Nuri Şahin: Transfer teklifleri var
29 Mayıs 2010
“Almanya’da şu anda çok iyi bir durumdayım. Bu sezon çok iyi bir performans sergilediğimi düşünüyorum. 34 maçın 33’ünü oynadım. Sözleşmemi de 2013’e kadar uzattım. Türkiye’deki 3 büyük takımdan, Trabzonspor’dan ve bu sezona damgasını vuran Bursaspor’dan teklifler almak çok gurur verici. Her futbolcuya nasip olacak bir şey değil, ama ben şu anda Almanya’da çok mutluyum. Türkiye’ye gelmeyi düşünmüyorum.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
NURİ ŞAHİN
Bundesliga’nın istisna takımlarından biri B.Dortmund .Özellikle bu sezon, kadroyu oluşturan futbolcular maximumlarda oynadılar.Bu nedenle bütçe,kadro derinliği açısından Bayern Münih,Schalke,Leverkusen ile kıyaslandığında 2009-2010 sezonunun en başarılı takımı B.Dortmund olmalı.Son haftalara kadar ligi zorladılar,ancak aşırı konsantrasyon final haftalarında , takımı negatif etkiledi.
Signal Iduna Park Stadını dolduran 80.000 kişi takımını müthiş destekliyor.Bu nedenle iç sahada oynadıkları maçlar da Dortmund bambaşka bir kimliğe bürünüyor.
Bütün Stadı dolduran seyircilerin inandığı,güvendiği,beğendiği futbolcuların başında ise, Nuri Şahin geliyor.Yaşının genç olmasına rağmen sahada ki deneyimli,tecrübeli futbolcu duruşu onu farklı ve ayrıcalıklı kılıyor.Nuri Şahin’i ,Sarı-Siyahlı takımın en önünde çıkmasını sağlayan kaptanlığı ise; Şehir,taraftar,takım arkadaşları,idari ve teknik yönetimin ona olan inançlarını gösteriyor.
Almanya’da geliştirdiği bu futbolculuk özelliklerini, kulüp düzeyinde Bundesliga’ya aktarsa da,Ulusal düzeyde ülkemizi tercih etmesi, ülkemiz adına bir şanstır.Bizi tercih etmeyen, aynı şartlar da başarılı olmuş oyuncuları, bizler daha fazla önemsiyoruz. Mesut Özil bu tanıma giren oyunculardan biri. Fakat bu sezonu iyi incelediğimiz de Nuri’nin ,Mesut’dan çok daha fazla, başarılı olduğunu görmek, Milli Takımımız açısından bizlere gurur vermesi gerekiyor.
17 yaşında Almanya karşısında oynadığımız hazırlık maçında oyuna girmesiyle birlikte gol atması üzerinden yıllar geçmesine rağmen,Nuri’yi Milli Takımın değişmez oyuncusu olarak hazırlayamadık. Oysa Nuri , bu yılları dolu dolu futbolla geçirdi.Bundesliga,Hollanda lig deneyimleri Nuri’yi 27-28 yaş birikiminde tutuyor.Bu nedenle Milli Takım Teknik Direktörü G.Hiddink ve yardımları Nuri’de ısrarcı olmalılar.
2012 Avrupa Şampiyonası eleme maçlarını,Amerika’da ki hazırlık maçlarında da gördük ki, 2008 Avrupa Şampiyonasında oluşturduğumuz kadro ile sürdüreceğiz. Bu oluşturulan kadroya ,belki 2-3 oyuncu ilave olacak. Ancak orta saha da,topa olan yumuşaklığı,devamlılığı,fiziksel gücü ile Nuri alternatif futbolcu olmak yerine ilk onbir için tercih edilen oyuncular içinde düşünülmesi gereken bir yetenek.
Yakın zaman için de, geride bıraktığımız lig maçlarını değerlendirdiğimiz de ; 2010-2011 Futbol sezonunda Nuri’nin, Bundesliga da formasını giydiği, B.Dortmund takımıyla beraber çok daha başarılı ve gelecek sezon sonu Bundesliga’da isminden en çok söz ettiren futbolcuların başında olacağını, tahmin etmek , doğa üstü güçler yada fal bilimci olmayı gerektirmiyor.Bunun tek nedeni var, o da, Nuri Şahin’e olan inancım.
Avrupa majör liglerinde, bütün dünya da taraftarının olduğu ,futbol takımları var.Şampiyonlar ve UEFA- Avrupa liginde bir çok defa yarı final-final oynamış kupa kazanmış takımlar bunlar. Bu takımlardan birinde Nuri’yi seyretmenin keyfini yaşamak için belki 2-3 yılımız var.Ama Nuri bizlere bu gururu yaşatacak.
ARAF
Birçoğumuz, Almanya doğumlu bir Türk’ü Peru’da tanıdık. 2005 yılında gerçekleşen 17 yaş altı Dünya Şampiyonası’nda harikalar yaratan milli takımımızın en önemli yıldızıydı Nuri Şahin. Şimdi Manchester United’ın orta sahasında görev yapan Anderson ile Nuri’nin düellosu Türk Futbolu’nun unutulmaz anlarından. Brezilya’ya karşı 3-0 gerideyken ve bir de 10 kişiyken, takımını gerçek bir kaptan gibi ayakta tutan ve ateşleyen bir genç sahnedeydi. Çok heyecanlandırmıştı hepimizi Nuri… O gün Brezilya U17 takımına attığı ve skoru 3-3’e getiren gol hala hafızamda…
İyi de kimdi bu çocuk? Hangi ‘büyük’ takımımızın altyapısındaydı?
Nuri kısa yoldan oyunu dikine oynuyordu, aynı anda çamaşır makinemiz kısa programda beyazları sakız yapıyordu. Bizim makine ufak tefek hatta cılız görünüyordu ama hacmini müthiş kullanıyordu, ne gariptir Nuri’de öyle. Çok gösterişli bir makinemiz yoktu ama işini en iyi şekilde yapacak donanım ile programlanmıştı. Nuri’nin futbol tekniğinin sadeliği ve etkinliği gibi… Türk cevabı yine banyoda bulmuştu. Bu olsa olsa Alman disipliniydi.
Önceleri sadece dayanıklı ev aletleri ve teknik adamlarıyla hayatımıza sirayet ediyordu Alman disiplini. 80’lerin sonunda Erdal Keser, Uğur Tütüneker ile başlayan diğer yolu, Almanya’da yetişen yeni nesil ‘bizim çocuklar’ devam ettiriyor. En yeni nesil yıldızlar ise Nuri Şahin, Altıntop Kardeşler ve Alman Milli Takımı’yla Dünya Kupası’na müthiş başlayan Mesut Özil. Nuri Şahin ve Altıntop Kardeşler sezon başı, devre arası, ekmek arası yani her transfer dönemi haberlerinde illa başrolü oynuyorlar.
Bir zamanların gözde gurbetçisi, şimdilerde ise nadiren transfer haberlerine konu olan Yıldıray Baştürk ile gurbetçi futbolcularımız için işler eskisi gibi değil.
Türk sosyal hayatının her alanında ‘büyüklerin’ etkisi vardır. ‘Biz ataerkil bir toplumuz abi’ geyiklerini hızlıca geçelim. Aile büyükleri isterse evlenilir; büyükler onay vermeden bir işe girilmez; hangi bölümde okumak istediğine büyükler karar verir vs. Türk futbol ailesinin büyükleri de her zaman kendini hissettirmiştir. Anadolu’da yeni palazlanan birçok Türk futbolcusu ‘büyükler’ izin verirse gönlüm İstanbul’da söylemini hala dile getiriyor.’ Durum bu iken O, Türk Futbolu’nun babalarından Fatih Terim’le milli takım konusunda yaşadığı sorunla belki de bir ilki yaşattı. Sözü geçen şifahi otoriteye başkaldıran Baştürk oldu Yıldıray. ‘Bundan sonra O varsa ben yokum’ cümlesi Terim gibi ‘büyükler’ için alışılagelmişin dışındaydı. Ve Türk spor kamuoyu içinde öyle…
Aslında parlak Leverkusen günlerinde, bu başkaldırı sinyallerini vermişti Yıldıray. ‘İstanbul’un büyükleri’ onu çok istemiş ama getirememişlerdi. Yıldıray’ın bu net tavrı, yıllarca ARAF’ta kalmış gurbetçiler için bir şeyler ifade ediyor olmalı. Almanya’da yabancı, Türkiye’de Almancı olmak üzerine çoğu kez yazıldı çizildi. Üzerinden tekrar geçmeye gerek yok. Ancak bu arada kalmışlık yerini başka bir boyuta bırakıyor. Hakan ve Murat Yakın, Mustafa Doğan bu durumun sıkıntısını en çok çekenlerden belki de. Türkiye değil de başka bir ülkenin milli formasını sırtına geçirmek her zaman vatan hainliği olarak algılandı ülkemizde. Ancak aynı Türkiye Mehmet Aurelio’nun ay yıldızlı formayı terletmesini hiç yadırgamadık birkaç çatlak ses dışında.
Almanya’ya çalışmak için göç eden ilk Türk, Kapıkuleyi geçeli 50 yılı aştı. Artık üçüncü nesil yetişiyor gurbette. Ve onlar ağabeylerine ablalarına nazaran daha şanslı ve özgür istediğini yapma konusunda. Ve şu da çok açık: kendilerini yaşadıkları ülkeye daha yakın hissediyorlar. Nuri henüz 23 yaşında ama o büyüklerin etkisini çoktan kırmış, kendi gönlünce kariyer planlamasını yapıyor. Doğal olarak Türkiye’de futbol oynamak istemiyor.
Sadece İstanbul’un 3 büyüğü değil, Anadolu takımları da Alman altyapı disiplininden faydalanıyor. Alman hükümeti de bu duruma uyanmış olacak ki çıkardıkları yeni yasalarla, çocuk yaşta alıp emek verdikleri yetenekleri ellerinde tutuyorlar.
Bunun en son örneği herkesin Güney Afrika’da hayranlıkla izlediği Mesut Özil. Mesut Almanya Milli Takımı’nda oynamayı seçti. Görünüşe göre Türkiye’de profesyonel olarak da oynamaya niyeti yok. Yaşıtı Arda Güney Afrika’ya şampuan reklamıyla giderken, o yeşil çimlere doğrudan basıyor.
Şimdi Mesut, Nuri yarın diğerleri… Onları hem milli takımda hem de süper ligimizde görmek istiyorsak, bahsi geçen büyüklerin etkisinden çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Varsın Alman disiplini sadece mutfağımızda, banyomuzda kalsın.
Biz kendi disiplinimizi ne zaman yaratacağız? İşte asıl soru bu…