Ana Sayfa
>
Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Denizli krizi iyi yönetti
Rıdvan Dilmen: Denizli krizi iyi yönetti
“Beşiktaş’ta sıkıntılı bir dönem yaşandı. Mustafa Denizli, bu kriz dönemini iyi yönetti ve peş peşe 6 galibiyetle zirveyi yakaladı”.
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Rıdvan Dilmen
Futbol çok enteresan bir oyun özellikle türkiye ligi için birkaç takım hariç bu enteresanlıkları yaşamak çok normal beşiktaş da tabiki 34 hafta ligi kötü götürmeycekti bunun gibi diğer anadolu takımlarıda aynı şekilde üst üstte çok fazla yenilgi alan takımların yöneticileri ve teknik ekip nerede yanlış yaptıklarını bulduğu anda sorun çözülmüş oluyor beşiktaştan konu açılması sebebiyle ne kadar taraftarın kulübü yıpratıcı protestosu olmasına karşın yönetiminin aklı selim yaklaşımı mustafa denizlinin bilgisi ve tecrübesiyle beşiktaşın krizi çok kolay atlattığını düşünüyorum.. aslında ülke olarak çok sabırsızız böle düşüş ve çıkışlar çok normaldir bizler şunu hiç düşünmüyoruz karşı takımın da puan alması gerekli ve tehlikeli bölgeden kurtulmak adına bişeyler yapmalı bunlar tabi büyük takımlarla yapılan maçlarda extra motive kaynağıda yaratıyor ve kazanılan maçlar diğer maçlara artı etki yapmakta ben farklı birşey sölemek istiyorum her zaman hepimizin eleştirdiği tribün terörüne birde basın için futbol nedir futbolun 3 neticeden oluştuğu dünyanın en iyi takımınında dahi alt gruplarda gösterilen takımlara yenilebileceği ve bunun bir seri halinde devam edebiliceği kavramını yerleştirmekle beraber antrenör ile basın mensubu kavramlarını birbirinden ayrılması gerektiğini tekrar tekrar anlatan seminerler düzenlemek gerektiğini düşünüyorum tv programlarında futboldan alakasız içeriği tam tespit edilememiş konuların işlenmesi ne yazık ki hem örnek olarak beşiktaşı hem de ülke futbolunu oldukça geriye götürmektedir dilerim ki beşiktaş ve diğer tüm takımlar bir gün acımasızca eleştirilip diğer gün ülkenin göz bebeği durumunda değil daima doğru eleştirilerle doğru yerlere koymamız benim gibi galatasaraylı biri olarak temmennimdir…
Yeter Ki Denizli İstesin..
Herkes biliyor ki Mustafa Denizli Türkiye’nin en iyi teknik direktörlerinden birisidir.Ayrıca belli bir olgunlukta Ulusal ve Uluslarası tecrübeye sahip bir teknik direktör olan Mustafa Hoca mükemmel bir idarecidir.Yeter ki hocamız istesin yani karşılaştığı olumsuzlukla savaşmayı mücadele etmeyi kafasına koysun gerisi zaten geliyor.
Kötü sonuçlardan sonra bile camiaya umut dağıtır hocamız.Çünkü bilir ki Türkiye de köprülerin altından su yerine okyanus geçer. Çünkü bilir ki bir mağlubiyetle yerilenler öbür hafta alacağı bir galibiyetle omuzlarda taşınacaklardır.Yani Mustafa Hoca günlük yaşamaz.Genel düşünür ve genelde de haklı çıkar.Maalesef bu durumdan büyük ölçüde değerli spor yazarlarımız sorumlu.Çünkü OTORİTE denilen büyük spor alimleri bile haftalık yorumcular aslında.Sonuçta spor yazarlarıda takım tutuyor.Hepsi için geçerli olmamakla beraber ona göre yazıyor çiziyor yani alınan puana göre bir hafta iyi derken bir hafta kötü demek zor olmuyor.İşte Mustafa Hoca Futbol Dünyamızda bunun farkında olan nadir insanlardan birisidir.Biliyor ki kendisini eleştirip yerin dibine sokanlar gün gelecek yüceltecekler.O yüzden zor zamanlarda bile gülücükler saçan umut dağıtan bir Mustafa Hoca her zaman her türlü krizin üstünden gelecektir.Çünkü o bunu türkiyede en iyi yapan teknik direktör,yönetici,sorumlu,idareci artık adına ne derseniz.
kötü başlamadı aslında beşiktaş geçen sene neredeyse ordan devam ediyordu sezonun başında da arada bir fark vardı hücuma daha bilinçsiz ve düzensiz çıkar hale gelmişlerdi bir adım geri atmışlardı aslında geçen sezona göre ve gol atamayan bir takım olmuşlardı.geçen sezonda beşiktaş defans ağırlıklı oynar rakibi bekler ama hücuma hızlı ve etkili çıkarak kazanırdı maçlarını bunda 3 lü forvetin etkisi büyüktü kontra atak yapabilmek adına.bu sezon ise aynı sistemle başladı beşiktaş fakat gol atmayı bir türlü beceremediler çünkü daha şuursuz nasıl veya nereye pas yapması gerektiğinin bilinmediği bir düzen içindeydiler.
peki son haftalarda kazanmalarını sağlayan ne ?muhteşem bir futbol mu ? yanından bile geçmez. beşiktaş sadece bir tek şeyi yapabilen bir takım o da defans.hücuma hızlı ve paslı çıkmakta zorlanıyorlar ernst ve ekrem dağ bu konuda elinden geleni yapan tek isimler belkide.onun dışında bir şekilde yavaşlıyor beşiktaş hızlı çıkması gerekirken üstelik kontraya çıktığı toplarda genellikle ön yada orta alanda presle kapılmış toplar değil katı bir alan savunması ve rakibin ee ben nereye atıcam paniği ve bir anda topu ayağında bulan bir beşiktaşlı futbolcu.son maçlarda kalecilerin maça damga vurmasıda bundan.3 pozisyona girip 1 ini gole çevirip maçı kazanabilmeniz sizin iyi bir takım olduğunuzu yada kötü günleri geride bıraktığınızı göstermez.ben tam tersi düşünüyorum beşiktaşı esas bundan sonra zor günler bekliyor.çünkü bir takım düzenli hücum yapamadağı sürece uzun bir yarışta başarılı olamaz.
Lütfen yapmayın. Ne kriz yönetimi yapmış sayın denizli? skor yorumcusu olmuş herkes. şimdi size çirkin gerçeklerden bahsedeyim. ama lütfen tarafsız olarak okuyun, hak vereceksiniz;
8 maçlık seri dediğimiz şey; 7 kez üstüste kazanmaktır. serinin başlangıç maçı ankaraspor maçıdır. bu seri çerçevesinde beşiktaş’ın oynadığı tüm rakipler 15 gün maç yapmadan sahaya çıkmıştır. hazırlık maçı yapmak,hiçbir zaman puan maçı yapmaya benzemez.
krizi iyi yönetti dediğiniz denizli’nin takımı, inönü stadında, “yenmeyeni dövüyorlar” denilen denizispor karşısında pozisyon bile bulmadan, tabata’nın önünde kalan topa vurmasıyla 3 puan almıştır. tekrar ediyorum, inönü’de.!
sonraki maç; yne inönüde 2-1 kazanılan kasımpaşa maçıdır. kasımpaşa o tarihe kadar hiçbir maçta sahaya çıkıp galibiyet almamıştır. beşiktaş o maçta, kasımpaşaya yenilen fenerbahçeden farklı değildir. 2 kırmızı kart görmek durumda kalmıştır ve hiç hak etmediği bir 3 puan almıştır. maçın en az 65 dakikası beşiktaş sahasında oynanmıştır. tekrar ediyorum, inönü’de.!
eskişehir deplasmanında ekrem dağ’ın topa vurmak isterken ıskalaması sonucunda, “istemeyerek” kaleciyi geçmesine ne denir bilemiyorum. maçı tek kale oynayan eskişehirspor’a yazık değil mi? istanbula gelmiş bir anadolu takımı gibi oynayan beşiktaş’ı şişiren basın, alınan 3 puandan memnun mu?
inönüde ankaragücü’nü, ismail köybaşının 30 metreden vurduğu top savunmaya çarpıp ters köşeye gittiği için mi beşiktaş 3 puan aldı. çok beyendiğiniz beşiktaş savunmasının, inönüde ankaragücüne kaç gol pozisyonu verdiğini saymadınız mı? çağdışı futbol ne zamandan beri prim yaptı? tekrar ediyorum, inönü’de.!
trabzon deplasmanında 90 dakika kapanan, ileri gitmeyi bile düşünmeyen, pozisyona bile girmeyen, rakip ceza sahasında etkili, tehlikeli, yaratıcı tek bir hamle yapmayan beşiktaş mı? yoksa ortasahada tek bir yaratıcı oyuncu oynatmadan, 4 defansif ortasaha oyuncusu ile kapanan mustafa denizli mi krizi yönetti?
sonrasında fenerbahçeyi yenerken beşiktaş iyiydi. man.und maçında zaten kimse kusura bakmasın, 16-18 yaş paf takımını çıkardı manchester. 3 gün önce fenerbahçeyi yenen, geçen yılın çifte kupalı şampiyonu, manchester’in 18 yaş takımını yenemezse zaten ayıp olurdu. sivas maçında da iyi mücadele eden bir beşiktaş vardı.
yukardaki paragrafların amacı, bazı şeyleri insanların gözüne sokmak ve skor yorumculuğu yapanları kınamaktır. gerçekler çirkindir…
Attığın Kuyudan Bizi Çıkar Mustafa Hoca!
Beşiktaş, oldukça kötü giden ve kargaşa ortamında kaybolmaya yüz tutan bir sezonu, arka arkaya aldığı galibiyetlerle tersine çevirdi, şampiyonluk yarışına geri döndü. Bu başarıda, Mustafa Denizli’nin önemi yadsınamaz elbette ama bu kargaşa ortamını yaratan da bizzat kendisi değil miydi? Bunları sorgulamak, krizin gerçekten atlatılıp atlatılamadığını gösterecektir…
Mustafa Denizli, sezon başından beri zorlu yarıştan ayrı bir görüntü içindeydi; yorgun, bitik, doymuş… Adeta, silah zoruyla Beşiktaş’ın başında tutulan biri gibiydi. Onun bu hali ve özellikle oyuncuların yeriyle gereğinden çok oynaması ve bunda inat etmesi, Beşiktaş’ı bir kargaşanın içine soktu. Taraftarların sabrı tükendi, Beşiktaş umulmadık puanlar kaybetti, liderin neredeyse 20 puan gerisine düştü vs. Üstelik bunlar yetmezmiş gibi, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın üstün form grafikleri de, olaylara tuz biber ekti. Tüm bu kargaşa ortamında, Beşiktaş’ın bir lidere ihtiyacı vardı, o da ortaya çıktı… Yani, bizzat kendi yarattığı canavarı, kendi elleriyle öldürdü Mustafa Denizli… Peki, bunu nasıl başardı?
Öncelikle, tavırlarıyla, heyecanıyla işe tekrar döndüğünün sinyallerini vererek, camiayı sakinleştirdi. Sonra, bu tavrını oyuncularına aşılayarak, onları cesaretlendirerek, onlara sahip çıkarak, özgüvenlerini tekrar kazanmalarını sağladı. Fantastik takım kurgularından vazgeçip, hemen hemen tüm oyuncuları en ideal bölgelerinde oynatarak, alabileceği maksimum verimi alma yoluna gitti. Takımın, Ferrari – Sivok – Ernst – Fink – Tello (Tabata) – Bobo omurgasını kurdu ve bunda ısrar etti. Böylece, bu oyuncuların ve etrafındakilerin takıma iyice oturmasıyla, Beşiktaş, çok zor gol yiyen ve 1 – 2 tane de olsa gol bulabilen bir yapıya büründü, böylece peş peşe galibiyetler geldi. Özellikle deplasmandaki Trabzonspor, Eskişehirspor ve Manchester United galibiyetleriyle içerdeki Fenerbahçe galibiyeti, takımın kendisini bulmasını sağladı. Böylece, zaten güçlü ve rakibi boğan bir takım potansiyelindeki Beşiktaş, içindekini açığa çıkarmış oldu.
Kısaca, evet Rıdvan Dilmen’in söylediği gibi, Beşiktaş’ı kriz ortamından Mustafa Denizli çıkardı ve ustaca bu krizi yönetti, ama buraya sokan da bizzat kendisiydi; yani, bu kriz ortamının tekrar oluşmayacağını da kimse söyleyemez… Sonuçta Beşiktaş, galibiyetler alsa da, hiç de iyi futbol oynamıyor…
Mustafa Denizli’yi oynattığı futbol bakımından çok beğenen biri değilim. Ama kendisi ligin en tecrübeli, ligimizi en iyi tanıyan hocalarından biridir ve bu özelliğini bu artısını çok iyi kullanmaktadır. Yılmaz Vural, Hikmet Karaman gibi hocalarda ben kendimi bildim bileli Türkiye takım yönetirler ama bu isimlerin Mustafa Denizli kadar tecrübeli olduklarını söyleyemem. Çünkü büyük takım yönetmek başka bir şey. Büyük takımın stresini yaşamak, onun sorumluluğunu yaşamak, binlerce kişiye karşı değil de milyonlarca kişiye karşı sorumlu olmak başka bir şey. İşte Mustafa Denizli’nin artısı bu. Gelelim Frank Rijkaard’a. Rijkaard’nın kötü bir teknik direktör olduğunu söylemek benim haddime değil ama şunu söyleyebilirim ki ligimize çok yabancı bir havası var. Galatasaray maçlarını izlediğimde Rijkaard yedek kulübesinde görünce yadırgıyorum sanki. Uzaydan gelmiş gibi. Galatasaray’ın en büyük sıkıntısı bu bence. İşte bu yüzden Galatasaray’ın lige oranla UEFA Avrupa Ligi’nde daha başarılı olacağına inanıyorum. Daum için ligimizi tanımıyor diyemeyiz herhalde. Daha önce de büyük Türkiye’de büyük takım çalıştırma tecrübesi yaşamış ve Almanya’da çalıştığı dönemlerde bile ligimizi takip etmiş bir isim. Ama Fenerbahçe’de Daum takım üzerindeki tek yetkiye sahip değil. Yönetimin takıma müdahalesi söz konusu. Beşiktaş’ta Mustafa Denizli’nin bir avantajı da budur. Ligin başından beri takımla oynayıp durdu, üst üste 2 maç aynı kadroyu sahaya sürmedi ama yönetimden hiçbir şekilde müdahale görmedi ki buna izin verecek yapıda bir hoca da değil. Mustafa Denizli ligin en tecrübeli hocası olması ve takım üzerinde ki tek yetkili olmasıyla krizi Rıdvan Dilmen’in dediği gibi iyi yönetti diyebiliriz. Mustafa Denizli Beşiktaş’ın toparlanacağını ve üst sıralara yaklaşacağını tahmin ediyordu ama bunun bu kadar hızlı ve kolay gerçeklemesini çok az da olsa şansa bağlamak yanlış olmaz düşüncesindeyim. Fenerbahçe ve Galatasaray son günlerde başarısız sonuçlar almalarına rağmen Beşiktaş’ın yaşadığı krizin bir benzerini yaşamadılar henüz. Ama böyle bir krize girerlerse iki takım da özellikle Galatasaray bu krizin etkisini çok derin ve uzun yaşarlar bence.