Ana Sayfa
>
Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: F.Bahçe’nin üzerine gidersen yenersin
Rıdvan Dilmen: F.Bahçe’nin üzerine gidersen yenersin
“Gaziantep maçında Fenerbahçe’nin savunma zaafı ortaya çıktı, özellikle Lugano olmadığı için… Fenerbahçe’yi yenmek için kendi sahanda beklemek değil üzerine gidip zorlamak gerek”
Bu görüşle ilgili yorumlarınızı bekliyoruz…
Rıdvan Dilmen
Sayın Rıdvan Dilmen’in atladığı bir nokta var. Evet bu Fenerbahçe’nin üzerine gidersen yenersin. Tek santraforun Semih ise ve çizgi savunmanın arkasına sarkma özelliklerine, rakibi hazırlıksız yakaladığınızda etkili olabilecek sürate sahip değilse üzerine giderek Fenerbahçe’yi yenersin.
Peki bu yazının sonunda Guiza’dan bahsedilmeyerek ona haksızlık yapmış olmamışmıyız. Gaziantep maçında kaçını gol yapabilirdi bilinmez ama en az 4-5 defa özellikle de skor avantajı varken rakip savunmanın arkasına sarkabileceğini belirtmemiz gerekmez miydi?
Guiza’nın ne kadar önemli bir oyuncu olduğunu, dünyada çizgi savunmaların arkasına çok çabuk sarkabilen yetenekte olan ve bir elin parmağını geçmeyen oyunculardan biri olduğunu ülkemizden gittikten sonra mı anlayacağız.
Fenerbahçe Guiza’nın olmadığı hiçbir maçta rakibe karşı fark yaratamaz. Rolanti giden oyunda ancak bir yan top organizasyonu ya da bir ceza sahası şutu ile sonuca gidebilir. Bu da hücum zenginliği azaltır ve atak organizasyonlarını kısır bir hale sokar. Tıpkı Gaziantepspor maçındaki gibi…
SARI LACİVERT DESENLİ 3 PUAN
Ne zaman yenilecek? Nasıl yenilecek? Neden yenilmiyor?
Lig başladığından beri işimiz gücümüz ve tek düşüncemiz Fenerbahçe’nin yenilmesi oldu. Ama aslında her takım gibi Fenerbahçe de yenilecek ve puan kaybedecekti günün birinde ki kaybetmişti de zaten… Twente maçında formül ortaya çıkmıştı ama uygulayabilen Türk takımı aranıp bulunamamıştı.
Pazar günü Gaziantep’in teknik ve taktiksel bir başarıyla ilk puan kaybına sebep olduğu söylenemez. Fener yenmek ve 3 puan almak istemedi Antep’te, yoksa Antep muhteşem olduğundan değildi.
Fenerbahçe de her takım gibi yenilir, bunun için Gandalf’ın büyülerine muhtaç değil hiç kimse. Sarı-lacivertlileri yenmek için yapılması gereken sadece dengeyi bozmak. Masanın dört ayağından birini kısaltmak gibi… Orta sahasını parçalamalısınız; Alex ile Emre’nin, Emre ile Lugano’nun iletişimini keser ve aralarına girebilirseniz, son vuruşlarınız da yeterli olursa, alın size temizinden bir 3 puan… (Daha kısa yoldan halletmek isterseniz Alex iyileşmesin duasına çıkabilir ve maç içinde Emre’yi kızartabilirsiniz, üstelik ikincisi için çok fazla uğraşmanıza gerek de kalmaz)
Fenerbahçe karşısında yapabileceğiiniz iki büyük günah var, karşılığı kesin cehennem: Allah Allah nidalarıyla top ve tüfeklerle saldırıya geçmek ya da sahanın kendine ayrılan yarısında oturup sözüm ona savunmada beklemek… Saldırırsanız yersiniz, beklerseniz yine yersiniz, aklınızı kullanmazsanız kesin yersiniz. Üstelik bir tane ile de kalmaz…
Hem zaten orta sahasında Alex gibi tahrip gücü yüksek bir mayın tarlası varken arkanızı iyi kollamalısınız. Aklınızla saldırmalısınız. Savunmanız, siz ilerde gol arayıp rakibinizi bayılttığı sürece iyi olan bir takımsanız (mesela Galatasaray) orta sahanızda iki Ayhan gücünde çitleriniz olmalı. Yoksa yanarsınız…
Fenerbahçe’ye karşı aklınızı kullanmalısınız. Sarı lacivert üç puan almak, Viyana kalesini almaya benzemez.
Fenerbahçe’nin savunma zaafları sezon başından beri birçok maçta görüldü. Özellikle içsahadaki Sion, Manisaspor ve Twente karşılaşmalarında ise doruk noktadaydı.
Fenerbahçe’nin sorunu defans oyuncularının yetersizliğinden ziyade 2. ve 3. bölgede yer alan futbolcuların topsuz oyunun savunma yönüne yeterince katkı yapamaması. Ortasahada bir dirençle karşılaşmayan rakipler yıpranmadan Fenerbahçe defansının karşısına çıkabiliyor. Bugüne kadar rakipler becerikli değildi, top Fenerbahçe’yi sevdi ve yapılan hatalar puan kaybına neden olmadı.
Türkiye’de ne yaparsanız yapın 3 puanı aldığınız sürece eleştirilmezsiniz. Hatta maç kazanılmışsa futbol adına yaptığınız yanlışlarda keramet bile aranır. Daum maç sonuçlarını kalkan yaptı bugüne kadar. Bundan sonra Daum’un ya maçları kazanmaya devam etmesi ya da özgeçmişi nedeniyle takımda yer bulan Roberto Carlos gibi isimlerden tamamen vazgeçip en az rakipleri kadar savaşacak bir takımı sahada bulundurması gerekecek.
Sadece Fenerbahçe’yi değil herhangi bir takımı yenmenin ilk şartı üzerine gitmektir. Önemli olan Fenerbahçe’nin üzerine gidebilecek kadar organize ve güçlü bir takım olabilmek. Gaziantepspor özellikle 2. yarının son bölümünde Fenerbahçe’li oyuncuların da oyundan düşmesiyle bunu gerçekleştirebildi.
Daum maçta sonra “dersimi aldım” demekle yetindi. Gerçekten dersini alıp almadığını Türkiye’nin tartışmasız en iyi hücum hattına sahip Galatasaray karşısında göreceğiz. Eğer ortasahayı Galatasaray’a kaptırırsa Fenerbahçe hiç beklemediği bir sonuçla ayrılabilir derbiden.
DERBİ YORUMU
FenerBahçe :
Rıdvan Dilmen’in, söylediklerinin GalatSaray’lı olarak katılıyorum. Gaziantep maçının son dakikalarını dinlemiş ve maçın geniş özetini de izlemiş bulunmaktayım. Rıdvan Dilmen’in söylediği şey, tamamen doğrudur. Lugano olsa da riskli bir adam. Her an kırmızı kart görecke potansiyelde, kendisini de Futbol’un Jerk’i ” Şapşalı ” olarak ilan ediyorum ve şiddetle kınıyorum. Emre Aşık’a yaptığı, harbi harbi ayıptı… Her neyse, Bilica’yı ele alırsak, çok ileri çıkan bir defans oyuncusu. Son dakikalarda hayattan bezmiş bir halde kendisi. Gökhan Gönül, çok koşuyor ve çok sorumluluk alıyor. Bunu da ancak 2-3 sene sonra kaldırabilir bence. Geriye kim kaldı? Haa, Carlos deseniz kıçını zor kaldırıyor. Vederson’un da kondsyonu ortada. E, kim kaldı geriye?.. Bekir İrtegün de daha tam olarak hazır değil. Galatasaray, Fener’in üstüne giderse ve psikolojik bir moralle oyunun da hakimi olursa, Fener’in çok rahat 3-4 hatta 5-6 yemesi kaçınılmaz. Gelin Fener’in hücümuna bakalım…
Alex olmadan, olmuyor. ” Sensiz Olmuyor! ” diye bir dizi vardı. Onu da FBTV’de oynatsak, başrolde Alex’i koysak, reytingler çoşar… Mavra bir yana, Alex yoksa Fener hücümü yok! Guiza deseniz, Gol ” Kaçırma ” Kralı kendisi. Kazım’da ancak 50 dakika potansiyel alıyorsun. Emre desen, inişli-çıkışlı. Bir tek Andre Santos kalıyor geriye. O iş yaparsa, Fener o maçta 0-0 iken bir nebze öne geçebilir. Ya da maçı, Santos ile kopartabilir. Cristian ise, kontra atakları iyi bastırır bence. Galatasaray, Santos ve Cristian’a boş alan bırakmazsa, Alex’e de sıkı markaj yaparsa, Fener’in gol atması mucize olur…
GalataSaray :
Galatasaray’ın da aynı şekilde, gözle görülür bie defans sorunu var. Kademe hataları, Trabzon maçında başımıza iş açtı. Bu hataları, Fener maçında yapmamak için, Defans’a ” Sen sadece şu adamı tutacaksın! ” komutunu vermeli Rijkaard. Öyle, gelişi güzel ” İstediğinize yapışın. ” derse, ki Trabzon maçında bunu dediğini anladım. Öyle 3 Gol’ü de atarlar sana. Sonra da hakem’e ofsayt versin diye Küçük Emrah gözüyle bakarsın… Bana göre Servet ve Gökhan, Alex ve Santos’u çok rahat devirecek ve oynatmayacak hırsa ve potansiyele sahipler! Hakan Balta da Sol’dan Vederson’u veya Carlos’u tıkasa, Caner veya Sabri de diğer kanadı tıkarsa, o zaman iş olur. Ama Sabri oynarsa, sağdan gol yeme oranımız baya zıplar, hatta Tavan’a gelir… Gelin bir de Galatasaray hücümüna göz atalım biraz da…
Galatasaray hücümü, Türkiye’nin en iyi ve Dünya’nın sayılı hücümlarından! Bunu da kimse inkar etmesin! Maç başına atılan Gol Ortalamasında Madrid ve Barça ile kafa kafayayız… Hatta Barça’yı, kılpayı geçmişiz bile! Bu Hücümda, Keita ve Kewell’in değişmeli oynaması, Orta Saha’nın temposunun düşmemesini sağlıyor. Bu maçta tahminim, Elano oynayacak. Yine Ketia-Kewell’dan biri, yedek çayında oturacak. Arda deseniz, şu anda Türkiye’nin en iyi ve klas oyuncusu! Arda’yı Fenerbahçe, ancak Santos ile durdurur. Alex demedim, çünkü Arda genç enerjisi ile Alex’i biçer… Keita oynarsa, onu kimse durduramaz ama, Vederson oynarsa biraz zorlanacaktır kuşkusuz. Mustafa Sarp ve Ayhan’dan biri de, Fener’in ataklarını eminim durduracaktır. Ama gönlüm, daha istikrarlı ve sakin olan Ayhan’dan yana. Mustafa Sarp, beklenmedik hatalara da imza atabiliyor malesef… Ayhan, tecrübesi ile eminim Fener’in ataklarını iyi bastırır. Forvette Baros oynarsa, eminim Volkan mutlaka Baros’dan gol yiyecektir! Nonda’dan da, çünkü her iki forvette teknik ve klas. Ama Nonda, istikrarsız. Gönlüm ise, Milan’dan yana. Yazımı bitirmeden de, İdeal 11′ler ve skor tahmini yapacağım müsadenizle…
Fenerbahçe (4-4-1-1)
Volkan
Vederson
Lugano
Bilica
G.Gönül
Emre
Cristian
Santos
M. Topuz
Alex
Semih
Galatsaray (4-1-4-1)
Leo Franco
Hakan Balta
Servet
Gökhan Zan
Caner Erkin
Ayhan Akman
A. Keita
H. Kewell
Arda Turan
Elano Blumer
Milan Baros
Skor Tahmini = Öncelikle, Galatasaray’ın kazanacağaını ve maçın bol gollü olacağını düşünüyorum. Yine 4-3, 2-3 vb. tarzı bir skorla GS kazanır. Ayrıca, golsüz bir beraberlik ihtimali de hayli yüksek.
1. 2-3 Galatasaray
2. 0-0 Berabere
Evet bu hafta gördükki Fenerbahçe sıkıştığı anlarda oyunu rahatlatacak birşeyler yapamıyor.Fenerbahçe ligde oynadığı bütün maçlarda inanılmaz rahat oynamıştı çünkü bütün rakipler 1 puan için oynuyordu.Bu hafta öyle olmadı maçın başından beri kazanmak için ellerinden gelebilecek herşeyi yapabilecek herşeylerini ortaya koyabilecek bir rakip vardı karşılarında.
Nitekim öyle de oldu.Gaziantep son vuruşlara kadar iyi oyun oynuyordu.En büyük şansları Cesar gibi bir oyuncuya sahip olmalarıydı çünkü son vuruşu yapabilecek kimse yoktu.Julio Cesar ilk golde de müthiş bir vuruş yaptı ve savunmayı ve ayrıca kaleci Volkan’ı uyuttu.Antep kesinlikle beraberliğe razı değildi.
Daum,Lugano’yu bu maçta kadroya bile dahil etmemekte bence çok hatalıydı.O savunmayı bana göre ayakta tutabilen tek isimdi.Gerçekten çok iyi yer tutabiliyor rakibi pozisyona dahi sokmuyordu.Bir diğer yandan gördükki Alex bu takımın beyni,herşeyi.Alex hiç koşmasa,hiç oynamasa ya güzel bir gol atar yada güzel bir gol attırır maçı kazandırırdı ve bunu maçın her dakikasında yapabilecek bir futbolcuydu.Böyle bir takımın üstüne tabi ki gideceksin.Zaten bence Gaziantep beraberliği bulduğunda Fenerbahçe lehine en iyi berabere biterdi.Fenerbahçe o golü özellikle Alex’siz çıkaramzdı zaten öyle de oldu.Böyle bir durumda maç böyle bitebilir derken bu sefer rakip takımın ‘Alex’i ‘ olan Cesar yine müthiş bir golle maçı Gaziantep’e getirdi…..
Ying ve Yang
Turkcell Superlig’de dokuz hafta geride kaldı ama Fenerbahçe ve Galatasaray’ın beşinci hafta sonunda belli olan kimlikleri artık herkes tarafından görülür duruma geldi.
Özetle Fenerbahçe’nin sahadaki amacı gol yememek, Galatasaray’ın ise gol atmak. Bu iki takım bu amaçlarına ulaştıkları oranda maçlarda sorun yaşamıyorlar ve yaşamayacaklardır. Bu doğrultuda Fenerbahçe’nin iyi hücum eden, Galatasaray’ın ise iyi savunma yapan takımlara karşı puan kaybedeceği su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla kolay bir iş olmasa da, bir savunma takımı olan Fenerbahçe’ye karşı etkili hücum eden, bir hücum takımı olan Galatasaray’a karşı ise sağlam savunma yapan takımlar sahadan mutlu ayrılacaktır. Bugüne kadar hep böyle oldu ve sistemler değişmedikçe bu durum devam edecektir.
Bu noktadan hareketle haftasonu oynanacak derbi müsabakası futbol tarihimizin en ilginç maçlarından biri olmaya aday. Zira Fenerbahçe Galatasaray’a göre çok ters ve etkili takım savunmasıyla avantajlı bir yapıya sahipken, Galatasaray da aynı oranda Fenerbahçe’ye karşı çok ters ve etkili hücum gücüyle avantajlı bir sisteme sahip. Dolayısıyla Ying ve Yang’ın mücadeledesinde mutlu sona, işini en iyi yapan takım ulaşacaktır.
Bu maçla ilgili skor tahmini istenirse şu cümleden başka tüm tahminler yanlış olur: “0-0 ile 5-5 arası tüm skorlar”…
Atın yiyin futbola can verin
Fenerbahçe’nin üzerine gidersen yenersin.
Ya da şöyle demek daha doğru olur,
Rakibinin üzerine gidersen yenersin…
Sadece bu sezon mu ? Hayır. Geçtiğimiz sezonlarda da Anadolu olarak adlandırabileceğimiz kulüpler bilhassa 3 büyük takımın üzerine gitmemek için adeta yemin ediyorlardı. Son dönemlerde yapılan yatırımlar, düzenlenen faaliyetler ve taraftarın takımına arka çıkması Anadolu kulüplerinin hedeflerini bir anda değiştiriverdi.
Gaziantep – Fenerbahça karşılaşmasında; Fenerbahçe adına gördüğümüz savunma zaafiyetleri, geçtiğimiz sezonlarda mevcuttu. Arkaya atılan toplarda oldukça zorlanan defans bloğunda oluşan eksiklerde pazar günkü alınan mağlubiyetin bir numaralı nedeniydi. Peki bu başarısızlık ve istikrarsızlık sadece savunma dörtlüsünün suçu mu ? İsterseniz şu noktada biraz da takımın genel oyun kurgusunu irdeleyelim. Her ne kadar takım halinde savunma yapılıyor denilse de Fenerbahçe takımını parçalara ayırmak daha doğru olacaktır. Ortasahada sadece Baroni’nin ( biraz da Emre Belözoğlu’nun) savunmaya yardım etmesi defansif organizasyonlar için yeterli olmuyor. Bu da takımın savunma bloğuna fazla yardım getirmemesi bahsetmiş olduğumuz savunma kurgusunun aksamasına neden oluyor.
Evet, şimdi rahatlıkla söyleyebiliriz ki Fenerbahçe’nin üzerine giden takım bu takımı yenemese bile oldukça çetin durumlarda bırakır. Çok basit bir örnek verelim. Fenerbahçe – Manisaspor maçı. Fenerbahçe kazandı ama nasıl kazandı ? Bunun cevabı bence sarı lacivertli takımın ve Daum’un taktiksel beceri anlayışını en kolay şekilde özetliyor.
Peki haftaya Galatasaray maçı var. Ve biliyoruz ki ligimizde Galatasaray kadar rakibini ısıran (?) bir takım yok. Trabzonspor maçında gördük ki Galatasaray bu ligin gerçekten bir numaralı ofans ayaklarına sahip. Fenerbahçe’nin de galibiyet için sarı kırmızılı takımın üzerine geleceğini düşünürsek, Fbli futbolcular ve sarı lacivertli camia için üzüntü bir skor ortaya çıkabilir. Tabii bu Galatasaray cephesi içinde geçerli bir gerçek bu. Daum’un buna acilen bir çözüm bulması gerekiyor. Ya hücumdan kesip ortasahanın savunma kesimine takviye yapacak. Ya da maçın düello şeklinde geçmesine seyirci kalacak. Bunu da en iyi bilen kuşkusuz Cristoph Daum.
Sayın futbol yorumcuları, eleştirmenleri, teknik analist ve medyadaki yetkilileri;
Milli takıma yeni hocaları çeşitli isimlerle önerme, alternatif ve spekülasyonlarla ilgili olarak; ben 55 yaşında futbolu çocukluğumdan beri fiilen ve yakınen takip eden ve izleyen biri olarak günlerdir ortaya isimleri belirtilenleri, gerek görsel veya yazısal medya olarak özellikle takip etmeye çalışıyorum. Fakat ne yazık ki, bu ortada yazılıp isimleri telaffüz edilen yerli hocaların çoğunun hocalığını da yapmış, tecrübe, bilgi, birikim, beceri, teknik, taktik, ayrıca; nezaketi, kültürü ve duruşu ile (bana göre) Türkiye’yi çok iyi temsil edip, en alt yapıdan A milli kategorisine kadar projeleriyle Türk futboluna yeni yeni Hakan Şükürler, Ardalar, Sabriler gibi Türk futbolunu Türkiye genelinde gerçek anlamda ekibiyle beraber taratıp Türkiye’ye kazandıracağına ve ilerisi için ekolu ve sistemi olan bir Türk Milli Takımı yaratacağına inandığım (HOCALARIN HOCASI) GÜVENÇ KURTAR’IN hiç ismi anılmıyor. ve gündeme getirilmiyor.Doğrusu bu medyaya ve spor mensuplarına bir anlam veremedim. Hala Lig Tv ve diğerlerinde hemen hergün yorumcu ve açık oturumlara katıldığı halde, yani gündemde gözükmesine rağmen ismi zikredilmiyor !ACABA ŞÖYLE Mİ DÜŞÜNSEM? HANİ BİR ATASÖZÜMÜZ VARDIR. AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MAMA YOKMU?
AMA ONUDA MALESEF ASİLLER BECEREMİYORMU?
ilgi ve alakanıza teşekkür eder, bilvesile hayırlı işler diler, saygılarımı sunar, sağlıklı günler temenni ederim… FAHRİ DİRİHAN (İSTANBUL)
RUHSUZ OYUNCULAR!!!
Fenerbahçe takımının savunmasının en büyük zaafı Lugano olmadığı zaman diğer oyuncuların korkak futbolları. Dikkat edin ne Önder ne de
Bilica maçta hiç hata yapmıyor gibi gözükmekte. Hata yapmamalarının sebebi hiç bir şekilde sorumluluk almamaları, İkili mücadeleden uzak durmaları,ilk müdahaleleri yapmaktan kaçınmaları Fenerbahçenin sezon başından bu yana yediği gollerin başlıca sebebleri olduğunu düşünüyorum.
Bu yüzden bu savunma oyuncuları baskı yediği anda uzun oynamaktan başka bi çaresi kalmayacak. Fenerbahçenin uzun oynaması halinde Guizanın
hava toplarını alabilecek bir forvet olmadığını ve Fenerbahçe de orta saha da Emre den başka mücadele eden top kapan bir oyuncu olamdığını düşünürsek
oyunun sürekli rakip tarafından yönetliceği var sayımına ulaşırız.
Bir çözüm belirtmek gerekirse şahsi fikrim Fenerbahçenin ilk 11′ ine hava toplarını alabilcek bir forvet ve mücadele gücü yüksek orta saha oyuncularını
dahil etmelidir. Yoksa bu Kazım’la Santos’la Alex’le Fenerbahçe koca bir sezonu tamamlayamaz. Özer gibi Mehmet Topuz gibi Semih gibi hem yetenekli
hemde takım için herşeyini verbilcek oyuncuların bu takımda devamlı oynamaları gerektiğini düşünüyorum.
RIDVAN HOCA EN İYİSİNİ BİLİR!
Bence Rıdvan hoca en iyisini söylemiş zaten. Üstüne gittiğinde yenemeyeceğin takım yoktur. Ancak “üstüne gidemediğin takımlar” vardır. Örneğin, Barcelona, Liverpool, Manchester United. Fenerbahçe bunlardan biri mi? Gerçek yanıt bekleyen soru bu. Eğer bunlardan biri idi ise Gaziantep’e yenilmezdi. Bu mağlubiyet Avrupa da üst düzey oynanamadığının bir göstergesidir. Maçın 90 dakikadan da fazla olabileceği duygusunu her daim hatırlamaktır asıl olan. Ayrıca bu mağlubiyet, kulüp bulamadığı için Fenerbahçe’ye razı olmadığı bir para karşılığında anlaşmak zorunda kalan Lugano’nun yokluğuna da bağlanmamalı… Fenerbahçe bir defans oyuncusunun yokluğu ile bu hallere düşecekse bırakın düşsün derim ben.
Barajdan biri korkacak yana çekilecek… Bir diğeri topa öyle bir vuracak ki toptan korkarak açılmış olan defansın arasından topu geçirecek ve kalecinin uzanamadığı köşeye bırakacak. Bu da maçın uzatma dakikalarında yaşanacak… Fenerbahçe bunu telafi edemeyecek. Futbolun güzelliği bu… Fenerbahçe ilk kez yenilmedi, son kez de değil bu yenilgi. Onun için sabır diliyorum tüm taraftarlara… Ne güzel goller seyrettik diyelim olsun bitsin. Bunu göremeyeceksem ben neyleyim futbol seyrini.
İşte böyle… Rıdvan hoca haklı… Bu Fenerbahçe’nin üstüne gidersen yenersin. Daha oturamamış çünkü. Emre bir yandan Kazım’a gözlerini kapattığı için, bir yandan Roberto Carlos’a geriye gelmediği için serzenişte bulunuyor. Takım ruhunu aşılamaya çalışıyor. Volkan maçtan sonra arkadaşını cep telefonu ile arayıp topun nereden geçtiğini soruyormuş duyumlara göre… “Üzülme Volkan olur böyle şeyler” diyelim. Rıdvan hoca haklı… Bu Fenerbahçeyi üstüne gidersen yenersin. Önemli olan üstüne gidilemeyen takım olmak. Bunun için biraz sabır gerekiyor herhalde.