Ana Sayfa
>
Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Tabata, Delgado ile yer değiştirir
Rıdvan Dilmen: Tabata, Delgado ile yer değiştirir
Tabata, Mustafa Denizli’nin onayıyla alınmadı. Mustafa Denizli, Holosko ile Delgado’yu düşünüyor ve devre arasında da Tabata ile yollarını ayıracak gibi gözüküyor.
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Rıdvan Dilmen
Beşiktaş’ın Bitmeyen Sorunu
Serdar Bilgili döneminde başlayıp Yıldırım Demirören döneminde de devam eden Beşiktaş’ın en büyük problemi: yanlış ve gereksiz yabancı transfer politikası…
Ortalamaya baktığımızda son 5 senede Beşiktaş’a gelen ve giden oyuncu sayısı 40′ı geçer sanırım. Bunda da yapılan gereksiz, yanlış, uzun süre izlenmeden ve teknik direktörlerin izlenimleri doğrultusunda olmayan transferler ağırlıklıdır. Ertuğrul ve Tigana döneminde yapılanlar başarılı ve kalıcı oldu denilebilir ama onun dışında yapılanlar yarım dönem kalamadı(son senede Ernst’i saymazsak). Transferleri yaparken büyük heyecan duyup dünyanın parasını verirken; gönderdiğimizde aldığımızın beşte birine vererek hayal kırıklığı içerisinde gönderdik. Ben hatayı oyuncularda aramıyorum. Bence 5 yıl içinde transfer politikaları Teknik Direktörlerin elinde olsaydı sanırım durum bu kadar kötü olmazdı. Futboldan anlamayan, futbolu para amacı olarak gören, oy kaybetmediği sürece başarıyı önemsemeyen insanlar transferleri yapınca böyle oluyor.
Bu seneye gelince… Bu sene Delgado’nun sezon ortasına kadar oynayamayacağı anlaşılınca yine yanlış transferle ve alelacele 8 milyon (bizim bildiğimiz, kim bilir bilinmeyenler ne kadar)euro’ya (Türkiye’de yaşıyorlar ama türk parasının onlar için değeri yok)”Tabata” adında ben diyim Japon siz diyin Brezilya’lı bir oyuncu alındı. Sistem oluştururken bu 8 milyonu hiç mi düşünmediniz? Madem düşünmeyecektiniz, madem ofansif orta sahaya ihtiyacınız yoktu biz 7 yabancıya razıydık. Burada oyuncuya diyeceğim birşey yok yanlış anlaşılmasın. 8 milyon etmez ama yetenekli oyuncu tabi şans verildiği sürece. Burada Mustafa Denizli’ye de kızmak çok yerinde olmayabilir çünkü bu transfere veto verdiğini ya da yapılırken ona sorulduğunu hiç sanmıyorum. Çünkü sorulsaydı paranın değerini bilir ona göre sistem oturturdu.
Bundan sonra yapılacaklara gelince, ya Tabata’yı kiralık göndereceksiniz ki bu da transfer politikanızın hatalarını ortaya çıkaracaktır ya Delgado’yu göndereceksiniz ki kaptan yaptığınız adama hakaret olur ki zaten bu da yönetim hatası olur ya da Bobo’yu türkleştireceksiniz bu ne kadar en etkili çözümmüş gibi dursa da Bobo ister mi? Onu da geçtim 5 sene dolmadan buna izin verilir mi? Şimdi bu yönetim ve transfer hataları içerisinde bundan sonra ne olacak işte en büyük problem bu…
Yıldırım Demirören’in bugün’e kadar hataları oldu,ancak geçen senenin başından beri bu hatalarını düzeltti,yaptığı hatalar’da her kulüp başkanı’nın zaman zaman yapabileceği ve düzeltmesi için sadece yapıcı eleştiriler yapılabilecek şeylerdi,asla ciddi anlamda istifa etmesi istenecek bir durum söz konusu değildi,zaten o zamanlar uzun süren şampiyonluk hasretinin taraftarlarda yarattığı sabırsızlıkla sadece kötü sonuçlara anlık tepkiler veriliyor ve bu durum ertesi hafta unutuluyordu,Demirörenin tek sorunu başta yaptığı hatalar yüzünden bir türlü taraftarın güvenini kazanamıyordu.
Normal şartlarda sezon sonu gelen şampiyonluk ve Türkiye kupası’nın taraftarla Demirören arasındaki güven sorununa son vermesi bekleniyordu,ancak Tabata transferi herşeyi eskisinden daha kötü şekilde başa döndürdü,olayların bu noktaya gelmesinin tek nedeni kendilerini bi şekilde spor yazarı diye kabul ettiren ve sokak ağzıyla konuşup yazı yazarak bir yerlere yaranmaya çalışan futbolun ergenekonu oldu,bu oluşum bi şekilde rakiplerine zarar verecek gündemi oluşturuyor gün yüzü görmemiş olumsuz yönlerini ortaya atıp tartışılır hale getirip amaçlarına ulaşıyorlar,sonuçta hangi olaya bakarsan olumlu ve olumsuz yönleri vardır bunlar yaranması gereken tarafın yaptığı şeylerin bütün olumsuzluklarını hasır altı edip yalnızca olumlu yönlerini gündem yapıyor,konu Beşiktaş olunca tam tersi olumlu yanlarına fırsat vermeden,akla hayale gelmeyecek karalama kampanyaları başlatıyor,Tabata olayı bunun bire bir örneği,maalesef tarafsız yorum yapanlar çok az,çoğunluk kirli oluşum gündemi ne olarak belirlerse onu tartışıyor.
Dünya futbol piyasasına baktığımızda bu tip transferlerin normal olduğunu görürüz,ben bu linç kampanyaları’nı yapanların dünya futbolundaki transferler ve tazminatlardan haberi olmadığını düşünmüyorum,ancak bunların amacı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek,bu tarz gaddar oluşumların sonu bu ülkede taraftarların gerçek ve taraflı yorumu birbirinden ayırt ettiği zaman gelecek,maalesef hala bu yıpratma kampanyalarıyla amaçlarına ulaşıyorlar,bi taşla iki kuş,hem Demirören’e büyük darbe,hemde Tabata’ya psikolojik darbe,ellerinden gelse adamın nüfus kağıdında bile adının önüne 8.000.000 euro yazmaya kalkacaklar.
Dünyada kulüpler oyuncu yetiştiren ve yetişmiş oyuncularla yoluna devam edenler olarak ikiye ayrılır,zaman zaman’da büyük kulüpler şartlar gereği bazı oyunculara biraz daha fazla öder,Tabata’nın bonservisini’de bedavaya alıcak halin yok en fazla 2.000.000 euro daha aşşağı alabilirsin,yani gündemi oluşturanlar sanki 8.000.000 euro zarar edilmiş gibi gündem yarattı ancak bu olayda tartışılan rakam 2.000.000 olsaydı olay bu kadar büyümezdi,bizim ülkemizde olay Beşiktaş kulübü’nün yaptığı bir şeyi karalama kampanyasına dönüştürmek adına farklı yorumlanıyor,özellikle başka kulüplerimizde’de aynı örnekler varken bi şekilde kılıfına uyduruluyor ve sadece Beşiktaş’ta sorun varmış gibi gösteriyorlar,en büyük terbiyesizlik ise Nihat Kahveci’ye yapılıyor,medyadaki taraflı oluşum acımasız yıpratıcı yorumlarıyla Nihat’ı hala kandırabildikleri bir kısım taraftar önünde antipatik duruma düşürdü,Beşiktaş taraftarı arasında olayları idrak edemeyen bir kısım yuvaya dünya yıldızı olarak dönen oyuncusuna hazırlık dönemi geçirmemesini bile göz önünde bulundurmayarak tepki gösterdi,Nihat ülkemizde başka bir kulübe gelseydi bu kalemşörler birilerine yaranabilmek Nihat’ın bu durumuna kırk tane bahane uydururlardı,yada gelir gelmez kıskançlıktan üstüne saldırmasalar adamın psikolojisi bozulmaz bahane uyduralacak bir performansı olmazdı,aynı şey Tabata içinde geçerli,başka bir takıma gitseydi yılın trasferi olurdu,Beşiktaş’ta daha sahaya çıkmadan bir tek olumlu görüş söylemeye müsaade etmeden linç ettiler,onuda etkileyebildikleri beşiktaş taraftarının önüne antipatik olmasını sağladılar bu şartlarda başarılı olması zor gözüküyor,medya’nın gücünü kötüye kullanmayı becerebilen bu oluşuma maalesef kimse dur diyemiyor.
Bence Mustafa Denizli Tabata’yı oynatsa neler olur oynatmasa neler olur diye bir muhasebe yaptı ve sonunda Tabata’nın kötü performans göstermesini bekleyen akbabalara prim vermemek için oynatmadığını düşünüyorum,iki maçta manşetler 8.000.000 euro’luk hayal kırıklığı olmadımı,böyle en azından 8.000.0000 euro verdin oynatmıyosun diyorlar geçiyor gidiyor,daha fazla yıpranmaması için iyi bir hazırlık dönemiyle ikinci yarıya sakladığını düşünüyorum inşallah yanılmıyorumdur,sinir bozucu bir durumdur yeni transferini uyum sürecini atlatsın diye sahaya sürmek yerine,adamın azından girip burnundan çıkmasınlar diye yanında oturtmak.
Son olarak yapılan karalama kampanyalarından etkilenip kalemşörlerin ekmeğine yağ süren Beşiktaş taraftarlarına sesleniyorum,futbolun ergenekonu olduğuna inanın bunların yok olmasını istiyorsanız bunu yapacak sadece sizsiniz,Beşiktaş hakkında yaratılan olumsuz gündemleri,taraflı yorumları görmezden gelin,bunlar ektiklerini Beşiktaş trübünlerinden biçiyor,kendi oyuncu’na,başkanı’na sırtını döndükçe amaçlarına ulaşıyorlar,koca bir kulüp iyi bir oyuncuya bir iki lira fazla ödedi diye yüzyılın hatasını yapmış sayılmaz,burdaki laf cambazlığına kanmayalım,sekiz lira fazla vermek başka,bir iki lira daha az verebilmek başka,Tabata bedavaydı’da Beşiktaş sekiz milyon ödemedi.
Rıdvan hocam , zaten Tabata Beşiktaş için extra bir oyuncu. Tabataya o kadar para harcandı , peki nouldu? = Beşiktaşta Delgadonun mevkinde bir değişiklik oldumu?= hayır , Tabata diğil Delgado olsa bile o mevkide ne Tabataya ne Delgadoya ihtiyaç yok.= zaten Fink ve Ernst o mevkiyi kapatmıyormu ? Zaten Tabata Beşiktaşta başarılı olmayacağı ezelden belliydi. Tabatayla yollar ayrılsa bile yine kaybeden Beşiktaş olacaktır.
Ekrem Bobo Holosko
Yusuf Nihat
Rıdvan hocam , Beşiktaşın ön mevkisi böyle olsa, Beşiktaşı nasıl bulursuz?
Beşiktaş’ın önemli bir kaleci problemi yok. Savunma dörtlüsü muhtemelen Süper Lig’in en iyisi. Geri orta saha mevkisinde oynayan Fink ve Ernst hücuma yeterli katkı sağlayamasa da görevlerini başarıyla yerine getiriyor. Hücum hattı ise özellikle Bobo’nun yüksek performansı ile vasatın bir hayli üzerinde. Peki, siyah beyazlıların bir türlü isteneni verememesinin nedeni nedir? Gol pozisyonu hazırlayacak bir oyuncu.
Hâlihazırda Beşiktaş’ın galibiyeti, performansıyla bir görünüp bir kaybolan Tello ile tüm enerjisini geçen sene tüketmişe benzeyen Yusuf’un 90 dakikadaki başarısına bağlı kalıyor, aksi takdirde puan kayıpları sürpriz değil.
Bu zorlu ortamda Delgado eleştirildi, hem de oynadığı mevkiin zorluğu dikkate alınmadan ve hiç hak etmeden. Yıldız oyuncunun değerinin anlaşılması için diğerlerinin kötü performansını görmek ve takımın gol pozisyonu bulmada ne denli zorlandığına şahit olmak gerekti.
Beşiktaş’ın mevcut durumunda Tabata iyi niyetli ama başarısız bir transferdi ve maalesef o da Delgado’ya olan ihtiyacı ispatlamaktan başka bir fayda sağlayamadı.
Son günlerde Beşiktaş devre arasında Delgado döndüğünde kimi kadronun dışına iteceğini kara kara düşünüyor. Sezon başında da aynı sıkıntı ile uzun süre Delgado’nun sözleşmesini donduramamış ve kontenjan doluluğundan Tomas Zapotocny’i Bursaspor’a kiralamıştı.
Sepp Blatter’in Önerisi
Fifa Başkanı Sepp Blatter geçen yıl yabancı sınırlaması ile ilgili bir öneride bulunmuştu. Bu işin en uygun çözümü yabancı sınırının kalkması ancak oyun içinde sahada 5 yerli oyuncunun bulunma zorunluluğunun olması şeklinde fikir bildirmişti. Nitekim Fifa yetkili kurulları bu öneriyi kabul etti ve 2012-2013 sezonu ile bu yöntemin uygulamaya geçmesini istedi. Bu öneri için UEFA ise bir görüş bildirmedi.
Sistemin Avantajları
Şimdi bu öneriyi biraz inceleyelim. Ülkemiz için bu kural etkili olursa nasıl avantaj ve dezavantajları olur biraz düşünelim. Öncelikle sahada 5 Türk oyuncu zorunluluğu demek kadronuzda minimum 12-13 Türk oyuncu bulundurmanız gerektiği anlamına gelir. Yabancı sınırınızın olmaması ile de Avrupa Kupalarında karşınıza tüm oyuncuları yabancı olan takıma karşı eşit şartlarda mücadele etmiş olacaksınız.
Bu sistemin avantajı bunlarla kalmıyor. Türk futbolcu yetiştiremeyiz kaygısı olanların bu düşüncesinin de aslında yersiz olduğunuda ispatlayabiliyoruz. Ülkemizde yerli oyuncular burada iyi para kazandıkları için Avrupa’da ikinci sınıf takımlara gitmek istemiyor ve gelen teklifleri reddetme yolunu seçiyor. Bu mantıkta Avrupa’ya giden oyuncu sayımızı arttırabiliriz. Bu uzun vadede Avrupa’da kazanlıacak tecrübe ile ülke futboluna önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.
Özetle “Sahada 5 Yerli” , yabancı sınırlaması ile ilgili en uygun çözümdür. 6+2, 5+1 gibi gereksiz matematik hesaplarına girmeden sahada her zaman 5 Türk oyuncu olacağını bilmek ve takım kadrolarında istenilen kadar yabancı barındırmak bu işin tek uygun şeklidir. Bu yöntemin uygulanması demek şu anda tüm yabancıları aktif olan Beşiktaş’tan zorunlu olarak birini koparmayı engellemekle kalmayacak, Manchester United gibi Fransa’dan Obertan, İtalya’dan Macheda, İrlanda’dan Gibson gibi genç yeteneklerden senede 1-2 tane kadroda bulundurup, ülke futbolu için başka ülkelerin gençlerinden de faydalanmamızın önünü açacaktır.
Bence Holosko Askıda kalır:)
Beşiktaş her ne denli çok eleştiriliyor olsa da bu ligi sonuna kadar zorlayacakmış gibi görünyor. Bu biraz Mustafa hocanın kişiliğinden kaynaklanıyor. Zaten Beşiktaş kadro açısından diğer takımlardan hiç de aşağıda değil. Serdar Özkan’ın tüm güzel hareketlerine rağmen gereken patlamayı yapamamış, gol vuruşlarını düzeltememiş olması Beşiktaş’ın bugün lider olmaması için yeter de artar bir neden oldu bile. Bobo’nun isteksizliği yavaş yavaş geçiyor. Defans’ta iki İbo, Ferrari (her ne kadar ara sıra zamanlama hatası yapsa da..) çok iyi, Ernst, Fink zaten takımı sırtlamakla meşguller. Nihat da yavaş yavaş kendine geliyor. Ekrem zaten iyi idi. Kısacası Mustafa Hoca dönen Delgado için yer açmak durumunda kaldığı için zor durumda hissediyor kendini. Bu Delgado’yu istediğinden kaynaklanıyor olsa gerek.
Düşüncemi sorarsanız Delgado gelmesin derim ben. Delgado, Nouma veya İlhan Mansız gibi mediyatik yanı ya da “show” yanı ağır olan bir futbolcu değil ki tirübünler şenlensin. Ancak Delgado Mustafa hocanın gözünde Beşiktaşın oyununu çözecek bir anahtar gibi duruyor. Bu yüzden onu gözden çıkarmayacak çünkü Mustafa Hocanın demeçlerinden de bu açıkça belli oldu.
Ben Tabata’nın gideceğini de düşünmüyorum. Mustafa hoca her ne denli istemedi ise de maliyeti ve oyun stili nedeni ile takımda kalacaktır. Holosko şu anda sakat. Hemde önemli bir sakatlık geçiriyor. Antrenmanlara devre ortasına başlayacak olsa da toparlanıp form tutması daha sonra takıma girmesi Nisan ayını bulur. Zaten geriye 7-8 maç kalmış olacak. Bu nedenle Holosko’nun sözleşmesi -Delgado formülünde uygulandığı gibi- 2. yarı için askıya alınır. Böylelikle hiç kimse üzülmemiş olur. Sezon sonunda da kadro yeniden şekillenir.
Bana kalırsa Nobre’nin bu takımda yeri yok. Geleceği pek yakında takımda tartışılmaya başlanacak. Delgado’nun gelmesi ile rakip ceza sahası karışacak bol karambol pozisyonları doğacak ise Nobre iş yapabilir. Ancak bu düzende Nobre’yi pek iyi bir gelecek beklemiyor doğrusu. Delgado’nun ona merhem olup olamayacağından da emin değilim. Bu nedenle 2. yarı için Holosko’ya yazık olabilir mi? Bunu bekleyip göreceğiz.
Bu arada Rıza Çalımbay Tabata’yı formda tutmak için Eskişehir’de banko oynatmayı garanti etmiş. O da güzel bir düşünce
Hem bedava al hem de yarar sağla
Bursa’da Zapo, Eskişehir’de Tabata… Oldu olacak Nihat’ı da Trabzon’a versinler
Bir önerim daha var: Elano da Diyarbakır’a gitsin
Sevgi ve dostlukla.
Aslına bakarsanız Mustafa Denizli kendisi bile bilmiyordur kimi dışarıda bırakacağını. Hani Managerlik oyunları oyayanlar bilirler. Kadroların bildirimlerinin son günü elinizde 8den fazla yabancı futbolcu vardır ve siz hiçbirine kıyamazsınız kadro dışı bırakmak için. Son anda bir seçim yaparsınız ve genellikle o seçiminiz 2-3 ay sonra yanlış olarak karşınıza çıkar. Ayrıca kadro dışı bıraktığınız oyuncuyu ne kiralayabilirsiniz ne de satabilirsiniz ve o oyuncu yarım/bir sezon yatınca da eski form ve gücünden düşer. Gerisi malum işte ; çöpe atılmış milyonlarca eurolar..,
Beşiktaşta ise durum sezon başı farklıydı. Delgado sakattı ve Denizli rahat bir seçim yaptı.Ama şimdi durum biraz daha farklı olacak çünkü normal durumlarda Teknik Direktörler oyun yapılarına hangi oyuncu uymuyor ise onu dışarıda bırakırlar. Fakat Denizli şu ana kadar tam bir sitem oturtmadığı için yada her maç farklı bir 11 farklı bir formasyon kullandığı için hangi oyuncu dışarıda kalacak muamma..
Yine de bir tahmin yapılmak istenirse Tello en büyük aday gibi benim kriterlerimde,Çünkü
1) Denizli geçen yıl prensi olan Telloyu bu yıl zaman zaman oynatmadı ve eskisi gibi ofansif roller yüklemedi.
2) Delgado ile Tabata aynı tip oyuncular gibi gözükse de aslında biri 2. diğeri 3. böllge oyuncuları.Bu da denizliye özellikle İnönüdeki maçlarda ikisini arkalı önlü kullanma şansı verecek.
3) Denizli maçlardan sonra en çok konutuğu konu takımının dribling sorunu idi ve bu yüzden takımın ender kat eden oyuncularından biri olan Tabatayı kenarda bırakmaz gibime geliyor.
Bunlar ilk anda aklıma gelen nedenkler neden Tello tabela dışı kalır diye ama bu Denizli yine de belli olmaz en olmadık oyuncu bile dışarıda kalabilir.
Bakalım bekleyip görücez kim haklı.
Saygılarımla,
Uğur Türker
Gerçekten doğru bir düşünce.Fakat Mustafa Denizli nin onayıyla alımadıysa neden Yıldırım Demirören 8 milyon euro gibi bir transfer ücreti ödeyerek Tabata yı aldı?Eğer Tabata giderse bence çok ama çok başarısız bir transfer yapmış olurlar.Hem benim düşüncem Tabata ya yeterince şans verilmedi.Tabata ile Delgado yu karşılaştıracak olursak Delgado Tabata dan ofansif özellikleri ve teknik olarak daha iyi ama yumuşak bir futbolcu.Sert maçlarda ve zorlu maçlarda iyi performans göstermez.Tabata ise defansif yönleri ile Delgado dan daha iyi olduğunu düşünüyorum.Şimdi fizik olarak yetersiz olsa bile Delgado dan 90 dakikada daha fazla verim alırsınız.Bence Mustafa Denizli nin oyun şablonuna uyacak en ideal oyuncu Tabata gönderilmesi hata olur.Uyum sorunu çözerse ve fiziki açıdan hazır hale gelirse daha bu takıma çok katkı sağlayacağını düşünüyorum.
Tabata: Transfer Bombası 10,5!
Bazı yabancı filmler vardır, serilerdir hani. Genelde ucuz macera ya da korku filmlerinden olur. Ucuz dediysek kalite bakımından ucuz yoksa parayı adeta saçar bazıları. Bu seri filmlerin en temel ortak noktası, her seferinde sadece isimlerinin yanındaki rakamın değişmesidir. Hep aynı klişeler, aynı insanı bayan efektler ve daha da kötü senaryo ile sinema tarihinin tozlu raflarındaki yerlerini alır, en kötüler listesi olmadıkça da adları anılmaz. Çok uzatmaya gerek yok, Beşiktaş’ın son zamanlardaki transfer politikasının da bu filmlerden aşağı kalır yok. Yazı konusu Tabata olduğu için Beşiktaş, yoksa bu film aslında Türkiye’nin filmi…
Mazlum Tabata’ya gelmeden önce, bir diğer mazlum Nihat hakkında da iki çift laf edelim. O Nihat ki Tugay’la birlikte dünyanın en önemli iki Türk futbolcusundan biri. Ama gel gör ki burada bunun hiç mi hiç önemi yok. Yıllardır İspanya’da oynayıp oranın oyun düzenine alışmışsın, askerlik falan derken sezon öncesi çalışman hiç yokmuş bunlar teferruat. Hemen goller atacak, kendi tarihini yazmaya baştan başlayacaksın. Yoksa böyle, hafızasıyla meşhur balıkların önüne atıverirler adamı. Keşke normal balık olsalar bari; birkaç saniyede insanın ruhunu, huzurunu kemiren pirinalar hepsi de… Herhalde bu şartlar altında Nihat’ın tek tesellileri Denizli, Boğaz ve bir de giydiği formadır…
Neyse artık konumuza dönebiliriz. Öncelikle bu takıma bu paraya gelmeyi Tabata istemediğine göre, para konusunu baştan geçelim. Neden alındı Tabata bu takıma? Çünkü 10,5 numara adlı taze patentli pozisyonda, Delgado sakatlığı sonrasında eksiklik yaşandı. Pekala ihtiyaç nedeniyle alınan Tabata kaç maç oynadı? Adama kötü futbol oynama şansı dahi vermediler. Ama Antepteki futboluyla vezir yapılan Tabata, neredeyse adam akıllı maç oynamadan, daha düne kadar eleştirilen hatta yerden yere vurulan Delgado’yu tekrar rezillikten vezirliğe yükseltti. Adeta Delgado 8 milyona yeniden transfer edildi. Ama açıkçası eğer Tabata devre arasında takımdan ayrılmazsa, tersi durum yaşanabilir. Böylece genel kısır döngülerimiz içinde bir de Tabata-Delgado kısır döngüsü yaşarız ki; en sonunda baş dönmesinden oluşan mide bulantımız sonucunda sezon sonunda her ikisini de vücudumuzdan atarız. Hemen akabinde de şifa niyetine pahalı bir ithal ilaçla tekrar sağlığımıza kavuşuruz. Ne de olsa malum, para bizde gani…
Açıkçası insan bazen çok şey söyleyebileceğini sanıyor ama hem tartıştığımız konular iki cümlelik basit konular hem de artık bezdirici derecede kendini tekrar eden çözümü aslında çok kolay problemler. Eğer etrafa saçacak paramız denizlerimizdeki su kadar bol olmasa, belki hafıza süremiz de saniyelerden dakikalara terfi eder. Belki o zaman çaylarda boğulmaz da okyanuslara açılıp ufkumuzu genişletir, özgün senaryolu ödüle doymaz filmlere imza atarız…
Bu Çile Bitmez…
Yıldırım Demirören, sorun yaratma konusunda adeta bir uzman, özellikle “nasıl yanlış transfer yapılır dersine giriş 101” vermesi gereken bir insan. Bu yılki transferler genelde doğru olsa da, son yapılan Tabata transferi ve sonrasında yaşanan/yaşanacak gelişmeler, bütün krediyi tüketmiş gibi görünüyor…
Şimdi baktığımız zaman, Beşiktaş’ın kadrosunda, en fazla 8 olması gerekirken, sözleşmesi dondurulan ve devre arası takıma dönecek olan Delgado’yla beraber, 9 yabancı oyuncu var. Bu oyunculardan Ferrari, Ernst ve Sivok’un yeri hemen hemen garanti; ilk olarak gönderilmesi düşünülen Fink, takımın en önemli oyuncularından biri haline geldiği için, onun da gönderilmesi pek mantıklı gözükmüyor. Mustafa Denizli’nin nereden kaynaklandığı belli olmayan Delgado sevgisi de göz önünde bulundurulursa, o da takımda kalacak. Bu durumda, geriye Tello, Tabata, Bobo ve Holosko kalıyor. Holosko şu anda büyük bir sakatlık yaşıyor, ne zaman ve nasıl geri döneceği pek açık değil, Tello’da müthiş bir form düşüklüğü var, Tabata’nın durumu zaten malum, Bobo iyi durumda ama onun da sözleşmesi bitecek, en azından para kazanarak gönderelim gibi bir düşünce var. Kaldı ki, Bobo’nun da Türkiye’de kalmaya çok sıcak baktığı söylenemez. Yani, Beşiktaş’ın elle tutulur, kesin yarar sağlar denilebilecek yabancı oyuncusu sadece 4 tane… İşte, asıl mesele bu belki de; haddinden fazla yabancı var, ama bununla başat giden bir verim alınamıyor…
Gelelim Tabata konusuna… Alınış sürecinden bugüne kadar tam bir fiyasko transfer maalesef… Nice isimler medyada dolaşırken, çok büyük oyuncu alacağız diyerek sözler verilirken, Tabata gibi vasat üstü bir oyuncuyu, 8,5 milyon dolar bonservis bedeliyle alınması, oynatılmaması, oynasa da pek bir işe yaramaması, bu büyük fiyaskonun parçaları… İşin daha da acı tarafı, bu kadar büyük beklentiyle getirilen bir oyuncunun, gönderilmesi istenenler listesinin en başında yer alması belki de… Bu, Tabata’dan çok, ona bu misyonu yükleyen yönetimin suçudur. Tabata, zaten sınırları belli olan, 28 yaşına kadar Avrupa’nın herhangi bir orta sıra takımında dahi yer bulamayan, en fazla Anadolu takımlarının yıldızı olabilecek ayarda bir oyuncu. Bu durumun çok daha kötü bir yanı da var; geçen seneki şampiyonluğu Delgado’nun yokluğuna bağlayanlar, şimdi ondan medet umar haldeler, sanki Delgado oynadığı zaman takımı çok yukarılara götürmüş gibi… Hayır, Delgado gelse de bu takım değişmeyecek, Delgado- Tabata değişikliğinden çok önce değişmesi gerekenler var, bunun en başında da yönetim geliyor…
Demem o ki, yönetim anlayışı, yönetimin tutumu değişmedikçe; Delgado’yu istediğiniz oyuncuyla yer değiştirin, hiçbir şey değişmez… Önemli olan, anlık başarılara değil, gerçekçi ve geleceğe yönelik adımlara ağırlık verilmesidir… Takımın gelecek sezona yeni Youla’larla, yeni Tabata’larla, yeni Diatta’larla girmesi istenmiyorsa tabii…
Not: Ferrari ağır bir sakatlıkla karşı karşıya, kim bilir, bakarsınız yönetim bir başarıya(!) daha imza atıp, onun sözleşmesini donduruverir… Hatta yanına Ernst’i de ekler ki, Beşiktaş kanserinin etkisi hiç geçmesin… Olmaz demeyin, burası Beşiktaş…