Ana Sayfa > Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Rijkaard lige adapte olamadı

Rıdvan Dilmen: Rijkaard lige adapte olamadı

01 Şubat 2010

“Galatasaray’da Türkiye Ligi’ne adapte olamayan bence antrenör Rijkaard. Galatasaray gibi bir takımda oyuncu değişikliği tamamen savunma üzerine olmaz. Skoru koruma adına hareket ediyor. Oyuncu da ister istemez, antrenör bu değişikliği yaptığı zaman, skoru korumaya gider.”  

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz…

Rıdvan Dilmen

  1. 13:27 içinde 02 Şubat 2010 | #1

    Ne Ardalı Ne Ardasız
    Bu konuda Rıdvan Dilmene katılmamak elde değil.. Kadroda oyunu ileride tutacak bir yığın adam varken Denizlispora bu kadar oyun oynama şansı verilmesi soru işaretleriyle dolu.. Rijkaard da haliyle topu tutamadığını anlayınca bari gol yemeyeyim diyerek savunmayı güçlendirmeye gidiyor.Tabi ki bu sorunun bir kaç farklı sebebi var sadece top tutamama sorunu değil:
    İlk olarak skor konusunda çok zorlanıyor Rijkaardın takımı. Baros sakatlandıktan sonra en kolay maçta bile 2yi bulamadılar. İç sahada kaybedilen 4 puan ellerinde olsa Fenerbahçenin 3 puan önünde olacaklardı üstelik ikinci maç evlerinde. Jo tranferiyle hareketlendi forvet çabuk hücumlar artık daha kolay sonuçlanabilir.
    İkincisi ise formsuz Arda. Güçsüz, sahada nerde duracağını bilmeyen, şut çekemeyen bir yıldız oyuncusu var Rijkaardın. Sağ açık değil forvet değil ofansif orta saha değil sol açık değil peki ne? Muhtemelen Rijkaard da bilmiyor ne. Geçen hafta Gaziantepspor maçında ilk kez tepki verdi Kaptanına saha içinde. Bir pozisyonda ” hadi be, bu top öylemi çevrilir” der gibiydi. Ardayı moda terim marka değeri uğruna kesemiyor ve buda başta elano olmak üzere herkesin saha içi pozisyon almasında sorunlar meydana getiriyor. İşte bu noktada Rijkaard ikinci yarıda Santos ve Jo katkılarıyla belki Ardayı hiç olmazsa sadece iki çizgide kullanacaktır. Ve bu sayede önü açık bir elano daha fazla topla katedebilecektir.
    Diğer bir yandan olayın en farklı boyutu ise Galatasaraylı oyuncuların psikolojik yaklaşımları. Maçları öne geçer geçmez kazanmış gibi oynamaları onların ilerleyen dakikalarda kalelerinde gol ve goller görmelerine zemin hazırlıyor. Bu noktada Barcelonanın bize en önemli model olabileceğini düşünüyorum. Çünkü maçın ilk 20 dakikasında 3-0 öne bile geçseler yakaladıkları pozisyonları acemice yada yıldız olma düşüncesiyle harcamıyorlar.
    Toparlarsak eğer, Galatasaray ligin en önemli ofansif gücüne sahip tamam da henüz bu takım ligin başındaki ilk atıştan sonra gücünü sahada gösteremedi. Eee güçlü forvet gol bulamayınca, güçsüz savunmanın gol yemesi hiçde zor olmuyor.

  2. Volkan Kalyoncu
    16:54 içinde 04 Şubat 2010 | #2

    Meira’dan Nonda’ya Değişmeyen Zihniyet

    Dünki ortaya konan oyun ve Jo’nun sakatlığının ardından havanında
    etkisiyle iyice karamsar hala büründüm. Takımdaki tek alternatifsiz oyuncunuzun sakatlanması tabi ki en çok Rijkaard’ın da canını sıkmıştır. Beni ise bu gelişmeler yaşanırken en çok ilgilendiren şey Galatasaray’ın şuan içinde bulunduğu durumdur.

    Geçen sezon Avrupa’da çeyrek final yolunda Meira’yı satarak Kewell’ı stoper oynamaya mahkum eden zihniyet bana göre bu sene tekrar hortlamıştır. Meira’nın satışı konusuna kısaca değinirsek, Galatasaray’da görmek istediğim nadir oyunculardan biriydi Portekizli ama ne yazık ki Galatasaray kariyeri hayalkırıklığından öteye gidemedi. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki hiçbir oyuncunun vazgeçilmez olduğuna ve de her oyuncunun doğru zamanda ve şartlarda satılabileceğini düşünüyorum. Galatasaray yönetiminin Meira için ödediği paranın biraz fazlasına zaten kötü performans gösteren bir oyuncusunu satmasını anlayabilirim ama elde stoper oynacak oyuncu yokken ve de çeyrek finalin bir ucundan tutmuşken, oyuncunuzun satışına izin verirseniz burada vizyonsuzluk sorunu ortaya çıkar. Galatasaray gibi Avrupa’da isim yapmış büyük bir kulüp şunu bilmeliki ligde veya avrupa kupasında elde eldeceği başarı Meira’dan elde edeceği bir milyon avro ile ölçüşemez ki B planınız orada Semih’i ya da başka bir stoperi oynatmak yerine Kewell’ı oynatmaksa bunu bana hiç bir şekilde açıklayamazsınız. Böyle bir düşünce yapısı Galatasaray gibi büyük bir camiaya yakışmamaktadır.

    Son günlerdeki gelişmelere bakıcak olursak Nonda’nın gönderilmesiyle başlayan forvetsizlik sorunu Jo’nun sakatlığı ile daha da büyüyecektir. Galatasaray yönetimi Dos Santos’un gelişiyle aştıkları yabancı kontejyanını Nonda’yı göndererek açmayı uygun gördü. Bu tercihte de geçen seneki zihniyetin hakim olduğunu düşünüyorum. Galatasaray’daki performansı ilk günden beri soru işareti olan Leo Franco’nun gönderilmesi ile yaşanacak olası bir forvetsizlik krizinin önüne geçebilecek yönetim tercihini bu yönde kullanmıştır. Aykut’un ve Ufuk’un performansları gösterdi ki böyle bir devir teslimde kalede çokta büyük bir farklılık yaşanmayacaktı. Leo Franco’nun Galatasaray’a gelişi bile kanımca büyük hatadır. Rijkaard öncesi yapılan iki transfer Leo Franco ve Gökhan Zan’ın ne kadar yanlış tercih olduğunu her geçen gün anlıyoruz. Bonservis ödenmeden yapılan bu iki transferi markete gidip ucuz bulduğu herşeyi almaya çalışan zihniyetten farkı olduğuna inanmıyorum.

    Tabi ki de yapılan her transferde başarı sağlanacak diye bir şart yoktur. Liverpool’un Tottenham Hotspur’dan 24 milyoun €’a alıp yarım sezon oynattıktan sonra Tottenham Hotspur’a 16 milyoun €’a satmasından anlayacağımız üzere yapılan hatalı transferden en kısa zamanda ve en az zararla kurtulmak mümkündür. Galatasaray yönetimi Leo Franco’nun uzun süreli sözleşmesinin maliyetinden çekinip Nonda’yı göndererek bana göre büyük bir hata yapmıştır. Galatasaray gibi bir kulüpte Leo Franco’ya ödenecek para ligde ve avrupa kupasında elde edilecek başarılarla kıyaslanmamalı. Alınan bu tarz bir hatalı karar bile tüm emeklerin boşa gitmesine sebep olabilir. Bu sebeplerden ötürü aydınlık gördüğüm Galatasaray’ın geleceği git gide kararmaya devam ediyor…

  3. Muhammed Ali Örs
    10:31 içinde 06 Şubat 2010 | #3

    Bu görüşlere katılmamak elde değil. Bu gün bizim rahatlıkla gördüğümüz şeyleri Galatasaray yönetimi nasıl göremiyor bunuda anlamış değilim. Son oynanan Antalyaspor maçında jo nun da sakatlanmasıyla Galatasarayda fortvet oyuncusu yok. Kayseri karşılaşmasında Galatasarayın nasıl bir kadroyla çıkacağıda merak konusu. Benim temennim
    Kalede:Aykut
    Defansta: Sağda=Uğur Göbekte= Emre G.& Servet Solda=Neill
    Ortasahada: Sağda=Arda Ortada= Mustafa&Elano Solda= Caner
    Forvette: Keita& Santos
    onbiriyle çıkmasıdır.
    Uğuru yeri olan sağda oynarsa daha verimli olur. Maçlarda gördüğüm kadarıyla göbekte servetin yanında ha Emre oynamış ha Neil bu farketmiyor. Defansın sağına Neill’i yazmamdaki sebep tecrübesiyle orayı kurtarma ihtimali. Forvette İse Keita ve Santos çabuk,hızlı ve teknik kapasitesi yüksek oyuncular. Özellikle Keita aynı zamanda güçlü bir oyuncu. Bence forvetsiz Galatasarayın forvetsiz çıkacağı maçlar için en iyi onbir budur. Bilmem bana katılırmısınız.

  4. Şahbaz
    15:44 içinde 06 Şubat 2010 | #4

    Rijkaar’ın Hamlesi Son Derece Doğruydu
    Hemen hatanın nerede olduğunu da söyleyeyim. Hata Galatasarayı forvetsiz bırakan idarecilerdedir. Volkan’a kesinlikle katılıyorum Meirada yapılan hata göz göre göre tekrarlanmıştır. İşin kötüsü bu sefer “kurtarıcı” Kewell da yok.

    Rijkaard’ın hamlesine gelince. Rijkaard ligin dibine demir atmış ve su ana kadar maç kazanamamış (hükmen Ankaraspor galibiyeti hariç) Denizlispor’a karşı skor üstünlüğünü elde ettikten sonra, muhtemel forvet oyuncusu Dos Santos’u alarak çok akılıca bir hamle yapmıştır. Çünkü, galibiyeti olmayan rakibine karşı atak futbol ve hızlı tempoyla mücadele etmenin hiçbir gereği yoktur. Bu şekilde zorlu viraj öncesi futbolcularda yorgunu minimuma indirip, olası yeni sakatlıklar engellenmiştir. Dos Santos’un oyuna girişinin ne kadar akıllıca olduğu Antalyaspor maçında kendini göstermiştir. Bu değişiklikle forvette hiç oynamamış bir Santos yerine belli bir süre de olsa o mevkide görev yapmış bir Santos elde edilmiş ve futbolcunun mevkideki verimi artmıştır. Rijkaard Santosu oyuna alırken gol atma becerisi düşen takımın savunma kabiliyetini arttırmak amacıyla diri bir defans oyuncusu almıştır. Bu da son derece akıllıca bir hamledir.

    Skoru koruma yoluna gitmenin adaptasyonla bir ilgisi yoktur anlatmak istediğim bu. Aynı Rijkaard takıma sezon başında 5-6 gollü maçlar oynatırken adapte olmuştu diyebilirmiyiz? Rijkaard elindeki kadroyu en etkin biçim de kullanmayı hedeflemiştir ki ne kadar haklı olduğu da Jo nun sakatlanması ile ortaya çıkmıştır.

    Rıdvan Hocanın bu yorumunu Rijkaard’ın kemer tokasını eleştirmeye benzettiğimi de belirtiğimide eklemek istiyorum.

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.