Ana Sayfa > Genel > Mert Aydın: Olay çıkartanların isimleri açıklanmalı

Mert Aydın: Olay çıkartanların isimleri açıklanmalı

16 Kasım 2009

mertaydinGalatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker derbisinde yaşananlardan sonra bir kez daha gördük. Olay çıkaranların teker teker ismi verilmezse bu sıkıntılar giderilemez. Cezalar bireysel olarak verilmeli.

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz…

Genel

  1. Korhan Kutlu
    16:35 içinde 19 Kasım 2009 | #1

    Galatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker derbisinde olay çıkartanların isimlerinin ortaya çıkması ve ceza verilmesi her sağduyulu ve medeni bireyin isteyeceği bir durumdur. Kimse kusuru olan birisinin hukuken suçsuz durumda olmasını istemez. Bu maça özel olayın bu şekilde sonuçlanmasına ise kimsenin itirazı olmaz, olmamalıdır. Fakat o maçtaki bireylere ceza verilmesinin amacı sadece onları cezalandırmak değil bu olayların tekrarlanmamasını sağlamaksa bence olaya birazcık dar açıdan bakılıyor demektir.

    Spor müsabakalarında olay çıkartanları stadlara, salonlara almamak, bireysel para cezaları hatta hapis cezaları vermek yurtdışında geçerli bir yöntemdir. Birçok spor yazarımız tartafından önerilen bu yöntem bazıları tarafından dikte edilmeye bile çalışılır. Doğru mudur bu yöntem? Bunu sorgulamak gerekir.

    Sosyal olarak şiddeti kabul etmiş, sokakta kavga edenleri ayırmaktansa etrafında daire oluşturup kim dövecek diye meraklı bakışlarla izleyen insanların ülkesinde geçerli olabilir mi bu sistem? Kimse “şiddeti kabul etmiş” dediğim için bana kızmasın. “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Dayak cennetten çıkmadır” gibi atasözlerimizin varolduğu ülkemiz şiddete karşı gösterilen hoşgörü açısından “Vae victis” –Altta kalanın canı çıksın- özlüsözü, onu söyleyen Brennus ve onun M.Ö. 4. Yüzyılda yaşamış Galleriyle karşılaştırılabilir. Sosyal açıdan çok büyük bir toplumsal problem olan şiddet ve şiddete gösterilen hoşgörü sistematik olarak dışlanmadığı sürece stadlardan şiddeti tek tek insanları cezalandırarak çözmek biraz bir verip beş istemek gibi olur. Bahsedilen İngiltere, İspanya gibi ülkelerde, günlük yaşamda şiddet ayıplanan, dışlanan, hor görülen hatta aşşağılanan bir davranıştır dolayısıyla bu futbol ülkelerinde sadece futbol etrafında varolan şiddeti çözmek markette çürük meyve ayırmak kadar kolaydır. Olay çıkartan sınırlı grup teker teker stadlardan men edilir, dışarıda olay çıkarmaları durumunda ise futbolla alakasız birinin de başına gelebileceği gibi ağır para veya hapis cezasına çarptırılırlar.
    Ülkemizde ise durum farklı; başkasının oğlunu dövdüğü için oğluyla gurur duyan babalar, trafikte sinirlendiği sürücüyü ön camdan dışarı çeken insanlar, “Benim erkeğim sert olmalı, gerekirse beni dövmeli” diyen geleceğin annelerimidir bu ülkenin çözülmesi gereken sorunu? Yoksa, şiddet kültüründe yetişmiş, futbolda önündeki tel bariyerden dolayı ulaşamadığı futbolcunun kafasına su şişesi, basketbol salonunda ulaşabildiği sporcunun suratına yumruk atan seyirci mi?

    Tabii ki herkesi bireysel olarak yaptığından sorumlu tutmak ve cezalandırmak gerekir. Stadlarda ya da sokakta. Ama şunu sorabiliriz; bireysel cezalar bir sosyal topluluk olan taraftarları düzeltir mi? Ya da şöyle sorayım; ceza suçu engellemek için mi vardır? Bunun cevabı evettir. Ama insanlık varolduğundan beri varolan ve cezalandırılan,cinayet gibi suçlar da günümüzde hala sürmektedir. Özellikle duygusal nedenlerle işlenen suçun önüne geçmek ancak eğitimin ön planda olduğu, sosyal ve ekonomik dengelerin sağlandığı, hak ve hukuka güvenilen toplumlarda mümkün olur. Stadlardaki şiddet ve işlenen suçlarda çoğunlukla duygusal nedenlidir; kimse maça çakmak atmak için gitmez, o anda herhangi bir olaya verdiği ilkel bir tepkidir bu, bir nevi kendini kontrol edememe durumu.

    Tek tek suçluları cezalandırmak tabii ki adil ve gereklidir. Fakat, bu sistemin, okuldan, aileden ve çevreden şiddetin içinde ve şiddete olan hoşgörü eşiği yüksek yetişen bugünün ve yarının fanatiklerinin önüne geçeceğini düşünmek güzel bir gündüz rüyasıdır.

  2. 21:11 içinde 19 Kasım 2009 | #2

    Stadlarda şiddet ve kötü tezahüratın önlenmesi konusunda somut bir proje önerim var.

    Kulüp yönetimlerinin organizasyon şemasında küçük bir değişim. Nasıl ki asbaşkan, mali işler yöneticisi, futbol şube sorumlusu, sağlık kurulu başkanı için kabinede ünvanlar varsa “Tribünden Sorumlu Yönetici” ünvanı ile yeni bir oluşum başlatılmalı.

    Tribünden Sorumlu Yönetici iç saha maçlarındaki tribün organizasyonları için tribünleri 10 adet fiziksel bölüme ayırmalı. Bu yönetici çok iyi bir insan kayakları projesi ile 10 tane tribün organizasyon şefini işe almalı. Bu kişiler kulüpte maaşlı olarak ilgili yöneticiye bağlı çalışmalı. Görevleri kendilerine ait bölümlerdeki tribün organizasyonlarını yönetmek olmalı. Bu kişilerin sorumluluğundaki 10 tribün bölümü her hafta farklı okullardan gelecek öğrencilerin bulunacağı çocuk tribünleri ile ayrılmalı.

    “Tribünden Sorumlu Yönetici” ve 10 kişilik Tribün Organizasyon Şefleri hafta aralarında önlerindeki maçın tribün organizasyonların profesyonel olarak yapmalı.

    Eğer maç sırasında tribünün bir bölümünden bir şiddet eylemi veya hakaret içeren tezahürat olursa bu ilgili bölümün tribün sorumlusu tarafından üstlenilerek çözülmeli.

    Bu yöntem özellikle büyük takımlarda uygulanırsa bu konudaki sıkıntıların yerine tribünde önemli adımların atılacağını ve şiddetin önüne geçileceğini düşünüyorum.

  3. 01:19 içinde 22 Kasım 2009 | #3

    Hani derler ya saha içinde olan saha içinde kalır diye, gerçekten öyle. Bizim ülkemizde bu saha ve salonlar nasıl kutsal alanlarsa, herhangi bir yerde yapıldığı takdirde hapis cezasına kadar uzanan yaptırımları olan güvenlik görevlisine saldırmalar, birbirleriyle kavga etmeler ya da etrafa taş atmalar o büyülü atmosfer içinde tamamen cezasız karşılanıyor.
    Olay çıkaranların kesinlkle ifşa edilmesi gerekir çünkü ancak bu şekilde cezayı suçsuzların alması engellenir ve kendini bilmeyen nasipsizler de yaptıklarının yanına kar kalmadığını görür.

    Nasıl, bir insan bir sporcuya bırakın yaklaşmayı ona yumruk atmaya yeltenebilir? Olaylar bu raddeye gelmişken binlerce sporcu ve yönetici neyin mücadelesini veriyor?

    Bugün ülke olarak sporumuzun birinci eksikliği tahmmül ve saygıdır. Elbette bu dumanlı havayı seven kurt yöneticilerin de sağ duyudan uzak ve yangına körükle giden açıklamaları herkesi bu sorunların ortadan kalkması ile ilgili ciddi şüphelere sevk ediyor.

    Cezalar elbette gerekli ancak bu çirkinliklerin sporumuzdan tamamen çıkması için en önemli gayreti sporcu ve yöneticilerin göstermesi gerekiyor. Bu kavga-dövüş ancak Can Bartu ya da rahmetli Metin Oktay gibi futbolcular ve Süleyman Seba gibi başkanlarla ortadan kalkabilir.

  4. Yücel Üstündağ
    18:14 içinde 23 Kasım 2009 | #4

    UC BES KENDINI BILMEZ

    Bu macin ozelinden bahsetmek gerekirse, olaylari cikaran, cikarttiran, tahrik eden, dayak yiyen, vs… homo sapiens taklitleri; zaten bir sekilde alinip, hatta teshir edilip, karakolda kardes kardes caylarini icip, birbirlerine sigara tutup, tost ismarlayip, ifadelerini de verdikten sonra, bir guzel kendi yasamlarina geri donmuslerdir. Hatta bazilari, kisisel piskinliklerine yakisir sekilde, ilk olasi derbinin bilet kuyrugunda goruntulenmis, bazilarininsa kendi oz evlatlarindan yedikleri zilgit, gazete sayfalarina yansimistir.

    Olaylarin ciktigi andan bugune, genel goruntu sudur ki, bizim bu konularda ceza yonetmeligimiz ya yoktur, ya da gulunc derecede yetersiz kalmaktadir. Yine bu goruse gore, bugun artik hepimiz icin, sokakta gorsek imza isteyecegimiz derecede unlu mertebesine yukseltilen bu kisilere 40 sene kuru ekmege talim hucre cezasi verilse, bakin bakalim bu olaylar nasil da bicak gibi kesilecektir… Hayir, kesilmeyecektir.

    Biz irk olarak, toptan, tufekten hele de cezadan pek de tirsmayan, ilginc bir DNA yapisina sahibiz. Hele de cezayi senden benden biri yerse, bu bizde caydirici degil, tesvik edici bir yan etki bile yaratabilir. Ama biz, asil bu islerin basinda oldugunu gayet iyi bildigimiz bi takim dokunulmazlarin cezalandirildigini gorursek, iste o zaman “bu islerin sonu iyi degil” bilincini daha rahat algilariz. Hic sinirlenmeye gerek yok, mevcut yapimiz budur.

    Macin normal suresinin bitisiyle, Fenerbahce Ulker’li oyuncularin soyunma odasina kactiklari o kisa surenin ardindan, Spormax kameralari, iki takimin yoneticileriyle bulustu. Benim de nacizane taraftari oldugum Galatasaray tarafindan, hatta bizlere gore gelecekte baskanliga bile yakistirilan ancak; su an icin eski yonetici sifatiyla anilan Yigit Sardan, sanki 7000 kusur taraftari, o dakikaya kadar salonu gul bahcesine cevirmis de biz gormemisiz gibi, bir avuc, hatta benim saydigima gore tam olarak iki Fenerbahceli taraftarin, ortami nasil provoke ettiginden, Fenerbahceli sporcunun taraftara yumruk atmasindan falan bahsetti. “Olaylari siddetle kiniyoruz” ile baslayan, “bunlar Galatasaray’li olamaz” ile devam eden, “uc bes kendini bilmez” klisesiyle de son bulan; o son derece samimiyetsiz hatta yalan aciklamayi bile yapma geregi gormedi Yigit Bey. Macin ertesi gunu, Adnan Polat’in aciklamasiysa, Yigit Sardan’i golgede birakti. Olaylardan dolayi ozur dilemeyecegini acikladi sayin baskan. Dondum kaldim. Bir ton guzelligi Turkiyey’ye ilk defa yasatan bir kulubun baskani oldugunu her firsatta yinelemekten bikmayan Polat’in; mactan once sirf uzerinde Fenerbahce formasi var diye salondan apar topar cikarilan o kucucuk cocugu, yanina oturtup, maci birlikte izlemelerini umacak kadar safim ben. Boyle olunca da bu aciklamalari bunyem kaldirmiyor.

    Olayin ve sehrin karsi yakasindan gelen aciklamalar daha mi az nefes kesici. “Sahaya girip benchte oyuncu döven taraftar daha once görmedim. İyi niyetle bu maçı bitirdik” diyen sahsiyetin, Fenerbahce yoneticisi Nedim Karakas oldugunu soylesem… Hatta kendi taraftarinin bu yasananlardan az daha kotusunu, daha 6 aydan az bir sure once bize yasattiklarini anlatsam… Tum bu sure zarfinda kendisinin de ayni sifatla gorevde oldugunu ve hatta olaylardan dolayi, sube direktoru oldugu Fenerbahce Ulker takimina verilen cezanin uygulanmasinin henuz tamamlanmadigini hatirlatsam…

    Siz hala olaylardan, etine hafif dolgun, terbiyesiz cakma sarisinla, sahaya atlayip Fenerbahce benchine yaklastikca, basketbolcularin televizyonda ufak gorunduklerini farkeden, bu ruh halinin suratina yansimasini da engelleyemeyen o saftirigi sorumlu tutun. Hatta atin iceri. Suyun basini tutmadikca, daha cok taskin yasariz.

    Ey sevgili kulup yoneticilerimiz..! Hic birinden universitede hocalik yapmanizi ummayalim, tamam. Ama be arkadas, en azindan ilkokul 3. sinif duzeyinden az daha yukari bir tartisma uslubunuz olsun. Tum 9 yas ve altindaki kardeslerimden ozur dilerim. Onlarda en azindan bir “seni ogretmeneeee…” durumu var; bunlarda o da yok… Bu yoneticilerin canlarini yakmadan. birakin yargiyi, kuantum fizigini de bu ise dahil etsek, bir yere varamayiz.

  5. Dinçer Paftalılar
    13:03 içinde 01 Aralık 2009 | #5

    Sporda değil FUTBOL’da şiddet
    Yakın zamana kadar basketbol ligi,Efes
    Pilsen ve Ülker hegomonyasındayken,yani sadece gerçek basketbol
    seyircileri salonlardayken bu tür olaylara pek rastlamıyorduk,kıvılcım
    Beşiktaş’ın şampiyonluğu kıl payı kaçırmasıyla yandı,çünkü üç
    büyüklerin üçüde başarısız olunca sorun yokmuş gibi davranılıyor,birisi
    biraz sivrildimi kıyamet o zaman kopuyor.İlk önce en kolay yol olan
    sivrileni aşşağıya çekmek deneniyor,olmassa o zaman yine kolay yollara başvuruluyor,Fenerbahçe’nin zor yolu seçmek yerine,emek harcayıp başarılı olmuş
    Ülker’in himayesine girmesi gibi.Hal böyle olunca Galatasaray’da
    yıllardır yapmadığını yapmak zorunda kaldı,basketbol takımını bir an
    önce rakiplerinin alay konusu olmıyacak duruma getirmeye çalıştı,anlıyacanız zoraki bir basketbol yarışı başladı.Uzatmayalım,sonunda
    futboldaki kulüplerimiz bi şekilde basketbolda’da söz sahibi oldu,felakette burada başladı,tuttuğu kulübün sadece futbol takımının peşinden
    giden,kulüplerine yarardan çok zararı olan asalak seyirciler,gerçek
    basketbol seyircilerinin arasına karıştı,karışmakla kalmadı salonlardaki
    medeni izleyicilerin haklarına’da kendi yöntemleriyle tecavüz etti.Bunun çözümü tabiki Fenerbahçe ve Galatasaray basketbol takımlarını yine orta sıralara yarışan takımlar haline getirmek değil,bunun tek çözümü,olaylara karışan kişilere suçu ilk işlediğinde ağır para cezası ve bir yıl,ikinci suçta ömür boyu stad ve salonlara girmeme cezası vermektir.Bunun tartışmaya açık bir yanıda yoktur,işlediği suçtan kişinin kendisinin sorumlu olmadığı bir ceza uygulamasının,savunulacak bir yanıda yoktur.Gerçekten titiz bir uygulamayla suçu işleyen kişilere ağır cezalar verilirse.Hem futbol stadlarında hemde basketbol salonlarında bu olaylar bıçak gibi kesilecektir.Tekrar etmekte yarar var,çözüm,tek tek suç işleyenler deşifre edilecek ve ağır cezalar çektirilecek,çünkü işledikleri suçların cezasını kulüpler maddi manevi çok ağır bir şekilde ödüyor,yapanlarda nasıl olsa cezayı ben tek başıma çekmiyorum,ben yapıyorum bütün taraftarlar ve kulüp cezayı karşılıyor diye,tekrar yapmakta bir sakınca görmüyor.Birde sadece kişinin kendisine ceza verilirse,sırf rakip kulüpler ceza alsın diye,karşı tarafın seyircilerinin arasına karışarak olay çıkartanlarında önüne geçmiş olunur.

  6. Hasan Ali Öztürk
    Hasan Ali Öztürk
    13:13 içinde 02 Aralık 2009 | #6

    Ah abim ah benden daha çok işin içindesin biz neler dönüyor hayal ederken sen kesin biliyorsundur.O yüzden ikimizde biliyoruz ki ne isimleri verilecek ne de olay enine boyuna araştıralacak.He bu arada ne kadar gündemde kaldı bu olay 1 hafta mı çok uzun süre değil mi!Bir kere sırf bu kadar amaçsız ve gereksiz yapıldığı için komedyenlerimiz bunu malzeme olarak bir yıl kullanmalı azami olarak,bir o kadar da federasyonun ceza uygulamalarını kullamsalar.Biz önümüzdeki 2 sene iyi güleceğiz yine o bakımdan çok iyi oldu bu olay.Bir de şu bakımdan çok iyi oldu her seferinde “ya eğer o koltuktalarsa elbet bizden iyi bir şeyler biliyorlardır” düşüncesini artık kafamızdan atmamızın zamanı geldiğini gösterdi bu olay.Bak bilmiyorlar işte arkadaşım zorla değil ya çalışmıyor kafa ama babalar ne yapıyor çalışmayan kafalı çocuğu çıraklığa peki sevgimizi verdiğimiz büyükler ne yapıyor zorla okutmaya çalışıyor komşulara hava atmak için.Bırakın şu küflendirdiğiniz koltukları da yeni birşeyler gelsin.Sokaktan bir adam koysanız oraya bu kadar batıramazdı takımı herhalde değil mi?Demek ki risk bile almıyorsunuz her halükarda kazançlısınız.Bakın size bir akıl vereyim bu olaydan sonra zaten tüm spor adamlarına akıl verebilecek okur,yazar,spor sever insanlarız yüm toplum olarak.Şöyle bir geçin ceza tahtasına cezanızı çekin hala bu toplum sizin doğru olduğunuza karar veriyorsa o zamn siz haklısınız ne yapsanız mübağ bize.Yanlız dediğim gibi toplum önünde öyle istifa edip arkasından ya suçum yok sevgimden yaptım demek yok.Mertçe çık suçum var desin birisi de yaa ne olacak hiç değilse yaman adammış deriz.Korkmayın bu toplum ne suçluları kahraman yaptı sizi taşa tutmaz en kötü ihtimal unutulursunuz ki.Bu da sizin için iyi birşey aslında…

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.