Ana Sayfa > Rıdvan Dilmen > Rıdvan Dilmen: Beşiktaş çok önemli 2 puan kaybetti

Rıdvan Dilmen: Beşiktaş çok önemli 2 puan kaybetti

“Galibiyet ibresi oyunun genelinde Ankaragücü’ndeydi. Beşiktaş son 10 dakika kazanacak kadar oynadı. Bobo topa iyi vurmadı, top da dönerek direğe çarptı. Artık ligin mesafesi çok kısaldı. Oyuna göre 1 puan iyi ama Beşiktaş şampiyonluk yarışında çok ciddi 2 puan kaybetti.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Rıdvan Dilmen

  1. nerobianco
    00:23 içinde 03 Nisan 2010 | #1

    Besiktas bu maca 4 tane ilk 11 oyuncusundan yoksun cikti . ferrari ernst tello ve nihat zaten takimin yari gucunu olusturuyor . yinede maci kazanacak kadar pozisyon buldu . futbolda sansin da yaninda olmasi gerekiyor . kasimpasa macinda son dakikada tello nun kacirdigi ve bugun bobo nun direkten donen topu gol olsa simdi cok farkli seyler konusuluyor olacakti .
    fenerbahce haftalardir yarim pozisyona girip 3 puan aliyor . daha bu koprunun altindan cok sular akacak .
    bursa galatasaray ve fenerbahce bu hafta cok zor maclar oynayacaklar . Besiktasin bugun aldigi 1 puanmi , yoksa kaybettigi 2 puanmi , o pazartesi gunu galatasaray maci bitiminde belli olur

  2. Oğuz Yanık
    10:49 içinde 03 Nisan 2010 | #2

    Beşiktaşın bence puan kaybetmedi. 1 puan kazandı. maçın genelinde Ankatagücü kazanmak için bir şeyler yaptı. Herkes genelde tabiki Beşikteş açısından yorumlar yapıyor fakat Ankaragücündeki değişimide gözardı etmemek gerekiyor. gelecek sezon Ankaragücü bu oyuncularını tutar ve düşünce yapısını şimdiki gibi sağlarsa çok farklı bir takım olurlar. Ben Ankaragücünde bunu görebiliyorum .Özellikle son 8 maçtır farklı bir havadalar. Bana ortanın biraz üzerinde bir Fransız takımını andırıyorlar.

  3. 12:51 içinde 03 Nisan 2010 | #3

    Mustafa Denizli, Ankara’ya götürdüğü oyuncuların sadece 14′ünden faydalanabileceğini biliyordu. Önünde de 2 seçenek vardı. Ya tüm kozlarını ilk 11′de sahaya sürecek ya da onun her zamanki düşüncesi olan maç içinde değişik rotasyonlarda kullanacaktı. Nitekim, kendinden bekleneni yaparak Yusuf ve Serdar’ı maçın ikinci bölümüne sakladı.

    Gelelim oyun sistemindeki değişikliğe. Mustafa Hoca rakibin ne yaptığı değil benim neler yapabilidiğim önemli şeklindeki klişeye inanmayan ve rakibi çalışan bir yapıya sahip. Bu özelliği zaten çoğu maçı oyunun akışında çevirebilen özellikleri beraberinde getiriyor. Ankaragücü için yaptığı çalışmalar sonucunda çift forvet olarak Vassell ve Vittek’i kullanan rakibi karşısında bu 2 oyuncuyu tandem oyuncuları ile birebir bırakmamak adına 2 stoper ve 1 sarkık libero yani 3′lü savunma ile oyuna başladı. Bu tercihindeki bir başka sebepte Lemerre’in kanat bekleri Geremi ve Elyasa önünde sağ ve sol açık kullanmaması ve ön tarafta 4 orta iç oyuncusu tercih etmesiydi. Mehmet Çakır,Hürriyet, Sapara ve Rothen tipik orta alan oyuncuları olduğundan onları kalabalık bir orta alan ile karşılayarak, kanatlarda tek oyuncu kullanmayı tercih etti. Defansif ağırlıklı Uğur,Necip ve Fink göbekten gelecek dikine bindirmeleri engellemek ile görevlendirilmişlerdi.

    Peki rakibin silahlarını durdurabilecek bu sistem ofansif olarak neler yapabilirdi. Büyük Mustafa’nın kafasındaki simülasyona göre rakibin yapacağı ataklar sonrasında geri dönme alışkanlığı olmayan Vittek,Vassel,Sapara,Mehmet Çakır ve Rothen’dan eksilen rakibi kanatlardaki Ekrem ve İbrahim Üzülmez’in de katılımı ile orta bölümden zor duruma düşürecek ve Bobo ve Holosko’nun sürati ile sonuca ulaşacaktı. Bu düşünce de özellikle orta 3′lünün hiçbir atağa katkıda bulunamaması yüzünden hayata geçirilememiş oldu.

    Bu mantıkta maçın sonucunu bir duran top, bir penaltı ya da bir savunma dalgınlığı belirleyebilirdi. Bu fırsatlar 2 takıma gelse de, ilk yarıda köşe atışında Ekrem’in çizgiden çıkardığı top, çok ağır çekimlerde rakibe dokunmadığı gözükse de canlı çekimde 10 hakemden 9′unun çalacağı penaltı pozisyonu, maçın sonlarında savunmanın bir anlık zaafından faydalanan Bobo’nun direkten dönen topu skora yansımayınca maç başladığı gibi bitmiş oldu.

    Maçtan çıkarılacak dersler ise şunlar oldu. Birincisi, Mustafa Denizli’yi taktik olarak eleştirmenin anlamı yok. Bence elindeki kadro yapısı ve rakip oyun sistemine göre en iyi tercihi yaptı. Maçı 1-0 kazansaydı nasıl ki bu üstün zekasından bahsedeceği kesin olan kamuoyu maç berabere bittiği için onu yermekten vazgeçmeli. İkincisi, sözleşmesi yenilenen Uğur İnceman temposu düşük, Beşiktaş gibi büyük hedefleri olan bir takımın oyuncusu değil. Bu maç bunu bir kez daha gösterdi. Üçüncüsü Modern futbolda Alex,Lincoln,Delgado gibi oyuncuların yeri yok deyimlerinin ne kadar yanlış olduğunu bir daha gördük. Onların belki yarısı kadar ayak bileği esnekliği olan Tello’nun yokluğunun bile bir takımı ne kadar tatsız hale getirdiği de görüldü.

    Ankaragücü için bir paragraf açarsak kollektif bir düzen içerisinde sürekli üzerine koyarak geliyorar. Önümüzdeki yıl bu mantık ile devam ederlerse ligin kalburüstü takımlarından biri olacaklar.

    Beşiktaş’ın aldığı bu puanın avantaj mı yoksa devantaj mı olduğunu diğer takımların oynayacağı maçlarda değil önümüzdeki haftaki Trabzonspor maçı belirleyecek. Trabzonspor maçı kazanılırsa geçen hafta Ankaragücü’nden önemli bir puan alındığı, Trabzonspor maçında puan kaybı olduğunda ise zaten geçen hafta Ankara’da havlu atıldığı konuşulacak.

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.