Ana Sayfa > Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Denizli hayal aleminde dolaşmasın

Rıdvan Dilmen: Denizli hayal aleminde dolaşmasın

14 Eylül 2009

250409-dilmen“Mustafa hocanın mutlak surette futbolun doğrusunu yapması lazım, artık mucizelerin peşinde olmaması lazım, hayal aleminde dolaşmaması lazım.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Rıdvan Dilmen

  1. Ahmet Can Aydın
    14:47 içinde 16 Eylül 2009 | #1

    DENİZLİ HARİKALAR DİYARINDA
    Beşiktaş bu sene çok kötü gidiyor.Şampiyonlukta zor gibi gözüküyor.Sonuçta önünde iki tane büyük rakip var ve puan farkı da 9+9 yani 18.Tabi ki zararın neresinden dönersen kardır ama Beşiktaş geride kalan 5 hafta boyunca zararın hiç bir yerinden dönemedi.Aksine daha da kötüye gidiyor.Mustafa Denizli’nin bu duruma bir dur demesi gerekiyor.Belliki takımda bir şeyler kötü gidiyor.Takımın içinde karışıklıklar var mı bilmem ama oyunda karışıklıkların olduğu kesin.Oynana oyunlara baktığımızda çok net görüyoruz ki bir organizyon sıkıntısının yanında bir de gol yollarında problem var.Takım atak organizasonu zor yapıyor.Orta sahada forveti besleyen oyuncu sayısı kısıtlı.Forvete yardım edenlerin de pek iyi oldukları söylenemez.Forvetler aynı şekilde.Al birini vur ötekine.Türkiye’deki en çok ve en kaliteli forvetler Beşiktaş’ta olmasına rağmen 5 haftada atılan 3 gol var.Demek ki çok büyük bir sıkıntı var.Ayrıca ligimiz geçen seneki gibi değil.Geçen sene takımlar arka arkaya 5 maç kazanamıyordu.Şimdi ise daha ilk 5 haftada 5 te 5 yapan takımlar var.Bu böyle giderse bu takımlar ligi yutar.Mustafa Denizli’yede sadece izlemek kalır.Çünkü takım şampiyonluktan koparsa hedefsiz bir takım haline gelir.Hedefsiz bir takımda hedefsizce oynar.Bu da oyuncuları bir rahatlığa itebilir.Nasıl olsa şampiyonluk gitti bizim formamızı koysan 3. oluruz diye düşünebilir futbolcu.Bunun sonucunda yanan taraf yine Mustafa Denizli olur.Oyuncular parasını alır yoluna bakar.Mustafa Denizli’de parasını alır ama çekeceği çok şey vardır.Bu üzden artık kafasında bir 11 belirlemeli ve herkes Beşiktaş’ın kadrosunu 1-2 yanılma dışında tahmin edebilmeli.Bu takım deneme tahtası değil.Tabi ki genç oyuncular da oynayacak ama zamanı gelince.Eğer İsmail Köybaşı’nı Galatasaray maçında bek oynatırsan o kanadın yol geçen hanı olması normaldir.Keita gibi bir isim karşısında İsmail oynarsa Mustafa Denizli’ye başa gelen çekilir demek kalır.Derbiler dışında İnönü’de oynayabilir.Kesinlikle iyi bir oyuncu ama çok genç.Daha zamana ihtiyacı var.Bir de Mustafa Denizli’nin kahramanlık sevdasının bitmesi ve hayal kurmayı biraz ertelemesi gerekiyor.

  2. 22:17 içinde 16 Eylül 2009 | #2

    Beşiktaş-Manchester United mücadelesi bana hafta sonu oynanan Bursaspor-Fenerbahçe maçını anımsattı. İki maçta da iyi bir futbol yoktu ama deplasmanda oynayan ve rakibine oranla daha “büyük” olan takım maçı bir şekilde kazanmayı başardı.

    İşte Beşiktaş’ın sorunu burada. Siyah beyazlılar yıllardır Avrupa’nın küçük takımı olmaktan kurtulamıyor ve maçlarda hep aynı senaryo yaşanıyor: iyi mücadele ama kötü sonuç.

    Hâlbuki bugün İnönü Stadı yine tarihi günlerinden birini yaşıyor, Süper Lig’deki kötü gidişe karşın tribünleri hınca hınç dolduran 12. adamın da desteği ile konuk takım istediklerini sahaya yansıtamıyordu. Hatta ilk yarıdaki başa baş oyun ikinci yarı için hepimizi umutlandırmış acaba bu sefer olacak mı demekten kendimizi alamamıştık.

    Beşiktaş’ın Manchester’dan gol yemesi çok beklenmedik bir olay değil hatta rakibe fazla pozisyon vermemesi çok olumlu bir olay, ancak rakip kim olursa olsun kendi sahasında Beşiktaş’ın gol bulamaması kabul edilebilir bir durum değil. Zaten bugün Beşiktaş’ın gerek Süper Lig’de gerekse bugünkü maçta başarısız olmasının nedeni gol yollarındaki yetersizlik. Son 360 dakikadır rakip fileleri havalandıramayan siyah beyazlıların bu başarısız grafiği forvetlerin değil forvetin akasında oynayan oyuncuların başarısızlıklarından kaynaklanıyor. Sırf bu derde deva olsun diye Gaziantepspor’dan onca fedakârlığa katlanılarak alınan Tabata’nın da bu formuyla Beşiktaş’ın ilacı olması çok zor. Yine aynı mevkide görev alan Tello ve Yusuf’un da maçlardaki varlıkla yokluk arası görüntüleri değişmedikçe Beşiktaş asla düzlüğe çıkamayacak gibi görünüyor.

    Velhasıl, başta Beşiktaş olmak üzere takımlarımız için artık “şerefli mağlubiyetler” döneminin çoktan geride kalmış olması gerekiyor. Artık mücadele ne olursa olsun sahadan yenik ayrılmamak lazım. Elbette bugün olduğu gibi bazı maçlarda da galibiyet peşinde koşup rahatça alınacak bir puandan da vazgeçmemeliyiz. Aksi takdirde onca transfer, harcanan milyon dolarlar ve değme Avrupa kulüplerinde olmayan taraftarımıza karşın bir arpa boyu yol alamama durumumuz yıllarca bu şekilde devam eder.

  3. Yasin Tuğcu
    16:44 içinde 18 Eylül 2009 | #3

    Beşiktaş geçen sezon çok büyük bir şans yakaladı.En önemli iki rakibinin kayıp olduğu sezonda yıllar sonra şampiyon oldu.Üstüne Türkiye Kupası’nı bonus olarak kazandılar.Ve bu onlara kadro olarak Galatasaray ve Fenerbahçe’nin geride olmasına rağmen yeniden ayağa kalkma ve onlarla aynı düzeyde rekabet edebilme şansı yakaladı.Türkiye Ligi’nin son şampiyonu ve Şampiyonlar Ligi’ne direkt gidecek bir ekip olmak onlar adına önemli bir prestij ve reklam kaynağıydı.Peki Beşiktaş bu şansı ne kadar kullanabildi?
    Beşiktaş’ın geçen sezonun bitiminden itibaren izlediği genel politikaya bakalım.İlk olarak Almanya Ligi’nin oldukça sıradan-kötü değil-bir oyuncusunu Fink’i aldılar.Bu transferin anlaşması sezonun bitiminden çok önce imzalandığı için yönetim bu transferi iptal edemedi.Sezon sonunu tahmin etseler bu transferi yapmazlardı.Bu ilk hata.Çünkü böyle bir transferi alelacele yapmak için o oyuncunun kesinlikle kaçırılmaması gereken kalitede ya da çok iyi bir sezonu geride bırakmış olması gerekir.Ki Fink bu düzeyde bir ‘yabancı’ değil. Devamında çok büyük paralar harcanarak İsmail alındı.Bu transfer yanlış bir transfer değil.Ama maliyeti düşündürücü.5,5 milyon euronun üstüne iki yıl önce İsmail’in konumunda bulunan Serdar Kurtuluş verildi.Mehmet Topuz transferiyle camia oyalandırıldı ve sonuçta Beşiktaş büyük bir prestij kaybı yaşadı.Nihat için çok önemli bir kaynak kullanıldı. Yanlış bir hamle değil.O anki şartlar itibariyle düşünüldüğünde gayet mantıklı ve makul bir transferdi.Transfer sezonun sonunda Tabata’ya 8 milyon euro verildi.Ve bu transfer de yine Beşiktaş’ı çok büyük bir vizyona taşıyacak bir isim değildi.Ki kendisinin ilk söylemi de kendini bir baskı altına sokmamak için ‘Ben bir kurtarıcı değilim’ oldu.Beşiktaş yönetimi bu transferin eleştirilmesini eleştirdi.Ama eleştiriler çok da haksız değildi.Galatasaray’ın Elano’ya 7 milyon verdiği bir dönemde Tabata’ya 8 milyon verilmesi bir transfer başarısızlığıydı.Diyeceksiniz ki Elano’yu bu şartlarda getirebilmek için Galatasaray’ın Rijkaard’ı vardı.Ben de derim ki Beşiktaş’ın ön elemesiz bie Şampiyonlar Ligi bileti vardı.Yani Beşiktaş kendi elindeki avantajları kullanamadı.Son olarak Bobo konusunda da Beşiktaş başarısız oldu.Bobo yetenekleri ve potansiyeli itibariyle Avrupa’nın en büyük kulüplerinde de oynayabilir. Ancak oyunculuk karakteri zayıf olduğu için bu yeteneklerini her zaman sergileyemiyor.Bu yıl ise Beşiktaş onun verimli oynayabileceği ortamı kendisi için temin edemedi.Bir kulübe gönderemedi de.Yerine daha profosyenel bir oyuncu alınamadı.Yine bu da Beşiktaş’a önemli oranda zarar verdi.
    Böyle bir yönetim performansıyla beraber sezona giriş yapan bir Beşiktaş’da tüm yükü Mustafa Denizli’ye yüklemek yanlış oldu.Bu kadro yapısıyla beraber Beşiktaş’ın sezona çok iyi bir giriş yapması tüm maçlarını kazanması falan zaten imkansızdı.Ama Beşiktaş’ın sezona iyi başlamasa bile bu derece kötü başlaması Mustafa Denizli’nin suçudur. Onun yaptığı yanlışlar ortalama bir sezonbaşı değil de ortalamanın altında bir başlangıç yapmasına neden oldu.Misal derbide Yusuf’un sol kanatta başlamasıyla Beşiktaş’ın o maçta çok büyük sorunlar yaşayacağı bir gerçekti.Siz seçin:bu sezonki Galatasaray’ın karşısına aynı zamanda deplasmanda Yusuf’un soldaki hücum katkısıyla ve Keita’lı kanatta defansif zaafla çıkmayı mı tercih ederdiniz yoksa daha önlemli davranmayı mı? Üstelik ön liberonuz sakatlıktan yeni çıkmış Ekrem’ken??Bu ve bunun gibi pekçok hatası da oldu Mustafa Denizli’nin.Fink’in alınması konusunda da onun ısrarları olduğu biliniyordu.Tabi yönetim yine de almayabilirdi.O ayrı..
    Beşiktaş teknik ve idari anlamda pekçok yönetimsel hatayla sezona başladı.Ve geçen sezonun sonu itibariyle kazanmış olduğu avantajı pek kullanamdı.Nihat’ı şu ana kullanamadılar.Nihat hakkında da birkaç şey söylemek lazım.Nihat’ın akıbeti muhtemelen Emre Belezoğlu gibi olacak. Çünkü onla pek çok ortak noktaları var.Sezon başını askerlikle açtı,Beşiktaş’ın durumu bu yıl geçen sezonki Fenerbahçe’ye çok benziyor. Muhtemelen de seneye Nihat daha iyi performansı artacak.Ama bu sezon o da inişli çıkışlı bir performans sergileyecek.
    Beşiktaş için bu sezon çok fazla umutlu olmak hayalcilik olur. Ama tamamen umutsuzluğa kapılmak da şu an doğru değil.Muhtemelen bu sezon şampiyon olamayacaklar.Ama bu sezonki kurdukları kadroda büyük oranda ısrar eder ve şu anki çürük elmaların yerine doğru transfer politikalryla alınmış,doğru isimler artı camia bütünlüğü Beşiktaş’ın gelecekte daha başarılı olmasını sağlar..

  4. 12:57 içinde 22 Eylül 2009 | #4

    Rıdvan Dilmen’in Beşiktaş maçı sonrası yaptığı yorumdan bir kesit bu cümleler ama kendisine katılmıyorum. Beşiktaş maçı sonrası Denizli hakkında yazılanlar tamamiyle Türk Spor Medyası’nın skor odaklı anlayışının yansımasıdır. Tamam futbolda sonuç önemlidir ama topun çizgiyi geçmesi ile oyun alanında kalması arasındaki fark yapılan yorumları bu kadar da derinden etkilememeli. Madem bu yorumların yapılmasının müsebbibi olan karşılaşma Galatasaray maçı o zaman bu maç özelinden ilerleyelim.

    Öncelikle Denizli, Galatasaray’ı çok iyi analiz etmiş. Bunu buraya yaptığım Galatasaray yorumlarımda da belirttim: Galatasaray’ın en zayıf noktası ortadaki 2′li özellikle de Topla-Sarp ikilisi ile parsellenmişse bu bölge. Her iki oyuncu da topu olumlu ve dikine kullanma anlamında ortalamanın çok altındalar. Buna bir de alan savunması ve rakibe defansif anlamda sertlik yaratma anlamındaki sıkıntıları eklenince sıkı rakipler için bulunmaz bir nimet haline geliyor Galatasaray’ın bu bölgesi. Rakiplerin işini kolaylaştıran diğer etken de defansın ortasında oynayan 2′linin top kullanma konusundaki sıkıntısı. Bu sıkıntı ile Topal-Sarp’ın bu 2′liye yaklaşarak top almaya çalışması ama sınırlı kapasiteleri nedeniyle topu ileriye taşıyamaması sorunu da birleşince Galatasaray’a önde basan ve bu bölgeye pres yapan her takım rakip kalede gol pozisyonu bulma şansı yakalar. Takım savunmasını da oturtamamış Kewell-Arda-Baros gibi oyuncularından yeterli desteği alamayan Galatasaray’ın karın ağrısı ve kırılganlığıdır bu.

    Bu gerçek ışığında Denizli önde basarak Galatasaray’ı kendi sahasına hapsedip alışılagelmiş futbol mantalitesinden uzaklaştırdı. Bu düşünce ile besbelliki topun kendisinde kalmasını amaçlıyordu. Topu kontrolü altına alınca da iyi kullanabilecek adamları sürmüştü sahaya. Yusuf’un Tabata’nın Ekrem’in aynı anda sahada olmasının anlamı buydu. Bu açıdan Denizli’nin ana stratejisini gayet olumlu buluyorum. Sahaya çıkan 11’de eleştirilecek tek nokta ise Nihat’ın bu noktadaki verimsizliği biline biline nokta santrfor olarak görevlendirilmesiydi.

    İlk yarıda golden sonra, 2. yarıda 2. gole kadar sahanın hakimiydi Beşiktaş. Serdar Özkan’ın beceri düzeyi 1 kademe daha yukarıda olsa çok daha farklı bir sonuç görmemiz içten bile değildi.İki takım arasındaki farkı o gün için kaleciler ve ileri uç adamları çizmişti. Strateji olarak Beşiktaş rakibinin önündeydi.

    Eğer Beşiktaş bulmuş olduğu pozisyonlardan 1-2 tanesini gol ile sonuçlandırmış olsa idi bugün medyada okuduğumuz eleştiri cümlelerinden kaçını okurduk acaba? Geçen sezon İnönü’de Galatasaray’ın çok baskılı oynadığı ve Beşiktaş’ın bulduğu 2 pozisyonu değerlendirerek galip geldiği maçın çok mu gerisindeydi bu maçtaki performansı, tabiî ki hayır ama o gün takım şampiyonluğa gidiyordu “her sonuç mübah” anlayışı vardı ne yazık ki.

    Denizli eleştirilecek ise kesinlikle Galatasaray maçı özelinde olmamalı bu. Örneğin Cisse’nin gönderilip yerine hangi mantıkla Fink gibi sıradan bir oyuncunun alındığı sorgulanmalı ya da Transfer Dönemi’nde doğru yönlendirme yapamadığı için, genç oyunculara değer vermediği için eleştirilmeli ama kesinlikle bu maç için değil!

  5. Kamil Samet
    10:27 içinde 06 Ekim 2009 | #5

    ABARTILI HAYALLER

    Konuya şu açıdan yaklaşmak lazım. Acaba Mustafa Denizlimi hayal peşinde yoksa Beşiktaşlı futbolcuların günü gününe uymayan
    performanslarımı Denizliyi bu hayali kadrolara itmekte. Bunu söylememin nedeni beşiktaşlı futbolcuların yeteneklerini her maça
    yansıtamaması. Alex futbolu beğenilir beğenilmez ama her zaman belli bir kapasitede oynar. Ama tello bazen alex oluyor hatta
    daha üstüne çıkabiliyor ama bazende sıradan bu adam beşiktaşta oynarmı dedirtecek bir performans sergiliyor. Yusuf süper ligde
    sol kanatta çok iyi işler yapıyor ama iş zorluk seviyesi artan maçlara gelince hiç birlik varlık göstermiyor. Ve daha bunun
    gibi bir çok örnek gösterebilriz…(bobo holosko delgado serdar özkan hatta ernst)

    Şimdi ben nasıl olurda Denizliyi suçlarım futbolcular bu kadar sahtekar bir şekilde futbol oynamaya devam ederken. Tabiki
    Mustafa denizlinin suçu yok diyemeyiz. Mustafa hocanın 2 yıldır bu futbolcularının özelliklerini okuyamaması bazı futbolculara
    haddinden fazla haddi olamyan bölgelerde görev vermesive onalrı bu yılda kadroda tutması Mustafa denizlinin bu takımaverdiği en büyük zarardır.

    Eğer Beşiktaş Mustafa hocanın bu hayali kadrolarından kurtulmak istiyorsa bu futbol sahtekarı oyuncularını sezon sonunda
    ciddi bir revizyonla göndermesi gerekmektidir. Yoksa bu hayali kadrolar Mustafa Denizli takımın başında olduğu sürece devam
    edecektir.

  6. Kadir Baytok
    00:31 içinde 07 Ekim 2009 | #6

    Mustafa Denizli son oynanan Denizlispor maçında ilk defa dogru bir dizilimle sahaya çıktı diyebiliriz. 8. haftada bilmem kaçıncı resmi maçında yaptı bunu ama Beşiktaşlılar yavaş yavaş herkesin yerli yerinde oynayacagı bir ilk 11 görmekten umudugunu kestigi için Denizlispor maçı bir umut verdi onlara. Yanlış anlaşılmasın bu maçta Beşiktaş çok iyi oynamadı zira o gergin ortamda iyi futbol beklemek manasızdır. Mustafa Denizli artık kafasında bir ilk 11 oluşturmalı. Beşiktaş hiç bir maça bir önceki maçın ilk 11′yle çıkmadı daha. Bir iki degişiklikle çıksa gene anlayabiliriz ama bambaşka bir kadro ve bambaşka bir taktik anlayışıyla çıkıyor. Zavallı Ekrem Dag bir maça sol defansta çıkıyor bir sonraki maçta ön libero oynuyor sonraki maçta da sag defansa çekiliyor ki onun asıl oynaması gereken yerde orası zaten. Denizlispor maçındaki kadro ve taktik yapısı Beşiktaş’ın ihtiyacı olan şeydir bana kalırsa. Normalde çift forvetli sistemi benimserdim ama Galatasaray ve Fenerbahçe bize gösterdi ki tek forvetli sistemde de bol gol atılabiliyormuş. İşte Beşiktaş son maça bu sistemle çıktı ve dogrusunu yaptı. Futbolcular her ne kadar rakiplerdeki meslektaşları kadar formda olmasalar da elbet ilerleyen haftalarda üzerlerindeki ölü topragını atacaklardır. İşte o zaman Beşiktaş tekrar şampiyonluk potasına girecektir. Rıdvan Dilmen’in dediği gibi Mustafa Hoca artık takım üzerinde oynamayı ve oyuncuların ezberini bozmayı bırakmalı, herkes nerede nasıl oynayacagını bilmelidir.

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.