Rıdvan Dilmen: G.Saray’da santrafor olmaması yönetimin skandalıdır
07 Şubat 2010
“Arda’yı tutup santrafora koyuyorsan, onun bütün meziyetlerini öldürüyorsun. Arda çizgide ve orta sahada top alıp, yüzünü dönüp kaleye giderek yaratan bir oyuncu. Bütün yaratıcılığını alıyorsun. Şimdi diyeceksiniz ki ‘Takımda santrafor mu var?’ Santraforun olmaması yönetimin skandalıdır.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Galatasaray’ın sezon başından beri sürdürdüğü transfer politikası aslında baştan aşağıya yanlış. Sadece yıldız isimler transfer etmek iyi transfer olmuyor ne yazık ki. Gerekli mevkilere gereken transferler yapılmadı. Yaklaşık 2 yıldır doğru dürüst orta sahası olmayan Galatasaray bu bölgeyi toparlayacak, oyunu çift yönlü oynayan bilen bir lider bulamadı. Defansif sıkıntılar mevcut ve takımın yeterli sayıda forveti yok. Bunun üstüne Nonda’nın yollanması tam anlamıyla bir skandal, bence sadece yönetim değil teknik ekipte bu durumda suçlu. Rijkaard ve Neskeens gibi deneyimli futbol adamları her ihtimali düşünmeliydiler transfer sezonunda. Geçen sene Meira’nın yollanıp, takımın stopersiz kalması gibi bu sene de Nonda yollanıp takım forvetsiz bırakıldı. Geçen sene boşa giden koca bir sezon vardı, bu sene de geçen yıldan ders alınmamış belli ki. Bir diğer yanlışta kiralık gelen oyuncular için sahibi olduğun 2 oyuncuyu tazminatlarıyla yollamak. Galatasaray’ın dillere destan ekonomik durumu düşününce boşa giden milyonlarca lira yönetimin yanlışlar içinde olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yapılan son transferler de kesinlikle kongre düşünülerek yapılan hamlelerdir. Takımın oyun düzeni veya kimyasına yönelik transferler değildir. Acı ama gerçek Galatasaray iyi yönetilmiyor, arka arkaya gelecek ters sonuçlar Lale Devrini bitirir Patrona Halil isyanlarını başlatır.
Sezon başında Galatasaray’ın birinci santraforu Baros, ikincisi ise Nonda’ydı. Ayrıca (biraz önce yeniden kontrol ettim) Serkan Çalık da takım kadrosunda gözüküyordu. Ancak şu an baktığımızda iki sakat futbolcu haricinde takımın santraforu yok.
Lakin, Galatasaray’ın bir santrafora ihtiyacı var mı diye bir sorunun da sorulması gerekir. Sezon başladığında Galatasaray’ın 4-2-3-1 sistemiyle oynadığını hatırlıyoruz. Forvet arkası üçlü genellikle Kewell-Arda-Keita şeklinde oynardı. Maç başına 3 golün üstünde bir ortalamaya sahipti Galatasaray. Hatta bu sistemle Galatasaray ligin en az gol yiyen iki takımına (Kayserispor ve Beşiktaş) toplam 7 gol attı. Ancak Rijkaard’a yapılan eleştiriler sonunda meyvasını verdi ve Galatasaray gittikçe bu golcü kimliğinden uzaklaşmaya başladı. Öncelikli sorum şu: Bir maçı kazanmak için ne yapmak gerekir? Çok iyi oynarsın, rakibine top göstermezsin. Ama gol atamadığın müddetçe maçı kazanamazsın. Sezon başında Galatasaray’ın maçlarını izlerken her şekilde galip geleceğine inanıyordum; çünkü ne kadar yerse yesin gol atabilecek bir takımdı.
Nedense bu kadar üretken olan hücum hattı üstünde durulmadı ve gol yiyen defans hattına dikkatler çekildi. Galatasaray’ın takım savunması yerden yere vuruldu. Bunun üstüne de kanımca Rijkaard eleştirilerden nispeten kurtulmak için orta sahayı üçleyip hücum zenginliğini azalttı. Ve bu değişimle birlikte Galatasaray adına başarı grafiğinin nasıl düştüğü aşikar.
Bu denli üretken olabilen bir hücum hattı varken Galatasaray’ın gerçek bir santrafora ihtiyacı olur mu? Şu an belki Kewell oynayabilecek durumda değil. Ancak kapasitelerini göz önünüze getirerek düşünün: Caner-Arda-Keita üçlüsü ve önlerinde Elano. Caner’in sol açık oynadığı maçlardaki performansı ortada. Keita’nın da nasıl oynayabileceğini biliyoruz. Arda’yı konuşmaya gerek duymuyorum. Elano da çok isabetli vuruşlar yapabilen bir futbolcu. Zaten sezon başındaki Galatasaray’ın forvetinde bırakın Baros’u ve Nonda’yı, Sabri bile oynasaydı şu an toplamda en az Baros ve Nonda kadar golü olurdu. Çünkü santraforda oynayan oyuncuların arkasında oynayan üçlüde bitiyordu herşey.
Öte yandan… Nonda, Giovani yaşındayken acaba nasıl oynuyordu bunu bir anımsayın. Nonda’nın gönderilmesi yönetimin hatasıdır. Daha önce de dediğim gibi, Jo’nun sakatlanması hesapta yoktu. Ancak Avrupa Ligi maçlarında oynayamayacak olmasını da yönetimin bir hatası olarak görebiliriz, ancak ben böyle değerlendirmiyorum. Bence Galatasaray’ın santraforsuz kalmasından daha büyük skandal, Rijkaard’ın Türk futbol medyasına kulak verip bu ‘parçalayan’ hücum anlayışından vazgeçmesidir.
Tamamen katılırıyorum.Benim bir taraftar olarak anlamadıgım bizim gördüğümüzü rijkaard göremiyor mu? Ülkemizde futbol desen herkesin söylicek birşeyi vardır,herkez bir teknikdirektördür ama bunları gördükçe insanın bişeyler söyleyesi geliyor.Rıdvan Dilmenin söylediklerine katılmamak mümkün değil sanırım tek katılmayan Frank Rijkaard.Sen Arda’yı mevkısı dışında biryerde oynatıosun hem ardayı hem kendini tüketiyosun.Arda kötü oynasa kim nediyebilir,çünkü mevkisi orası değil. Şuan takıma bakıldığında sakatlar haricinde forvette oynıyabilicek tek isim bence keita ne yazık ki hala bu hareket yapılmıyor. Tabiki hiçbirimiz rijkaarddan iyi bilmiyoruzz ama bir futbol sever olarak kafamız karışıyor.Gözle görülebilen bi aksaklık var takımda tamam forvetin olmıyabilir ama sen oynıyabilicek oyuncular arasında en makulu olan keita yerine ardayı oynatırsan hem takımın hem oyuncun performans olarak ortaya hiçbişey koyamaz.Galatasaray son üç maçında futbol adına pek bişey ortaya koymuyor, ve taraftarlarını üzüyor bu yatırım bu trasferler ve bu futbol hiç bağdaşmıyor.
Santrafor olmamasına gelince bence tamamen bir skandaldır.Dünyanın neresine giderseniz gidin sezonun ilk yarısında 16 gol atan bir oyuncu gönderilemez, gönderilmemelidir.Yönetim flaş trasferler yaparken giden oyuncularınında performaslarına göz ucuylada olsa bakmalıdır ve kendien sormalıdır.Bugün Nonda olsa son üç maç nası olurdu.
Olaya 2 hatta 3 açıdan yaklaşmak daha doğru olacak sanırım.
Öncelikle Teknik adam cephesinden bakılır ise, son maçta Arda’nın tamamiyle en uçta oynadığına katılmıyorum. Arda’yı rakip kaleye daha yakın ama hareketli oyuncu kimliğinde kullanmaya çalıştı Rijkaard ama yavaş, şut atma özelliği olmayan Arda’nın rakip kaleye en yakın olduğu anlarda golü bulmasını beklemek çok da mantıklı gelmiyor bana. Burada oyuncunun pozisyonunda yukarıdaki değişimi yapmak bile zaten iskeleti oturmamış kurgu içerisinde sıkıntılar yaratıyor. Burada takım dengesini en az sarsacak bileşimi bulması gerekiyordu kulübenin. Örneğin ileri uçta Keita-Sağda santos değişimi gibi…
Gelelim yönetim boyutuna. Takımdaki hücum elemanı sayısını arttırmanın takımın gol atma istatistiğini arttıracağını düşünen ve daha çok isimler üzerinden transfer yapma anlayışı güden bir anlayışa sahip Galatasaray Futbol Yönetimi. Alınan isimlerin kalitesi konusunda Rıdvan Dilmen kadar katı değilim ama ne yazık ki ara trasnferde alınan oyuncunun takıma direkt katkı yapacak oyuncu hüviyetine olması gerektiği ve alışma-maç eksiğini kapama süresinin minimum tutlması zorunluluğu gibi kriterler es geçildi. Eğer ara trasnfer yapıyorsanız Pandev gibi çıktığı ilk maç olan Milano derbisinde takıma attığı gol ile katkı yapabilmeli örneğin.
İŞin 3. bir boyutu da var ki, bence Galatasaray2ın santroforsuzluktan daha önemli sorunu olan orta saha merkezindeki prblem Teknik Adam &Yönetim işbirliği içerisinde tamamiyle geçiştirilerek ne yazık ki Galatasaray’ın bu senesinin beklenen seviyenin altında kalmasına yol açacak. Neden mi?
Futbolda oyunun kalbi orta sahada atar. Takımın hayati noktasıdır burası, adeta geleceğine yön verir. Bugün rakibiniz hakkında bilgi sahibi olmak isteseniz ve size kadrolarından sadece 4-5 kişiyi öğrenme şansı verilse hangi bölgedeki oyuncuları bilmek isterdiniz? Bir takımın kapasitesini ve yapabileceklerinin sınırını görmenin en kısa yolu orta sahadaki kurgusuna ve oyuncu yapısına bakmaktır.
2001′den beri modern bir orta shaya sahip olmayan ve aynı anda orta sahasında oyunun 2 yönünü oynayan 3 oyuncu barındıramayan Galatasaray hala aynı sorun ile debeleşiyor ama ne yazık ki olumlu bir adım atılamıyor. Mustafa Sarp-Elano-Mehmet Topal-Ayhan Akman-Barış ile merkez orta sahada Galatasaray’ın aynı anda hem orta saha sertliği hem de hücum yaratıcılığı yaratacak bileşime sahip olması neredeyse imkansız. Bu nedenle isterseniz forvet Zlatan’ı ya da Etoo hatta Drogba’yı koyun değişen belki de gol pozisyonlarının gole dönüşme oranı olacaktır ama takımın oyun içerisindeki dominasyonu, dinamikliği ve baskınlığının çok fazla değişeceğini beklemek hayal olur. Elano’dan bir Xavi dönüşümü beklemenin bence nafile. Çünkü Elano’nun durağan ve hareketsiz yapısı Galatasaray’ın eksiğini giderek tabiri caiz ise”pire gibi orta saha” tabiri ile uyuşmuyor. Uzun pasları ya da oyunun yönünü çervirmesi iyi olabilir ama sürekliliği ve dinamizmi kesinlikle yeterli değil ve bugünkü seviyesinden çok da yukarı çıkmasını beklemiyorum.
Bu nedenle takımda forvet sorunu olmasa bile merkezdeki sorun çözülmedikçe aynı kısır döngü içerisinde dönecek Sarı-Kırmızılı takım. 1-2 hafta ağızlara bir parmak bal çalınacak belki ama 3. hafta yine “Neden” ile başlayan cümleler kurulacak. Ben kendi adıma bu inişli çıkışlı tabloyu görmeyi bekliyorum. Sezon içerisinde durum değerlendirmesi yapar ne demiştik ne oldu kıyaslamasına gireriz.
Galatasaray gibi bir futbol takımında, santrafor mevkinde oynatacak tek bir futbolcunun bile olmaması elbette ki skandaldır. Sakatlıklar buna bahane olamaz.
Gel gelelim, bu gerçekten yönetimin sebep olduğu bir skandalmıdır? Ben şahsen pek öyle düşünmüyorum.
Galatasaray yönetimleri, geçen seneyi hariç tutarak söylüyorum, benim hatırlayabildiğim en eskisi Jupp Derwall dönemi de dahil olmak üzere, futbol takımını, güvendiği bir isime emanet etmiş, daha sonra bu konuda o kişinin istekleri dışında takıma müdahale etmemiştir. Şimdi yaşanan, Rijkaard’ın açıklamalarının da gösterdiği gibi, bundan başka bir şey değildir. Yani yapılmış bir hata varsa eğer, bu yönetimin değil, Rijkaard’ın hatasıdır. Nonda’yı gönderme kararını kendisinin aldığını açıkça ifade etmiştir.
Şimdi benim aklıma iki şey geliyor; Bir: Rijkaard, ülkemizdeki yabancı sınırlamasından haberdar olmadığı için, eski öğrencisi Giovanni Dos Santos’u isterken şuursuzca davranmış, yabancı kontenjanından birisini göndermesi gerektiği kendisine hatırlatılınca da, alel acele, Nonda diyivermiştir. İki: Birinci aklıma gelenin oldukça saçma olduğunu düşünürsek büyük olasılıkla geçerli sebep budur, Rijkaard, önündeki Üç ayı bile planlamaktan aciz, ileriye dönük hesaplamalar yapamayan ancak futbol bilgisi ve görgüsü engin, insanlığı ve fair play duygusu, hakkaniyeti ondan da engin bir kişiliktir.
Peki bu durumda ne yapmak gerekmektedir? Bence, Bir: Teknikdirektörümüzü, hiç vakit kaybetmeden, tüm kadrosu ile beraber işten el çektirmek, İki: Teknik kadroyu aynen koruyarak, takım üzerinde, uzun vadeli planlamayı yapacak ve hem Rijkaard’ı bu tür konulardan kurtaracak, hem de takımı Rijkaard’dan koruyacak, başarılı olabilecek birini o göreve getirmek.
Sizce, bunların herhangi biri olurmu? Bence olmaz… Geriye başarı için tek bir umut kalır; Takım oyuncuları, belirli bir idol etrafında (olasılıkla Arda Turan) toplanır, o idolün de kendini bozmadan göstereceği olumlu çabalar ile bir takım başarılar sağlanır.
Buyrun Burdan Yakın Beyler!
Nonda’nın gönderilmesiyle beraber Galatasaray’ın geleceği ile ilgili kafamdaki sorular Jo’nun sakatlığı ile endişeye dönüştü. Resmi siteden yapılan açıklamaya göre Jo en az 3 hafta sahalardan uzak kalacak ki bana göre bu gelişme Galatasaray’ın alacağı en kötü haberdir.
Uzun zamandan beri Galatasaray’ın bir maçını izlerken bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum. Sakat oyuncu sayısının çokluğu bu kötü oyunun, ki Galatasaray’ın dün ortaya koyduğu oyunun futbolla alakası yoktu, mazereti olamaz. Ara transfer döneminde kadrosuna kattığı yıldız isimlerin ardından Galatasaray’ın için iki endişem vardı, takım kimyasının bozulması ve sakatlıklar. Galatasray’da gün geçmiyor ki sakatlar listesine yeni biri eklenmesin, bu ortamda da kadro derinliğinizin sizi ne kadar sırtlayacağı ortaya çıkıyor. Tüm bu olumsuzluklara bir de Dos Santos’un çizdiği imaj, Elano’nun hala daha beklentileri karşılayamaması ve de Keita’nın disiplinsiz davranışlarının eklenmesi mide bulantısını biraz da arttıyor. Drogba, Zokora Afrika Kupası’ndan dönüp takımlarının formalarını giyerken Keita hala ortalıklarda yok, Rijkaard’ın bu tarz bir davraşını cezasız bırakacağını sanmıyorum. Görünen o ki ara transferde alınan üç isimden daimi ve azami katkıyı “gösterişten uzak” Lucas Neill verecek gibi.
Gelelim Nondasız Galatasaray’ın ilk sınavında ortaya koyduğu oyuna. Antalya maçında ortaya konan futbol gösterdi ki ileride Keita, Arda veya Dos Santos’un yer alacağı bir oyun düzeninde Galatasaray’ın hücumda birşeyler yaratması çok zor (duran toplar dışında). UEFA Avrupa Ligi’nde “mecburiyetten” bu dizilişle oynayacak olmasının yanında Jo’nun sakatlık haberi ile ligde en az 3 hafta bu diziliş ile sahaya çıkmak zorunda kalacaklar. Bu durumda tüm planların alt üst olduğu anlamına gelir. Ne Keita ne Arda ne de Dos Santos Rijkaard’ın kafasındaki ileri üçlüsünün göbeğinde oynayacak özelliklerde değil. Bu dönemdeki asgari puan kayıpları Galatasaray için kazançtır. Bu karamsar tabloya olumlu yönünden bakmaya çalışırsak da Jo’nun sakatlığında Galatasaray’ın en azından Avrupa Ligi maçlarındaki dizilişle sahaya çıkacak olması alışma dönemini kısaltabilir.
Galatasaray’daki santrofor skandalı geçtiğimiz yıl yaşanan stoper sıkıntısıyla oldukça benzer bir durum aslında.Kewell’ dan stoper çıkaran bu sistem yakın gelecekte eski Antep forveti Ayhan’ı santrafor yapabilir.Şu anki ihtimallere bakıldığında 1.60 lık oyuncular Dos Santos ve Arda’dan daha iyi bir ihtimal gibi gözüküyor Ayhan formülü.
Sorunun köküne indiğimizde çok açık ama kimsenin görmeye cesaret edemediği bir çıkış yolu var.Gerek A2 takımında , gerekse altyapıda küçük yaşlardan beri harikalar yaratan iki genç santraforu olan bu takım neden kullanmıyor acaba bu cevherleri?Cevher diyorum çünkü gelin görün ki, UEFA’YA gönderilecek listede mutlaka yer alması gereken 1.80 lik Cem Sultan ve 1.83′lük Anıl Dilaver bence bu çaresizlik ortamında kullanılması gereken yıldız adayları.Bu fikrime tezatlık sunacak en baştaki düşünce “tecrübesizlik” olabilir ama şimdi Avrupa futbolunun 87-88-89-90 doğumlulardan çıkardığı “wonderkid” kuşağından bahsetmeyeceğim.Biraz cesaret, biraz inanç ve biraz da kutsanmışlık bu oyunculara önemli fırsatlar sunacağı gibi Galatasaray için de ileri uçta önemli bir alternatif olacaktır.Genç yaşta mucizeler yaratan örnekler çok da uzakta değil Türk futbolu için.Hele bir de çok genç yaşta Old Trafford’ta harikalar yaratan Arif Erdem bir model varken, neden Galatasaray yönetimi ve teknik kadrosu bu apaçık çözüm yolunu göremiyor?
Anıl ve Cem Sultan’ı Football Manager hayranları çok iyi bilirler ve Avrupa futbolunda 2-3 sene içerisinde – şans verildiği takdirde- ne kadar geliştikleri ortadadır.Bu iki gencin arkasında ise daha tecrübeli ağabeyleri Arda,Keita ve Dos Santos bence A2 deki performanslarını arttırabilir.Asıl yeri sağ çizgi olan Giovanni Dos Santos ve sol çizgideki bir Arda Turan bu iki genci çok iti besleyebilirler.Keita ise alternatif yaratıcı oyuncu ihtiyacını giderebilir.Ayrıca orta alanda Elano gibi ince ara paslar ve gollük pozisyonlar hazırlayan bir “central” oyuncu bu iki gence destek verebilecek ağabeylerden..Elbette transfer politikasında izlenen yanlış rota ve gereksiz Dos Santos transferinden bahsetmeyeceğim uzun uzun lakin bu fikir tecrübeli Reijkard ekibi tarafından kupa maçlarında devre arasında uygulanabilir ve bu gençlerin takıma adaptasyonu sağlanabilirdi.93 yılında Feldkamp’ın cesaretiyle sahaya sürülen Arif Erdem gibi Cem Sultan ve Anıl Dilaver bu takım için A.Madrid mücadelesi öncesinde çok önemli fırsatlar. Bence bu fırsat hala değerlendirilebilir, bu hafta bay geçecek olan G.Saray iyi bir çalışmayla Madrid maçlarına kadar bu iki genci hazır hale getirebilirler.
Sonuçta A2 takımlarının temel işlevi, A takımın eksik yanlarını kapamak, o mertebeye oyuncu yetiştirmek ve oynamayan oyunculara şans vermek değil mi? Oynayamayan yedek oyuncular orada değerlendirilemez miydi?Serkan Çalık gibi, Alparslan, Aydın Yılmaz gibi, Cafercan gibi gençler burada değerlendirilemez miydi? A2 liginin kuruluş işlevini Paf Ligi’nden ayırmak gerek.Altyapı kuşağına öncelik eden Galatasaray camiası yine böyle bir yol çizebilir ve transferdeki fiyaskoyunun üzerine bayanların deyimiyle “fondöten” sürebilirler.
Galatasaraydaki yıldız sayısı Galatasaraydaki aksayan yerlerden daha fazla.Peki aksıyan yerlere transfer yapıldımı?Mesela bir orta saha,sağ bek,sol bek,santrafor gibi.Galatasarayda eksik olan bölge sadece santrafor değil.Yanlış futbolcu alınır ama yanlış futbolcu nasıl gönderilir asıl skandalı yönetim burada yapıyor.Ben Avrupada oynatamayacağım bir santrafor alacağım ve oynatabileceğim bir santraforu göndereceğim.Neden gönderdin diye soruncada kontenjandan dem vuruyorlar.Madem yer açmak istiyorsun ihtiyacın olan bölgeden niye gönderiyorsun.İlla bir yabancı göndereceksen Franco ne güne duruyor.O nun yeri dolmazmı.Gitse takım bitermi.Yeri en rahat dolacak adamdır takımda.Bunun gibi bir çok yanlış bana göre çok parlak geçebilecek bir sezonu çak acı geçen bir sezona dönüştürebilir.Şimdi görelim önümüzdeki haftalarda daha kaç kişi santrafor oynayacak hep birlikte sayalım.Elinde 10 a yakın hücum oyuncusu olupta santraforu olmayan takımı seyretmeye devam edelim…
Büyük Hata
Özellikle son dönemlerde yapılan yerinde ve faydalı transferlerle Galatasaray çok iyi yerlere gelmişti.Bu büyük işlere imza atan yönetimin devre arası transferleri tam anlamıyla güven sarstı diyebiliriz.Özellikle Gio.’nun santrafor oynayabilmesi düşüncesiyle alındığını düşünürsek büyük yanlış olduğunu anlarız.Jo’nun tek eksik yönünün çok az maçta forma giymesinin olduğunu söyleyebiliriz.Bu yönü dışında bence takıma faydalı olabilecek bir transfer oldu.Özellikle Jo’nun 2 forvetli sistemde daha faydalı olabileceğini söyleyebiliriz(ki Galatasaray 2 forvet biraz zor oynar).
Bir diğer yönden Caner erkin’in performansı da gayet iyiydi Gio. gelene kadar.Caner’in kaybının yanında diğer en büyük kayıp ta Arda’dır.Rıdvan hocamın dediği gibi Arda’nın bütün meziyetlerini öldürüyorsunuz onu forvet oynatmaya çalışırken.Arda kesinlikle kanat oynamalıdır.Gio gerek fiziksel gerek te tekniksel özellikler olarak tıpkı Arda gibi forvet değil kanat oyuncusudur bence.Takımda bu kadar aynı görevi üstlenebilen oyuncu varken Gio.’nun yanlış transfer olduğu kanısındayım.
Giden futbolcular, kaçan şampiyonluklar.İnsanlar hatalar yaparlar. Hata yapmasına yaparlarda kardeşim 2 kere üst üste hata yapılır ise ben bu işte bi art niyet ararım. Daha geçen yıl yaptığın bir hatayı bu yıl nasıl tekrarlarsın sen. Şampiyonluğun en büyük adayı iken Meirayı para için gönderip para benim için şampiyonluktan daha önemli dersen eğer şampiyon olamazsın. Hele hele 4 aylık futbolcu kiralayıp taraftarı kandırırsan hiç olamazsın.Elinde yıldız bir golcün vardı. Sakatlandı ve kaldı elinde 1 golcü.Nonda. Çokta iyi değildi ama en azından hırslıydı, mücadeleciydi.Sayın başkan senin bu yıldız aşkın yüzünden Galatasaray şu anda santrofsuz oynuyor.
Galatasarayda neden şu anda golcü yok? Hemen söyleyelim.Kanat oyuncusu alıp yerine santroforunu gönderirsen santroforsuz kalmak doğal.Elinde sadece bir golcün var. Peki hiç düşünemedin mi bu adamın sakatlanacağını? Şimdide golcüm yok diyerek bütün yükü pozisyonun içinde dahi olmayan yalçına yüklüyorsun.
İşte öyle Rijkaard. Forvetin yoksa elin mahkum bi şekilde Ardayı ileri uçta oynatırsın. Onun bütün yeteneklerini öldürürsün. Adamıda bitirirsin.Kral olmadan kralcılık yapmayın. Ne Elano mu? Güldürmeyin beni. Akıl vermek gibi olmasın ama bence siz GALATASARAY yönetimi olarak kulüp binanızda toplanın ve kendi kendinize bi sorun biz ne yaptık diye. Tabi öz eleştri yapabiliyorsanız.Çünkü Bursanın Sercanı satmadığı yerde sizin hiç bir forvetinizi satmaya hakkınız yok.
Sakat futbolcuların sözleşmelerini dondurmayıpta yıldızlar aşkına Nondayı gönderip yerine kanat oyuncusu olan Dos Santosu alan zihniyet Aslan yattığı yerden belli olur derler ya bi sana bak bide timsaha…