Ana Sayfa > Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Rijkaard’ın B planı yok

Rıdvan Dilmen: Rijkaard’ın B planı yok

28 Eylül 2009

250409-dilmen“Frank Rijkaard olarak bir farklılığınız yok. Taktiksel olarak bir şeyler verebilmeniz gerekir. Rijkaard’ın B planı yok.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Rıdvan Dilmen

  1. Didem Dilmen Kılıç
    10:04 içinde 28 Eylül 2009 | #1

    PANİĞE GEREK YOK!

    Puan ve puanların hükümdarlığındaki futbol komik bir oyun aslında. Çarpıp giren ya da girmeyen bir top o 90 dakika için söylenebilecek herşeyi değiştiriyor…

    Rijkaard’ın teknik direktör olarak ne kalitesi ne de yeteneği tartışma konusu olamayacak kadar kanıtlanmış bir gerçek.

    Rijkaard’ın önündeki kapıyı açmak için elinde anahtarları var. Bu anahtarlar işe yaramadığında da elinde alternatifleri…
    Frank’ın B planı var, yedek kulübesi. Şimdiye dek ne zaman oyun sıkışsa girip düğümü çözebilen bir B planı. Ankara’da Kasımpaşa’da işe yaramıştı, Eskişehir’de olmadı. Ya olsaydı? Ya Aydın’ın pasında topla buluşan Baros Galatasaray’ın ikinci golünü yapsaydı? “Rijkaard’ın B planı yine işe yaradı” diyecektik, Rijkaard yine büyük adam olacaktı.

    Çift forvete dönmek, Ayhan ve Elano’yu kullanmak, Baros ile başlayıp Nonda’yı yine “yedek anahtar” konumunda tutmak “diğer” B planları olabilirdi pek tabii ki. Ama ya bunlar da Eskişehir’in “başka kapıya kardeşim” savunmasını geçemeseydi?

    O zaman da diyecektik ki “Yahu Rijkaard, şimdiye kadar hiç sekmeden seni başarıya ulaştırmış bir B planın vardı, ne diye macera arıyorsun ki?” Haksız mı olacaktık? Veya Rijkaard macera peşine düşmediği için haksız mı?

    Dün akşamki maçın berabere bitmesinde en büyük rolün “gol yemeyi düşünmüyoruz” diyen Eskişehirspor savunmasında olma ihtimali, Rijkaard’ın işe yaramayan “B Planı”nda olmasından daha yüksek. Rıza Hoca herkesin başını öne eğip kabul ettiği kaderi kabul etmedi. Sonuç beraberlik, ne kadar kötü olabilir ki? Daha 7. haftadan Fenerbahçe’yi bu beraberlikle şampiyon ilan etmek ne kadar mantıklı?

    Daha önemlisi, Galatasaray’da 3 puan serisinin sona ermesi oyuncuların üzerinden çok büyük bir baskıyı da kaldırmış olabilir. Hatta Fenerbahçe’den de. Hiç bir takım “yenilmez” değildir ki iki takım da henüz “yenilmedi”. Henüz kaçan bir şampiyonluk yok, mahvolup bitmiş bir Rijkaard hiç yok. Bundan sonra Rijkaard daha başka B planları yapacaktır.

    Frank’e kızacağımıza Rıza Hoca’yı tebrik etmeliyiz. Es-Es korkusunu geri getirdiği için…

  2. Hakan Kızılyar
    10:53 içinde 28 Eylül 2009 | #2

    ESKİŞEHİR KABUSU

    Geçen sene olduğu gibi bu senede Eskişehir karşısında aradığımızı bulamadık. Maçtan önce kağıt üzerinde kadro yapısına bakıldığında favori Galatasaray dı. Ama maç kağıt üzerinde oynanmıyor. Son 1-2 maça bakıldığında en son Kasımpaşa maçı ve panatinaikos maçı Galatasarayın gol yeme hastalığını ortaya açıkça koyuyordu. Bu maçı kazanmak için yapılması gereken rakibi iyi analiz etmek etkili silahlarını durdurmak ve en az 3gol atmak maçı kazanmaya yeter ve artardı.Rijkaard çıkardığı 11 de Forvette Nonda ile başlayıp doğru bir tercih yaptı. Son haftalarda ki formuyla bunu da zaten hak etmişti. Rijkaard oyuncu değişikliklerinde geç kaldı ve bence skor 1-1 ken Nonda’nın yerine orta sahadan bir oyuncu çıkarıp Barosu alması gerekirdi. İkili forvet daha da etkili olabilirdi Eskişehir karşısında maç kazanmak için bazı riskleri göze almalısınız. Nitekim bugün Mnacester utd bile maç 1-1 ken bile 2-3 forvetle kazanmak için aynı anda sahada olabiliyor. Sahaya çıkan kadroya baktığımız zaman Elano’nun oyuna alınmayışına anlama veremedim. Maçı seyretmedim ama sakat falan değilse Elano bu maçta mutlaka oynmalıydı.Tabii ki kaybedilen sadece 2 puan daha ligin başındayız. Galatasaray’ın Strumgraz maçında daha etkili olacağını düşünüyorum. Galatasaray’ın maçlarını kazanması için görünen o ki 2 gol den fazlasını atması gerekiyor. Ben bir Galatasaray taraftarı olarak Galatasaray 1-0 öndeyken bile maçı endişe ile takip ediyorum çünkü sürekli hücum düşünen bir takımımız ve teknik heyetimiz var böyleyken bizim hiç bir maçımız 1-0 bitmez. Rijkaard taktik açısından ikinci bir planı olmadığını bu maçta gösterdi. Bu seviyedeki hoca’nın bu maçı bi şekilde çevbirecek doğru hamleleri yapması gerekirdi. Kazanamasak bile herkesin görüşü şu olmalıydı. Rijkaard doğru hamleleri yaptı ama kazanamadı. Bu senenin kilit ve kırılma maçları Galatasaray – Fb maçları olacaktır. Fb de ilerleyen haftalarda puan ve puanlar kaybedecektir.

  3. teomanaxu
    Teoman Aksu
    11:13 içinde 28 Eylül 2009 | #3

    Eskişehir maçı Galatasaray ve Rijkaard için bi uyarı maçı oldu.Çünkü Rijkaard daha önceki maçlarda şablonu bozmadan sadece adam değiştirerek maçları çevirmişti.Bugün ise herzaman böyle olmayacağını gördü.Nonda’yla başlaması bir hataydı.Eskişehir dört santrafor ile maça başladı ve defansında açık vereceği su götürmez bir gerçekti.Onun için araya atılan toplarda Baros’un hızı ve fırsatçılığından yararlanmalıydıki böle bir kaç pozisyonda Nonda topu taşıyamadı.Galatarasay herzamanki gibi golü atana kadar rakibi boğdu ve bu sezonun sıkıntısı olan golden sonra işi yayma hastalığına devam ettiler.Çünkü golden sonra biz bu maçı kazandık havasına çabuk giriyolar.Galatasaray’ın bu sezon oynadığı maçları gözünüzün önüne getirin o çok bahsedilen meşhur pozisyonlar Galatasaray öne geçtikten sonra verilmiştir.Fakat biraz şans birazda hücumcuların zorlamasıyla rakipler hataya sürüklenmiş ve gol bi şekilde bulunmuştur.Ama Eskişehir maçında hucümcuların formsuzluğu ve Eskişehir’in haddini bilerek,akıllı savunmasıyla karşılaşınca bi türlü kilidi açamadılar.

    Anahtar oyuncu kenardaydı ve maç bitene kadar orada oturdu.Aydın değişikliği doğru bi değşiklik değildi Aydın süratli ve açık alan topçusu.Bu maçta aradığı boşlukları bulması imkansızdı.Ve onun girmesiyle Keita’da sola alınarak iki kanatta tamamen işlemez hale geldi.Rijkaard Aydın yerine Elano’yu oyuna almalıydı.Çünkü Galatasaray’ın bu Eskişehir savunmasına karşı sert şut çekecek,araya paslar atacak, bi anda oyunun yönünü değiştirecek bi oyuncaya ihtiyacı vardı.Elano 10 numarada, Arda solda, Keita sağda oynasa oyunu rakip sahaya yığmak hiçde zor olmayacaktı.Öyleki Rıza hoca hücumcularını çıkarmış artık 1 puana razıydı.

    Rijkaard’ın en büyük hatası ise Youla’sız yavaş Eskişehir’den çekinip ikinci ön liberoyu çıkarıp 2 forvete dönmemesidir.Artık Eskişehir seni geride beklemekte ve topu hücuma taşıyacak oyuncusu kalmamaktadırki Rijkaard bunu görmeyerek gecenin yanlışını yapmıştır.

    Dün geceki maçta tek ortanın, tek şutun,tek pasın değerli olduğu bölümde sol ayağıyla orta yapamayan Uğur yerine Caner’i tercih etmemeside gene yanlışlar hanesine yazılabilir.Uğur’la başlaması doğru fakat misyonunu tamamlayınca Caneri alması daha doğru olabilirdi.

    Gecenin özeti şuydu hem Galatasaray hemde Rijkaard formsuzdu. Hepsi bi araya gelince puan kaybetmemek kaçınılmazdı.Çok büyütülecek bir kayıp değil fakat ders alma açısından oldukça önemli bi maçtı.

  4. Ruhfen Kavasoğlu
    17:38 içinde 28 Eylül 2009 | #4

    GİZLİ “B” PLANI

    Rijkard’ın “B” planı yok demenizi,bu konuda olan tecrübe ve birikimlerinizden yola çıkarak anlaşılır buluyorum.Size bu görüşünüzde katılmakla birlikte bir konuya dikkatinizi çekmek istiyorum: Bu güne kadar teknik direktör olarak izlediğim Rijkard’ın takım için belirlemiş olduğu kalıp oyun planını hiç bozmadan her gittiği yerde uyguladığını biliyoruz ama bunula beraber bu kalıp planın içinde yer alan oyuncuların kişisel yeteneklerini sahada uygulamaları,Rijkard’a “B” planı yaptırmıyor. Çünkü onun “B” planı dediğimiz seçeneği, oyuncularının sahada yaratıcılıklarını sergileyebilecek olmalarıdır.Yeteneklerin nasıl sergileneceği de hiçbir taktik veya oyun kuralı ile belirlenemez.Bu tamamen oyuncuların kendilerine kalmıştır.Ben bu nedenle Rijkard’ın bir “B” planı uygulamadığını görüyorum.Umarım bu konuda bana katılıyorsunuzdur…Galataray’a bakılınca da sahada bu görülüyor.Dediğiniz gibi taktiksel anlamda bir “B” planı uyguluyor olması kesinlikle zenginlik olurdu. Buraya gelene kadar her türlü avrupa kupasını kazandığına ve bunu bir serferden fazla yaptığına göre kendi istediğini uygulama yetkisini sonuna kadar kullanacaktır. Burada bir ayrıntıyı da gözardı etmeyelim ki Rijkard’da ülkemize ve futbolumuza (magazini ile beraber)alışma dönemi geçiriyor. Zaten sahada onun düşüncelerinin taktik kağıdına yazılmamış kısımlarını oyuncuları uyguladığı sürece de “B” plansız oynatmaya devam edecektir GS’yı.

  5. Kaan Can
    18:26 içinde 28 Eylül 2009 | #5

    RIJKAARD VE KADRO YAPISI

    Rijkaard’ın oyuncu değişiklikleri oyuna ne kadar etki ettiği ortada ama aslında bu yanlızca oyuncu değişikliği oluyor yani giren oyuncu çıkan oyuncuyla hemen hemen aynı görevi yapmaya çalışıyor.Ama Galatasaray takımında şöyle birşey var giren oyuncu o görevi nedense o maçta çıkan oyuncudan daha iyi yapıyor.
    Galatasaray’da hücum oyuncuları hemen hemen aynı özelliklere sahip olduklarından taktiksel değişiklik yapmak tabi ki çok kolay olmuyor.Mesela o maçta Kewell yedektir Elano oynuyordur ve o maçta Arda Turan sol kanatta oynuyordur.O maçta Elano’nun kötü görev yapması durumunda ne yapılması gerektiği ortadadır ve bundan başka bir şey yapmak zaten bu oyuncu yapısıyla mümkün değildir.Kewell,Elano yerine girer ve Arda 10 numara mevkiine geçip sol kanadı Kewell idare eder böylece Arda Elano’nun,Kewell’da Arda’nın görevini yapmaya başlar yani taktiksel anlamda hiçbir değişiklik olmaz.Zaten taktiksel anlamda değiştirmek tamamen 4-4-2 oynamak olabilir ama bu oyuncu kadrosuyla bu pekte başarılı olmaz bence.Zaten böyle bir taktikte 1 den fazla yıldız oyuncu yedek kalmak zorunda kalabilir.Yani açıkça görülüyorki bu kadro yapısı,bu oyuncularla farklı bir taktiksel diziliş uygulamak pek uygun görülmüyor…

  6. Hakan İzmirli
    19:18 içinde 28 Eylül 2009 | #6

    BU YAZIYI YAZMAK İÇİN YEDİ HAFTA BEKLEMEMİZ GEREKTİ..
    Çünkü ; kazananın daima haklı olduğu bir ortamda doğruları söylemek çekememezlik sayılmakta..
    Galatasaray; Rijkaard ile birlikte aslında hem medya hem camia hemde taraftar açısından sınırsız bir kredıyıde bırlıkte transfer etmıştı..öle ya avrupayı kasup kavuran Barcelona’nın hocasıydı gelen..O nu eleştirmek biraz yürek isterdı..sezon başında bile takımın en problemli yerıne yanı savunmaya tek bir transfer yapılmaması bile “hoş görüldü”.eğer ki elınde bonservisi ile kapıya kadar gelen ve sezon ortalaması 15 maç olan “cam adam” G. ZAN ı transfer olarak kabul edenler varsa bılemem..keita,Elano başta olmak üzere yapılan transferlerın hepsı hucuma yönelik olunca, kamuoyunda cimbomu barca yapıcak izlenimi oluştu..taraftar,camia herkes heyecan içinde beklıyordu..nitekım öle de oldu müthiş bir gol ortalamasıyla g.saray lıgde 6 da 6 yapıyor avrupada da namağlup yoluna devam edıyordu..özellıkle Panathinaıkos galıbıyetı takımdaki aksalıkların üzerini örttü.halbuki o maçta 1.gol rakip savunmanın ikramı ve Elano nun alakasız frkiğinin savunmaya çarpıp gol olması g.sarayı dahada “sütten çıkmış ak kaşık” yapmıştı..tabıkıde halıyle avrupada namağlup ligde 6 da 6 yapmış bı takımı kımse eleştıremezdı..
    Böyle bır takımla oynaycak olan her takım önce gol yememeyi düşündü.özellıkle anadolu kulüpleri 10 kışıyle savunma yapıp klasık kontra düzenınde daha da ısrarcı oldular..bu da Rijkaardın ekmeğine yağ sürdü..anadolu kulüplerı ve hocaları bu noktada maruz görülerbilir belki ama M.Denizli’nin Ali Samiyendekı yanlışları G.saray’ın 6 da 6 pastasının en büyük dilimini oluşturuyordu..elinde Bobo ve Holosko gibi iki hızlı oyuncu varken o sabit oynayan Nobre ile ısrar edince Servet hayatının en kolay maçlarından birini çıkardı..Oysa ki hızlı iki oyuncu (bobo-holosko ikilisi) ve arkalarında Tabata ve ya Yusuf desteği ile aynı Sevet ve arkadaşları futbola vedanın eşiğine geleblilirlerdi..Bunları çoğu kişi gördü mutlaka ama dile getiremedi bir çok insan..Rıza Hoca dışında..Ali Samiyene Youla,Burak,M.yıldız gibi hücumu düşünen oyuncularından taviz vermeden çıkarak G.saray savunmasının özellikle M.sarp ve M.Topalın hucuma verdığı desteği kesti,desteksiz kalan Arda’nın çabuk yorulmasının en büyük sebeplerinden biriydi bu..burada ılk aklımıza gelen Elano neden hala kulübedeydi..? bu soru ve sorunların muhatabı Rijkaard kendisime ısrarlar gol ve ya goller gerekiyorken Baros’u oyuna alırken neden Nonda nın çıktığı konusunda da bir açıklama borçlu..
    Özetle G.saray karşısında gerçekten kazanmak için gelen her takımın aslında 1 puanla dönebileceği gerçeği Eskişehir maçıyla birlikte daha da aşikar bir hal almış bulunmakta..Zira kadro istikrarı bakımından aldığı sonuçlara rağmen bu derece istikrarsız takımın hocasının B planında olmaması gayet muhtemel..

  7. Anıl Tuğral
    09:47 içinde 29 Eylül 2009 | #7

    Bu konuda değerli Rıdvan Dilmen hocama kati surette katılıyorum.Rıjkaardın bir B planı yok her ne kadar elinde yıldız oyunculardan kurulu bir kadro dahi olsa kadrosu kısıtlı.Bu oyuncuları kenara aldığında oyuna sürecek şampiyon bir kadrosu yok.Galatasaray sadece ilerideki 3 oyuncudan oluşan bir takım sanki(Elano yada Kewell,Baros yada Nonda ve Arda).Savunma ise izlenip görülende odurki tam bir felaket.Feenrbahçeye baktığımızda ise bu durum değişiyor.Sahada Alex,Cristian,Santos,Guiza gibi oyuncular oyunu yavaşlattığında veya kötüye götürdüğünde kenardan Özer,Uğur,Semih,Mehmet Topuz gibi oyuncuları sahaya sürebiliyorsunuz.Yani bir başka deyişle Galatasaray her ne kadar avantajlı görünsede şunu göz ardı etmemek lazım.Galatasarayın 1 Fenerbahçenin ise 2 tane şampiyon olabilecek kadrosu var.Ayrıca önümüzdeki maçlara baktığımızda Glatasaray Avrupa maçları dışında ligde de ard arda Ankaragücü,Fenerbaheçe,Diyarbakırspor ve Bursaspor deplasmanlarına gidecek.Bu Galatasaraya B planının gerekli olacağı zorlu bir fikstür.Bu açıdan bakıldığında yavaş yavaş toparlanma aşamasına gelen Fenerbahçeyi tarihi bir şampiyonluk başarısı yolunda daha avantajlı görebiliriz.

  8. Cihan Özalp
    12:04 içinde 29 Eylül 2009 | #8

    Beşiktaşlı bir taraftar olarak sezonun başından beri ortalama her takımın oyununu izledim ve en beğendiğim futbolu Galatasaray oynadı diyebilirim. Ancak şu da var ki her takıma karşı bu kadar ofansif oynayamazsınız. Bu kadar ofansif futbolu oynayabilmeniz için çok etkili defanslara ve ön liberoya ihtiyacınız var. Galatasaray’da ön liberoda sıkıntı olacağını düşünmüyorum ancak sakatlığı artık kafasında yaratan Gökhan Zan ve Emre Güngör sakat oldukları sürece oraya Hakan Balta ve Kewell’ı bile deneseniz de onlar kadar verim alamazsınız. Emre Aşık dediğimiz oyuncu ise bir maç bakarsınız aslan kesilir Terry gibi oynar on maç bakarsınız zaman hatası yapar oyuncuya dalıp ya penaltıya neden olur ya da karta… Yani anlayacağınız bu sene Galatasaray en iyi kadroya ve teknik direktöre sahip olan takım olsa da sakatlıklar geleceğini belirleyecek.
    Rijkard’a gelince Türkiye’deki en iyi teknik direktör olabilir ama bu dünyanın sayılıları arasına gireceği anlamına gelmez çünkü henüz çok genç ve futbolu bırakalı 10 sene olmamıştır tahminen. Öğrene öğrene üstesinden geleceğine ve belki bir on yıl sonra dünyanın sayılıları arasına gireceğine şüphem yok ancak o öğrenene kadar bu mükemmel takımla çok başarı kazanabilir. Ancak dediğim gibi Adnan Polat’ın geldiğinden beri yaptığı doğru transfer politikasına devam edilmeli ve Gökhan Zan’da yapılan hata tekrar edilmemeli. Gökhan Zan üç sezon sakatlanmadan oynasa dördüncü sezon Barçada Real’de oynayabilecek kapasitesi var ama dediğim gibi sakatlıklar artık kafasında cam adamın…
    Lige ve Avrupa ligine fırtına gibi başlamış olsa da karşısına gelen en büyük rakip bence Eskişehirspor’du. Ona da puan kaybetti. Beşiktaş’ı neden söylemiyorsun bir beşiktaşlı olarak diye sorarsanız tek cevabım yusuftan kanat , bobodan kanat , ekrem dağdan ön libero , ernstten ofansif orta saha, tellodan yedek yaratma çabalarıdır.

  9. Gündüz Alp Sidar
    14:33 içinde 29 Eylül 2009 | #9

    Evlerinde Dijitürk olmayan ve doğru dürüst izleyemediği Süper Lig maçlarını daha çok yorumcuların ağzından takip edenler olarak “B Planı”nın ne anlama geldiğini çok merak ediyoruz! Maç sırasında oyuncuların yerlerini değiştirmek midir, yenik durumdayken daha çok hücumcu oynatmak mıdır? Saha kenarındayken oyunun gidişatı ile ilgili bir analiz yapıp, çözüm yolu geliştirmek midir mesela? Peki, bir teknik direktör olsanız zihninizde oluşan bu soyut analizi aynı anda sahadaki 11 oyuncuya birden nasıl kabul ettirirdiniz? Ve her şeyden önemlisi Dünya üzerinde kaç futbol takımının “B planı” vardır, bu takımlar hangi ülkelerin takımlarıdır? Örneğin Barcelona’nın B planı var mıdır?

    Bu konuda bilgilendirilmeye ihtiyacımız olduğu için Rıdvan Dilmen’den ricamız “B planı” olan bir takımın söz konusu yedek planı nasıl uyguladığını bir örnek üzerinden ve görüntülü olarak açıklamasıdır! Bunun yanı sıra oyuncuların, teknik patronlarının zihnindeki planı tastamam uygulayabilmek için nasıl bir futbol kültürüne sahip olması gerektiğini ve bu gelişimin ülkedeki kemikleşmiş futbol algısına rağmen nasıl gösterilebileceğini de açıklamasını bekliyoruz! “çıkıp, gol atıyoruz” şeklindeki A planı işlemediğinde (kaldı ki karşı takımın A planı da “çıkıp gol yemiyoruz olacaktır normal olarak) ona karşıt geliştirilen “Rijkaard’ın B planı yok.” yargısı, kafamıza takılan sorulara doyurucu bir cevap olamıyor maalesef! Tatminsizliğimiz futbolun içinden gelmediğimiz içindir belki, bilemiyorum!

    Farklı çözümler geliştirebilme yetisi parıltılı bir zekâdan fazlasını gerektirir. Her şeyden önce o konu üzerinde fazlasıyla düşünmüş olunmalıdır. Dahası ve önemlisi içine doğduğunuz geleneğin o konuda bir birikime sahip olması ve sizin bu birikimin üzerine kafa yormanız gerekir ki bulduğunuz çözümü uygulayabilesiniz. Zira, kişinin öznel dinamiklerini harekete geçirebilmesinin ön koşulu da budur. Arşimet, üzerine o kadar çok düşünmeseydi suyun kaldırma kuvvetini keşfedemezdi tabi ki?! Ama Antik Yunan dünyasının düşün geleneğine sahip olmasaydı ona düşen sadece suyun kaldırma kuvveti olduğu gerçeğini kabullenmek olurdu, bu sürecin nasıl işlediğini sorgulamak değil!

    Rıdvan Dilmen’in Rijkaard’ta gördüğü eksiklik, oyun esnasında geliştirdiği pratik ve soyut çözümleri aynı anda uygulatabilecek ortak bir futbol aklını futbolcularına aktaramamasıysa eğer; ortada bir adaletsizlik var demektir. Rijkaard böyle doğaüstü yeteneklere sahip olsaydı yıllık ücreti bu kadar düşük olmazdı zaten! Bir futbol takımının sözü edilen türden bir yetiyi geliştirebilmesi sadece iki durumda geçerli olabilir. Birinci durum için zamana ve yoğun emeğe ihtiyaç vardır. İkincisi için bir futbol menajerliği simülasyonu satın almanız yeterlidir!

  10. yazin
    23:42 içinde 29 Eylül 2009 | #10

    ”Rijkaard’ın B planı yok..” demeyi bir eleştiri olarak söylemek doğru değil.Ancak Rijkaard’ın ya da başka bir hocanın karakteristik bir özelliği olarak söyleyebilirsiniz.Rijkaard Barcelona’yı Şampiyonlar Ligi Şampiyonu yaparken de kendi düzeninden taviz vermeden gidiyordu.Hatırlayalım:4-3-3 bozmamak adına bizim sadece santrafor olarak tanıdığımız Larsson Öndeki 3′lünün sağında oynamıştı.Finalde de öyle oynamıştı.Ve hatta 2. golün asistini yapmıştı.Sonuç olarak da kazanan Rijkaard’ın değişmeyen düzeni olmuştu.Bu kendisinde yerleşmiş olan birşey ve bugünden sonra da değişeceğini pek sanmıyorum.Ama bu söylediklerim Rijkaard’ın Eskişehirspor maçındaki yönetimini haklı çıkarmıyor tabi.Bu maçta Rijkaard’ın bazı hataları ve Galatasaray’ın da açıkça göze çarpan bazı eksikleri vardı.Birkaç maddede toplayayım.
    ***İlk olarak Galatasaray’da genel bir fiziki yorgunluk olduğunu gördük.Gerek sezonu çok erken açmaları,gerek yoğun maç trafikleri,gerekse milli takımlara çok fazla oyuncu göndermeleri nedeniyle takımda yorgunluk havası var.Bireysel olarak da özellikle Arda ve zaten fiziki problemleri olan Kewell son maçta çok göze battılar. Bu Galatasaray için bir eksi.Bunu düzeltmek te Rijkaard’ın işi.
    Ne yapabilirdi mesela?Kewell ile başlamyabilirdi.Kewell Türkiye’ye gelmiş en ‘büyük’ futbolculardan biridir.Ama bir takım fiziksel problemleri olduğu da bir gerçek.Kewell’ın etkili olabilmesi için ya rakip savunmacıların agresif ve fizik olarak çok iyi durumda olmaması gerekecek ya da deplasmanda oynamanız gerekecek.Böylece rakip daha fazla boş alan bırakacağı için Kewell da yeteneklerini daha rahat gösterebilecektir.Yani Ali Sami Yen’deki Eskişehirspor maçına Kewell’la çıkmak çok akılcı bir hamle değil.Burada da Rijkaard’ın Türkiye Ligi’ni henüz tam olarak tanımaması Galatasaray için bir eksi gibi görünüyor.Tabi yönetim bu konuda bir hamle yapabilirdi,o ayrı konu.Ama bu örnekle anlatmak istediğim şeyden Galatasaray için bir takım eksiklikler ortaya çıktı.
    ***Galatasaray’da Rıdvan Dilmen’in tabiriyle ön tarafın dörtlüsü olan ‘Özgür Çocuklar’ gereğinden fazla özgür bırakılmış gibi görünüyorlar.Ne kadar yetenekli ve kreatif oyunculara sahip olursanız olun forvet hattınızdaki oyuncuları belli bir teknik-taktik disiplin altına almalısınızdır.Barcelona’dan bir ufak örnek vereyim.Geçenlerde bir maçlarını seyrederken keşfettim.Atak şu taktikte geliştirimeye çalışılır:Xavi topu orta sahada sağ içte alır yüzünü kaleye döner.Pas atacak arkadaş arar.Bu arada Messi kendisini kovalayan sol bekle beraber Xavi’ye yaklaşır.Ve o anda sağ bek Dani Alves de Messi’nin boşattığı alana koşuyu yapar.Sonuç olarak rakip sol ön oyuncusu onu oraya kadar kovalamadığı için kendisine yetecek alanı bulma fırsatını yakalar.Ama oraya savunmadan yardım gelir ve Xavi topu oraya atmaktan vazgeçer.Hücum başka bir şekilde gelişir.Tabi burada Messi’nin kendini sürekli takip ettirecek kadar tehlikeli bir oyuncu olması,Dani Alves’in doğru zamanlamalı koşusu ve Xavi’nin o pası oraya atabiliyor olması gibi ekenlerin bir araya gelmesi önemli. Bunları yapabilince Barcelona oluyosunuz.Ama Barcelona bile belli bir disiplini oraya koymuş.Belki benim henüz keşfedemediğim başka türlü oyunları da vardır.Ama var,bunu biliyoruz.Galatasaray’da ise bu ya da buna benzer bir yapının ya da disiplinin oluştuğunu şu ana dek göremedik.Maçı alıp götürecek olan öndeki dörtlü.Ama öndeki dörtlüde de zaman zaman uyumsuzluklar çok göze çarpıyor.Misal Keita kendisine gelen bir topu Arda’nın önüne tekte atıp hemen koşu başlıyor.Ama Arda orada topu önüne değil,ayağına bekliyor.Ya da başka bir oyuncu öne doğru koşu yaparken ona yapılan orta oyuncunun arkasına oluyor.Buna benzer uyumsuzluklar var şu an Galatasaray’da.Ve bunun çözülmesi için öndeki dörtlünün tamamen birbirni ezberlemelerini beklerse çok şey kaybedebilir.Ki o öndeki dörtlüde sürekli değişken.Rotasyonla bu daha da zorlaşır.Sonuç olarak demek istediğim Galatasaray belli bazı uygulanabilir hücum planlarıyla öndeki dörtlüsünü bir taktik disiplin altına almalıdır ve böylece takımın geri kalanını da hücum aksiyonlarına dahil edebilmelidir.Böylece rotasyonda değişen oyuncuların da birbirine karşı o kadar büyük bir yabancılık çekmesi gibi bir sorun da ortadan kalkar.-Tabi belirteyim. Rijkaard’ın kafasında böyle planlar olabilir.Sadece bu ilk dönemi bir geçiş dönemi olarak da görüyor olabilir.Benimki sadece bir erken teşhis.-
    Diyebilirsiniz ki bu zamana kadar böyle birşey yok muydu?Yani Galatasaray’ın uyumsuzluğu sadece Eskişehir maçıda mı vardı?Hayır.Demek ki bu zamana kadar oyuncular kendi oyun zekalarıyla birbirini iyi tamamlamışlar ve bireysel performasları da maçları kazanmalrına yetmiş. Ama her zaman bunun yeterli olmayacağını gördük.Her zaman oyuncularınızın bireysel zekaları size maçı getirmeyeblir.Bazen sizin oyununuzun taktik zekası da galibiyetlere anahtar olabilir.
    ***Galatasaray’da şu ana kadar en çok takdir edilen durumlardan biri ‘Rijkaard Adaleti’ ve doğru rotasyon.Ama rotasyonda da Galatasaray’ın biraz eksik kaldığını gördük.Özellikle orta saha rotasyonunda.Sezon başlaması ve gelişmesi itibariyle Galatasaray’ın saha içindeki dizilişi 4-2-3-1′e döndü.Bu dizilişte orta sahadaki oynattığınız defansif elemanlar için en uygun ikili ön libero özellikli oyuncu+iki yönlü oyuncu.Bunu bir ara Sevilla Poulsen-S.Keita ikilisiyle çok iyi yakalamıştı mesela.Ama Galatasaray’ın orada ihtiyaç duyduğu iki yönlü oyuncu S.Keita tipinde bir oyuncu değil,daha çok teknik kapasitesiyle ve pas trafiğini iyi yönetimiyle ön plana çıkan bir oyuncuydu.Çünkü Rijkaard’ın düzeni böyle bir oyuncuyu gerektiriyordu.Gustavo Colman gibi bir oyuncu.-Buradan küçük bir iddiada bulunayım.Eğer Galatasaray Colman’ı yada o tarzda ve o yetenekte bir oyuncuyu transfer ederse oyununda çok büyük bir gelişme olur.-Sezona giriş kadrosunda da bu görevi yapabilecek tek oyuncu Ayhan Akman’dı.Dolayısıyla Rijkaard Ayhan’ı diğer iki yönlü oyuncusu Barış’a tercih edecekti ve etti de.. Ama Ayhan’ın sakat olduğu bu dönemde iki tane tipik ön liberoyu orada oynatması bir eksiydi onun adına.Orada Barış’la da defansif verim sağlayabilir,hücumda daha etkili olabilir ve şu ana kadar takımın en istikrarlısı ama son haftalarda biraz yorgun görünen savaşçısı Mustafa Sarp’ı da dinlendirebilirdi.Veyahut ön tarafta Nonda’yı bu son maçta değil de mesela bir önceki maçta Atina yorgunu Baros’un yerine başlatabilirdi Kasımpaşa’ya karşı.Elano’yu da daha doğru bir rotasyonda kullanabilirdi.Ayrıca bu hafta maçın ilk dakikalarından beri yorgun olduğu belli olan Arda’yı neden oyunun son bölümlerinde değişmedi?O da bir soru işareti. Rotasyon bir kenara mesela son bölümde Topal stopere geçip,Balta stopere kaydırılsaydı da mesela Elano orta sahada Sarp’ın yanına iki yönlü oyuncu olarak geçseydi.Bunu du oynamışığı var Elano’nun.Alex gibi ya da Lincoln gibi değil.Ki zaten o dakikalarda Eskişehir de pek hücum düşünmüyordu.Youla da oyundan çıkmıştı ve kontratak tehlikesi de yok gibiydi vs.Yani Rijkaard hata yapmıyor mu?Bakın yapıyor işte.Hem de çok görünen hatalar.Galatasaray’ın kulüp olarak eksikleri yok mu?Var işte. Rijkaard’ın yanında Türkiye Ligi’ni tanıyan genç-gelecek vadeden bir Türk antrenör koyabilirlerdi.Mesela Ümit Davala bu sene getirilseydi çok isabetli bir karar olurdu.Ama böyle birşey yapılmadı.
    Bu pencereden bakıldğında sezon başından bu yana en çok övülen takımımız Galatasaray’da ciddi eksiklikler olduğunu gördük.Bunları gün yüzünü çıkarmak için demek ki bir puan kaybı gerekiyormuş.Ama tüm bu eksikliklere rağmen Galatasaray’ın kadro ve durum itibariyle yine de ‘en iyi’ takımımız olduğu da bir gerçek.
    ***Son olarak ve kısaca Galatasaray’ın takım şansından bahsetmek istiyorum.Eskişehir maçına kadar Galatasaray’ın genellikle şanslı olduğu söylendi.Bazı maçların sonunda ‘Galatasaray iyi oynamasa da kazandı..’ dendi.Peki bu bahsi geçen maçlarda rakipleri Galatasaray’dan daha mı iyiydi.Daha mı çok koşup,mücadele etmişlerdi.Hayır..Hatta istatistikleri bir şekilde görebildiyseniz Galatasaray’lı oyuncuların kalite olarak zaten kendilerinden altta olan oyunculardan daha fazla koştuğuna da ulaşabilirsiniz.Denizlispor maçında öyle olmuştu.-Denizli maçında böyle olduğunu Uğur Meleke’nin yazısından Keşfettiğimi belirtmeyi de kendime bir borç biliyorum..-Eskişehir maçıysa Galatasaray’ın takım şansını görmemiz açısından daha ölçü olabilecek bir maçtı.İki takım da birbirine yakın oynuyor gibi göründü.Peki galibiyeti hakeden bir taraf seçmek zorunda olsak kimi seçerdik?Galatasaray’ı..Çünkü galibiyet isteğiyle oynayan taraf onlardı.Belki bunun için futbolun bütün gerekliliklerini yerine getirmediler ama;en azında sürekli deneyip,çabaladılar.Bu gibi durumlarda futbol şansı yanınızdaysa kazanırsınız.Ama değilse kazanamazsınız.Ve kazanamadı da zaten Galatasaray.Bu açıdan şampiyonluk yolundaki en büyük rakibi Fenerbahçe’yle kıyaslandığında Galatasaray’ın daha şanssız olduğu söylenebilir.-Fenerbahçe’nin son hafta maçına dayanarak söylemiyorum.Ama bundan önceki üç maç Manisa-Bursa-Belediye maçlarında futbol şansının yanında olduğu da ayrı bir gerçek-Sonuçta herkese şans ve tüm Türk futbolu adına hakedenin kazandığı müsabakalar diliyorum..

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.