Ana Sayfa
>
Genel > Rıdvan Dilmen: Fenerbahçe radikal kararlar almalı
Rıdvan Dilmen: Fenerbahçe radikal kararlar almalı
“Fenerbahçe’nin içinde bulunduğu düşüş trendinden çıkması için bir kaç oyuncu ile yollarını ayırması gerekiyor. Ciddiyet çerçevesinde davranmayan futbolcular kulübe ihanet ediyor.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz
Genel
AMAÇ SADECE DÜŞÜŞÜ DURDURMAKSA…
Fenerbahçe spor kulübünün son yılarda en başarısız olduğu branş malesef futbol. Sporcuların nerede olduklarını hatırlatacak bir şahıs var mı acaba bu kulüpte?
Ciddi oynamayan futbolcular her maçta puan kaybının baş sorumlularıdır ve bu futbolculara formayı haketmediği halde veren Daum suç ortağıdır. İstedikleri maçlarda oynayan, istemediği zaman oynamayan futbolculardan sıkılmayan Fenerbahçeli kaldı mı?
Üstelik bu oyuncuları izlemeye gelen taraftar en az 55 TL Bilet parası ödüyorlar. Bu ürünün bedeli midir bu ücret? En azından sporcuların bu insanların burada toplanmalarının sebebinin kendilerini izlemek olduğunu unutmaması gerekir.
Malesef Fenerbahçe takımı artık sadece Galatasaray maçlarına endekslenen futbolcular topluluğu olmaya başladı. Futbolcu arkadaşlara birilerinin, bu 52 000 kişilik stadın sadece galatasaray maçlarında dolsun diye yapılmadığını hatırlatması gerekir. Fenerbahçe bu stadı kendi emeği, kendi kaynakları ile yaratmıştır. bununla da her zaman gurur duymuştur, duymaya da devam edecektir. Ancak sahaya çıkacak futbolcular o sahada oynamaya hak kazanmak için hafta içerisinde yeterince çalışmıyorlar. En azından o sahaya çıkmak onuruna erişmek için bunu yapsalar ya da bu bilinçte olsalar yeterli olacaktır. Formasını haketmeyen oyuncuyu sahada görmek isteyen Fenerbahçeli kaldı mı aranızda?
Son yılarda yapılan büyük transferler bize şunu gösterdi ki biz bu oyuncuların sadece isimlerini transfer etmişiz. Artık sahada isim seyretmeye doyduk biraz da futbol oynayan oyuncuya hasret kalan fenerbahçeliler var aramızda.
Takım zaten kaybediyor ancak kaybederken de kazanabiliriz. mesela genç yetenekler kazanabiliriz. ÖZER neden hala şans bulamadı bana birileri bunu açıklarsa sevinirim. Sanki Mehmet Topuz bir maçta oynamasa şampiyonlku gidecek. Topuz oynamaya başladığından bu yana maç kazanamayan bir fenerbahçenin saha da olduğunu hepimiz görüyoruz DAUM un bunu neden görmediğini birileri sanırım Dauma sormalı?
Rıdvan Hocam, Radikal bir karar alınarak seni şu takımın başına geçirseler. Tüm türkiye başarılı olmaının ölçüsünün şampiyonluk olmadığını tüm Türkiye ye anlatsan. burada o kadar uzunn yıllar çalışsan da ALEX FERGUSON seni kıskansa. İşte ben bir tek böyle bir karara radikal karar derim onun dışında her şey oyalama taktiğidir. O nu da yiyecek Fenerbahçeli var mı aramızda?
Fenerbahçe’de radikal kararlar alınmasının gerekliliği bu sezon ortaya çıkan bir durum değil.Fenerbahçe ciddi bir kan değişimine özellikle geçen seneden itibaren ihtiyaç duymaya başladı.Geçen sene bu takımın o derece kötü hale gelmesinin sebepleri ayrı bir konu.Ancak bugünküyle de bağlantılı..
Fenerbahçe’de özellikle Zico dönemiyle baş göstermeye başlayan bir disiplin sorunu var.Zico hep takıma sahaiçinde özgürlük verdiğini söylerdi,ancak o dönemde bu sahadışına da yansımıştı ve bunun kötü etkileri hala devam ediyor.Bu bence Zico’nun bıraktığı belki de tek kötü miras..
Disiplinsizlik hem kulüpte hem de takım içinde ayrı ayrı olarak var.Yönetim takımına karşı yeterince sert değil..Hakeme küfrettiği için 4 maç ceza alan oyuncularına kendilerinin de bir ceza uygulamaları gerekirken,neden cezanın 4 maç olduğunun peşine düşmekteler..4 maç olup olmaması konusunda haklı olabilirler,ancak onlar oyuncularının yaptıkları bu sorumsuzca davranışlara ceza koymadıkça ve bir nevi oyuncularını korudukça bu işin sonunun gelmeyeceği de çok açık..Bu konuda daha dikkatli olmaları lazım..Özellikle Aykut Kocaman’ın daha otoriter bir görüntü çizip;yönetimle beraber,verilecek bu cezalarda söz hakkına sahip olması lazım gibi görünüyor.Yoksa sahip olduğu bu Sportif Direktör ünvanı,sahip olamadığı otoriteyle silikleşiyor.
Takım içindeki bu disiplinsizlik ise son 3-4 yılda hep var olduğu için artık bir üst seviyeye çıkıp ciddiyetsizliğe dönüştü.Birbirine yakın kavramlar gibi görünebilir,ancak disiplinsiz her takımın aynı zamanda ciddi olmaması gibi bir gerçek yoktur.Fenerbahçe bu kötü huyun izlerini özellikle sezon başındaki Honved deplasmanında hala taşıdığını göstermişti ve gelinen şu gün itibariyle de silebilmiş değiller.Bir günde veya bir maçta da silemezler..Daha derin düşünüp,daha planlı hareket etmeleri gerekiyor.
Fenerbahçe’de uzun vadede başarının şu an için ufukta pek görünmemesinin sebebi Fenerbahçe Kulübü’ndeki kafaların içinde yatıyor..Fenerbehçe herşeyden önce sahip olduğu mental problemleri çözmelidir.Başarı sınırlarını sadece annemizin ligindeki 3 yıllık şampiyonluk serisi olarak görmek ve bunun yansıması olan ama uzun vadede çok da geçerli olmayan defansif oyun anlayışı ,saha içindeki ruhsuzluk,hakemlere karşı olan profesyonellik dışı hareketlerin hepsi ayrı ayrı kafaların içindeki düşüncelerin yanlış olmasından kaynaklanıyor.
Kafaların içindeki bu olumsuzluklardan kurtulmak için atılacak ilk radikal adım,Aziz Yıldırım’ın futbol takımının artık daha profesyonelce yönetilmesini sağlamak için atacağı adımdır.Kendisi endüstriyelleşen futbolda Fenerbahçe’yi mali anlamda bu ülkenin zirvesine çıkarmıştır,ancak bu sportif anlamda da aynı beceriye ve akla sahip olduğu anlamına gelmez.Gelmediğini de son yıllardaki genel tabloya bakarak görmek mümkün.Kendisi bu gerçeği kabullenip;bu yönde adımlar atmalıdır,en azından Aykut Kocaman gerçek anlamda bu takımın Sportif Direktörü olmalıdır.Böyle bir değişim yaşanırsa zaten kafaların içinde daha uzun vadede başarılı olmak için planlar yapılmaya başlanacaktır.Ve kulübün o dakikadan sonra izleyeceği politikalar da bu yönde olacaktır.
Kadrosal anlamda yapılacak değişim için ise takımdaki bu ciddiyetsizliğe artık sembol haline gelmiş ve Fenerbahçe için kazanma arzusu göstermeyen oyuncularla tereddüte düşmeden yollar ayrılmalıdır.Modern futbolda başarı için uygun olmayan oyunculara da aynısı yapılmalıdır.Onların yerlerinin dolmaması gibi bir sorun olduğunu da düşünmüyorum.Zaten bu oyuncuların gönderilmesiyle kesilecek olan maaşlar yeni isimler için bonservisi bile karşılayabilecek değere sahip olabilir!Böyle bir operasyon geride kalan diğer disiplinsizlere de iyi bir mesaj olur ve onlar da artık nasıl davranmaları gerektiğini anlarlar.
Yeni bir oluşum içinde özellikle ofansif bölgedeki kadro şişkinliğinden dolayı oynayamayan,ama düzenli oynasalar bu takıma daha fazlasını verebilecek oyuncular da daha adaletli bir forma dağıtımıyla oynatılmalıdır.Başta,şu güne kadar Andre Santos’un oynadığı her mevkide-sol bek oynayıp oynamadığını hatırlamıyorum- ondan daha iyisini verebilecek bir Özer Hurmacı olmak üzere..
Fenerbahçe’nin bu tarz radikal kararlar alması için geçen sezon çok iyi bir fırsattı.Hedeflerinden erken kopmuş ve sezonu kötü bitirmiş Fenerbahçe çok daha büyük değişimlere gidebilirdi.Ama böyle bir değişimi göze alamadılar.Belki kadroya oyuncu dahil etme anlamında çoğu şeyi doğru yaptılar,ama oyuncu gönderme anlamında o kadar başarılı olamadılar.Bunun için önümüzdeki Ocak dönemi çok doğru olmayabilir.Ama en azından yaşanacak değişimin bir kısmını bu dönemde yaşamak uygundur.Bunun temelleri ocakta atılıp,devamı yazın getirilip,meyveleri birkaç sene içinde yenmeye başlanabilir.
‘Zararın neresinden dönülse kardır.’ sözünü biraz eskilerde kalmış bir atasözü olmaktan çıkarıp,güncel bir örneğe kavuşturmak çok uzakta değil.Kafaların içinde..
Fenerbahçe’nin Brezilya’lıları
Fenerbahçe kulübü’nün,abartılı Brezilya’lı sevdasından vazgeçmediği sürece bu görüntüsününden kurtulması zor gözüküyor.Belki zaman zaman başarılı dönemler geçirebiliyorlar,buda genelde kendi sahasındaki yada avrupa kupasındaki bazı maçlara denk geliyor,çoğu zamanda,özellikle deplasmanda,kazansa’da kaybetse’de kötü sinyaller veriyor,zaten inişli çıkışlı grafikleride bunu çok net ortaya koyuyor.
Maalesef söylemek zorundayım,bu yönetim Fenerbahçe takımını Brezilya liginde bile orta sıralara oynayacak bir takım haline getirdi,zaten Türkiye’de oynarkende üzerinde Fenerbahçe forması olmasa ilk üçe giremez,inanılır gibi değil,bu sene üç Brezilyalı daha alındı,zaten devşirme olanda var,eminim Mehmet Aurelio ve Mert Nobre geri gelse yabancı kontenjanına takılmadğı için onlarıda alırlar,bunun mantığını anlamak mümkün değil.
Bir parantezde Alex’e açmak istiyorum,Alex’in sezonda birkaç maçı tek başına alması Fenerbahçe camiasını ciddi anlamda yanıltıyor,Alex kötü futbolcu gönderilsin demek futbol cehaleti olur,ancak takımın geri kalanı vasat’ta olsa nasıl olsa Alex var diye gelişi güzel transfer yapmakta futbol cehaletidir.
Kısacası şartlar neyi gerektiriyorsa onu yapmak gerekiyor,futbolda günümüzün şartları mücadele ediceksin diyor,fizik kaliten mücadele gücün yüksek olucak ve oyunun iki yönünü’de aynı seviyelerde oynuyacaksın başarının olmassa olmaz tek şartı bu,önce bunu başarıcaksın.Tabiki futbol tamaşa oyunu izlenir kılanda bu,bütün bunları sağladıktan sonra,izleyenlere keyif verecek yaratıcı oyuncularıda bu mücadelenin içine dengeleri bozmadan harmanlıyacaksın.
Fenerbahçe’de mücadele gücü adına durum bunun tam tersi,sezon başında’da öyleydi,ancak henüz sezon başı olması nedeniyle takımların hazır olmaması ve skorların son saniyelerde Fenerbahçe lehine bitmesi bunun üstünü örtüyordu,ancak Daum ve yönetimin gözünde örtmemeliydi.
Fenerbahçe bir iki oyuncuyu göndererek bu sorunu çözecek gibi görünmüyor,sezon sonunu beklemeden devre arasında başta Kazım,Dos Santos,Baroni,Carlos ve Guiza olmak üzere bir kaç oyuncuyla daha yollarını ayırmalı,burda esas amaç bir iki Brezilya’lı hariç geri kalanından kurtulmak olmalı ve hiç vakit kaybetmeden Daum’lada yollarını ayırmalı,iyi hoca veya kötü hoca olduğu için değil,bu yönetim varken Daum’un gelmesi zaten anlaşılır bir durum değildi,Daum adına’da yönetim adına’da hataydı,bu hatayı bir an önce düzeltmeleri gerekiyor.
Gönderilen oyuncuların yerine,oyuncu karakteriyle birlikte kişisel karakteride gelişmiş,oyunun iki yönünüde oynayabilen büyük takım oyuncuları alınmalı,Daum’un yerinede,sorun çıkartmaktan çok sorunları çözecek bir hoca bulunmalı,önemli bir konuda,Fenerbahçe gibi bir takımda yaşanmaması gereken bir ikinci kaleci sorunu var,bir an önce iyi bir ikinci kaleci alınmalı.
Sarı Kanarya Düştü… Acaba?
Fenerbahçe’de büyük bir düşüş yaşanıyor. Adeta bir kargaşa ortamı var; kimi oyuncular gitmek istiyor, kimisi disiplinsizliğin kitabını yazıyor, kimisi de istediği maçta oynayıp gerisini önemsemiyor, geri kalanlar da Daum’un tercihleri yüzünden küsmüş durumda… Takım şimdiden tatile girmiş gibi görünüyor, peki bu durumun sebepleri neler, sonuçları ne olabilir?
Öncelikle, bu durumun ana sebebi, rahat bir şekilde kazanılan Galatasaray maçının, takım üzerinde yarattığı gereksiz rehavettir. Teknik kadro ve oyuncular, sanki bir maçta alınan 3 puanla şampiyon olmuş gibi bir havaya girince, peş peşe ağır yenilgiler alındı, berabere kalınan ya da hasbelkader kazanılan maçlarda da çok kötü bir futbol ortaya konuldu. Galatasaray maçından sonraki hiçbir maçta, oyuncular ve kenar yönetimi, maçın havasına giremediler. Dolayısıyla, takımın moral ve oyun olarak dibe vurması kaçınılmaz oldu. Bu düşüşte, Daum’un katkısı tartışılmayacak kadar büyük. Oynattığı/ oynatmadığı oyuncularla, ortaya koyduğu sistem ve stratejiyle, Fenerbahçe’yi bir şampiyonluk adayı olmaktan çıkarıp, sıradan bir takım haline dönüştürdü. Takım, adeta geçen sezonki kargaşa ortamına tekrar geri döndü. Özellikle Özer Hurmacı konusu, takımı, Özer’i ve Daum’u olumsuz bir şekilde etkiledi. Daum, gerektiği anlarda Özer’i oynatmadı; oynattığı zamanlarda da Özer, kendisinden çok büyük beklentiler olduğu için, şimdilik bunu kaldıramamış gözükmekte. Tabii, bana göre takımın en iyi ve en önemli oyuncusu olan Emre’nin sakatlığı, Kazım, Bilica, Roberto Carlos gibi oyuncuların disiplinsizlikleri, Andre Santos, Alex, Semih, Güiza gibi oyuncuların formsuzlukları da eklenince, otaya böyle bir tablonun çıkması kaçınılmaz oldu.
Böylesi bir karanlık ortamda olunmasına rağmen, şunu da unutmamak gerekir; Fenerbahçe, hala ligin lideri ve bunu sürdürebilecek bir potansiyele sahip. Başında Daum gibi bu ligi çok iyi bilen ve sonuca yönelik hamlelerini iyi yapan bir hoca, kadrolarında da Alex gibi bu ligin takımı adına sonuca en çok etki yapan oyuncusunu barındırıyor. Dolayısıyla, böyle bir takımın ligden koptuğunu, ligin sonunu getiremeyeceğini, şimdiden takımda bazı oyuncuların ipini çekmek gerektiği gibi söylemler çok gerçekçi değil. Yapılması gereken, disiplinsiz ve kendisini takımdan büyük gören oyuncularla, kim olursa olsun, uğraşmayıp, gerçekten bu takım için çalışan oyuncularla yola devam etmektir. Bu takım, her şeye rağmen ligimizin en iyi kadrolarından birisi, önemli olan, bunun farkına varıp bir an önce doğru olanların yapılmasıdır.
Şu aşamada, Fenerbahçe takımının oyuncuları, ligin henüz tatile girmediğinin ve bu haftaların çok önemli olduğunun farkına varmaları gerekmektedir. Çünkü geriden gelen bir sürü iyi ve moralli takım var, Fenerbahçe bu noktada liderliği kaptırırsa, tekrar geri alamayabilir… Dolayısıyla, Fenerbahçe’de esas hedef, bir temizlik operasyonu değil, devreyi lider kapatmak olmalıdır. Ondan sonra, eğer bir temizlik yapılacaksa, bu devre arasında yapılmalıdır. Burada ana hedef devreyi lider bitirmek olmalıdır, hangi yolla olursa olsun…
Fenerbahçenin içinde bulunduğu düşüş trendi aslında yıllardır kendisini
içten içe hissettiriyordu.Brezilyalıların Alex önderliğinde kurduğu hakimiyet ve yönetimin bu hakimiyetin farkında olduğu halde alexin bu kadrosuna yeni brezilyalılar eklemesi ,Aziz yıldırım ın her sezon bir yıldız sözünü tutmak için kulübun baş etmekde zorlanacağı,Fenerbahçe adından büyük yıldızlar alınması takımın ve kulübün bu duruma gelmesindeki başlıca etkenlerdir.
Fenerbahçedeki ilk sorun oyunculardır,yoksa Türkiyenin en zamanında para ödeyen kulübü,en iyi tesis ve imkanlara sahip kulübü Fenerbahçe bunları içinde barındıran bir kulüpte başarı olmaması demek ciddi bir sorun olduğunu göstermektedir.İşte bu sorun tamamen oyuncularla ilgilidir.
Fenerbahçe gibi bir kulüpte oyuncuların kulüpte daha fazla kalmak için daha uzun süre böyle bir kulüp için mücadele etmeleri gerekir.Ama nitekim Fenerbahçede böyle bir durum söz konusu değil.Neredeyse her oyuncu Fenerbahçeye belli dönemlerde sorun çıkarmış.Fenerbahçede öncelikle bunun değişmesi gerekir.
Bunu gerçekleştirmenin yolu kariyerinde Fenerbahçe gibi şampiyonluğa oynayan takımlarda forma giymiş istikrarlı ve karakterli oyuncular alınmasıdır.Türk oyuncularından bazılarıyla özelliklede uzun süredir Fenerbahçe forması giyip hiçbir sezon takıma tamamen yerleşememiş ,ilk 11 in sürekli oyuncusu olamamış oyuncularla yolları ayırmaktır.Ve onların yerine en az onların kalitesinde kulüp için varını yoğunu ortaya koymayı hedefleyen oyuncular alınmalıdır.Bir takımın yedek kulübesinde hersene aynı oyuncular olmaz .Bu durum 11 ler için geçerlidir.Bir takımın belki 1-2 değişiklik dışında her sezon 11 i aynı olabilir ama yedek kulübesi için aynı şey geçerli değildir ordaki oyuncular kriz anları için önemli oyuncular olmalıdırlar yıllardır aynı oyuncuların olmasına karşı çıkmamın nedeni de budur .Ortada yıllardır gelen bir başarısızlık ve aynı oyuncular bu durumun değişmesi Fenerbaçenin hayrına olur.
Daum!
Aslında bu durumda bence en suçsuz insan Daum dur .Daum un eleştirilmesinin ana nedeni yedek oyunculara yeterince ilgi duymaması ve onları form düzeyleri yüksek oyuncular haline getirememesidir.Fakat Daum budur.Daum dan bunun tam tersi birşey bekleyemessiniz .Yönetimde bekleyeme çünkü yönetim daha önce Daum la çalışmış ve onu çok iyi tanıyor .Ya en başından Daum u getirmiyecektiniz yada bu durumlara karşıda önleminizi alıcaktınız.Bence bu durumun tek suçlusu yönetimdir.Yönetimin suçu bu kadar problemli oyuncuları sadece 11-13 arası oyuncunun gölünü hoş tutmakla meşgul bir hocanın eline vermesidir.Ve bunu bu hocanın böyle olduğunu bile bile yapmasıdır ve buna hiçbir önlem alınmamasıdır.
İSTİKRARSIZ SÖZDE YILDIZLAR
Fenerbahçe son 4 yıldır takımını Güney Amerikalaştırma stratejesi taraftarın ne kadar hoşuna gitse de
ama transfer de Çek Cumhuriyeti gibi Almanya gibi İtalya
bilmem farkettinizmi ama sadece 1 şampiyonluk getirdi o da 100. yılda ama hala inatla fenerbahçeyle ilgili
transfer dedikodularında hemen Brezilya liginden 2. sınıf oyuncuların ismi konuşulmaya başlanıyor.
Beşiktaş yönetiminin bilerek yaptığına kesinlikle inanmıyorum
gibi ülkerden oyunculara yönelmesi Beşiktaşın takım olarak her ne olursa olsun disiplinden Kopmayan bir ekip
görüntüsü vermesini sağladı.
Fenerbahçenin de artık bu brezilyalılardan kurtulup mücadele gücü ve kalitesi iyi olan avrupadaki
oyunculara yönelmesi gerekir diye düşünüyorum. Bu da çok ciddi bir revizyon anlamına gelir.
Belki Fenerbahçeliler kızacak ama ilk gönderilmesi gereken oyuncunun Alex olduğunu düşünüyorum. Tamamen sistemin üzerine
kurduğunuz bir futbolcu bireysel olarak fayda sağlayabiliyor ama etrafındaki oyuncuların performansında değişkenliklere sebeb olabiliyor.
Alex olmazsa Emrenin Özerin Mehmet Topuzun performasının büyük oranda pozitif olarak değişecektir. Bu oyunculara siz ne kadar güven verirseniz
verin Alex gibi bir oyuncu olduğu sürece bize forma sırası gelmez veya ben bu takımın lideri olamam psikolojisini bu oyunculardan atamazsınız
Fenerbahçe de bir de saman alevi gibi parlayan sonra haftalarca alev alamayan oyuncular var. Santos, deivid, kazım, uğur boral gibi Fenerbahçenin
sezon sonunda bu tip oyuncular yerine belli bir kapasitede oynayan ama devamlılığı olan oyuncular transfer etmelidir.
Bir de 3. grupta olanlar var fenerbahçeye yakışmayan isimler Ali Bilgin Önder Turacı Bekir gibi bu isimleri fenerbahçe kulubünün sezon sonu değil
devre arasında hemen yollayıp revizyonu başlatması gerekir.
Ben reçeteyi sundum şimdi sıra yetkililerde:D
YÖNETİCİ UYUYOR MU?
Hangi işi yapıyor olursanız olun, önce yaptığınız işe saygınız olmalı.
Çöpçü de olsanız, müdür de, futbolcu da…
Mücadele etmeden, ter dökmeden, sadece Türkiye’nin değil dünyanın önemli kulüplerinden birinin formasını giyemezsiniz. Giymemelisiniz.
Ancak ne yazık ki formayı çantada keklik sanan, yeteneğin çalışmadan kazanmaya bir faydası olacağını düşünen bir grup var Fenerbahçe takımının kadrosunda. O formanın kendilerine bir kaç beden büyük olduğunun farkında değiller.
Fenerbahçe formasını ancak Fenerium mağazalarından alabilecek bir dolu adama kontrat imzalatılırken, bu ülkenin parlayan yıldızı olmaya aday bir kaç kişi kulübede yaşlanıyor. Mücadele etmeyen, çalışmayan, umursamayanların yerini dolduruyorlar o koltuklarda. Çünkü teknik direktörleri onları sadece vakit geçsin değişikliklerinde kullanıyor.
Sakatlık, cezalı yoksa, Fenerbahçeliler boşa bekliyorlar Özer’i ilk 11′de… Oysa aynı Özer değil miydi, ezeli rakiplerinin kıskançlık dolu bakışlarının altında Fenerbahçe’ye imza atan?
Semih Şentürk gibi, sadece sarı-lacivertlilerin değil, bu ülkenin en iyi Türk santrforunu hala genç sananlar var aramızda, haklılar tabii, o kadar az görünüyor ki sahada…
26 kez milli olmuş, U-16 Milli Takımı’nın kaptanlığını yapmış Abdülkadir, Arsenal’de olsa hiç yoktan kadroya girip bir kaç maçta dakika almaz mıydı? Siz söyleyin…
Futbolseverler ve Fenerbahçeliler daha maç başlamadan biliyorlar; Guiza 4-5 net pozisyonu “ah”larda bırakacak, Emre orta sahada tek başına Alex’i bulmaya çalışırken sinir krizleri geçirip kart görecek, Kazım etrafındakilerle dalaşmaktan sıkılana kadar dişe dokunur pek bir iş yapmayacak, Fenerbahçe bir gol atıp çekilecek ki taraftarlar maçın kalanında nefes alamasın.
Futbolcuların bu kadar geniş davranmaya hakkı yok da, o formanın kıymetini bildirecek kimse de yok Fenerbahçe’de.
Yönetici uyuyor mu? Kaloriferler yanmıyor, donuyoruz.
Şu anda çok yakındığımız bir durum Fenerbahçe’deki kaliteli diye alınan futbolcuların çok hevessiz ve sönük futbolları.
Bunların en belirginleri olarak Guiza’yı ön plana çıkardım, aslında aynı sorun Andre Santos’ta da var, diğerlerinden ayrılsa da benzer olarak Roberto Carlos’ta da.
Şimdi sen İspanya ligi gol kralı oluyorsun, Avrupa şampiyonu İspanya’nın 3. forveti olarak biliniyorsun, epeyce de yüksek bir bonservis bedeliyle Türkiye ligindeki güçlü bir takıma geliyorsun.
Benzer kurguyu Andre Santos için de koyabiliriz, konfederasyon kupası şampiyonu Brezilya’nın yeni yükselişteki oyuncularından, Dunga’nın sol beki, elde Real Madridli Marcelo, Barcelonalı Maxwell falan varken. Bir anda tanınıp Fenerbahçe’ye transfer oluyorsun.
Guiza ilk geldiği sezonda da çok gol kaçırdı, saç baş yoldurdu, ilerde yalnız kaldı, kalecinin göbeğine top vurdu. Ama şu ankinden farklı bir özelliği vardı; çok koşuyor, çok çabalıyordu, o yüzden de elle tutulur bir tarafı vardı. Şampiyonlar Liginde oynuyordu Fenerbahçe, Porto’ya, Arsenal’e karşı falan oynuyodu adam en azından. 1 sezon önce Avrupa’da çıkış yapmış, çeyrek final oynamış, beklentileri tavan yapmış bir takıma gelmişti.
Santos da çok genç olmamasına rağmen kendini pazarlayabileceği, Avrupa’da büyük bir takıma transfer olabilmek için daha gözönünde bulunabileceği bir kulübe geldi. 1-2 sezon burada parladıktan sonra mesela Milan’a falan gidebilirim diye düşündü heralde.
Siz böyle kariyerleri yeni parlamakta olan oyuncuları, açıkçası Fenerbahçe’yi daha büyük kulüplere gidebilmek adına kullanmak isteyecek (dünyanın en büyüğü değil, kabul edelim) oyuncuları, bu arada da iyi para alacakları bir yere getirdikten sonra o takımın hedefini “3 yıl ligde şampiyon olalım yeter” vizyonuna sokarsanız, teknik direktörünüz paşa “Sheriff iyi takım, 1 puan başarıdır” mantalitesine sahipse motive edemezsiniz. Adam bakmış vizyon yok, oynadığı takımlara bakıyo (o takımları küçümsemek niyetinde değilim ama gerçekler böyle) Diyarbakırspor, Gaziantepspor, Denizlispor vs. Bu takımlara karşı iyi oynasa, maçı kazansa, gol atsa, asist yapsa ne farkedecek? Steau maçına beraberliğe yetinen bir bakışla çıktıktan sonra, bu adamlar Avrupa’da düzgün bir hedef belirlenmedikten sonra nasıl motive olsunlar?
Carlos aynı olmasa da benzer durumda. Sen takımın hedeflerini bu kadar küçültürsen Carlos gibi bir futbolcuyu ha Katar’da parababası bir takımda oynatmışsın ha Fenerbahçe’de ne farkeder? Çok eminim ilk geldiğinde bir Arap takımına falan belki daha fazla ücret alarak transfer olabilirdi Carlos, ama bence amacı “ben daha ölmedim”i göstermek, Fenerbahçe Avrupa’da isim yaparken kendisini de hatırlatmaktı. Diğerleri gibi bu adamı da küçük hedeflerin için yoldaki taş niteliğinden öteye gitmeyen maçlarda oynatırsan, adam idare eder, hırs yapmaz.
Ben de farkındayım bu adamların çok para aldığının, iş etiğine sahip olup ellerinden geldiğince en yüksek performanslarını kullanmaları gerektiğinin, ancak şu anda yaşadığımız gerçeklik budur, motivasyonunu doğru veremedikçe oyunculardan randıman alamazsın. Ancak oyuncuların bu durumlarında hataları ne kadarsa, kulüp yönetimi ve teknik kadroların da en az o kadar suçları vardır. Bahsettiğim konu sadece bu 3 futbolcudan ibaret değildir, ancak benim gözümün önündeki en açık örnekler bunlar.
Fenerbahçe sıradan oyuncuların olduğu sıradan bir takım hüviyetine ulaşmak üzere.Anadolu takımlarında hem başkan hem teknik heyet takımda yıldız gözüyle bakılan futbolculara karşı hep insiyatifli davranmıştır.Fenerbahçede ise durum çok farklı.Bu klübe gelen bir futbolcu yaptığı bir hatadan ne kadar çabuk dönerse o kadar çok sevilir.Bu sevilme sadece yönetim veya taraftarla değil.Basın-yayın organları da bu futbolcu hakkında spekülatif haberler çıkarmayı azaltıyor.Mesela Emre BElÖZOĞLU olayı.Emre sezon başı gördügü kartlar ve sergilediği disiplinsiz hareketler yüzünden oynamama cezası almışştı.Buna rağmen yönetim bir ceza vermemiş adeta Emre’nin hareketlerini düzelteceğini bilircesine ona ceza vermemişti.Bu aslında futfolcu karakteriyle ilgilidir.Kazım geçtiğimiz 2 sezon da vurdumduymaz bir görüntü içerisindeydi.Bu sezon büyük umutlarla transfer edilen Dos Santos sezona iyi bir giriş yaptı ama şu anda sadece ilk 18′e girebilecek sıradan bir futbolcu hüviyetinde.Lugana geçmiş sezonlara göre biraz daha efendi bir tavır sergiliyor.Carlos ve Guiza tam bir muamma.Fenerbahçe SK. basında çıkan en ufak bir haberi bile yalanlarken Carlos ve Guiza İspanya’da ve Brezilyada tonlarca demeç veriyorlar.Fakat bunlara en ufak bir yalanlama ve ya doğrulama yok.Taraftar herşeyin farkında ama sezon başında gösterilen 8 de 8 lik performans bu ve bunun gibi birçok prblemin su yüzüne çıkmasını engelledi.Sayın Aziz YILDIRIM’da da bayramda gazetecilerle girmiş olduğu polemik bir an evvel devre arasını beklediğini gösteriyor.Bu devre arası radikal kararların alınabileceği bi dönem olabilir.Bu dönem de Daum’a da büyük iş düşüyor.Mustafa DENİZlİ gibi krizi iyi yöetebilirse Fenerbahçede devre arası bir yaprak dökümü olabilir ve olmalıdır da.
Neden kulüpler başarısız olunca hep teknik direktörler gidiyor ya da “yönetim istifa” sesleri tribünlerde yükseliyor?
Belki iyi transfer yapmak yönetimin, iyi antrenman yaptırıp taktik vermek teknik direktörün görevi olabilir ama futbolcuların da bazı sorumlulukları var.Futbolcular da bu sorumlulukları yerine getirmeyince puan kayıpları geliyor.Hele bir de Anadolu Kulübüysen ardarda aldığın mağlubiyetlerle küme düşmemeye oynarsın.
Rıdvan Dilmen hep %100 Futbol programında “Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş’ın formaları bile şampiyonluğa oynar, çünkü onlar büyük kulüpler” der.Öyle de oluyor.Ama ligdeki puan kayıplarını 1-2 hafta aldığıkları galibiyetlerle kapatıp insanları kandırıyorlar.Galip gelmiş olabilirler ama oynadıkları futbol futbolseverleri tatmin etmiyor.
3 büyük kulüple anadolu kulüpleri arasında ekonomik yönden uçurum var. Fenerbahçe’nin bu kulüplere karşı tek kale oynaması gerekir eğer aradaki farkı düşünürsek ama bu farkı kapatan Anadolu Kulüplerinin isteği arzusudur.Onlar daha fazla istiyorlar ve 3 büyük kulüp deplasmanlarda zorlanıyor.
Takımdaki isteği arzuyu sağlayacak kişiler de teknik direktör ve yönetimdir.Yönetim eğer R.Carlos gibi bir oyuncuyu hala göndermiyorsa Daum hakedene formayı vermiyorsa haksızlığa uğrayan futbolcular da şampiyonluk hırsını kaybedebiliyorlar.;Carlos gidecek mi kalacak mı diye hep soruluyor buna cevabı Carlos’un değil teknik direktörün vermesi gerekiyordu.Ben bu oyuncuyu takımımda istemiyorum diyebilmeliydi.Ama Carlos’un kariyerine saygısından diyemedi.
Ona verilen para yazık diyenler var veya zaten transfer parası forma satışlarından sağlandı muhabbetleri dönüyordu ilk geldiğinde.Ben o muhabbetleri yapmam,o işleri yönetim düşünsün.Ama sahada oynanan oyunla ilgili bi futbolsever olarak yorum yapma hakkım var.İnsan maç izlerken daha savaşçı bir takım daha istekli bir takım görmek istiyor ama olmuyor.Tabi bazı maçlar hariç.
Hele bazı yabancı futbolcuların İstanbul’a sanki tatil yapmaya gelmiş gibi bi havası var(guiza,carlos vb.). Fenerbahçe büyük kulüp gerektiğinde bu oyuncularla yollarını ayrımalı.O formaları hakeden kaç tane genç oyuncu var Anadolu Kulüplerinde.
Artık Alex de yaşlandı.Alex olmadığında Fenerbahçe’nin durumu ortada.Bu sezon artık onun da Fenerbahçe kariyerinin sonu olabilir belki ama onun yerine oynayabilecek oyuncu yok yedeklerde mecbur transfer yapılacak.Keşke daha erken Alex tarzında genç bir oyuncu alınıp geliştirilseydi de Alex’in yokluğunda takım sorun yaşamazdı.