Rıdvan Dilmen: Fenerbahçe heyecanını yeniden yakaladı
03 Mayıs 2010
“Fenerbahçe’de Daum ötesi hamleler olduğunu düşünüyorum. İlk 11 anlamında değil, oyuncukarın mantalitesinde Alman teknik adamın hiçbir etkisinin olmadığını düşünüyorum. Olmuş olsa, 15 haftalık o kötü gidiş 3-4 hafta giderdi. Teknik adam ve antrenör bu takıma kondisyon antrenmanı yaptırmıyor mu? Tabii ki yaptırıyor. Fakat antrenörü aşan şeyler vardır: Oyuncuların konsantrasyonu, bakış açısı ve daha da önemlisi yöneticilerin tavırları. Bunların düzelmesiyle birlikte de Fenerbahçe yeniden heyecanını yakaladı.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz
YAKALANAN HEYECAN
Liglerin başlamasından bu haftaya kadar, şampiyonluk mücadelesi veren hiç bir takım, Fenerbahçe grafiğinde olmadı. Zirve yarışı içersinde olan her takım, bir çok doğruyu bünyesinde bulundurmak zorunda. Sezon başı hazırlık aşaması,doğru transfer,kadro derinliği,futbolcu kalitesi,saha içi performans istikrarı,profesyonelliğin izin verdiği ölçüde yaşamak,teknik ve idari yönetim uyumu , inanç. Fenerbahçe’de,bu belirtilen unsurların bir çoğu zaman zaman sekteye uğradı. Belirsizlik dolu, bir çok futbol haftası yaşaması, başlı başına incelenmesi gereken akademik bir olay.Şampiyonluk yarışında olan dünya liglerinde ki her takım, stratejilerini sezon başında belirler ve buna büyük özen göstererek maç haftalarını tüketirler.Sezon içerisinde formsuzluk,sakatlık ve cezalar nedeniyle kadro derinliği,futbolcu kalitesi takım devamlılığını sağlaması açısından önemlidir. Fenerbahçe kadro derinliğini doğru kullanamadı.Belirli oyunculara fazla yük binmesine rağmen,bu tanımın dışında kalan futbolcuların,takıma katkıları oldukça sınırlıydı. Israrla görev bekledikleri halde,bazı futbolcular,bu takımın parçası değilmiş duygusuna kapıldılar.Oysa bu futbolcular (Semih,Selçuk,Uğur Boral) saha da görev verildiğinde takıma olumlu katkıları tescillenmiş oyuncular . Şimdi bir takım düşünün ! Sezon boyunca özveri ile oynayan,oyuna ve skora pozitif katkı sağlayan, oyuncuların bulunduğu ve bunların yanında,ilk onbiri tamamlamış olmak için saha da yer alan oyuncuların var olduğu ve buna rağmen şampiyonluk mücadelesi veren, başka bir takım var mıdır ? Futbol takım oyunu ise. Kaleciden,ileride en uç oyuncuya kadar herkes verilen görevi ciddi şekilde yapmak zorunda. Yitirdiğimiz futbol haftalarını incelediğimize,Fenerbahçe de bu tanıma uyan ve uymayan oyuncuların sayısı yarı yarıya.Burada Volkan,Gökhan Gönül,Lugano,Emre,Alex,Selçuk tanıma uyanlar.Uymayanlar Santos,Mehmet Topuz,Cristian,Bilica,Roberto Carlos,Kazım ve de Guiza.Burada bu dengeyi ,adaleti sağlayacak kişi ise C.Daum. C.Daum maalesef bu adaleti belli dönemlerde sağlayamadı.Takım içinde adalet sağlanamıyorsa,problemler doruğa ulaşır.Bu doruk noktası Fenerbahçe için Şubat ay’ı idi. Fakat asıl hatalı olan Fenerbahçe Kulübü.Dünya Kulübü olmayı hedefleyen bir camia, Dünya çapında Teknik adam getirmeliydi.Daum uzun yıllar önce Beşiktaş ile anlaştığı dönemlerde Almanya’nın en başarılı ve en popüler 2-3 Teknik Direktöründen biriydi.O dönemlerde büyük hedefleri olan bir Teknik adamdı.Yaşadığı olumsuzluklar C.Daum’u hedeflerinden uzaklaştırarak popülaritesini kaybetme noktasına getirdi.Daum bir önce ki Fenerbahçe ayrılığında ,ikinci lig de mücadele eden Köln takımıyla anlaştı.C.Daum Fenerbahçe’den ayrıldığı zaman da Almanya’da çalıştıracağı kulüp, asla Bayern Münih,Werder Bremen ,Schalke,Stutgard,Hamburg olmayacak.Ya Bundesliga da ,küme düşmeme mücadelesinde olan bir takımı çalıştıracak ya da daha önce yaptığı gibi ikinci ligden bir takım ile anlaşacak.Şimdi kendi ülkesinde hedefi olan bir kulüp ile anlaşamayacağı belirgin olan bir Teknik Direktörün ,Fenerbahçe gibi büyük hedefleri olan bir kulüp de çalışması garip bir tezat değil mi ? Bu düşünce,Türkiye ülke sınırları içinde belki başarıyı getirir ,ancak asla Avrupa da başarıyı getirmez.Futbola yeni başlayan çocuklarımıza,çok çalışmaları ,takım ruhuna ve bütünlüğe uygun davranmaları,takım içinde ki paylaşımın bir parçası olmaları öğretilir. Şimdi bu tanımları, çocuklarımızın kafalarına yerleştirirken, Guiza’nın saha içi performansını bu çocuklarımıza nasıl açıklayabiliriz ? İkiye-bir yapamayan,oyuncu eksiltemeyen,kafa topları alamayan,ceza sahasında son derece etkisiz,gol vuruşları yetersiz bir oyuncunun, haftalardır forma şansı bulmasını, futbola sevdalı çocuklarımıza ,anlatabilir miyiz? Şuan Fenerbahçe’nin şampiyonluk yarışında ki avantajı ve kupa finalinde olması takım heyecanını yakalaması ile açıklanıyor ise;Bu heyecanı sağlayanların özverisi, sağlamayanlardan daha ağır bastığı içindir.
Sevgili Alex;
Eskiden çok değerli bir insan kulağıma eğilip “Fenerbahçe yenilmez… bu forma ile fazla dalga geçilmez” demişti. Senin bu sözü bildiğini biliyorum. Hayır, sözü işittiğinden bahsetmiyorum, yüreğinde hissetmiş olmandan söz ediyorum. Bu yüzden kimi zaman istemeden kendi başına kalıyorsun maçlarda.
Başlama düdüğü çaldığı anda; sanki futbol ayakla oynanmıyormuş gibi, top kendisindeyken eli ayağı dolanan takımdaşlarınla formanı terletince ve 2 metre yanına pas veremeyenleri görünce kendini yalnız hissettiğini anlıyorum.
33 yaşın endamıyla, sahada topla buluştuğunda küçük/büyük tüm taraftarların Alex diye bağırışlarını duyduğunu; sahiplendiğin forma altında avrupada ne kadar çok kupa kaldırmak istediğini; Semih-Özer ile oynamak istiyorum dediğinde Onlar’ın sadece yetenekli futbolcular olmadığını, içlerinde barındırdıkları ”Fenerbahçe Ruhu”nu gördüğünü; 6 senedir birçok teknik adamla&futbolcuyla çalıştığını ve çoğunluğunun senin gibi etki bırakamadığını; çünkü SARI renkle GIPTA etmeyi, MAVİ renkle SOYLU yaşamayı anlamadıklarını biliyorum Alex.
Göz göre göre kaybedilen Lille maçından beri önemini daha iyi anlıyorum. Eğer, tutkuyla bağlandığı Fenerbahçe sevgisiyle ve tarafsız yazarlığıyla herkesin saygısını kazanan İslam Çupi hayatta olsaydı, yine “Fenerbahçe yenilmez… bu forma ile fazla dalga geçilmez” diyerek maçları senin formanla izlerdi. Tıpkı yaşayan efsane Lefter Küçükandonyadis gibi seninle gurur duyardı.
Fenerbahçe ligin bitimine 3 hafta kala her 2 kupada da final haftasına çıkıyorsa bu büyük çoğunlukla senin ve Fenerbahçeli düşüncenin eseridir. Sahiplenme duygusunu yaşattığın ve tüm sporseverlere futbolu sevdirdiğin için teşekkürler Kaptan.
Saygılarımla;
Deniz Kutsal