Ana Sayfa > Mert Aydın > Mert Aydın: Pellegrini ile Ronaldo zor anlaşır

Mert Aydın: Pellegrini ile Ronaldo zor anlaşır

13 Haziran 2009

mertaydin“Real Madrid, Cristiano Ronaldo’yu aldı. Ronaldo çok büyük yetenek ama saha içi disiplini konusunda Alex Ferguson kadar onu iyi kullanan ve idare eden olmadı. Milli takımda bile United’daki kadar verimli olamıyor. Riquelme ile anlaşamayan Real’in yeni teknik direktörü Pellegrini ile Ronaldo geçinebilir mi? Bence bu soru işareti”.

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Mert Aydın

  1. Fatih Konyali
    10:23 içinde 13 Haziran 2009 | #1

    SİSTEM Mİ, EL GALACTİCOS MU ?

    Real’de El Galacticos dönemi, Florentino Perez ile birlikte yeniden başlıyor. Barcelona dışında top koşturan dünyanın en iyi oyuncularını tek tek renklerine bağlamaya başladılar. Sırada David Villa’nın oldugundan bahsediliyor. Bu kadar yıldız oyuncuyla teknik direktörlerin anlaşıp anlaşamayacaklarını zaman gösterecek. Ancak şu anda yeni bir dönem başlıyor Real Madrid’te. Dolayisiyla hem Pellegrini, hem de Ronaldo ya da Kaka sorumluluklarinin ve alacagi ücretlerin artmasiyla öncekine oranla daha esnek ve toleransli olacaklardir. Aksi halde bindikleri dali kesmis olurlar ki bu da kariyerleri acisindan oldukca negatif bir sicil olusturur.

    Peki çok iyi anlaşsalar bile Real Madrid’in yaptığı bu transferler Barcelona’yı gecmelerini saglayabilir mi ? Kaka, Ronaldo ve David Villa, Xavi, Iniesta ve Messi’yi alt edebilir mi ? Ya da bir baska soylemle, Barcelona’nin başarısı futbolcularına mı dayanıyor yoksa o futbolcuları şekillendiren sistemine mi ? Xavi kendisiyle yapılan bir röportajda, Barcelona’nin hem genc takiminda, hem de A takimda yillar once Cruyff’un kurdugu 4-3-3 sistemini oynadiklarını ve tüm futbolcuların bu sistemi ezbere bildiklerinden bahsetmisti. Futbolcuların daha 11-12 yaşından itibaren kafalarına tek pas, alan savunmasi, bindirme, ver kaç gibi ozellikler monte edilmeye baslaniyor. Barcelona’nin genc takimlari icinse muthis bir tarama ekibi var. Bu tarama ekibi ki Messi’yi 12 yasinda hastayken bulup komik bir para karşığında transfer edebilne bir gözlem ekibi. Barcelona, Manchester ile oynadigi final macina Xavi, Messi, Iniesta, Busquets, Puyol, Valdez, Pique gibi alt yapidan gelen 7 futbolcuyla basladi. Bu müthis bir sistem zaferidir. Futbol okullarinda ders olarak okutulmasi gerekli bir stratejidir. Bir başka deyisle

    Bir başka ifadeyle Barcelona kendi halvasını kendi yapıyor, Real Madrid ise piyasadaki en iyi helvayı bulup alıyor. Dolayisiyla Real Madrid’in, Barcelona’nin kirdigi hegemonyayi şu anda futbolcu alarak kırması oldukça zor görünüyor. Şüphesiz ki dünya çapında müthiş sansasyon yaratmaya devam edecekler ve bu transferler kendilerine kar bile getirebilecek ancak sportif açından Barcelona’nin hala 1 adım önde olduğunu düşünüyorum.. Aslinda Real Madrid’in yaptigi transferler kadar Barcelona’nin alt yapisina bu sene hangi gencleri buldugunu da ciddi ciddi merak ediyorum. Zira bu gencler zaman gelecek bayragi Xavi’den, Iniesta’dan Messi’den devralacaklar. Bir spor sever olarak ise seneye Real Madrid ve Barcelona arasinda yapılacak maçları ise şimdiden sabırsızlıkla beklemeye başladığımı bildirmek isterim.

  2. Yunus Emre Okyay
    12:19 içinde 13 Haziran 2009 | #2

    2.Los Galactios dönemi Kaka ve Ronaldo alınarak tek kelime ile muhteşem bir şekilde başladı.Bu takımın başına ise küçük bir takım olan Villereal’i üst seviyeye taşıyan ve başarılı bir grafik sergileyen Pelegrini getirildi.Villereal’de yıldız oyuncu diyebileceğimiz oyuncu sayısı az olsa bile orta seviye yıldızlar.Pelegrini geçmiş yıllarda dünya futbolunda kendini kanıtlamış gerçek bir yıldız diyebileceğimiz sadece Riquelme ile çalıştı.4 yıl boyunca bu formayı giyen Riquelme ile Pelegrini çoğu zaman sorun yaşadı ve Riquelme soluğu sonunda Boca Juniors’da aldı.

    Özellikle sanat ve futbol dünyalarında yıldız oyuncu kaprisi çekme her zaman zordur.Bir yönetmen film çekerken istediği oyuncularla çalışmak ister çünkü ona göre o filmi en iyi kendi beğendiği oyuncular oynuyacaktır ve film tutursa büyük başarı elde edlir ve de ödüller arka arkaya gelmeye başlar.Filmi çekmeye başladık filmin adı 2.Los Galacticos, filmin yapımcısı başkan Perez yönetmen koltuğunda ise Pelegrini oturuyor ancak yönetmen istediği oyuncuları değil yapımcı istediği oyuncuları seçiyor belki de yönetmen her ne kadar bu oyuncular yıldız olsa bile yönetmen istemiyecektir ancak oyuncuların büyüklüğü yönetmenden büyük olduğu için yönetmen buna karşı çıkamıyor ve gölgede kalıyor.Şimdi filmin geleceği için 2 alternatif yol var;

    1.yol;Pelegrini büyük bir ustalık gösterip Ronaldo gibi büyük bir yıldızı idare edecek ve büyük bit yönetmen olduğunu kanıtlayacaktır ve takım içi dengeleri sağlayıp ödülleri ve şampiyonlukları toplyacaktır.

    2.yol;Pelegrini Ronaldo’nun gölgesinde kalacak ve Ronaldoyu değerlendiremeyecektir.Böylece 2.Los Galacticos dönemi kısa bir metraj filmi olmaması için yönetmenin görevine son verilecektir.

    Büyük yıldızları bir araya toplayıp onları idare etmek ve oynatmak büyük ustaların işidir.Büyük isim olmak ise kupa kazanıp kendini ispatlamaktır bu ispatlamayı henüz gerçekleştiremyen Pelegrinin önünde zorlu bir yol var çünkü takım teknik direkyörün önüne geçerse başarısızlık kaçınılmazdır.Cok uzağa gitmeye gerek yok daha geçtiğimiz sezon Galatasaray Skibbeye Teknik direktölük koltuğunu emanet etti Skibb eoyuncualrdan büyük olmadığı ve otoritesini ispatalayamdığı için başarısızlık geldi ve kovuldu.Pelegirini Skibbe değil ama Ronaldo da Lincoln değil.
    Muhtemelen kısa sürecek Real Madrid maceerasında Pelegriniye sadece şans dilemekden başka çaremiz yok.

  3. Siret Uslu
    13:03 içinde 13 Haziran 2009 | #3

    -ADALET DiSiPLiNiN TEMELİDİR -

    Öyle antrenörler ve öyle futbolcular vardır ki; kendileri çok büyük bir disiplin fanatiği oldukları halde, gittikleri yerlerde disiplinsizliğin baş mimarıda oluverirler. Öyle ki bir antrenör, yıldız futbolcusu disiplinsizlik yaptığında genelde ona para cezası verilmesini ister. Kadro dışı bırakılmasına pek yanaşmaz. Ertesi hafta takımda ona ihtiyacı olacağının gerçeğiyle disiplini bu yöntemle uygular. Ama yıldız statüsünde sayılmayan, ve alternatifinizin bol olduğu bir oyuncuysanız aynı disiplin kuralı size işlemez. Büyük bir ihtimalle hem para cezasına çarptırılıp, hem de kadro harici kalırsınız. İşte böyle olduğu zaman ortada disiplinden eser miktarda bile bulamazsınız !

    Disiplin adaletle terbiye edilip yoğurulmadığı sürece hiç bir işe yaramaz. İster Mourinho,İster Ferguson,isterse Pellegrini olun her oyuncuya aynı disiplini uygulamadığını sürece disiplinsizlik orada hüküm sürer.

    Bir antrenör kendisine terlik fırlatan Ronaldoya para cezası verip, aynı terliği fırlatan Evrayı kadro dışı bırakıyorsa bu hocanın disiplini menfaate dayalı olanındandır.

    Dünyada hiç bir hoca disiplinsiz değildir ! Kimisi Disiplini kendi menfaatine göre kullanır, kimisi takımın menfaatine göre(Doğrusu da budur). Kişisel çıkarı için ayrıcılık yapıp adaleti sağlamayan bir hocaya bu sefer takım içinde adalet mekenizmasını devreye sokan futbolcular tavır alır ve orada disiplinsizlik kontrol edilemez hale gelir.

    Adalet’i ilke edinen bir hoca ve futbolcu zaten disiplini bulundukları ortamda kolayca sağlarlar.

    Bu mantıktan yola çıkarsak Pellegrini ile Ronaldo anlaşabilir mi ? Sorusuna cevabım nettir.

    Ronaldo Hocasından önce takım arkadaşlarıyla anlaşması gereklidir. Kendisine özel ayrıcalık tanımasını beklememelidir. Bunu yaptığı takdirde hocasıda kim olursa olsun anlaşırlar. Aynı şekilde Pellegrini de Ronaldo ya gösterdiği ilgi,sevgi ve kural eşitliğini her oyuncusuna birebir gösterirse O takımda sorun çıkmaz.

    Bana Göre Dünyada disiplinsiz hiç bir hoca yoktur. Disiplini eksik veya hatalı gösteren hocalar vardır. Bunun adıda ”Adaletsiz Disiplin” dir.

    Hani Devlet kurumlarının duvarlarında ” Adalet Mülk’ün Temelidir” diye çok güzel bir söz asılıdır.

    İşte O yazıyı ”Adalet Herşeyin Temelidir” şeklinde ele alırsak,buna paralel olarak ”Adalet Disiplinin Temelidir” ilkesini yaşam biçimi haline getiririz.

    Adalet’in olduğu yerde,disiplinsizlik zaten barınamaz…

  4. 15:17 içinde 13 Haziran 2009 | #4

    Pellegrini’nin Ronaldo’nun sevk ve idaresinde ne kadar başarılı olacağını üzerine ahkam kesmeden evvel, bu tartışmaya referans olan Riquelme ile Pellegrini arasında gelişen olayları iyi bilmek ve iki karakteri iyi konumlandırmak lazım.

    Riquelme 2003 – 04 sezonunda Barcelona’dan Villareal’e geldiğinde kulübün sportif ve ekonomik yapılanması şimdiki olgunluğuna ulaşmamış, yeni yeni yapılanan ve Şampiyonlar Ligi’ne oynayan değil düşmemeye çalışan bir kulüptü. Victor Munoz yönetiminde iki kez 15. olarak kılpayı La Liga’da kaldıktan sonra Benito Floro Sanz ile anlaşmışlar ve Riquelme’yi de o sezon kadrolarına katmışlardı.

    Ve herşeyden önemlisi Riquelme’nin ismi 50.000 nüfuslu bir kasabanın takımı olan Villareal’den daha büyüktü. Hani Hagi’nin Galatasaray’da değil de Zeytinburnuspor’da oynaması gibiydi Riquelme’nin Villareal’de oynaması.

    Villareal’in futbolu Riquelme’nin etrafına kurulmuştu. İstediği zaman oynuyor, istemediği zaman oynamıyordu. Villareal kariyeri boyunca bir kez bile yedekten oyuna girmemişti, ve dahası içedönük karakterinden ötürü yalnızlık çekmesin diye de birçok Arjantin ve Güney Amerikalı futbolcu transfer edilmişti. Üstelik hem saha içinde hem de saha dışında bütün kaprislerine göz yumuluyor ve bir dediği de iki edilmiyordu.

    Örnek vermek gerekirse;

    Riquelme’nin sakatlıkları ve idman sevmeyişi bilinen bir gerçek. Teknik direktör Benito Floro Sanz birgün Riquelme’den sakatlığının tedavisi için antrenmana 30 dakika erken gelmesini ve fizyoterapistlerle sakatlığı üzerinde çalışmasını ister. Riquelme bırakın erken gelmeyi geç bile kalır ve fizyoterapistleri pas geçerek, eline süpürgeyi alıp hademecilik oynar. Ardından hiçbir şey olmamış gibi kramponları bağlayıp antrenmana katılır. Aynı hareketi birkaç gün sonra yine yapınca Benito Floro Sanz tarafından antrenmandan kovulur. Riquelme kulübün futbol işlerine bakan direktörünü arayıp oynamak istediğini söyler ve o dakikadan sonra Sanz’ın ipi kesilir. Sezon sonunda yerini Pellegrini’ye bırakır.

    Pellegrini ile arasında geçen olay da bundan farklı değildir. Riquelme’nin bütün kaprisleri tam gaz devam etmekte ve kulüp de bunları görmezden gelmeye devam etmektedir. Doğup büyüdü Don Turcuato’dan getirdiği 1 uçak dolusu arkadaşıyla antrenmanı ekip eğlenmesine dahi ses etmez. Fakat oğlunun doğumu için Arjantin’e gidip, kendisine verilen sürede dönmeyip bir de üstüne antrenmana çıkmak istemeyince Başkan Roig’in de desteğini alan Pellegrini tarafından ipi kesilir. Zira Villareal artık bir Avrupa kulübü olma yolunda ilerleyen, Şampiyonlar Ligi’nde finalin kapısından dönebilecek kadar modern futbol oynayan bir kulüptür ve bu yapının mimarlarından olan Pellegrini Riquelme’nin bu kural tanımaz tavrına daha fazla katlanamamaktadır.

    Riquelme’nin futbol hikayesi 10 yaşında bir çocukken mafyöz babası tarafından yönetilen bahis organizasyonun altın yumurtlayan tavuğu olmasına kadar uzanır. Kardeşinin kaçırılması, yaşadığı travmalar vs… Futbola başlamasıdan tutun da günlük yaşamına kadar her yönüyle sıradışı hatta arıza bir yaşam hikayesi.

    Cristiano Ronaldo ise çok daha farklı bir karakter. Avrupa’da yaşam süren, Riquelme’nin yaşadıklarının yarısını dahi yaşamamış ve futbola da başta Figo olmak üzere kanat oyuncusu çıkarma konusunda Avrupa’nın en iyi futbol akademisine sahip takımlarından Sporting Lisbon’da başlamış bir oyuncu.

    Manchester United’ı büyüten değil Manchester United sayesinde futbolunu büyüten ve Ferguson terbiyesi sayesinde şimdiki konumuna, şöhretine ulaşmış bir isim. Profesyonelliğin içerisinde doğup büyümüş, Arjantin’in spontane yaşanan sokaklarında değil. En büyük skandalları fahişelerle yaptığı alemlerden ya da magazin dünyasının starlarıyla görüntülenmesinden ibaret.

    Real Madrid de muhtaç değil Ronaldo’ya. Her köşesinde bir süperstar var Real Madrid’in.

    Pellegrini de teknik direktörlüğün tozunu Ferguson kadar olmasa da hayli yutmuş bir isim. Villareal’i baştan yarattı.

    Dolayısıyla Ronaldo ve Pellegrini’nin arasında çok büyük sorunlar olacağını düşünmüyorum. Esas sorulması gereken takımdaki ego savaşları esnasında Florentino Perez ile Raul ve Casillas ikilisinin nasıl tavır alacağı ?

    Onlar Pellegrini’nin altını oymazsa bu işin altından kalkar Şilili.

  5. Barış Tümok
    15:22 içinde 13 Haziran 2009 | #5

    Milletçe kötüyü ve olumsuzu öngörmek, sürekli tatsızlık ya da anlaşmazlık beklemek gibi alışkanlıklarımız var. Komplo teorilerine yatkınlığımız, duyduğumuz her alışverişe “yaramaz” deyişimiz, hiçbirşeyi beğenmeyip herşeyi şüphe ile karşılamamız gibi sevimli(!) özelliklere sahibiz. Belki de bu nedenle, tarihin en büyük transferlerinden birini incelerken “önümüzdeki sezon Sergio Ramos’un Ronaldo ile kanatta neler yapabileceğini, Kaka ile Ronaldo’yu aynı takımda izlemenin nasıl olacağını” hayal etmek yerine Ronaldo ve Real Madrid’in nasıl sorunlar yaşayabileceğini düşünmek daha çekici geliyor.

    2003 yılında 18 yaşında Manchester United’da oynamaya başlamış C. Ronaldo. Alex Ferguson hükümranlığı çeyrek asıra doğru yol aldığından, orada gördü tek teknik adam bu İskoç…

    A milli kariyerinin de başlangıcı 2003 yılının ağustos ayıdır ki 2003 -2008 arası orada çalıştığı tek teknik adam da Scolari.

    Henüz 24 yaşına yeni basmış bu genç adam için “Alex Ferguson haricinde kimse onu saha içinde disipline edemedi, onun kadar verimli kullanamadı” demek erken, temelsiz ve acımasız olur. Aklıma da 3. dakikada “şu ana kadar harika oynuyoruz” diyen spikerin yorum yapma aceleciliğini getirir.

    “Acımasız” kelimesini biraz açmak için rakamlara başvurursak şunu görüyoruz: Portekiz Milli Takımı’nda 64 maçta 22 gol atmış Ronaldo. Bu rakamla, henüz 24 yaşında iken Portekiz tarihinin en çok gol atan 7. oyuncusu olmuş. Kıyaslamak için: Luis Figo, 127 maç – 32 gol ve Rui Costa, 94 maç – 26 gol.

    Çokca şımarık, egosu haddinden fazla şişik, halinden tavrından ukalalık fışkıran bir genç Cristiano Ronaldo. Bu görüntüsü ile disipline edilmesi gerektiği gibi bir his verebilir ve başarısının altında yatan nedenin futbol tarihinin en müthiş otorite figürlerinden biri olan Sir Ferguson’un yönetimi olduğu düşünülebilir ama 8 yaşından beri sürekli kazanan ve yukarı doğru ilerleyen bir adamdan bahsediyoruz. Riquelme ile aynı cümle içerisinde kullanılması bile büyük haksızlıktır kanaatimce.

    Bu arada, saha içi disiplin demişken, Manchester’da 6 sezonda 291 maça çıkmış, kaçırdığı maç sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Disipline edilmesi zor(!) şımarık, kaprisli bir yıldız olarak bizim ligimizin şişirme süperstarları gibi maç seçmemiş, deplasmandan kaçmamış. Kariyerinde gördüğü kırmızı kart sayısı sadece 4 ve bir sezonda iki kırmızı kart görmüşlüğü yok. Bu arada milli takım ya da Sp. Lisbon forması ile kırmızı kart görmüşlüğü yok.

    Değil Riquelme, bir iki sezon sonra Figo veya Zidane ile bile kıyaslanamayacak hale gelmesi mümkün bir adam C. Ronaldo. Ne şanslıyız ki “artık yıldız çıkmıyor” denirken, Lionel Messi gibi bir başka fenomen ile aynı dönem içinde ve aynı ligde karşı karşıya seyredebilme fırsatımız var. Bunun keyfini çıkaralım ve umalım ki Pellegrini futbola bizim baktığımız gibi “Bu adam öteki ile anlaşamaz. Şunlar beraber oynayamaz. Hoca zaten berikine takık, öteki de öbürü ile çete olmuş” darlığında bakmıyordur.

  6. Tekin Barış
    17:31 içinde 13 Haziran 2009 | #6

    Cristiano Ronaldo, yıldız olmanın getirdiği şımarıklığı da sorumluluğu da yerine getiren ender oyunculardan birisidir.Pellegrini isminin El Galacticos için zayıf kaldığı ilk bakışta düşünülebilir;ancak Barcelona’nın hali hazırdaki başarısında teknik direktör koltuğunda Guardiola gibi tecrübesiz bir ismin olduğu unutulmamalıdır.Pellegrini ismini Real Madrid’e yakıştıramayanların olası başarısızlıkta aklına ilk gelecek şey Pellegrini yıldız takımı taşıyamıyor olacaktır;ancak sözkonusu Riquelme örneği bence yanlış bir örnektir çünkü Ariel Ortega örneğinden de hatırlayacağımız üzere Arjantinli yetenekli oyuncuları kimi zaman toprakları çekmektedir ve profesyonel antremana ve taktiğe dayalı futbolu sevmemektedirler;ancak Cristiano Ronaldo henüz 23 yaşında Avrupa’nın ve dünyanın en başarılı futbolcusu olmuştur.Hiçbir maçta C.Ronaldo’nun fizik olarak maçtan düştüğünü hatırlıyor musunuz? Bence hatırlamıyorsunuzdur.Çünkü kendine bakan bir futbolcu ve bir tarihi 2 ayağıyla yazdığının gayet farkında Real Madrid’in başında Pellegrini değil de bizim dede Aragones bile olsa asla sorun yaşamaz ve vura vura tarih yazmaya devam eder.
    Sevgilerimle…

  7. Tolga Kılan
    19:36 içinde 13 Haziran 2009 | #7

    Son zamanların futbolda en büyük transfer bombasını yine bizim takımımız!
    -Real Madrid-patlattı…Bomba Ronaldo!
    Neden bizim takımımız!
    Sevelim yada sevmeyelim,beğenelim yada beğenmeyelim küresel dünyada ulusal lig takımlarının dışında da uluslarası takım tutma zorunluluğu var!
    Uluslarası takımlar ve futbolcuların yapmış olduğu transferleri de ülkemizdeki transferler gibi sahipleniyoruz…Sahiplendiğimiz içinde günlerce konuşuyoruz.
    Ronaldo transferinde de alan-satan ve futbolcu mutluysa problem yok.
    İşin bir yönüde kollektif oyunda başka faktörlerinde mutlu olup olmayacağı önemli mi değil mi? onu irdelememiz…
    İlk başta taraftar akla geliyor ki buna sanırım mutsuzlardır dersek pek inandırıcı olmayız…
    Bu kollektif oyunun bir başka faktörleri teknik direktör ve diğer oyuncular!
    Real Madrid teknik direktörü Pellegrini şu aşamada sanırım çok mutludur…
    Nede olsa elinin altında tartışmaya açık olan dünyanın en iyi futbolcusu!
    tartışmaya açık olmayan en pahalı futbolcusu var…
    Böyle bir gücün elinin altında olmasından mutluluk duymayacak teknik direktörde yoktur sanırım.
    Bu mutluluk uzun mu sürer yoksa kısa mı?
    Pellegrini biliyor ki ne Ronaldo Riquelme’dir ne,Real Madrid Villa Real’dir.
    Aynı şekilde Ronaldo da biliyordur Real Madrid’in Manchester United gibi olmayacağını ve yine bilyordur ki Pellegri’nin Alex Ferguson gibi olmayacağını.
    İki cümledeki tek ortak kelime Real Madrid olunca iki ismin bu ortak payda altında gerekli karşılıklı adımları atmayacağını düşünmek yanlış olur.
    Umarım bizde bu uluslararası takımımızı! saha dışındaki çekişmelerden çok saha içindeki çekişmelerle izleriz.

  8. Semih AKAY
    20:56 içinde 13 Haziran 2009 | #8

    Büyük bir tartışma konusu olan Messi mi? Ronaldo mu? sorusundaki cevap aslında budur. Yani Messi ile Ronaldo arasında pek bir yetenek farkı olmasa da Messinin saha içi ve dışındaki tavırlarıyla Ronaldo’ya fark attığı çok açık ve nettir. Messi ne görev verilirse hakkıyla ve üstün başarıyla yapar. Ne takım arkadaşlarıyla ne de yönetim ve teknik kadro ile pek bir sorun yaşamaz. Çünkü oyuncunun karekteri budur. Fakat Ronaldoya baktığımız zaman saha içindeki yaptıkları ve real’e transferinin kutlamasıyla nasıl bir karaktere sahip olduğunun açık bir kanıtıdır. Özellikle Şampiyonlar Ligi Finalinde ki yaptıkları bunu gösterir gibiydi. Real Madrid’e transfer kutlaması pek bizi ilgilendirmez olabilir ama yinede bişeyleri gösterir gibiydi. Pellegrini’ye gelicek olursak, en başında Real’e transferi yanlıştı. Yıldız oyuncuları pek sevmeyen takım oyuncusu arayan eski takımında da bu yüzden anlaşamayıp gönderdiği Riquelme buna bir örnektir. Bir de Riquelme Ronaldo’nun yanında kuzu gibi kalır. Bide Real Madrid gibi bir takımda bu tür futbolcuların çokluğu ve daha da gelicek olması Pellegrini’nin başarılı olmasında biraz endişe duyulmasına sebep oluyor. Real Madrid yönetimi o kadar ünlü ve kaprisli futbolcu alırken ve daha da alıcak iken onların başınada onların idare edebilecek küstürmeyecek birini bulmak yerine onları küstüren ve sevmeyen bir teknik direktör aldığıda başka bir tartışma konusudur. Bence böle kaprisli oyuncuları hele hele Ronaldo kadar kaprisli oyuncuları her taknik adam yönetemez, yönlendiremez. Bunu da yapabilecek teknik direktörler azdır ve bunlarda yıllardır aynı takımlarda görev yapmaktadır. Sonuç olarak Pellegrini bırakın Ronaldo ile anlaşmayı Real’deki bir sürü futbolcuyla anlaşamaz ve buda takımın başarısını etkiler.

  9. 09:46 içinde 14 Haziran 2009 | #9

    Cristiano Ronaldo belkide Messi ile birlikte dünyanın en iyi oyuncusu. Ama onun Messi’den bir eksiği var. O da egolarını kontrol edememesi.. Aynı İbrahimoviç’te olduğu gibi.Kendilerini takımın çok üstünde görüyorlar ve haliyle buda bir noktadan sonra sorun oluşturuyor takım içinde. Ki zaten oynadıkları takımlarda tek yıldız bunlar değil. Bir çok yıldız var ama bunlar tıpkı NBA mantığında olduğu gibi takımın süperstarı olmak istiyorlar. sonuç olarak bunu hakediyorlar futbollarıyla, ama bunu başarana kadar birçok kişiye sorun oluşuturuyorlar.

    Bu zamana kadar Manchester United’da bir Ronaldo sorunu yaşanmadıysa bunu tek kahramanı Ferguson’dur. elinden Beckhamlar, Cantonalar geçmiş bir teknik direktör için Ronaldo ile uğraşmak pek sorun teşkil etmemiştir sanırsam. Çünkü böyle futbolculara nasıl davranılacağını ve bunları deyim yerindeyse nasıl adam edeceğini çok iyi bilen bir hoca. Zaten kulüpteki karizması futbolcuların çok önüne geçiyor. 23 yıldır Manchester’in başında olduğu için sadece teknik direktör gözüyle bakmıyorlar ona. Kulübün yaşayan efsanesi olarak görüyorlar.Haliyle de bu durum futbolcuların saygı mekanizmasını çalıştırıyor. Atacakları her adımın muhasebesini yapıyorlar..

    Buna Tükiye’den bir örnek verecek olursak Zicolu Fenerbahçe’yi verebiliriz. Zico ilk geldiğinde hiç bir deneyimi olmayan, ama zamanında dünyanın en iyi oyuncularından biriydi. Onu tanıyan futbolculuğuyla tanıyordu. Fenerbahçe’ye geldiği ilk zaman şampiyonluğu son anda kaçırmış, yerle bir olmuş bir takım vardı. Yapılan çok sayıda transferin takıma nasıl alışacağı sorulurken, takım şampiyon oldu ligde. Ve ardından gelen Şampiyonlar Ligi Çeyrek finali, kaçan yarı final… Kendi şahsi görüşüm Zico’nun teknik bilgisini sıfır olduğu. Bunu o zaman yaptığı oyuncu değişiklikleriyle, kurguladığı taktiklerle anlıyoruz. Ama o sene takımda öyle bir hava yarattı ki, futbolcular psikolojik olarak hazırlanıyorlardı her maça. Ardından gelen Aragones’in bu özelliklerden yoksun oluşunun takıma etkilerini gördük bu sene..

    Sonuç olarak teknik direktörün bir futbolcu üzerinde etkisi çok büyük. Ronaldo’yu hizaya sokan, onu frenleyen Ferguson’dan sonra,Pellegrini’nin pek şansı olmadığını düşünüyorum. Pellegrini’nin Riquelme ile yaşadığı sorunlar ortada. Ama Ronaldo ile Riquelme arasında çok fark var. Riquelme yıldız ise, Ronaldo süper yıldız.Ronaldo’nun kamuoyuna etkisi ile riquelme’nin ki arasında çok fark var. Cristiano Ronaldo’nun yaratacağı herhangi bir sorun takımı, hatta şehri karıştırır. Büyük futbolcuların yaratacağı sorunlar ve bu sorunların etkileride büyük olur. Ferguson’un Ronaldo’ya olan bariz üstünlüğünden dolayı Manchester bu sorunları pek yaşamadı. Çünkü MANU yönetimi Ferguson için herşeyi feda etmeye razıydı.Bundan önce Beckham’ı gönderdikleri gibi şimdide Ronaldo’yu gönderdiler. Ama Ferguson hala orda. Eskisinden daha güçlü olarak hem de. Ama bunu REal Madrid’İn yapabileceğine ihtimal vermiyorum. Çünkü başlarındaki hoca bir ferguson değil.Ne onun kadar karizması var nede “yıldız kaprisleri” bilgisi. Pellegrinin önündeki en büyük dertlerden biri ise rekor transfer ücreti.94 milyon Euro ya alınan bir futbolcunun uzun süre o takımda kalması beklenir. Çünkü Real Madrid önümüzdeki 5 yılın finans planlarını tamamiyle Ronaldo’nun üstüne kurmuştur. ronaldonun ileride hocasıyla yaşayacağı en ufak bir sorunda zararlı olan Pellegrini olacaktır. Kimse ronaldo’nun yedek kalmasına, kadrodışı edilmesine katlanamaz madridde. o yedek oturdukça eurolar uçacak elden. Haliyle finansal olarak zarara girecekler.Hele birde olası bir Pellegrini-Ronaldo savaşı kısa sürede çözülmez ise o zaman daha kötü olur., bu sene manuda yaptığı gibi hergün kafaları karıştıran demeçlerle takımdan ayrılmak istediğini açıklayan bir yıldız hayli zor duruma sokar onları…

    Birde saha dışında yaşanacaklar var tabi Ronaldo ve Real Madrid için. 94 milyon Euroluk bir transfer olduğu için tüm dünyanın gözleri onun üzerinde olacak. Manu’daki yaşamından daha zor bir yaşam olacak onun için. Attığı her adım kontrol edilecek, yanlış birşey yapma ihtimaline karşı uyarılacak ve buda sonunda Ronaldo’yu psikolojik olarak bunaltacak. Ronaldo zaten gece hayatını benimsemiş bir insan. İspanya gecelerinin de, İngiltere’den farklı olduğu apaçık ortada. Oynadığı her kötü maçtan sonra yaptıkları önüne getirilecek. Hesabı sorulacak. Zaten kaprisli bit oyuncu olan Ronaldo’da bunları sorun edecek.. Zaten üzerinde dünyanın açık ara en pahalı oyuncusu ünvanı varken birde bunlar boy gösterirse gerçekten Ronaldo’nun Real’de işi baya zor. Adriano’nun başına gelenler ilerleyen zamanlarda Ronaldo’nun da başına gelebilir. Aşırı şöhret,çok para, üzerlerine yüklenen sorumluluk.. Bence Real Madrid’in kesinlikle psikolojik bir danışmanı görevlendirmesi gerekir Ronaldo için. bu yaşta bu kadar yükü kaldırabilmek çok kolay değil bir insan için.

    Karşılarında egolarından arınmış, takım oyununu benimsemiş Barcelona gibi bir ekip varken, Real Madrid’in neler yapabileceğini bende çok merak ediyorum. Ki hala defans oyuncusu almamışken.Sadece hücum oyuncusu transfer ederek pek başarılı olacaklarını sanmıyorum. Orta sahalarında hala bir makalele, defanslarında bir hierro yokken bakalım neler yapacaklar? Eski günlerine geri dönebilmek için Real Madrid’in yapmak zorunda olduğu daha birçok iş var..

  10. Ahmet Yorgancı
    10:28 içinde 14 Haziran 2009 | #10

    Real Madridte 2. Los Galacticos donemi basladi. Ama bu donem real madride ne getirecek tam bir kapali kutu. Real Madrid her zaman ki gibi yuksek maliyetli dunyaca unlu futbolculari satin aldi.Ve onlar daha sahaya cikmaden,futbollarini sergilemeden forma satislari tum dunyada basladi.Real Madrid finansal bakimdan onlari iyi kulanicaktir.Ama gelelim asil meseleye.Simdi sayin Perez giti Kaka ve Ronaldoyu getirdi.Ve bununla beraber 2.Los Galactocos donemini baslatirdi.Bununla beraber Florentino Perez elestirilerinde beraber getirdi.Bugun Michel Platini,La porta gibi futbolun icinde olan insanlar elstirilerini cok acik bir sekide Florentino Pereze ilettiler.Simdi Mert abi Pellegrini ile Ronaldo zor anlasir diyor.Cok haklida.Cunku Cristiano Ronaldo dunyanin en yetenekli futbolcularindan biri ama saha ici disiplini cok dusuk.Bunun en buyuk orengi Euro 2008 de gorduk.Luis Felipe Scolari ondan iyi yararlanamadi ve Almanyadan elendiler ki o macta Ronaldonun savunmadaki rakipleri cok unlu de degildi.Ama Almanlar her zamanki gibi disiplinden taviz vermediler ve Portekizi ellediler.Gelelim Pellegriniye.Kendisi Villarealde Riquelme ile sorunlar yasamis onu gerektigi gibi yonetememis bir teknik adam.Ben Pellegrinin Kaka ile bir sorun yasayacagini sanmiyorum.Cunku Kaka durusur,konusmasi,futboluyla beraber tam bir futbolcu ve bir aristokrat.Ama eger sen bir Riquelmeyi yonetemiyorsan Ronaldoyu zor yonetirsin.Boyle oyunculara Sir Alex Ferguson gibi otoritesi yuksek teknik direktorler gerekir.Mesela bir diger ornek Galatasarayin brezilyali futbolcusu Lincoln.Kendisi buyuk umutlarla Galatasaraya geldi ama disiplin problemi nedeniyle bir turlu verimli olamadi.Daha Bulent Korkmaz gelir gelmez onunla problem yasadi.Biz sahip oldugu yetenegi hic bir zaman tartismadik.Simdi bugun kendi internet sitesinde ben Galatasarayda kalmak istiyorum hic bir yere gitmeyecegim diyor.Ama kendisi Rijkaard gibi disiplinde taviz vermeyen bunun yuzunden Ronaldinho gibi bir oyuncuyle problem yasayan bir teknik direktorle calismasinin imkansiz oldugunu dusunuyorum.Boylesi kaprisli oyunculari yonetmek yonlendirmek cok zordur.Ve bunu her teknik adam yapamaz.Bunu da yapabilecek teknik direktrler de azdir ve bunlarda Sir Alex Ferguson gibi takimlariyle ozlersmis teknik direktorlerde.Sonus olarak ben Pellegrininin Ronlado ile anlasamayacagini ve bunun takimin basarisini etkileyeceginden dolayi Real Madriten ayrilacagini dusunuyorum…..

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.