Rıdvan Dilmen: Fenerbahçe’nin şampiyonluğu mucizelere kaldı
01 Mart 2010
“Fenerbahçe’nin sadece kaybettiği için değil; son 1 aylık süreçte sürekli düşüşe geçtiği için, futbol mucizesi olmazsa, şampiyonluk şansının sıfırlara düştüğünü düşünüyorum. Bu takım toparlanamaz. Toparlanacak durumu yok. Benim gördüğüm en kötü İstanbul Büyükşehir Belediyespor, Fenerbahçe’yi yendi.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Bu yazıyı Mazhar Alanson’un ” Bir Zamanlar Fırtınlar Estirirdim” şarkısı eşliğinde okumanız şiddetle tavsiye edilir..
Başlığa Fırat’ı koymam yenilginin sebebinin o olduğundan dolayı değil, sadece sarı lacivert olup da benim yazıma başlık olmayı hak edecek birşeyin olmaması…
Artık o kadar soğudum ki takımdan yazasım bile gelmiyor, aynı sene içersinde en sevdiğim iki takımdan soğutulmak durumunda kalmak hoş olmasa gerek. Önce Tanjevic önderliğinde Fenerbahçe Ülker, arkasından Daum ve onun süvarileri beni yordular artık.. 26 yaşında içimdeki spor aşkını sorgular oldum. Etrafta takım tutmayan, spordan anlamayan insanlara imrenen gözlerle bakmaya başladım. Perşembe gece bir heves “Fenebahçe Yeşil Sermayeciyiz Biz – Galatasaray Yeşil Sermayenin Bir Başka Ürünü” arasında oynanacak olan maç için kardeşimle kendime bilet almış olmama rağmen, Cumartesi günü beni Zeytinburnu’na götürecek bir sıcaklık yoktu içimde, haliyle de oturduğum yerden takip ettim bu maçı. Ne kadar doğru bir tez olacak bilmiyorum ama o maçın o kadar sakin geçmesinin sebebi de bir çok seyircinin benim gibi takımdan biraz soğuması olsa gerek, yoksa gerek sezonun ilk yarısındaki maçta olanlar, gerekse de sezon başında yaşanan “Matruşka Skandalından” dolayı biraz sert ve agresif bir salon görmemiz gerekirdi.
Başta Koch, Daum ve bütün sağlık ekibini takımda oyuncu bırakmadıklarından dolayı kutlmak isityorum. Madem olayınız bu Selçuk ve diğer “ooo iyi yere kapak attık hacı, bizi kovmasalar bari” düşüncesinde olan topçuları da rehabilitasyon merkezine almanızı çok içten rica ediyorum. Sevgili Selçuk, senin kekeme driplinglerinden ve pas vermeden evvel turnikeye girer gibi adım ayarlamalarından gına geldi, 8 senedir bu takımdasın, bebekler o kadar da sürede emeklemekten, yürümeye, yürümekten koşmaya geçip futbol oynamayı ögreniyor sende hala bir ilerleme yok. Seni izlediğim her maç, aylık kazancımla, seninkini karşılaştırıyorum ve intihara sürüklenirken buluyorum kendimi…
Daum’um “Şu an oynadığımız futbolla şampiyon olmak çok zor görünüyor. Mutlaka daha iyi futbol sergilememiz gerekiyor” diye buyurmuşsun. Sendeki gelişme hızını Selçuk kıskanır valla. Artık sorun olduğunu gördüğüne göre, doğru hamleleri yaparsın umarım. Kısa bir hesaplama yaptım, sorun olduğunu görmen 10 ayını aldığına göre, bir 10 ayda da doğru hamleleri bulmak için harcaycağını varsayarsak, önümüzdeki sezonun 2. yarısından itibaren fırtına gibi bir takım izleyebiliriz. Maçtan sora Fırat demişsin, hakem demişsin, biliyordum sende hiç utanma olmadığını beni yanıltmadığın için teşekkür ederim.. Hakemi anlamaya çalışıyorum ama anlayamıyorum demişsin. O zaman artık biz taraftarlara empati yapabilecek yetiye sahip olmuşsundur. Biz de senin oyun felsefeni, kurduğun kadroları, yaptığın oyuncu değişkliklerini, aldığın yeni oyuncuları anlamaya çalışıyoruz ancak malesef bir türlü beceremiyoruz.En azından bizim için küçük bir “Daum Sözlüğü” çıkarsanda, biz de seni çözmek konusunda bu kadar zorlanmasak diyorum..
Nihat Özdemir; maçtan sonra yine hakem gak guk demişsiniz. Hepimiz sizin futboldan anlamadığınızı biliyoruz.Sanırım hala basın sözcüsüsünüz. Ben derim ki bu işi futboldan daha iyi anlayan bir yönetm kurulu üyesine bırakmasanız bile en azından daha hızlı konuşan bir arkadaşınıza bırakmanız.Böylesi hepimiz için daha hayırlı olacak. Siz 5. kelimenizi söylerken hem siz hem de biz ilk kelimeleri unutuyoruz. Acı ama gerçek..
Ne takım olduk be, pas veremeyen topçular, kondisyon yükleyemenyen kondisyonerler, futboldan anlamayan bir teknik direktör, dakikada maksimum 12 kelime söyleyen bir basın sözcüsü. Bir de en kritik zamanlarda saklambaç oynayan birer adet Aziz Yıldırım, Ali Koç ve Aykut Kocaman’ımız var…MHK’de böyle başa, böyle tarak diyerek, bu takımın maçına Fırat Aydın-US(Akıl!! puhaha) gibi bir hakemi atamış. Helal hoş olsun. Hepinize yukardaki nevresimden birer adet gönderiyorum, iyi yatışlar..
Son olarak Fırat Aydunus’a yazalım iki üç satır.. Sevgili Fırat Aydınus; tam bir anadolu takımı gibisin. Derbi maçlarda harika bir performans, diğer maçlarda vasat bir performans. Eğer bir anadolu takımı olsan, 3 büyüklerden 1 galibiyet, 2 beraberlik alıp sezon sonu kesin küme düşerdin..
2009-2010 sezonunda gösterişe bir film çıktı. Trajikomik dalınd na da Oscar a aday gösterildi.
Hatta filmin adı “BİR İMPARATORLUK NASIL ÇÖKERTİLİR”.Başrolde yönetim,teknik direktör,guiza,volkan demirel.
2 sene önce devler ligi nde çeyrek final oynayan takım chelsea yi elinden kaçıran bir takımı bozarak ve başındaki adamı kovarak ispanya dışında bir ülkeyi haritadan bile gösteremeyecek bir adamı getiren yönetim daha sonra denizli faciasının mimarını başa getirmiş.Bununla da kalmamış sezon başında taraftara 3 sene şampiyon olacağız siz rahat olun demiş arkasından takımdan ayrılan kazım ve carlos a alternatif birini bulamayınca guiza ve semihten çok ta farklı olmayan ve Trabzon da bu sene tutukluk yapan bir silahı Gökhan ünal ı almıştır.
Teknik direktör oyuncu değişiklikleri kafasına esince değil iş işten geçtikten sonra yapmaz zamanında yapar.oyunculara konstrasyon aşılarsın.denizi vedersonu yıldız yapacağına onuru furkanı abdülkadiri yıldız yaparsın.
Guiza ya gelince suç Guiza da değil sanki guiza dan çok kötüymüş gibi kezmanı gönderen yönetimindir.guiza nın kabiliyeti belli ona yardımcı yıldız santrfor alamayan yönetim yanlış yapmıştır.
Volkan Demirel son 5-6 maçtır konstrasyon problemi yaşıyor. Dikkat edilirse belediye maçında yediği 2 golde de hatalı.lille maçında harikalar yarattı.son 5 dk yine ondan beklenmeyecek bir gol ve kaçan tur.
artık yapılacak tek bir şey var.fenerbahçe takımının başında 1-0 lara 1-1 lere oynatan bir hoca değil cesur ve zamanında değişikler yapan bir hoca olmalı.yönetim guiza lara falan değil
böyle adamlara para akıtmalı.serhat akın,Tuncay,aurellio,appiah,kezman ve diğerlerinin yerine gelenler hiçbir zaman eskilerinin yerini dolduramadı.hala varsa yoksa 32 lik alex o olmadığı zaman sazı eline alan yok.fenerbahçe nin başına gelecek adama 2 sene önceki şampiyonlar ligi ndeki Fenerbahçe izletilsin. Ve o ruha sahip olmayan kim varsa adı alex bile olsa gönderilsin.yerine tekmeye kafa uzatan adamlar alınsın.hiç kimsenin büyük fener taraftarını böyle üzmeye hakkı yoktur.
Transfer döneminde ilk yapılması gereken hamleler Sercan,Sinan Bolat hatta M.yıldız dır.
Ama ne olursa olsun bu trajikomik film gösterimden kalksın.Taraftar bu filmi sevmedi.
Sayın Dilmen’in futbol bilgisi ve görüşlerini tartışacak değilim ama Fenerbahçe’ nin hala şampiyonluk şansı devam etmektedir. 5 puanlık bir fark kapanmayacak bir fark değildir. Ancak takımın futbol oynamadığı da bir gerçektir. Kaldı ki bu süreç, Zico’ nun gidişinden bu yanadır devam etmektedir. Bunu doğrulamak için çok fazla neden ortaya atılabilir, bir çoğuda medya da tartışılmıştır zaten.
Bir otomobil düşünün; dört tekerleği de birbirinden bağımsız dönmektedir. Ancak sürücü koltuğundaki kişi, direksiyonu ne tarafa kırarsa otomobil bir bütün halinde oraya gitmektedir. Fenerbahçe de bu olaya benzetilebilir. Takımı da bu şekilde; defans, orta saha, kanatlar ve hücumcular olarak dört tekerlek gibi düşünürsek; sürücü bu otomobili kullanamamaktadır. Yani olayın özeti budur. Şimdi biraz detaylandıralım:
DEFANS: Türkiye şartlarının en iyi oyuncularından kurulu bu defans. Hepsi kendini ispatlamış oyuncular. Eğer ki siz, bu oyuncuları koordine edemezseniz, saha içinde bildiklerini okurlar nitekimde okuyorlar. O ona bırakıyor, o ona bakıyor. Kaleci ise milli takım kalecisi ama Bankasya kalecisi gibi oynuyor. Eskiden önündeki oyunculara bağırır, gerekirse de tartışırdı. Şimdiler de ise bırakın müdahale etmeyi antremanlarda bile iyi çalıştığına emin değilim.
ORTA SAHA: Oynadıkları mevkii gereği olsa gerek birbirlerine bile pas veremiyorlar. Çok kısa bir süre öncesine kadar topla buluşma oranları Emre ve Baroni nin, takımın topla buluşma oranına göre neredeyse iki kat oluyordu. Şimdilerde ise içler acısı…
KANATLAR: Takımda kanat mı var ki burada bunu tartışıp bir şeyler yazalım. Sorarım sizlere…
HÜCUMCULAR: Ee çok gol atıldığına bakıpta burada sorun yok demeyin. Kimse beğenmiyor ama Güiza dışında pres yapan var mı takımda? Son maçlarda Güiza oyundan çıkınca topla oynama oranları takımın çok hızlı bir şekilde düşüyor.( Lyon istanbuldaki maç : İY sonu FB:%64, MS: FB:%50. Sonuç 5 dakika dayanamadın Fener !!! Acaba…???
Şimdi bu dört tekerlek saha da nasıl gidiyor bir bakalım. Takım ileri çıkıyor, top futbolcularda : Lugano, Bilica, Baroni, Santos, Baroni, Emre, Alex, Gökhan, önünde oynayan oyuncu, Gökhan, Baroni, Alex, Emre,Wederson, Ale… top kaybı. Defans orta sahada… Rakipten derinlemesine bir top. Fener orta sahasını geçti direkt Lugano ya da Bilica ile karşı karşıya. Küçük bir kaza oldu, fren yapıldı, defans orta saha çizgisine yakın bir yerde çakıldı kaldı. Gözünüzün önüne getirin bu pozisyonu. Her maç bu şekilde değil mi? Hoop hemen sürücü müdahale ediyor, defans oyuncuları siz fazla çıkmayın gol yiyeceğiz. Bu sefer defans-orta saha arası 20-30 metre. Kopukluğa bir bakın…
Yani yapılmak istene şu: topu kanatlara yayın, orta yapmayın ama. Kanatlardan tekrar ortaya alın, rakibin boş alanına derinlemesine top atın, gol yapın. Mantık bu işte. Güzel de rakip toplu olarak hareket edince ve kapanınca o boşluğu nasıl bulacaksın? Güiza dışında kim rakip defansın balansını bozmaya çalışıyor. Tabii garibim o da top alabilmek için hep önde… Nasıl gol olacak o zaman ! Uzaktan şut çekin, elbet biri gol olur. Antremanlarda bu sanırım hep gol oluyordur ama kimse seni rahatsız etmediği sürece. Maçta birisi sana yakınlaşınca attığın top istediğin gibi gitmez. Sonra da tühh dersin.
Evet takımın şablonu bu. Karşınızda çok koşan diri bir takıma her zaman puan verirsiniz. Çünkü alternatif yaratıp rakibin düzenini bozamıyorsunuz.
Peki ne yapılmalı? Eğer bu oyuncularla devam edilecekse;
1-) Bir kere takım çok koşmalı. İsterse her gün maç yapsın, herkes sakatlansın(aslında oyuncu iyi idman yaparsa ekstralar haricinde sakatlanmaz.Eski futbolcular bunu daha iyi bilirler.)Koşmuyorsa çıkar oyundan, koşuncaya kadar da forma verme. Oyuncu çeşitliliğini kullan.
2-) Saha içinde futbolcuların devamlı konuşmalarını sağla. Birbirlerine destek olmalarını sağla.
3-) Kanat organizasyonları yapamıyorsan, takımı çok geriye yaslama ki oyuncular enrjilerini dengeli kullansınlar.
4-) Alex ile oynamayı düşünüyorsan Emre nin önünde forvet gibi kullan, Emre ile oyunu çok daha iyi yayabilirsin.
5-) Hücümcularına belli bir çizgiye kadar gelmelerini söyle ve devamlı top peşinde koşsunlar yani hücümcularını ikiye çıkar.
6-) Sayın Daum, elbetteki herşeyi benden çok daha iyi bilirsin ama taraftarlara öfkelenip bağırıncaya kadar saha içindeki futbolcularına bağır, yerinde oturma artık oyuna maç bitmeden müdahale et…
Saygı ve sevgilerimle,
Merhabalar…
Benim anlamadığım, kendime açıklayamadığım olay şudur.
Bilgisayar oyunlarında Menajerlik Simulatör oyunları bulunmaktadır. ( Reklam Yapmayalım ) Bu oyunlarda bile kadronuzdan 2 tane as oyuncu gönderdiğiniz zaman yerlerine mutlaka 2 tane oyuncu transfer edersiniz.
Daum Lille maçında kadro kurmakta zorlandı. Yedek kulübesinde hiç oyuncu yoktu. Fenerbahçe en azından giden oyuncular kadar kaliteli oyuncular alabilseydi hem turu geçerdi hemde şu anda zaten Fenerbahçe zirvedeydi.
Yani bir kulüp başkanı Anelka’yı devre arasında transfer etmiş olmasına rağmen “Devre arasında iyi oyuncu alınmaz” diyor, Sportif direktör Santos’u zaten Carlos’un yerine aldık diyor. Garip olan Carlos gidene kadar Santos orta sahanın ilerisinde her yerde oynadı.
Bu sene eksiklikler fazla olduğunda Fenerbahçe puan kaybedecektir. Ancak sakatlar yada cezalılar olmaz ise Bence Fenerbahçe’nin şampiyonluk şansı devam ediyor.
Ancak yine takım revire döner ise Rıdvan Dilmen’in dediği doğru olacaktır. Zaten kendisi de mevcut şartlara göre yorum yapmıştır. Belli bir iddiada bulunduğunu düşünmüyorum.