Ana Sayfa > Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: İki takım da hazır

Rıdvan Dilmen: İki takım da hazır

03 Ağustos 2009

250409-dilmen“Son hazırlık maçı gözüyle bakarsak, Fenerbahçe ve Beşiktaş olabilecekleri noktadalar. İyi hazırlanarak gelmişler. Baktığımızda sıcak havaya rağmen çok olumsıuz bir durum yoktu iki takım adına da.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Rıdvan Dilmen

  1. 15:22 içinde 06 Ağustos 2009 | #1

    KÜÇÜLEN HEDEFLER DİRENEN ALEX
    Bugün gazetelerde gördüğüm bir haber moralsiz bir Fenerbahçe taraftarı olarak bana umut verdi. Fenerbahçe’nin kaptanı Alex başkanına, teknik direktörüne ve Roberto Carlos’ a inat “bizim ilk hedefimiz Avrupa’da kupa kazanmaktır.” diyor. Son zamanlarda Fenerbahçe’nin vizyonuna yakışan en güzel sözlerdir bunlar.
    Alex sezon başı kampına geç katıldığı için hepimize biraz sevimsiz gelmişti. Kimi spor yazarları onun artık gitmesi gerektiğini düşünüyor. Takımın çift forvet oynayamamasının tek suçlusu olarak görülmesi, koşmadığının iddia edilmesi, saha içinde hayaletvari dolaşması gibi eleştirilere inat Fenerbahçe’nin skor yükünü taşımaya devam ediyor. Gol atarak, asist yaparak. Maçın son saniyesi bile olsa Fenerbahçe taraftarı çok iyi bilir ki Alex sahadaysa umut bitmemiştir. Alex’sin dünkü sözlerinden sonra son sözümü biraz daha genişletebilirim. Alex Fenerbahçe’de ise umut bitmemiştir. Avrupa’da kupa kazanmak sadece dile kolay gerekir. O arenada ayakta kalmanın kolay olduğunu ancak budalalar iddia edebilir. Ancak geçen yılki UEFA serüvenini hatırlayalım. Çekinerek baktığımız bir tek Milan vardı. Erkenden elendi gitti. Serüvene Avrupa’nın orta sıra takımları devam etti. Yolculuk Kadıköy ‘de bittiğinde Ukrayna’nın en iyi takımı olmayan ve beğenmeyip kovduğumuz Lucescu’nun takımı Shaktar Donetsk ile Bundesliga’yı kötü bir sırada bitiren Werder Bremen son tango için karşı karşıya geliyordu.” Bu son dansı Fenerbahçe ve Galatasaray oynayabilirdi.” Cümlesi çok mu komik yoksa çok mu fantastik oldu bilemiyorum. Ama bu ifadeyi Alex okusa her halde bana katılır. Çünkü o ileri görüşlü bir insan olduğunu her fırsatta ortaya koyuyor. Asla bir hayal taciri değil; gerçekler üzerine kurguladığı hayallerini gerçekleştirmek istiyor. O yüzden herkesle paylaşıyor bu hayalleri. Biliyor ki destek gelirse gerçekleşmeyecek düş, başarılamayacak iş yoktur. Tanıyıp tanımadığını, sevip ya da inanıp inanmadığını bilmiyorum; ama dünyanın gördüğü en önemli sembolleşmiş direnişçilerinden Che Guevara da Güney Amerikalı. Che’nin “gerçekçi ol, imkânsızı başar.” Felsefesini kendisine rehber edindiği görmek en azından taraftar olarak bana umut vermiştir.
    Umarım onun bu direnen duruşuna Aziz Yıldırım ve Daum da katılırlar. Taraftara böyle bir durumda zaten bir “hay gerek”. Ona göre oyuncular, projeler. Bu bir hayal, bunu biliyoruz. Ama uzak değil. İnanırsak çalışırsak, üzerimize düşeni yaparsak o uzağı yakın edebiliriz. O kupayı kaptanımızın ellerinde en yükseğe kaldırabiliriz. Fenerbahçe taraftarı buna inanıyor. Kaptanımız inanıyor. Bu yetmiyor Sayın Aziz Yıldırım, bu yetmiyor Sayın Daum. Sizler de inanmalısınız. Türkçe’nin büyük şairi Nazım Usta’nın dediği gibi: “İnanın çocuklar, çocuklar inanın. Güzel günler göreceğiz güneşli günler”
    Her şey biter umut bitmez…

  2. 14:13 içinde 11 Ağustos 2009 | #2

    HANGİ FENERBAHÇE HAZIR
    Fenerbahçe üç yıl aradan sonra Aziz Yıldırım- Daum ortaklığı ile yola çıktı. Süper kupa Finalinde gördük ki Fenerbahçe lige hazır. Ama hagi Fenerbahçe?
    Burada iki Fenerbahçe’den söz etmek gerekir. İlki büyük saha dışı yatırımlar ve bu yatırımların taraftar tarafından milyon avrolara dönüştürüldüğü ve buna karşın “Dünya Kulübü” hedefiyle ilerlemeye çalışan çağdaş Büyük Fenerbahçe Kulübü. Diğeri ise Daum’u takımın başına getirerek hedefte önceliği süper lige veren sıradan bir kupa olduğu düşünülmüş olmalı ki ikinci plana atılan Avrupa UEFA ligini önemsemeyen, bu yüzden küçülen Fenerbahçe takımı.
    Birinci Fenerbahçe maalesef artık sadece hayallerimizi süsleyecektir. Bugüne kadar olduğu gibi. Böyle bir takım için şartlar olgunlaşmıştı hâlbuki. Taraftar Fenerium, Fenercell, kombine ve paraya dönüşebilecek ne varsa desteğini hiç düşünmeden sürdürüyor. Yeni formalar çıkıyor ertesi gün tükeniyor. Hatlar Fenercell e taşınıyor. Niçin? Başkanın gösterdiği hedef doğrultusunda “Dünya kulübü”ne katkıda bulunmak için. Karşılığında ne yapılıyor. Başkan hedefi küçültüyor. Biz Edirne’den öteye gidemeyiz. Türkiye Cumhuriyeti’ni kendi çöplüğü olarak gören ve orada rahatlıkla ötebileceğini bildiği Daum’u getiriyor. Onun kulağına da fısıldıyor: “Aman ha! İlk hedef şampiyonluk, sen de öyle söyle. Biz Aykut’la Topuz’la onları oyalarız. Tamam mı?” Daum dünden razı. Taraftar hüsrana uğruyor. Real’den M. Diarra ve Robben’i bekliyor. Gelenler Baroni Ve Santos. Defansın ortası alarm veriyor. Bunların hiçbiri önemli değil. Çünkü hedef küçülmüştür.
    Gelelim ikinci Fenerbahçe’ye. Bir başkan düşünün ki ezeli rakibi Galatasaray’ın 4 senelik şampiyonluk serisi altında ezilmiş. Tek derdi bu başarıyı bertaraf edebilecek başarılara imza atmak. Bunun ilk şartı Fenerbahçe’nin tarihinde olmayan şampiyonluğun üç sene üst üste olması. Bunu başabilmek için bu işin uzmanı bir teknik direktör getirildi. Kadro yapısı sadece skora endeksli hale getirildi. Takım kondüsyonu 120 dakikayı bile kaldırabilecek düzeye gelmek üzere. Daum’un skor sıkıntısı yok. Duran bir top, Alex, Carlos’un frikikleri, Gökhan ve Uğur’un kanat bindirmeleri, Deived’in şutları gibi Türkiye’de skora gitmenin kısa yolları Fenerbahçe Teknik Direktörünün hizmetinde. Henüz sezonun başı olmasına rağmen, geçen yılın kıralına karşı ilk 20 dakika dışında oynanan oyun ikinci Fenerbahçe’nin lige hazır olduğunu gösteriyor. Oraya da yakın zamanda takviye yapılacağını düşünürsek Fenerbahçe küçülmüş hedefleri doğrultusunda lige hazırdır.
    Ancak şunu eklemem gerekiyor. Daum taraftarı yeterince ateşli bulmamış. Sen taraftara o kadar desteğine karşın dalga geçer gibi hedeflerle ortaya çıkıp ona göre sıradan oyuncular alacaksın sonra da … Ateş külleniyor buna DİKKAT…

  3. 16:05 içinde 11 Ağustos 2009 | #3

    İMAJ HİÇBİRŞEYDİR – ADAMLIK HERŞEY!!!!!

    Bir adam düşün ki; futbol kariyeri tavana vurmuş . Dönemin en popüler oyuncularından. Kazandığı üne , şana şöhrete karşın sahada arı gibi çalışıp, takımı için canını dişine takan ve bunları yaparkende rakip futbolculardan tutunda rakip taraftara kadar herkes tarafından sayılan sevilen ..

    Bir futbolcu düşünün ki ; parlak futbol kariyeri sonrasında dünyanın dev takımlarından birinin vbaşına teknik direktör olmuş. O öyle bir takımki adı BARCA Dünya yıldızlarını bünyesinde barındıran, seveni olduğu kadar sevmeyeni de olan , buna mukabil eleştri okları sürekli sırtında hisseden bir hoca.

    Yıldız demek kapris demek . Her biri ayrı bir sorun , bunların başında taraflı tarafsız tüm futbolseverin peşinden koştuğu , hayran olduğu bir star . Ronaldinho uslanmaz asi çocuk . takımdan kopmak üzere iken , tüm hovardalığına karşın futbolcusuna yapılan her türlü eleştiriye göğüs geren ve onu tekrar futbola bağlayacak kadar insani ilişkileri sayesinde adeta bir psikolog edası ile rehabilite eden ve bu sayede takıma kazandırmak takım bütünlüğü ile sayısız başarılara imza atan bir hoca.

    Bir hoca düşünün ki; peşinde Avrupa futboluna hükmeden dev takımlar varken , samimiyete iananarak çoğu 2. sınıf futbolcunun gelmek için bin bir naz yaptığı , küçük gördüğü ülkeye herkesi şaşırtan , ideali uğruna gerekirse kariyerinide riske atarak parmağını taşın altına koymaktan çekinmeyen bir lider.

    Bir lider düşünün ki; Başarıyı tek başına sahiplenmeyen , gerektiğinde ve çoğukez ekip arkadaşlarını ön plana çıkaran bir centilmen.

    Bir centilmen düşünün ki; Takımdaki bir tek oyuncusu rakibine bedel bir pozisyonda bile onur kırıcı sözlerden kaçınıp ,ismine , kariyerine , aldığı paraya , şöhretine bakmadan futbolcuyu takımdan kesip , güvendiği gençlere yol açan bir komutan.

    Bir komutan düşünün ki; Kazanılan bir zaferin ardından ulu orta show yapmak yerine , bitiş düdüğü ile birlikte herkesten önce soyunma odasına giderek futbolcusundan , malzemecisine kadar tüm ekibini kutlayarak onları ödüllendiren bir ruhani deha .

    Tüm bu yazılanlar tek bir insanda olabilir mi ? Evet olur. Eğer adın Franck Rijkaard ise bal gibide olur.

    Futbolumuzun marka değeri açısından , ülkemiz hakkında speküle edilmeye çalışılan bir ortamda pozitif anlamda reklam açısından kazanırken de alçak gönüllü olmayı bize hatırlattığın için , bu güzel ülkemizi tercih ettiğin için teşekkürler Franck .

    İyiki geldin . İyiki varsın.

    selamisahin@sporkazani.com

  4. Ergün Salt
    11:21 içinde 16 Ağustos 2009 | #4

    DAHA FARKLI FENERBAHÇE
    Belki bu sene bir çok transfer yaptı fenerbahçe ama sahaya çıkan kadro geçen sene ile hemen hemen aynı bir tek farkı Bilica ve yeni gelen Brezilyayılar herkesin aksine ben Cristianı beğeniyorum.Belki oyun içinde adından çok bahsetmiyor yada kendini göstermiyor ama nerde duracağını ne zaman hamle yapacağını ve isabetli pas oranı ile iyi oyuncu
    Yalnız Fenerbahçe temel bir sorun var.Kanımca Gökhan’ın önünde Rıdavan Hoca her nek kadar David oynamsı gerek desede ben aynı kanıda değilim.Zira gerek David gerek Kazım çok savruk ve istikrasız oyuncular oyunu tek yönü ile oynuyorlar Gökhana en ufak yardım yok her maç Gökhan o kanadı tek başına savunuyor.Rakipler o bölgeye hızlı ve çabuk oyuncu soktuları an biz her maç zorlanırız.Peki ne yapılması gerek
    1-David-Kazım-Mehmet Topuz üçlüsünden o bölgede Gökhan-Mehmet Topuz ikilisini oynatmak gerek,hem Mehmet daha dirençli oyunua 2 yönden bakıyor daha agresif ve ceza yayı çivarından daha etkili şutları var.Hemde Fenerbahçe futboluna aç
    2-O bölgede Göhanı önde oynatıp onu arkasında Denizi yada Önderi oynatmak gerek
    Bu arada bizim şuan en büyük sıkıntılarımızdan biride golcü bir tek Guiza var semih ne olacağı belli değil o bölgeye mutlaka transfer şart yoksa koca ligi 2 kişi tamamlamak zor

    Son olarak Lugano ile tekrar anlaşmız.Şimdi sormak gerek hani lugana italyadan yada başka teklifler vardı.Koca bir 3 ay boyunca herkesi aldattın kabul ededlim ki Lugano bizden alacağı parayı avrupada ne Real Madrid nede Barcelona verir.Onun için ki tekrar anlaşama yapmayı kabul etti.Ama esas Lugano kanımca kendisinden önce menejerini değiştirmesi şart 3 kuruş fazla para alabilmek için 3 ay atıl geçti ve herkesi kandırdılar

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.