖNÜL’ü yetiştiren bu topraklar yerli Puyollar, Ferdinatlar, Essienler yatiştirebilir. Onların da isimleri ister Erhan olur, ister de İsmail…

  4. 15:41 içinde 11 Ağustos 2009 | #4

    - Kanadı Güçsüz, Pençesi Kırık, Gagası Kopuk Bir Kartal -

    İsmail köybaşı henüz yumurtadan yeni çıkmış yavru kartal gibi; Kanadı güçsüz, tecrübesiz, henüz çok genç bir oyuncu. Tek başına sol kulvarın tamamını idare edebilecek olgunlukta değil. Zamanla kendisini geliştirip,üzerine koyaraktan ilerleyecektir. Kaliteli bir kumaş olduğu, hücrelerinde yetenek yapıtaşları barındırdığı aşikar. Şuan Beşiktaş takımının sisteminde ve kurgusunda bir hayli eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler yumağı olduğundan ötürü İsmail’in o bölgede tek başına etkili gözükmesi mümkün değil.

    Ama altını çizerek ve üzerine basarak söylüyorum İsmail Köybaşı Beşiktaş’ın oyuncusudur.

    Erhan Güven’e gelince, büyük takım oyuncusu olmadığı fikrine katılıyorum. Heleki ilk 11 oyuncusu hiç değil. Yedek kulübesinde ikinci veya üçüncü alternatif statüsünde yer alması gereken biri. Savunması zayıf olduğu gibi hücum etkisi hemen hemen hiç yok. Rakip takımların özellikle o bölgeyi kullanarak Beşiktaş kalesine yüklenip tehlike oluşturmaları tezimizi doğrular nitelikte bir örnektir.

    Erhan Güven yaşı itibariylede pek genç sayılmaz; İsmail Köybaşı gibi pişmesi için zaman gerektirecek bir konumda değil. İbrahim Toraman iyileşince formayı hiç zorlanmadan kendisinden alacağından zerre kadar şüphem yok.

    Beşiktaş’ın sorunları yalnız kanatlardan ibaret değil. Pençeci ( orta sahası ) kırık, Gagası ( forveti ) kopuk Kartal’ın !

    Yarım maestro Yusuf Şimşek ile sezon bitmez. Ya sakatlanıyor sürekli, Yada devamlılık sağlayamıyor performans olarak. Üstelik geldiğinden beri 90 dakika oynadığına rastlamadık. Yusuf’un limiti taş çatlasın 60 dakika. Tello meastro özellikli bir orta saha değil. Oyunu her zaman açamaz. Delgado geldiğinden beri zaten vasatın üzerine çıkamadı genel performans değerlendirmesinde. Uzun sürecek sakatlığı yüzünden takımındaki yerini alamayacak. Beşiktaş’ın en büyük ihtiyaç hissettiği yer 10 numara pozisyonu. Buraya Kaliteli bir adam şart. Nuri Şahin Beşiktaş’ı tek başına sürükleyecek bir isim değil. Yaşının genç olmasından dolayı söylemiyorum. Büyük bir takımı tek başına sırtlayacak yetenekte görmüyorum kendisini. Yıldıray Baştürk ise müzmin sakat ve eski formundan çok uzak. Alınması çok büyük bir risk. Deco, Riquelme, Queresma tarzında bir oyuncu gerekli Kara kartal’a.

    Diğer bir transfer de Forvet’e yapılmalı kanısındayım. Bobo-Holosko-Nobre üçüde ideal bir forvet değil. Hepsinin özellikleri farklı. Hepsinin birbirini tamamlayan özellikleri var. Malesef ayrı bedenlerde buluşmuşlar. Üçünü toplasan ancak tam 1 forvet ediyorlar. İşte Beşiktaş’a da böyle komple bir forvet gerekli. Havadan yerden etkili, süratli, adam geçebilen, asist yapabilen, topu ayağından çabuk kaptırmayan, rakip defansı yıpratan Grafite, Kanoute tarzı bir golcü doğru seçimdir.

    Nihat bir forvettir ama oda tam özellikli değil. Sakatlık sonrası uyum sürecini atlatamamış durumda.Askerlikten dolayı takımla çalışamadı. Onunda performansı soru işareti.

    Beşiktaş geçen senede defansta sorunlar yaşıyordu. Buna rağmen orta sahasının ekstra gayretiyle şampiyon oldu. Defanstaki sorunlar Türkiyede sıkıntı çıkarmaz fazla. Yediğinden 1 fazlasını atarsın kazanırsın maçı. Lakin avrupada perişan olursun orta saha ve forvet sorunu çözülmezse. Savunmaya takviye bu saatten sonra yapılacağını sanmıyorum. Tek alternatif çözüm sol ve sağa Üzülmez-Toraman ikilisinin yeniden monte edilmesidir. İsmail sol açığa kaydırılabilinir. Ama Erhan ilk 11 de olmamalı.

    Orta saha ve forvetin verimliliği artınca otomatikmen defansta düzelecektir. Beşiktaş geçen sene defansı orta sahaya yakın kuruyordu. Şimdi daha geride kuruyor. Çünkü orta sahası zayıf ve eksik. Kontra atak fazla yememek için defansı biraz daha geriye kuruyor mecburiyetten. Bu durumda rakibin orta sahayı kolayca geçip, defans ve özellikle kanat adamlarıyla sürekli baş başa kalmasına sebebiyet veriyor. İşleyen bir orta saha ve basan pres yapan bir hücumla bu sorun ortadan kalkabilir.

    Özetle Şuan itibariyle karşımızdaki takım ” Kanadı güçsüz, pençesi kırık, gagası kopuk bir kartal ”

  5. Eren Göksu
    15:46 içinde 11 Ağustos 2009 | #5

    Beklerin İyi Olması İçin Beklemek Lazım…

    Sergen Yalçın, Erhan ve İsmail’in yüzünden Beşiktaş’ın beklerinin oyuna gereken katkıyı yapamadıklarını söylüyor. Bu yorumu incelemek için, adı geçen iki futbolcuya biraz daha yakından bakmak gerekir. Bu bakışın sonucunda daha sağlıklı bir yorum yapılabilir.

    Erhan Güven’le başlayalım. Erhan, Beşiktaş’a ilk onbir oyuncusu değil, savunmanın göbeğinde ve sağ bekte alternatif yaratmak, daha derin bir kadro oluşturmak için alındı. Ancak, sağ bekte ilk tercih olarak düşünülebilecek Ekrem Dağ ve İbrahim Toraman’ın sakat olmalarından dolayı, sezon başı kampından bugüne kadar ilk, hatta Rıdvan Şimşek’in ilk onbir oynamayacağını öngörürsek, tek tercih haline geldi. Şu ana kadar da fena bir performans sergilemedi. İyi niyetli, hücumu da düşünen, savunması fena olmayan bir oyuncu. Tabii ki şu aşamada Beşiktaş’ın ilk onbir oyuncusu değil, ancak bir Baki Mercimek de değil.

    İsmail Köybaşı ise, bu sene Beşiktaş’ın en yüksek bedelli transferi, dolayısıyla ilk onbir oyuncusu olarak alındı. Amaç, yıllar sonra Beşiktaş sol bekinden gelecek güzel ortalar, bunun ne demek olduğunu bile çoğu Beşiktaşlı unutmuş durumda. İsmail, şu anda bu beklentileri karşılayabilecek bir futbolcu değil, burası kesin. Ama bu olmayacağı anlamına gelmez, çünkü 19 yaşındaki genç oyuncuda kendini geliştirme potansiyeli mevcut. Klişe tabirle İsmail’in “kumaşı iyi”; fiziği güçlenince, savunması gelişince ve tecrübe kazanmaya başlayınca, Beşiktaş’ın sol bek sıkıntısı bitecek.

    Tabii ki, bir Şampiyonlar Ligi maçında beklerde İsmail ve Erhan’ın olması, çok uzak bir ihtimal. Bu tür maçlarda sol bekte İbrahim Üzülmez, sağ bekte de İbrahim Toraman ya da Ekrem Dağ oynayacaktır. Erhan, olası bir sakatlıkta forma giyecek ve hiç de sırıtmayacaktır, bu bağlamda iyi bir rotasyon oyucusu olduğu söylenebilir. İsmail ise, İbrahim Üzülmez’le değişmeli oynayacak, 2010-2011 sezonundan itibaren de uzun yıllar Beşiktaş’ın sol kanadında oynayacaktır. Şu anda yüksek bonservis ücretinin de etkisiyle biraz bocalamakta, ancak takıma alıştıkça hem Beşiktaş, hem de Milli Takım için değişmez bir oyuncu olacaktır.

    Sonuç olarak, Beşiktaş’ın beklerinde şu anda bir sorun olduğu açık, ancak bu as oyuncuların kadroda olmamalarından kaynaklanmaktadır. İsmail ve Erhan’ın bu sene geldikleri ve yalnızca iki resmi maça çıktıkları da unutulmamalıdır. Zamanla, hem bu oyuncular, hem de as oyuncuların katılımıyla Beşiktaş’ın bekleri, çok daha güven veren bir futbol ortaya koyacaktır.

  6. Orkun Şener
    20:27 içinde 11 Ağustos 2009 | #6

    Erhan Güven ve İsmail Köybaşı meselesine bir göz atmak gerekirse,en başta Erhan’ın Beşiktaş’ın oyuncusu olduğuna inanmıyorum.Beşiktaş gibi Şampiyonlar Ligi’nde başarı hedefleyen bir takım için yeterli bir isim değil.Aslında Turkcell Süper Ligi’nde bile bu yükü kaldırır mı büyük bir soru işareti.

    Beşiktaş’ın oyun sistemi gereği iki bekin de hem defans hem ofans konusunda yeterli olması gerekiyor.Çünkü kenar önlerinde oynayan Tello,Holosko,Yusuf(!),Serdar Özkan gibi oyuncuların geriye dönüşleri pek yok ve içe kat etmeyi seven oyuncular genelde.Ankaraspor günlerinden de tanıdığımız Erhan Güven bu saydığım durumlar göz önüne alındığında Beşiktaş gibi hedefleri olan bir takım için yeterli olur şeklinde bir yorum getirmek doğru olmaz.Bu konuda Sergen Yalçın’a kesinlikle katılıyorum.

    İsmail Köybaşı’na gelince,onun Erhan’dan çok daha fazla şey vaat ettiğini düşünüyorum Beşiktaş için.Sol kanatta güven kazandıkça daha çok ileri-geri çalışacak kapasiteye ve yeteneğe sahip olduğunu bugüne kadar belli etti.Bana göre Demirören yönetiminin yaptığı en iyi 3 yerli transferden biridir.İbrahim Üzülmez gibi Beşiktaş’a en az 10 yıl hizmet verebilir üstelik ofansif yönü İbrshim’den fersah fersah daha önde.Tabi ki büyük takımın atmosferine alışması,olumsuz eleştirilere kulağını tıkaması,profesyonellik anlayışını geliştirmesi bu takımda kalıcı olması için olmazsa olmaz kriterler.Bunlar da zamanla olacak şeyler fkat İsmail’in elini çabuk tutması gerek.Yoksa bu genç arkadaşımızın Beşiktaş’ın yükünü kaldıracak yeteneği fazlasıyla var.Hatta ben 2. bir Gökhan Gönül etkisi yaratabileceğini bile düşünüyorum.Tek yapması gereken mental açıdan güçlenmesi ve fiziksel olarak daha dirençli hale gelmesi.Maçlarda biraz daha sorumluluk alırsa takımı da kendisi de bu durumdan kazançlı çıkar.Beşiktaş gibi kapanan takımlara karşı oynayan bir takımda,İsmail gibi ofansif yetileri gelişmiş bir bek Siyah-Beyazlıların çok işine yarayabilir.Mustafa Denizli’nin bunları göz ardı etmeyeceğine inanıyorum.

    Sağ bek konusuna dönerse bence Beşiktaş yönetimi 10.5 numara transferi bu kadar bu mevkiye de bir oyuncu aramalılar.İbrahim Toraman,Erhan Güven ve hatta Ekrem Dağ ile Avrupa ve Türkiye’nin yükünü kaldırması çok zor Beşiktaş’ın.

  7. Uğur Türker
    09:13 içinde 12 Ağustos 2009 | #7

    Yeterli olmaması doğal değilmi..Ankarasporlu Erhan ile Antepssporlu İsmail, İbrahim Üzülmez, Ekrem, İbrahim Toramanın. ,Şimdi aklıma geldi son yıllarda beşiktaş antepren ne kadar çok transfer tapmış. Tamam Erhan beşiktaş kalitesinde değil ama İsmail için karar vermek daha erken. Çok genç ve yetenekli bir oyuncu profili çiziyor hele eski hocası Nurullah Sağlamı bir dinleseniz Carlos falan sanarsınız. Ama şu an olmadığı olmayacağı anlamına gelmez tabi ki şans bulursa. Bende iyi hücumcu fakat bir o kadar kötü savunmacı bir izlenim bıraktı yani Galatasaraylı sabrinin biraz daha tekniği yada akıllısı. Ters kademe konusunda önemli eksiklikleri var ki bu her türk bekinin en önemli sorunu. Duracağı yeri beilmemesi onun işini zorlaştırıyor ama onu da anlamak gerek çünkü hayatı boyunca epi topu 18 lig maçı oynamış gerisi PAF.
    Her ne kadar sorun oyuncularda gibi gözüksede savunma bekleri için belirleyici teknik direktörlerin onlardan ne isteğidir. Eğer siz İsmail ve Erhandan maç boyunca hücum bindirmesi isterseniz ikisi de ne hücum yapabilir ne de savunma. Beklerin en değerli özelliği oyunu okumaktır. Ne zaman çıkacağını ne zaman kalacağını bilmezlerse GS li sabri olurlar işte.
    İkisi de gencecik olan bu oyunculara şans veren Denizli ise alkışlanmalı ama bu oyuncular için geleceğin yıldızı denen Aydın Karabulut + 6,5 milyon Euro veren ( Serdarı hiç saymıyorum.o erhandan 10 kat iyi bek) yönetim ise bence futbolu hiç bilmiyor. İki sene sonra Serdar ve Aydın için aynı paraları verirlerse hiç şaşırmam.
    Yukarıda hep ismailin profilindeki zayıf yönleri yazdım ki bu oyuncunun maliyeti 8,5 milyon euroyu buluyor. Bu ne demek Keita,Elano,Dos Santos demek. Kaldı ki Beşikta bu sene Şampiyonlar Ligi oynayacak. Bu oyuncuları belki daha rahat transfer edebilirlerdi ama işte vizyon meselesi herşey. Rakibin senden beşiktaşlı bir oyuncu çaldı diye antepi zengin edersen, kiraya gitmedi diye 2 sene sonra 10 milyon euroya alamayacağın oyuncuyu kalitesi belli olan bir bekle takas edersen bu laflar konuşulur tabi.
    Bence beşiktaş takımın iki savunma beki ile değil de yönetimin iki hücum bekini değiştirmeli.Tabi bunlar için maliyet 10 değil 100 milyon euroyu buluyor.
    Not: Bunu ben söylemiyorum Genel Kurulda açıklanan borç listelerinin alacaklı kısmı söylüyor.
    Saygılarımla,
    Uğur Türker

  8. yunusemreokyay
    15:28 içinde 12 Ağustos 2009 | #8

    4-3-3 Oyna[B]ilm[E][K]
    Beşiktaş Mustafa Denizli takımın başına geldiğinden beri 4-3-3 ün bir modeli olan 4-2-3-1 gibi oynuyor yani tam 4-3-3 oynamıyor aslında.Beşiktaş da 3 forvetin arkasındaki 3 lünün açıkları açık özelliğine sahip değil Holosko dışında,Holosko da açık oynayabilir ama sürekli kaleye doğru dik gitme isteği olduğundan tam verim alınamıyor çünkü o bölgede oynayan oyuncuların özellikle iyi orta açmaları gerekir.Beşiktaş takımında ise açık oynayan oyuncular ya tam santrafor(Bo gibi ceza sahası içinde oynuyorlar(Bobo,Holosko) ya da bir orta saha gibi forvet arkasına geliyorlar(Tello,Yusuf) yani beşiktaş takımında çizgi oyuncusu diyebileceğimiz bir oyuncu şuan için gözükmüyor.
    4-3-3 sistemli çalışan bir oyun tarzıdır bir yer aksarsa buna paralel olarak diğer bölgelerde aksar.Bu sistemin en iyi uygulayıcısı Barcelona takımına bakalım sağ tarafta Messi sürekli içe doğru katediyor ama arkasındaki beke baktığım zaman Dani Alvesi gibi hücum gücü çoğu forvetden yüksek bir oyuncu görüyoruz 4-3-3 siteminde beklerin hücumcu özelliklerinin yüksek olması lazım bugün bile Rıjkaard Sabriyi orta sahadan devşirme ve hücumu iyi olduğu için sağ bekde oynatıyor.
    Beşiktaş ise bu seneye 2 yeni bekle başladı Ankaraspordan alınan Erhan ve Gaziantep den alınan İsmail bu iki oyuncu da genç ve Türkiye de 4-3-3 sisteminde belki de ilk defa oynuyorlar çünkü Türkiye de bu sistem daha yeni yeni kabul görmeye başladı.Sağ taraftan başlıyalım Erhan-Holosko ikilisi Holosko içeri kateden bir oyuncu o yüzden sağ taraf te başına sağ beke kalıyor sağ bekin bu alanı kullanabilemsi çin savunmasının yanında hücum gücünün yüksek olması lazım Erhan ise hücum gücü üst düzey bir oyuncu değil ortaları vasat bu yüzden Beşiktaş bu kanattan sorun yaşıyor.Sol tarafta İsmail ise bence fena bir oyuncu değil teknik kapasitesi yüksek devamlılık kazanırsa o kanadı iyi kullanacağını düşünüyorum ama bunun için biraz zamana ihtiyacı var.Beşiktaşın ise sağ beke acil bir transfer yapması lazım ya da kendi içinde iyi bir bek bulması lazım yoksa çok sıkıntı yaşar.

  9. Burak Özgen Güner
    18:56 içinde 12 Ağustos 2009 | #9

    Biraz nostalji yapalım. Genç futbolcu denince aklıma nedense hep Emre Belözoğlu gelir. Fatih Terim bu futbolcuyu bence Türk Futboluna Galatasaray- Dortmud maçıyla kazandırdı. O maçta sakat ya da cezalı olan George Hagi oynayamadığından Fatih Terim ya 16 ya da 17 yaşında olan Emre’ye güvendiğini ve bu maçta Hagi’nin yerini dolduracağına inandığını söylemişti. Belki o maçı Galatasaray kaybetti ama UEFA kupasına uzanabilmesindeki en büyük faktörlerden biri olan Emre’yi Türk futbolu kazanmış oldu. Zaten Emre o maç iyi başlamamıştı ve iyi oynayamadı da. Hatta yanlış hatırlamıyorsam 60′lı dakikalar’da oyundan çıkmıştı. Neyse, şimdi Beşiktaş’a, Beşiktaş’ın bek problemine ve Kamuoyunun tahammülsüzlüğüne dönelim. Beşkitaş geçen sene şampiyon oldu fakat kimse Beşiktaş’ın iyi bir takım olduğunu savunamaz. Hele ki Sivas gibi pas fikriyatı sadece 30- 70 metre entervalinde olan bir takımın ligi ikinci sırada bitirdiği bir ligde şampiyon olmak kesinlikle başarı için bir kıstas olamaz. Bu sene kadrosuyla pek oynamayan Beşiktaş’ı Avrupa sahnesinde göreceğiz, umarım başarılı olur diyeceğim ama tam da işte bu optimizm bizim ligimizi kalitelesizleştiren. Her şey çok kötü gidiyor fakat kimse farkında değil. Aynı futbolcunun siyahına 7 milyon avro veren takımlara sahibiz. Ne paralar dökülüyor yabancı oyunculara. Hadi bir muhasebe yapalım. Çok basit, hemen ntvspor’un doğru transfer sayfasına gidelim. Üç büyüklere gelenlere ve gidenlere bakalım. Fenerbahçe ortalama -23.000.000 avro, Beşiktaş -13.000.000, Galatasaray da -15.000.000 avro civarındadır. Futbolcu ihracatı sıfırken, ithalata bu kadar para vermek tam da yıllardır Türkiye’nin gündemini oluşturan ithalat- ihracat fazlası sorununun aynısı. Peki bunun sebepleri nedir? Birincisi Türk futbolcuların haklı olarak Avrupa hevesi, ikincisi yöneticilerin tecrübesizlikleriydi ama artık tecrübelendi sayıyorum başkanlarımızı. Aziz Yıldırım’ın Gökhan Gönül’ün 2014′e kadar sözleşmesini uzatması keza Arda’nın maaşının artması bu durum için örnek gösterilebilir. Bu uzun mu uzun girizgahtan ve aynı zamanda İsmail Köybaşı için söyleyeceklerimin Türk futbolundan yansımasından sonra diyorum ki bu gençlere tahammül bizim için bir zaruret. Artık Futbol bir Endüstri. Amiyane tabirle klüpler Tacir, futbolcular ürün. Ürününü ne kadar iyi yetiştirip pazarlarsan o kadar başarılı olursun. Tahammülsüzlük başarının önündeki en büyük engel. Kaldı ki İsmail, Fenerbahçe maçındaki istekli görüntüsüyle gelecek vaadeden bir futbolcu profili çizdi. İlerleyen günlerde çok daha iyi durumda olacak. Rıdvan’dan da çok ümitliyim. Erhan konusunda pek bir şey diyemiyorum. Şimdiye kadar izlediğim maçlarda nedense zihnimde söyleyebileceğim cümleler oluşmadı.

  10. Serkan Tezcan
    12:55 içinde 13 Ağustos 2009 | #10

    Beşiktaş’ın kanat bekleri Recep ve Kadir’in futbolu bıraktığı günden beri yetersiz!
    Çok saygı duyulması gerektiğini düşündüğüm İbrahim Üzülmez’e haksızlık yapmak istemem, fakat yetenek ve futbol zekası her dönem eleştirildi Üzülmez’in, Dikkatinizi çekerim tartışılmadı eleştirildi, bir kişi çıkıpta İbrahim modern kanat bekidir, geriden iyi oyuna katılır orta keser diyemez.Nedir İbrahim’in o zamanın İspanya Milli takım oyuncusu Juan Fran’ı bile yedek oturtan olayı ? Tek kelime MÜCADELE. İbrahim o kadar çok çalışıyor ki, eksiler ile artılar eşitleniyor, ama hiç bir zaman pozitif taraf genel sezona bakılınca ağır basmıyor.
    Gelelim sağ tarafa orası daha karışık bir sürü adam deneniyor ama olmuyor olmuyor. Belki Serdar Kurtuluş o bölgede devamlı denense olabilirdi ama o da sakatlıktan çok çekti bir de Tigana döneminde ön libero ya kaydırılması ve kısmi başarısı onu bu sağ bekin daimi adamı olmasına engel oldu. Daha sonra Ali Tandoğan denendi, ama oyunu 2 yönüyle hiç bir zaman oynamadı Ali. Aslında yaşanan hep aynı problem oyunun 2 yönü savunmada kademe yapıcaksın, top kesiceksin ve kanadından bindiren adamın her zaman önünde olacaksın. Hücum yaparkende kanat bindirmesi yapacaksın, iyi orta kesicek ve iyi pas atıcaksın. Bütün bu özellikleri tek bir adamda bulmak çok zor. Ne Toraman ne Ekrem Dağ ne Erhan onlarında harcı değil iyi kanat bekliği.
    Fakat İsmail olabilir herşeyden önemlisi çok genç. Bence ısrar edilip iyi bir teknik adamın özel ilgisiyle, Beşiktaş geleceği kurtarabilir. İsmail’in bence en önemli avantajı geri adım atmıyor ve hatadan korkmuyor. İyi hatırlamak gerek Gökhan Gönül Fenerbahçeye ilk geldiği günlerde İsmail ‘in yaptığı hatalardan çok fazla yaptı. Bence 10 hafta İsmail’e yetecek, yeterki sabır etmeyi bilelim, en fazla 5 puan kaybettirir, 5 puan gelecek 10 yıldan önemli değil.

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.