Ana Sayfa
>
Genel > Mert Aydın: Olay çıkartanların isimleri açıklanmalı
Mert Aydın: Olay çıkartanların isimleri açıklanmalı
Galatasaray Cafe Crown – Fenerbahçe Ülker derbisinde yaşananlardan sonra bir kez daha gördük. Olay çıkaranların teker teker ismi verilmezse bu sıkıntılar giderilemez. Cezalar bireysel olarak verilmeli.
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz…
Genel
25 Ekim 2009′da Şükrü Saraçoğlu’nda Fenerbahçe- Galatasaray futbol karşılaşması oynanıyor, futbolcular daha futbol oynamaya başlamadan kavga etmeye başlıyor. Futbolcular kavga ederken seyirciler de boş durmuyor elbette. Maçın bilançosu ise maç başlamadan kafası yarılan bir yan hakem, maç esnasında sahaya atılan onlarca yabancı madde ve konuk ekip kalecisinin gözüne tutulan lazerler. Maçın sonrasında ise konuk ekip Galatasaray haklı olarak maç esnasında olanları eleştiriyor, fakat bu olaylar sanki sadece Kadıköy’de oluyormuş gibi konuşan yöneticiler var. Fenerbahçe cephesi ise savunmaya geçiyor, daha önce Ali Sami Yen’de oynanan maçlardan örnekler veriyor, siz de böyle böyle yapmıştınız diye.
Çok geçmiyor 20 gün sonra, bu sefer ev sahibi Galatasaray ve aynı iki takım arasında bir basketbol maçı oynanıyor. Son yıllarda belki de iki takım arasında oynanan en keyifli maç oluyor ve iki takım oyuncularının da emeği boşa gitmiyor, maç uzatmaya gidiyor. Tam arkamıza yaslanmış, muhteşem bir 5 dakika daha izleyelim derken birden Fenerbahçe oyuncuların olduğu bölüme yabancı maddeler yağmaya başlıyor. Bazı seyirciler sahaya atlayıp Fenerbahçe Ülker’li oyunculara saldırıyor, oyuncular da karşı atağa geçmeye çalışıyor. Fenerbahçe Ülker takımı soyunma odasına gidiyor ve güvenliğin sağlanmasını istiyor. Beklenen şey, tribünlerin boşaltılması ve maça öyle devam edilmesi ama çok yaratıcı bir uygulamayla sadece ön sıralar boşaltılıyor. Yirmi gün önce yan hakemin kafası yarılınca maçı tatil edilemeyen hakemin meslektaşları bu sefer de tribünleri boşaltamıyorlar. Maç sonrası demeçler yine aynı yönde. Bu sefer Fenerbahçe yöneticileri atakta, Galatasaray yöneticileri savunmada Fenerbahçe- Efes Pilsen final serisinin son maçını işaret ediyorlar, siz de yapmıştınız diyerek. 20 gün önceki roller tam tersine dönmüş.
Peki bunlar ilk kez mi oluyor? Hayır, yıllardan beri her olaylı maçtan sonra aynı hikayeyi izliyoruz. Konuk ekip centilmenlikten dem vuruyor, olayların sorumlusu ev sahibi de rakibinin geçmişteki sabıkalarını gündeme getiriyor.
Bu döngü, bir kan davası gibi devam ediyor. Yöneticiler siz yaptınız, şimdi sıra bizde mantığıyla hareket ediyor. Olaylara sebep olan birkaç kişi bulununca sanki herşey çözülmüş gibi davranılıyor.
Aslında sorun, kendileriyle yüzleşemeyen, kendi yaptıkları hataları kabul etmeyen ve spor sahalarına yakışmayacak olayları aklamaya çalışan yöneticilerde. Yoksa 10 kişi gözaltına alınır, stadlara, salonlara sokulmaz, bir dahaki maç başka 10 kişi bunu yapar. Yöneticiler önce kendileri temizlenip, bütün bu olanları içtenlikle lanetlemedikçe, bu döngü, bu kan davası devam eder.
Uzun zamandan sonra canlı olarak basketbol maçı izlemeye gittim ve bizzat yaşanan rezalete şahit oldum. Yaşanan bu olaylardan ötürü de basketboldan soğudum sanırım uzun bir süre maçlara gitmeyeceğim. Oynanan oyunla ilgili bişiler yazmak isterdim ama ne yazsam boş şu saatten sonra.
Galatasaray seyircisi Abdi İpekçi Spor Salonu’nda Ali Sami Yen atmosferi yaratmayı başarmış ama keşke futbol seyircisi zihniyetinide değiştirebilselerdi. Rakip takımın seyircisi olay çıkmasını engellemek için salona alınmıyor. Çıkması muhtemel olayların önlenmesi için insanların maçı izleme hakları elinden alınıyor ama elde var sıfır. Artık bu tarz saçma sapan önlemlerin bir işe yaramadığını hatta olayları daha da tetiklediğini düşünüyorum.
Galatasaray seyircisinin tahriklere bu kadar kolay tepki vermemesini dilerdim. Eğer ki sarı kırmızılı renklere gönül vermiş insanlar bu ülkede kendilerini diğer taraftar gruplarından farklı yerde görüyorsa, bunu herkese göstermenin bundan daha güzel bir fırsatı olamazdı. Salonu savaş alanına çevirdikten sonra haykıra haykıra marşlar söylemenin Galatasaray sevgisi ile bir alakası olamaz kanımca.
Geçen sene yaşananlar hala hafızalardaykan Fenerbahçe şube direktörü’nün açıklamaları ise tam bir saçmalık. Sahaya giren seyirci ile ilk kez karşılaştığını söylemek için insanın alzheimer hastası falan olması gerekir. Efes Pilsen basketbol takımına yapılanlardan sonra sessiz kalan Fenerbahçeli yöneticilerin sesleri illa ki canları yanınca mı çıkması lazım.
Galatasaray basketbol takımmı bu maçtan galibiyetle ayrılmış olabilir ama galibiyetin bir değeri kalmamıştır benim için. Spor müsabakalarına savaş psikolojisi zihniyeti ile bakan insanlar var oldukça bu tarz görüntülerin sonu gelmez bu ülkede. Resimde ağlayan küçük kızı bir daha nasıl salonlara getirebileceksiniz? Sizler için her yeri savaş alanına çevirmekten daha kolay olmadığı kesindir.
Geçen seneki final serisinin ardından verilemeyen cezalardan cesarat alanlar sayesinde basketbol salonları dövüş arenalarına dönüşmeye devam ediyor. Umarım bu sefer caydırıcı cezalar uygulanır da kimse hani çok sevdiği kulübüne zarar vermemek için sağduyulu davranır.
Dün akşam Abdi İpekçi Spor Salonu’nda sahaya girenler Galatasaraylı ise ben değilim, yasak olmasına rağmen salona girip düzgünce maç izlemeyen ve arkasındaki binlerce insanı kışkırtmak uğruna hareket çeken kadın basketbolseverse ben bu oyundan artık nefret ediyorum.
Bir sonraki rezalete tanık olmamak için lütfen topumu verin ben artık sizinle oynamıyorum.
-EĞİTİM ŞARTTI,DEĞİL Mİ?-
Kesinlikle katılığım bir fikir bu..Sadece şu son maçtan sonra değil hep düşündüğüm şey:Bu tarz olayların önüne geçmenin en iyi yolu kulüpleri değil,olayları çıkartan şahısları cezalandırmaktır.Bu sadece basketbol salonlarında değil,statlarda ve diğer toplu maç izlenen bütün ortamlarda uygulanmalıdır.Bu yüzden bunun karar mercisi federasyonlar değil,meclis olmalıdır.Ya da devlette bu işlerle genel olarak ilgilenen kurum hangisiyse o..
Ülkemizde artık şöyle bir durum oluştu.Bir maça gidip; küfür etmek,olay çıkartmak,bunu yapan birey üzerinde herhangi olumsuz bir etki yaratmıyor.Eğer o birey çok fazla göz önünde olmadan provakasyonlarını yaparsa kendisi ‘yırtıyor’,onun alacağı cezayı kulüp ve diğer taraftarlar alıyor.
Tribüne giden olaycı şahıslar,bu yolla,kendi egolarını tatmin ederken resmen kulüplerini kullanıyorlar.Evet,kulüpler böyle gerçek taraftarın ‘T’si olamayacak kişiler tarafından kullanılmış oluyorlar.Çünkü olayları çıkaran,fitili ateşleyen bir avuç insansı varlık,ama cezayı alan bir koca camia..Yasalar da adalet için yetersiz işte..Çünkü her seferinde aynısı gene oluyor.Ve önüne gene geçilemiyor.
Bu tribün ‘terör’ünü engellemek için iki önemli nokta var.Kısa vadede,cezaları kurumsallıktan bireyselliğe indirgemek..Bireyler ceza aldıkça bir sonraki maçta olay çıkartabilecek olan diğer bireyler de bu cezalardan korkarak geri adım atabilirler.Tabi bu cezaların caydırıcılığı,uygulanabilirliği ve sürekliliği önemli.Bu konuda pek alışık olmadığımız bir istikrar yakalanabilirse bazı olumlu sonuçlar alınacaktır tahminimce..Eğer kulübe ceza vermekten vazgeçilmeyecekse de verilecek ceza bir sonraki resmi maç için değil,iki takımın kendi arasında oynayacağı bir sonraki maç için verilmelidir.Bu da bir çözüm olabilir.
Uzun vadede sağlıklı tribün ortamlarına sahip olabilmenin yolu ise insanları tribüne gelmeden önce düzeltmekten geçiyor.Bizim ülkemizdeki taraftar profili bozuk.Birbirleri arasında ufak-tefek farklılıklar olsa da genel anlamda bozuk maalesef..Hıncal Uluç’un söylemiyle taraftar tribüne takımını desteklemeye değil,kendini eğlendirmeye geliyor.İşte bu da güya-taraftarların kendi egolarını takımlarının menfaatlerinden önde görmelerine sebep oluyor.Taraftar tribünde ya gerilimli bir hava yaratıyor ya da izlediği maçla çok da ilgisi olmayan bir hava..Öyle ki bu ülkede rakibin serbest atış attığı potanın arkasında o an kendi takımının marşını söyleyen taraftarlar görebiliyoruz.Ya da statta rakip atağa kalkarken üçlü çeken taraftarı..Ama ıslıklamaya gelince rakip takımdan çok kendi takımını,başkanını,yönetimini ıslıklamayı da iyi beceriyor bazıları..Ya da birçoğu..Sonuçta Türkiye’de taraftarlık ölmüş gibi..Ne doğru düzgün kulüp taraftarlığı var,ne de Milli Takım taraftarlığı..
Bu ölmek üzere olan hastayı hayata geri döndürmek kolay değil.Plan,çaba,zaman gerektiriyor..İşin sonu da bir şekilde gelip eğitime dayanıyor.Ailede,hatta okulda..Ama dediğim gibi zor bir uğraş bu.Çünkü bizim burada tartışmakla bitmeyecek problemlere sahip eğitim sistemimiz buna ne kadar olanak sağlayacak?Belki Beden Eğitimi dersleri saat olarak düşürelmezdi de o derslerin bir bölümünde çocuklara doğru tribün kültürü aşılanmaya çalışılırdı..Ya da 1.sınıftan itibaren elyazısını öğreneceklerine normal yazıyı öğrenirlerdi de arta kalan zamanı buna ayırırlardı.Malum günlük hayatta herşey ‘normal’ yazıyla!
Okullarda verilecek eğitimden pek bir beklenti içinde olamayacağımız açık..Dolayısıyla iş daha çok ailelere düşüyor.Anne-babaların,özellikle de babaların,çocuklarına rakibe küfür etmenin ya da onun kafasını yarmanın bir marifet olmadığını söylemeleri;aslında sadece sporcunun değil taraftarın da,zeki ya da çevik olmasa da,en azından ahlaklı olması gerektiğini öğretmeleri gerekiyor..
Tabi tüm bu yazının sonunda kendi takımını gerçek taraftar gibi destekleyenleri de unutmuyorum.Onları da kendi adıma kutluyorum.Ve onlar gibi taraftarlarla dolu statlarda,salonlarda maç izleyebilmeyi diliyorum..
GERÇEKTEN ÖNLEMEK İSTİYOR MUYUZ?
Herşeyden önce bu olayları çıkartan kişilere, “birkaç kendini bilmez” olarak yaklaşmaktan bir an önce vazgeçmeliyiz. Bunlar “sokak teröristleri”, yani Vandalist. Amaçları kırmak, dökmek, düzene ve sukûnete zarar vermek, korku salmak.
Şimdiye dek, bu tip kişilerin sebep olduğu olaylardan dolayı takımlara ceza verildi, ancak bunun hiçbir şekilde bir anlam ifade etmediği, aksine bu kişilerin olay çıkartmasını desteklediği kimsenin aklına gelmedi. Hiçbir kurum yada kuruluş, bu kişilerin kimler olduğu, neden olay çıkarttığı, amaçları ve psikolojik durumlarını merak edip de araştırıp soruşturmadı.
Kulüpler ceza aldı, vandallar daha çok olay çıkardı. Her geçen gün de olayların şiddeti yükseldi ve en son salona inip basketbolcuya yumruk atmaya kadar geldi.
Olaylardan sonra 11 kişi gözaltına alındı ve bu kişilerin ismi medyaya açıklandı. Ancak bu bile bir şey ifade etmiyor ne yazık ki.
Söz konusu 11 kişi pazartesi günü (dün) Bakırköy Adliyesi’ne sevk edildi ve tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Asıl dikkat çekici nokta ise bu kişilerin ‘görevli memura mukavemet’ ve darp’ suçuyla yargılanacakları haberiydi.
Çünkü 5149 sayılı SPOR MÜSABAKALARINDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN
ÖNLENMESİNE DAİR KANUN’un “Çirkin ve kötü tezahürat” konulu 12. maddesi, bugün için, herhangi bir ceza hükmü vermiyor.
Yani düzeni sağlamak adına çıkartılmış kanun, ortalığı galeyana getirip, olay çıkartıp, hareket çekip küfür edemezsiniz, ama yaparsanız da bunun bir cezası yok diyor.
Yani, vazgeçtim caydırıcılığı, cezası yok!
Vandalizm bu ülkede, hiçbir izm’in sahip olmadığı özgürlüğe sahip… Doğru düzgün cezalarımız olmadan hiçbir şeyin önüne geçemeyiz.
2 gündür gündemi yoğun şekilde işgal eden konu oldu bu olay. Holiganizm statlardan salonlara taşındı bu sene itibari ile. Muhakkak geçmiş yıllarda da oluyordu salonlarda bu tip olaylar fakat FB-Efes ve GS-FB maçlarında iyice belli etmiş oldu kendisini holiganizm salonlarda.
“Futbol maçlarından sonra salon sporlarında da yavaş yavaş sıradan hale gelen bu davranış bozuklukları sadece kulüplere verilen cezalarla önlenebilir mi?” Bu sorunun cevabını insanlardan özel olarak tek tek almaya gerek yok sanırım. Federasyonların yaptırımları ve katlanarak devam eden olaylar… Her şey ortada. Haftalarca seyircisiz oynamalar, saha kapatmalar, verilen para cezaları hiçbir şeyi engellemediği gibi sanki bu yaratıkları daha da cesaretlendirmiş gibi.
Mehmet Demirkol’un üzerinde ısrarla durduğu “Bu insanların bir kısmı aslında normal insanlar fakat tribünlerde kendilerini serbest hissettikleri ve her hangi bir ceza almadıkları için bu görüntüler ortaya çıkıyor. Aynı hareketleri sokakta yapsalar içeriye alınırlar.” demecine hak ve kulak vermemek elde değil. Bir kere düşünün; ölesiye sevdalı bir taraftarsınız. Cebinizdeki son parayı maç biletine verecek kadar hatta; ama işlerinizde yolunda gitmiyor, çok zor durumdasınız ya da ne bileyim maaşınızı alamıyorsunuz, evde eşinizle problemleriniz var. Ülkede her gün başka başka siyasi buhranlar türüyor ve siz tribündeki yerinizi almışsınız takımınızın oynadığı büyük bir derbide. Amacınız belki de 90 dakikalığına tüm dertlerden kurtulmak. Ama tribünlerde gelişen olaylara bilinçaltınızdaki tüm bu tilkiler eklenince, tüm bunlara rakip sporcunun takımınızın tribünlerine yapmış olduğu harekette katılınca sürü psikolojisi ile hareket eder bulursunuz kendinizi. Belki de o maça sahaya bir şeyler atmak için gitmemişsinizdir ama aynı maça sahaya bir şeyler atmak için gidenlere kapılırsınız. Onlara uyarak bir sinir boşalması yaşadığınızı sanırsınız belki bir yerde. O maça sahaya bir şeyler atmak için gelen insanlar olmasa, oyun alanı içerisinde tribüne hareket çeken sporcu olmasa sizde adam gibi maçınızı izlersiniz belki. İki sene önce ki GS-FB futbol maçı bence bunun tipik bir örneği idi. O tribünde olup sahaya şişe atanların arasında maç seyretmek için gelende vardı, sahaya bir şeyler atmak için gelende. Tribünlerde bu tip insanlar olduğunu da unutmamak gerekir demek istiyorum ya da demeye çalışıyorum.
Peki tüm bunlar nasıl önlenir? Sahalara bir şeyler atmaya gelenler nasıl uzak tutulur, şişe atmaların önüne nasıl geçilir? Saha kapatmakla, oyunları başka statlarda oynatmakla, para cezalarıyla olmayacağı kesin. Şu unutulmasın ki herkesin kendinden başka hiçbir şeyi düşünmediği bu sistem ve çağda kulüplere verilen para cezaları hiçbir şeyi önlemez. Sahaya özellikle bir şeyler atmak için gelenlerin tribünlerden uzak tutulmasıdır asıl önleyici yaptırım. Sırf sahaya şişe atmak için gelen ve böyle kafaya sahip bir canlının umurunda olur mu kulübe verilen para cezası? Kendi cebinden çıkmadıkça kim takar ki o cezayı. O cezaların kulüpler yerine bireylere verildiğini düşünsenize bir. Sahaya bir şişe attınız, kulübünüz ceza almayacak ya da cüzi bir miktarda alacak siz ise (atıyorum) 5000 lira ceza alacaksınız ve yaptırımlar o kadar ağır olacak ki bunun yanında da ömür boyu spor müsabakalarını tribünden izlemekten men cezası alacaksınız. Bu cezaları almanıza sebep olan hareketi en yakın arkadaşınız tribünde yapabilir mi? Sokak ağzı ile daha açıklayıcı olur sanırım “Yer mi?” Bir çok kişi için söylemiş olduğum yaptırım ağır gelebilir belki ama bence suçu sadece oyununu oynamak olan bir sporcunun kafasına şişe atmanın cezası da ancak bu olur.
Yeri gelmişken bir Beşiktaş taraftarı olarak Aziz Yıldırım’ı ayrıca tebrik ederim. Aziz Yıldırım kuralları sadece kendisine gelen tepkilerden sonra hatırlamamış, sahaya şişe atanları kulağından yakalamıştır.
Taraftar olmayı bilmiyoruz….
Taraftar olmakla holigan olmak arasındaki farkı bilmeyen,fanatizmi kendini kaybetmek olarak algılayan bir seyirci potansiyeline sahibiz…İzlediği maçtan spor adına tat almaktansa bağırmayanı tribünden atmaya çalışan , kuralları bilmeden sadece küfür etmek için itiraz eden kısacası spor alanlarını amiyane tabirle ringonun mekanı gibi kullanan çok insanımız var.
Bu konuda büyük payın kulüp büyüklerinde olduğunun altını çizmekte fayda var.Görselliğe gösterilen özenin yarısını yaptırım konusunda harcamak zordur büyüklerimiz için.Hatta angarya sayılır.Çocuk uslu durmazsa bilgisayar yasak,net bir büyük mantalitesi…Bunu yaptırım olarak belirlemek sanki kulübe ihanetmiş gibi algılanır.Klasik bir cümle vardır, bir kaç kişinin yaptığını o topluluğa mal edemezsiniz.Sanki o kişi maçları diğer insanlardan farklı yerde izliyor , yada farklı bi giriş kullanıyor..Kesinlikle kimsenin ne yapacağını kestiremezler tabi ama yapılanların cezasını başka yerlerden beklemek teşvik etmekten farksız olur..Aksine her maça gelsinler die bedava bilet dağıtılıp sadece kalabalık yapsınlar bağırsınlar gibi bi beklenti içinde olan büyüklerimiz bu imam cemaat ilişkisinden sıyrılıp büyük sıfatını layıkıyla yerine getirmeleri gerekmektedir..En yüksek maddi desteği sağlamak o işi en çok en iyi bilen kişi olmak anlamına gelmez..
Herşeyin en iyisini bildiğimiz için zaten örnek almıyoruz hiçbir örneği!!!Yaptırım konusunda Futbolda ingilizleri , Basketbolda NBA i örnek almak bizim gibi sporun herdalında yıllardır üst düzey başarılar elde etmiş bir topluma yakışırmı hiç!!!
Olay çıkaran isimleri açıklamak
Mert Aydın’ın bu önerisi,maçın özetini daha doğrusu çıkan olayların özetini izleyip her iki taraf için de yüz kızartıcı görüntülerin bir daha tekrarlanmaması için yapılacak girişimlerin belki de en önemlisi gibi gözüküyor.Bu manzaranın temel sebebi aynı iki klübun farklı branşları arasında olan futbol müsabakalarında da hala yaşanıyor olması ve ne yazık ki her iki tarafa da caydırıcı cezaların daha doğrusu verilmesi gereken cezaların uygulanmaması en büyük sorunlardan biri.Bunun sonucunda da özellikle iki takım arasında her geçen gün ciddi şekilde tırmanan ,maç sonuçlarının önüne geçen,skordan daha çok merak edilen ve sonunun ne zaman geleceği belli olmayan çirkin davranışları görmekteyiz.
Son bir kaç seneyi incelemekte fayda var.2006-07 sezonuna kadar,sahaya atılan bir kaç yabancı madde ve koro halinde edilen küfürler dışında şiddet adına pek fazla birşeye rastlanmadığı görebiliriz.Fakat 2006-07 sezonunda oynanan Şükrü Saracoğlu Stadı’ndaki Fenerbahçe-Galatasaray maçında yaşananları milat olarak nitelendiriyorum.Mondragon’un arkasına atılan ve 45 dakika boyunca duyamamasına neden olan ses bombası,o dönemim Galatasaray teknik direktörü Gerets’in alnını yaran taş,aşırı yabancı madde yağmuru,Galatasaray taraftarına yapılanlar maçlardan alışık olduğumuz ortalama! şiddetin çok üzerindeydi.Bu hiçbir takımın taraftarına hatta insanlığa yakışmayan olayların; içinde bulunduğumuz sezonda yine Galatasaray maçından sonra yapılanlara rağmen resmi internet sayfasından taraftarlarına teşekkür eden Fenerbahçe Yönetiminin tetiklediğini düşünüyorum.O sezon Fenerbahçe Yöneticisi Şekip Mosturoğlu’nun maçtan sonraki röportajında her maçta yaşanan olaylar bunlar cevabını verdiğini hatırlıyorum.Sadece Fenerbahçe tarafı mı ?tabi ki hayır.Galatasaray tarafı da suçlu.Ama bu dereceye tırmanan gerginliğin ve sonucundaki şiddetin tetikleyicisi olarak Fenerbahçe taraftarı ve yönetimi olduğunu düşünüyorum.Bütün bu istemediğimiz olayların sonucunda Fenerbahçe bu maçın Ali Sami Yen’deki rövanşına şampiyon olarak geldi.Hatta aynı sezon bir başka ülkede,İngiltere Premier Ligi’nde şampiyon olan Chelsea de Manchester United maçı için Old Trafford’a aynı ünvanla çıkacaktı.Hatırlarsınız maç başlamadan çok kısa bir süre önce Manchester United’lı futbolcular koridorun çıkışında dizilip,70.000 kişilik stadı dolduran seyircilerle beraber Chelsea’li futbolcuları ayakta alkışlamışlardı.Aynı davranışı Galatasaray sergileyebilir mi diye günlerce bu İngiltere’deki görüntüler bütün spor programlarında döndü.Alkışlanmayacağını biliyordum.Açıkça söylemek gerekirse ben de alkışlamayı düşünmüyordum,alkışlamamaya hak veriyordum.Fenerbahçeli Yöneticilerin samimi olmayan demeçleri,aleyhlerine yapılan hatalardan sonra özellikle bjk kupa maçının sonunda sinirden konuşamayan hakemleri eleştiren ama lehlerine hakem hatası olunca böyle şeyler olabilir diyen Zico’yu,yaptığı hareketlerin yarısından fazlası faul olan ve centilmen olmadığını düşündüğüm Lugano’yu alkışlamak bana göre doğru değildi.Ama bunu bütün Fenerbahçe camiasına yüklemenin anlamsız olacağını da biliyorum.Sağduyulu,centilmen taraftarların sayısının azımsanmayacak sayıda olmasını temenni ediyorum.O maçta da o su şişelerini atan Galatasaray’lıları(!) da aynı şekilde olumsuz davranışlarda bulunan rakip taraftarı kınadığım gibi kınıyorum.Bu olaylardan sonra her sene yapılan Galatasaray Fenerbahçe arasında yapılan bayan basketbol maçlarına bile taşan olayları kronolojik sıraya dizip incelemek yersiz ve gereksiz olur.Herşey ortada.Ama Türkiye’de centilmen taraftar olduğunu da düşünmek istiyorum.Kadıköy’de Galatsaray’lı futbolcuları tahrik eden Fenerbahçe’li futbolcuların da savunulacak bir tarafı olmadığını düşünüyorum.Abdi İpekçi’de olay çıkaran kendi desteklediğim takım taraftarlarını savunmanın saçma olacağı gibi.İnsanların kendi kendilerini bile savunmalarının bile güç olduğu bir ortamda Fenerbahçe Maratonunu ya da Abdi İperkçideki Galatasaray taraftarlarını savunmak saçma olur zaten.Resmi taraftar sitelerine bütün camiayı itham edecek şekilde çok çirkin sözler sarfeden Fenerbahçe taraftarını da fenerbahçeliliğe yakıştıramıyorum.
Hiç bir ortamda yapmaya cesaret bile edemedikleri davranışları çarpışma arenası olarak gördükleri stadlarda rahatlıkla sergileyen,toplumsal ve siyasal olaylara bile futbola olduklarınıın onda biri kadar kayıtlı kalamayan,çevresinde ne olup bittiğini umursamayan insanların da geldiği tribünleri seyrediyoruz.Umarım ölüm,yaralanma gibi daha da ciddi olaylar olmadan bunun sonu gelir.
Sonuç olarak başa dönüyorum.Şükrü Saracoğlu’nda Galatsaray maçında insanlık dışı olay çıkaranları istediğiniz kadar mahkemeye çıkarın,Abdi İperçi’deki 11 kişiyi gözaltına alın,İnönü Stadın’a 1 sene girmeme cezası verin 36 kişiye.Neye yarar kendini kontrol edemeyen;toplumsal,siyasal,çevresel olaylara kayıtsız kalan,binlerce kişilik beşiklerde uyutulan insanlar düşünemediği sürece.
Önce taraftarlar birbirlerine küfür ediyordu, sonra salon içinde birbirleriyle dalaşmaya başladılar, sonra rakip takım taraftarları alınmadı salonlara. Bu belki biraz keser dedik ama bu sefer de salonda tek taraf olan ev sahibi taraftarlar oyunculara küfürler yabancı maddeler yağdırmaya başladı, o da yetmedi geçen yıl Fenerbahçe – Efes serisinde sahaya taraftar daldı… Maç bitiminde olan bir olay , 5 maç ceza ile kapatıldı. Ve düne geldik , maç uzatmaya gitmiş Galatasaray takımının oyuncuları cidden inanılmaz mücadele verdiler iyi oynadılar , ama birden bire bir bayan’ın yaptığı el hareketini bahane gösteren taraftar güruhu sahaya ne bulursa atmaya başladı… Tamam hadi tahrik etti seyirciyi eyvallah, bu mudur yani…. Taaa karşı pota arkasından sahaya girip ne oluyoruz yahu diye sağa sola bakınan Kinsey’e arkadan gelip vurmanın , bu bayanın yaptığı tahrikle ne alakası var. Bu olaylar bitmiyor böyle giderse de bitmeyecek , ikinci yarıdaki maçta da aynısını Fenerbahçe taraftarları yapacak çünkü. Bu işin sonu nereye varacak bilmiyorum, ama protokol tribününde üzerinde Fenerbahçe forması olan 8 yaşındaki çocuğa bile tahammül edilemez hale gelinmişse, buraya artık üst seviye müdahele şarttır. Ben Fenerbahçe’liyim, üstelik koyu da bir taraftarım… Nasıl geçen yıl Efes maçında olanlara lanet okuduysam , Pazar Günü olanlara da okuyorum çünkü ben aynı zamanda bir basketbolseverim.Benim gibi koyu bir taraftar bile bu olanlara böyle bakabiliyorsa, yönetici sıfatıyla orada duran kişiler de, bulundukları konumun hakkını versinler. “Bizden özür dilemediler ki biz dileyelim”,” eee canım geçen yıl Efes maçında olanların yanında bu ne ki”, ya da aaa bunca yıldır ben ilk kez görüyorum benchteki oyuncuya saldırıldığını diyerek yöneticilik olmaz.Bu lafları kimin dediği önemli değil, ister başkan olsun, ister sorumlu idareci, olsun isterse kulüpte dış kapının mandalı olsun. Herkes şapkasını önüne koyacak düşünecek… Bu işin sonunda bir oyuncu sahada yaralanacak, eğer o oyuncu yabancılardan biri olursa başımıza neler gelir acaba bunu tahmin edebilme projeksiyonuna sahip mi yöneticilerimiz. 28 Kasım’da Abdi İpekçi’de bir derbi daha var, bu sefer bayanlar liginde. O maçta olabilecek en ufak bir olayın nelere gebe olduğunu anlayan kaç yönetici var merak ediyorum şu an cidden.
Gelelim olayın medya boyutuna, medyadaki herkes bu işten nasibini alacak. Ben kızıyorum, çünkü benim başkanım dürüstlük yapıp 24 saatte ” alın kardeşim bu adamlar sahaya madde attı ben de tespit ettim, teslim ediyorum hukuk sistemi yapsın gereğini” derken, rakip takım yöneticisi sahanın içerisinde seyirciler dolanırken canlı yayında “e canım geçen yıl bunun bin beteri oldu onlara bakarsak bu ne ki” diye pişkin pişkin konuşuyor. Bu yapılan olaydan rakip takıma ait köşe yazarlarının hiçbiri bahsetmiyor bile. Bir tane bile teşekkür eden yok bu çabaya.O yüzden basında ki taraflı kalemlerin de şapkayı önüne koyması lazım artık. Taraftar kendine çeki düzen verecek, yönetici kendine çeki düzen verecek, basın kendine çeki düzen verecek, federasyon kendine çeki düzen verecek. Ve herşeyden önemlisi Sporda Şiddet Yasası çıkacak. Şimdi bu sahaya atlayan daha nereye geldiğini bile bilmeyen(şu yumruk yiyen arkadaşın, bütün bir program boyunca stad demesinden dolayı bunu diyorum) insanların yüzünden normal sezonda misal Kepez maçını izleyen 200-300 kişi bu takımı izlemekten mahrum kalacak. İşte bu yüzden suçlar bireysel suç kapsamına alınmalı, ona göre cezalar verilmeli ki hakkaniyet ölçüsünde olsun bu olaylar.
Bu tür olaylar geçtiğimiz günlerde sıklaşmaya başladı. Bu da Türk Sporu’na zarar veriyor.Eğer spor kültürümüzün gelişmesini istiyorsak bunları yetkililerin görüp önlem alması gerekir.Yetkililer derken; Adnan Polat’ın maçtan sonra “Olanlar için üzgünüm ama özür dilemek zorunda değilim.” gibi bir açıklaması var, yani ev sahibi takımın stadın güvenliğinden sorumlu olması salondaki polislere yardım etmesi gerekirken Adnan Polat bu desteği vermedi ve sorumluluğu üzerinden attı.Yani bu konuda yetkililerden yeterince destek gelmiyor,zaten onlar da bu sorunları düzeltmeye pek istekli değiller gibi.
Galatasaray Cafe Crown-Fenerbahçe Ülker maçında tribündeki oyuncuların oyunculara temasta bulunduğunu söyleyen, neden bu tür olaylar Fenerbahçe maçlarında oluyor diyen(Fenerbahçeli oyuncular tribünlere karşılık verdiğini düşünenler) insanlar var.Maçlara gitmediğim için bilemiyorum ama sorun futbolcularda da, tribünde de, yetkililrde de, bizde de olabilir ama bu olayların azalmasını istiyorsak cezaların artırılmasdı gerekiyor.Sokakta yürürken yanımızdan geçen bir insana nasıl vurunca nasıl ceza veriliyorsa salon veya stadlarda da şiddeti önlemek için şiddeti yapanları taraftar olarak kınamamız gerekir.Çünkü oraya insanlar ailesiyle birlikte zevk almak için geliyorlarve bilet parası veren insanların beklentileriin karşılanması gerekiyor.
Sadece bu olay değil; Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde hakemin kafasına çakmağın atılması(belki o olay yüzünden maç tatil edilebilirdi), haftasonu Bursaspor’un hazırlık maçında tribünlerde 18 yaşın altındaki bir çocuğun bıçakla koşuşturması (ki sadece 1,5-2 yıl stada girememe cezası aldı) daha yeni olan olaylar.Zaten her yıl Galatasaray-Fenerbahçe derbilerinde bu tür olaylar oluyor.
Neden bu olayları yapanları kınamıyoruz? Neden bu insanları şikayet etmiyoruz?Bu tür olayları yapanların salona ömür boyu girememesi gibi cezalar neden verilmiyor? Eğer caydırıcı cezalar olsaydı tribünlerdeki insanların davranışları daha farklı olabilirdi.O zaman insanlar sadece takımını desteklemeye gelirdi, rakip takımın taraftarlarına veya oyuncularına küfür etmeye değil.
FANATİZM futbol,basketbol branş ayırt etmeksizin her spor müsabakasının başının belası halinde.Peki çok mu zor engel olmak, yapamazmıyız bunu bu kadar acizmiyiz biz insanlarımızın eşiyle çocuğuyla güvenli bi şekilde bir tiyatro, bir sinema filmi izler gibi maç izlemesini sağlayamazmıyız.Tabiki yapabiliriz fakat bunun için federasyonun,spor kulüplerinin, devletin, medyanın ve gerçek taraftarların birlikte hareket etmesi gerekir.Öncelikle cok basit bir sey yapılmalı bu gün federasyon baskanı sayın Mahmut Özgenerinde söylediği gibi statların her köşesi profesyonelce kamera sistemiyle izlenmeli ve bunun kontrolü kesinlikle tarafsız bi kuruluşta olmalıdır.(TFF, Emniyet vb.),devlet gerekli yasaları cıkartmalı, olay cıkaranlara cisim atanlara sadece stadlara girememe cezası değil para ve hapis cezasıda getirilmeli bence, kulüpler olaylara karısan taraftarları korumamalı korumaya calışmamalı ve derhal gerekli mercilere ihbar etmelidir.(Gerçek taraftarlarını korumak adına yapmalıdır bunu çünkü verilen seyircisiz oynama cezalarını asıl onlar çeker olay çıkaranlar değil)Gelelim medya ayağına dün akşam ntvspor da spor gecesi programında izledim ingilterede bir macta sahaya giren bir biraç taraftar var. Kameralar hemen yedek kulübesine döndü, görevliler sahaya girenleri etkisiz hale getirmeye çalışırken kesinlikle holiganlar çekilmedi ve ekranlara yansımadı bu çirkin görüntü. İşte duyarlılık bu bizdeyse bazı medya kuruluşları maç esnasında göstermek bi tarafa maçtan sonra tekrar tekrar izletir bu görüntüleri hatta maçtan konusmaz kimse maçın önüne gecer olaylar. Son gs cafe crown-fb ülker maçında tribünlere el hareketi yapan bayan taraftar bir tv programında saatlerce konusur ve konnusturulur.Tabi bütün olayların sorumlusu o bayan tarftar değildir ama büyük pay sahibidir.Ben bir galatasaraylı olarak gs kulübünden tıpkı fb nin futbol derbisinden sonra yaptığı gibi olay çıkaranları acıklamasını bekliyorum.Çünkü artık stadlarda salonlarda görmek istediğimiz taraftarlar maçlara gitmeye korkar oldu.Umarım en kısa zamanda gereken önlemler alınır, herkes üstüne düşeni yapar ve aileler çocuklarını maça göndermeye korkmaz artık.