Ana Sayfa > Mert Aydın > Mert Aydın: İki ay sonra buluşalım

Mert Aydın: İki ay sonra buluşalım

18 Aralık 2009

mertaydin“Rakipler ne Türk lokumu ne de dinamit lokumu. Bakarsak bağ olacak bakmazsak, çalışmazsak dağ olacak. Kısacası dikkatli olmak gerek.

35 sezon önce Luis Aragones ve Javier Irureta gibi sonraki yılların iki flaş teknik direktörünü futbolcu olarak barındıran Atletico Madrid, Avrupa şampiyonluğunun kıyısından dönmüştü. Bu yolda da Galatasaray’ı elemişti. Kadere bakın ki bunca yıl sonra yeniden yan yana onlar.

Fenerbahçe, Fransa Ligi’nde son 3 maçta 12 gol atan Lille karşısına çıkıyor. Onlarla da 2 ay sonra oynanacağı için şimdilik paniğe kapılmanın bir anlamı yok. Atletico’nun durumu pek iyi değil ama Atletico’nun aksine Lille, iyi bir takım. Öyle dudak uçuklatacak yıldızları bulunmuyor. Fildişi Sahili’nden Gervinho ön plana çıkıyor. Cabaye, Tulio gibi futbolcular tehlikeli. Ama yıldızlar değil, inatçılıkları başrolde.

Sarı-lacivertliler bu son haftalarda gördüğümüz performansı düzeltmek zorunda. Ocak’ta transfer yapılmazsa hemen her sezon Avrupa arenasına çıkan Lille karşısında hüsran yaşanabilir.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz

Mert Aydın

  1. Uğur Albayrak
    17:52 içinde 18 Aralık 2009 | #1

    Kura çekilişini ntvspordan izledim ve rakiplerimiz belli oldukça mert aydının yorumlar bana görede doğruydu.
    A.Madrid gerçekten ispanyanın 4-5 takımı arasına giricek güçlü bir takım ama karşısındada avrupada 12 deplasman maçında 11 maçta yenilmeyen bir galatasaray var 1 yenilgide yarı paf galatasaray ile strum graz arasında oynanan maçta oldu. Geçen seneye bakarsak bordeux bu senenin flaş takımı ki kadroda nerdeyse hiç bir değişim yok kimi şansa diye bilir kimide haketti ama skor 3-1 iken ve hamburg maçı 2-0 iken oynadığı futbol bana önüne hangi takım çıksa eler diyebiliceğim türdendi.
    Bu seneki Avrupalı Galatasarayda fark yok geçen seneyle eğer o öne geçtiğinde skoru korumayı başarabilirse a.madridide (everton-sporting) maçının galibinide eler çeyrek finalde rakibini bekler bunun içinde servetin yanına iyi bir defans almak şart barosunda o zamana kadar düzelceğini hesaba katarsak ve performansı yükselirse galatasarayın ilk maçında orda olması avantaj gollü beraberlik gibi skorlarda Alisamiyendeki maç için avantaj olur
    Fenerbahçede bakıcak olursak şu 1 aydır izlediğimiz fenerbahçe çok kötü devre arasına girildiğinde transferlerle düzelme gösterir karşısındaki rakip lille çok iyi oyuncuları var ama iç sahada başarılı bir takım grafiği göstermiyo bu zamana kadar son 3 maçtaki iyi oyunları devam edermi o da belli değil ilk maçında orda olması avantaj hem lille iç saha grafiği kötü avantajlı skor istanbulda tur atmaya yeter gibi gözüküyor
    Bu turu geçerse Fenerbahçe , liverpool- unirea maçının galibiyle oynuyucak ki büyük ihtimal liverpool olucak o maç fenerbahçe için çok zorlu olucak ama devre arasından sonraki halleri takımların tur için önemli etken olucak.

  2. 19:56 içinde 18 Aralık 2009 | #2

    Lille : Gervinho ve Eden Hazard’a Dikkat!

    Bu yıl en çok dikkatimi çeken oyunculardan biri Gervinho. Fildişi Sahili vatandaşı olan oyuncunun gerçek adı “Gervais Yao Kouassi”. Fransa’nın Lille takımında forvet mevkisinde oynayan Gervinho aynı zamanda ülkesinin milli takımında da oynuyor.

    Sürati, top tekniği ve üstün gol yeteneği ile yakın zamanda adından çok söz ettireceğini düşündüğüm Gervinho ilginç saç stili ile de dikkat çekiyor. Bu yıl Fransa liginde 15 maçta 8, Avrupa Ligi grup maçlarında 5 maçta 4 gol atan Gervinho henüz 22 yaşında.

    Gervinho, izlediğim Fransa Ligi maçlarında özellikle sürati ile rakip savunmaları çok zor durumlara düşürüyor ve bu da savunulması çok güç bir oyuncu oolduğunu gösteriyor.

    Bu yıl izlediğim Lille maçlarında Gervinho ile birlikte yine gözüme takılan diğer bir oyuncu da Eden Hazard. Henüz 18 yaşındaki Belçikalı genellikle oyunun ikinci yarılarında oyuna dahil oluyor. Kısa boyuna rağmen inanılmaz sürati ile önümüzdeki dönemde oda kendinden çok bahsettireceğe benziyor.

    Eden Hazard, orta sahanın ileriye dönük bölümünde forma giyiyor. Stil olarak fizik ve sürat olarak Gökdeniz’e benzetebiliriz ancak top tekniği gerçekten çok üst seviyede. Aslında bu özellikleri biraz Messi’yi anımsatıyor ancak tabi ki şimdiden bu kadar üst düzey bir benzetme abartılı olabilir. Kim bilir belki de göstereceği üst düzey performans ona “Avrupa’lı Messi” ünvanını getirebilir.

  3. Onur Ali Mermer
    21:18 içinde 18 Aralık 2009 | #3

    Bu rakipleri aslında şu ölçüde değerlendirmek çok da sağlıklı olmayacaktır. Bu dönemdeki perforsmanlara bakarak yargılarda bulunmamamk en doğrusu. Ama yine de belli ölçülerde takımları ele almak gerekir. Aslında burada rakiplerimiz performansından çok bizim takımlarımız performansları önemlidir. Bizim takımlarımız kendi oyunlarını oynarlarsa, kendi mücadelerini yaparlarsa zaten başarı da gelecektir. Tabi ki rakiplerimizin durumlarını da gözardı etmemek gerekir. Onllara da gereken saygıyı göstermek gerekir. Onları da izlemek, analiz etmek gerekir. Bunlara göre bir plân yapmak gerekir.
    Takımları analiz ettiğimiz zaman Atletico Madrid herkesin az çok tanıyıp bildiği bir takım. Belki bu dönemde lige kötü başlamış olabilir. Henüz istenilen düzeyde futbol oynayamıyor olabilir ama yine de Atletico Madrid dendiğinde hâlâ insanlar çekiniyor. Özellikle forvet hatlarında Dünya çapındaki yıldızları ile gol yollarında etkili bir takım. Bu tür takımları zaten böyle kriz ekseninde değerlendirmek çok büyük yanlış olur.Ve yine bu tür takımların en tehlikeli dönemleri de bu kriz eksenindeki sönemleridir. Çünkü,bu dönemde her fırsatı bir çıkış maçı olarak görürüler ve bu maçlarda genellikle Avrupa maçlarıdır. Ama eğer bu Avrupa’daki maçlardan gelecek başarısızlık olumsuz gidişatı daha da hızlandırabilir.Bu ölçekte Atletico Madrid’in kaderi Galatasar’ın elinde.
    Lille,takımına baktığımızda aslında korkulacak düzeyde bir takım değil. Fenerbahçe, kendi oynunu oynadığında, kendi sistemini oturttuğunda,kendi mücadlesini yaptığında açıkcası çok da zorlanacağını zannetmiyorum.Rakibinden oynuna saygılı yaklaşmalıyız,rakibimizi küçümsememeliyiz.Çünkü,rakibi küçümsemek futbolda daha doğrusu sporda yapılmaması gerekenler arasında yer alıyor.Ama rakibimize saygı duyacağız,omları küçümsemeyeceğiz diye kendi oynumuzdan vazgeçmemeliyiz.Bu yüzden ben Fenerbahçe’nin şubatta kendisine gelmesi şartıyla Lille’yi eleyeceğine inanıyorum.

  4. Yasin Tuğcu
    18:19 içinde 21 Aralık 2009 | #4

    -KOLAY OLMAYACAK-

    Lille takımı bu sezon yakalamış olduğu takım ruhu ve form itibariyle Avrupa Ligi’nde potansiyelini en fazla sahaya yansıtan birkaç takımdan biri.Öyle ki Genoa’yı safdışı bırakarak geldiler.Bu yılki çizdikleri portre hücum yönlerinin güçlü olduğunu gösterse de Fenerbahçe maçlarında mutlaka daha kontrollü olacaklardır.Çünkü bu maçlar telafisi olmayan maçlar..Kadro kalitesi olarak Fenerbahçe’nin daha iyi bir düzeyde olduğunu söyleyebiliriz.Ve turu geçme adına özellikle deplasmandaki maçta bunu rakibe kabul ettirerek oynamaları lazım.Başabaş rakiplermişcesine oynarlarsa en azından şimdiki halleri onlar için yeterli olmaz..İçerideki maçta da çabuk forvetlere karşı dikkatli olmaları şart..

    Galatasaray kadro kalitesi anlamında kendileri hariç geriye kalan takımlar arasında en güçlü kadrolardan birine sahip bir rakibi çekti.Ancak takım olma anlamında ise en kötü durumda olanlardan birini..Şu an içinde bulundukları durumu atlatabilirler mi bilinmez,ama her ne olursa olsun Galatasaray’ın özellikle deplasmandaki maçta takım olarak iyi savunma yapması gerekiyor.Çünkü bireysel anlamda Agüero,Forlan,Maxi gibi isimleri durdurumanın bir yolu yok.İçerideki maçta ise muhtemelen daha baskılı bir Galatasaray izleyeceğimiz için kontrataklara daha fazla dikkat etmek gerekecek.

    Galatasaray’ın ekstradan bir avantajı da rakibin başında-en azından şimdilik- Quique Sanchez Flores’in bulunması..Çünkü o Galatasaray’ı en son geçen seneki Benfica maçından hatırlayacak ve o günkü takımın üstüne Keita,Elano,o gün oynamayan Kewell gibi isimlerin katılacak olması onu daha önlemli oynatmaya itecektir.Bu da Galatasaray’a psikolojik olarak bir üstünlük getirebilir.Tabi kullanabilirlerse..

    İki takımımızda rakiplerini eleyebilecek güçteler ve eğer elerlerse kimse şaşırmaz.Ama mutlaka şu an itibariyle bulundukları durumdan daha iyi bir duruma gelmek zorundalar.Yoksa kimse bu sefer elenmelerine şaşırmaz..

  5. 11:27 içinde 22 Aralık 2009 | #5

    Şu eşleşmeleri görünce insan ister istemez hani seri, hani başı diye soruyor tabii. Hele ki Fenerbahçe için tam da eh Lille fena değil demek üzereyken, ortaya çıkan muhtemel Liverpool eşleşmesi alın o zaman tadında oldu.

    Atletico Madrid eşleşmesinde çok kan dökülecek. Kılıcı daha çok saplayan turu geçer. Takımların şu anki hallerine bakınca, bol bol gol izleyeceğimiz iki maç öngörmek mantıklı geliyor. Hele Servet-Gökhan ikilisini Forlan ve Aguero’nun karşısında düşününce kötü oluyorum; içim daralıyor.

    Tek avantaj turun anahtarının da çilingirinin de belli olması. Çözmesi çok zor bir denklem yok ortada. Galatasaray yememek için değil, yediğinden fazlasını atmak için sahada olmalı. Turun anahtarı bu. Anahtarı elinde tutan kişi de Frank Rijkaard. Büyük maçlarda sadece büyük oyuncular değil, büyük hocalar da ortaya çıkar. Bu turu geçerse ne Elano, ne Kewell, ne de Keita, ancak Rijkaard geçer. Haddinden fazla açılan bazı ağızları kapatmak için de iyi bir fırsat.

    Fenerbahçe ise vizesi kolay ama finalinden geçmenin çok zor olduğu bir hocanın dersini aldı. Üstelik bütünleme de yok. Kaldın mı okul bir sene uzuyor. Şu an için Liverpool maçını akıllardan çıkarmak, yapılacak en mantıklı iş. Son anda Hertha Berlin’i çekememek büyük şanssızlık ama Lille de Fenerbahçe’nin dişine göre bir rakip. Maçlara daha iki ay olması sevindirici. Ara transferi çok iyi değerlendirmeli Fenerbahçe. Önemli olan lig, yalanı bitti artık. Takım, lider olarak son 32′ye kaldı. Daha da ileri götürmek lazım. Bir an önce 3-4 sene önceki transfer politikasına geri dönüp, adam gibi futbolcular katılmalı kadroya. Anfield’da Guiza’nın ağlak bakışlarını izlemeye kimse katlanamaz bu saatten sonra.

    Genel kanının aksine Liverpool’un ligden kopmasının onlar için bir avantaj olduğuna katılmıyorum. Geçmiş senelerde Avrupa’da coşan Liverpool ligde şansının olmadığını baştan bilerek saldırıyordu bu maçlara. Oysa şimdi ligi de isteyen ama sürekli tokat yemekten çöken bir Liverpool’la karşı karşıyayız. Moral ve motivasyon olarak dibe vurmuş bir takım ve akşamları evde odasına kapanıp hüngür hüngür ağladığını düşündüğüm ve de umduğum bir Benitez’den söz ediyoruz. Her dibe vuran zıplayacak diye bir şey de yok sonuçta. Fenerbahçe Liverpool’un isminden çok, aşırı derece de korkmaya gerek olmayan kadrosuna odaklanırsa her şey daha kolay olacaktır.

    Özetlersek kuralar zor mu? Evet zor ama ikinci torbada bu kadar çok, güçlü ekip varken böyle olacağı belliydi. Sonuçta son 16′ya kalma mücadelesi. Artık rakip seçme gibi bir lüks yok. Ben iki takımımıza da inanıyorum. Aradaki iki aylık süre boşa geçirilmezse Şubat ve Mart ayları zaferlere gebe olabilir.

  6. cihanozalp
    17:15 içinde 22 Aralık 2009 | #6

    Avrupa Liginde İlerleme Transfere Bağlı

    Galatasaray: Avrupa Liginde oynadığı maçlardan sadece birini kaybederek ve büyük bir başarı göstererek grubundan birinci olarak çıktı. Ancak Panathinaikos haricinde onları zorlayabilecek takım grupta yoktu ve Panathinaikos eski günlerini aratır derecede kötüydü. “Yiğidi öldür hakkını yeme” denilmesi gerekse de bu tur ve bir sonraki tur rakiplerin güçleri gittikçe artacak. Atletico kendi liginde iyi değil ancak çok etkili gol ayakları var. Galatasaray şu kadrosuyla iki maçta da goller atabilir ancak ne kadar yiyecek önemli olan konu bu… Servet şu an Türkiye’nin en iyi defanslarından ancak yanındaki oyuncular yetersiz.
    Gökhan Zan: 3 maç var; 15 maç yok, 4 senedir böyle olan bir adamı almalarının anlamı nedir anlamış değilim. Ben bir Beşiktaş’lı olarak gitmesine sevindim diyebilirim.
    Emre Aşık: 1 maç dünyanın en iyi stoperi; 15 maç “stoper mi nerde?” diyebileceğiniz bir oyuncu ve sürekliliği olmadığı sürece(zaten bu yaşa kadar olmamışsa zor!)oynayamaz.
    Emre Güngör: 2 yıl sonra olacak ancak henüz değil. Ligi kaldırır ancak Avrupa tecrübe ister.
    O zaman yapılacak olan şey Linderoth’u gönderip ya da boş kontenjanı vardı sanırım onu kullanıp Avrupa’da ses getirmiş stoperlerden birini almak olmalı. Çünkü bu Galatasaray bu hücum oyuncularıyla bence şu an Avrupa Liginde ve Türkiye’de oynayan en iyi kadroya sahip Keita,Arda,Baros üçlüsünün yanında Kewel ve Elano’da eklenince mükemmel bir hücum hattı oluşuyor. Son 2-3 yılda Galatasaray’da transferi yöneten kişiler mükemmel bir performans gösteriyorlar. Umarım defanstaki bu problemi görürler ve Rijkard’ın da görüşleri doğrultusunda iyi bir transfer yapılır. O zaman terslikler, sakatlıklar bir de Franco’nun yediği saçma sapan goller olmadığı sürece Avrupa Ligi’nde büyük ilerleme kaydedilir.

    Fenerbahçe: Fenerbahçe Avrupa Liginde büyük başarı gösterdi ve grubu birinci olarak bitirdi. Grubunda zorlu takımlar olmasa da Hollanda lideri Twente karşısında bir galibiyet bir mağlubiyet hiç fena değil. Lille ise diğerlerinden çok farklı. Fransa Ligi son yıllarda çok düşüş gösterse de Lille o ligde 3. ve çok etkili forvetlere sahip. Bundan sorna hiçbir maç kolay olmayacak ama Lille’i geçtiğinizi düşünün Urcizeni’ye kimse şans vermese de ben veriyorum Liverpool veya Urcizeni var. Liverpool tam bir turnuva takımı ve Gerard-Torres ikilisinin öncülüğünde tam bir takım oyunu oynuyorlar. Bakmayın ligde kötü durumda olduklarına zaten 30 küsür yıldır şampiyon olamıyorlar. Bu takımı elemek istiyorsanız transfer şart ancak “gerek yok kadrom yeterli” derseniz Torres ve Gerard’ın o maçlarda oynamaması için dua şimdiden duaya başlasanız iyi olur. Şaka bir yana transferin gerekli olduğu mevki çok Fenerbahçe’de. Belki de bir revizyon şart, ligde birinci olduğuna bakmayın oynadığı futbolun kimseyi tatmin ettiğini sanmıyorum.
    Carlos gitti. Wederson’da Fenerbahçe’de oynayabilecek kapasiteyi görmüyorum açıkçası. Her zaman yedek olabilecek bir oyuncu ancak sol beke bir oyuncu şart. Türk olur, yabancı olur o sizin bileceğiniz iş. İkincisi Kazım ve Emre’yi artık ya rehabilite edin ya da gönderin. Takıma ve kendilerine verdikleri zararın haddi hesabı yok. Üçüncüsü ve en önemlisi isteyen olursa gönderin şu Guiza’yı. Fenerbahçeli bir arkadaşım var ve Güiza’nın her oynadığı maçta karşı takıma bahis oynuyor. Sezon başına 10 gol atıyorsa 1500 net gol pozisyonu harcayan bir adama; dahası Alex’in mükemmel paslarına rağmen saç baş yolduracak pozisyonları harcıyorsa başarılı denemez. Ara sıra kurtarıcı golleri atması 30 milyon euroyu hakettiği anlamına gelmez sanırım.

    Fenerbahçe ve Galatasaray’ın çok ilerleyeceğine inanıyorum çünkü güzel kadroları var ancak doğru yerlere doğru takviyeler şart. Eminim ki çalışmaları başlamıştır ancak özellikle Galatasaray için bir uyarı! Arda Avrupa’yı hakediyor ancak Arda’sız bir Galatasaray ne ligde ne Avrupa’da tutunamaz haberiniz olsun…

  7. Dinçer Paftalılar
    15:40 içinde 24 Aralık 2009 | #7

    Takımlarımızın bu rakiplerini geçmesi veya geçememesi bir şey ifade etmiyor,mucizelere bağlı başarıların peşinden koşmayalım,bir sene tesadüfü bir başarı elde edip sonra uzun bir süre ortadan kaybolmak başarı değildir,bunu sürekli hale getirmenin yollarını bulmak gerekiyor.Takımlarımızın avrupa kupalarına her katıldığında başarılı olması için önce kendi liginde kaliteli takımlarla yarışması gerekiyor.Futbol federasyonuna sesleniyorum,bunu sağlamak için Türkiye’ye transfer olacak yabancı oyunculara belli bir standard getirmek gerekiyor,tabiki özellikle anadolu kulüplerinden böyle bir standard’a uymalarını istemek için bazı olanaklar sunmak gerekiyor,bu çağ dışı stadlarda ve boş trübünlere oynanan futbolun marka değerinden bahsetmek biraz komik oluyor,böyle kötü bir ortamda oynanan bir futbol karşılaşmasını ancak bu kadar satabilirsin,daha fazla ilgi görmesini sağlamak için bazı şeyleri değiştirmek gerekiyor,en başta süper lig’de oynanan karşılaşmaların modern stadlar’da oynanması gerekiyor,kapasitesi çok fazla olmayabilir ama kesinlikle modern olması gerekiyor,ürünün marka değerinin katlanarak artmasını sağlamanın başka çaresi yok,kulüplerin boşa kürek çekmesini seyretmek yerine stadlarını modern hale getirip geleceğini kurtarmasına ön ayak olmak gerekiyor,bu sadece kulüpleri değil Türk futbolunu’da saplandığı bataklıktan kurtaracaktır,bu ülkede futbola ilgi yok demek haksızlık oluyor zaten bu haliyle bile kör topal ilerliyor dolayısıyla futbola ilgi fazlasıyla var ancak,beklentiyi karşılayacak adımlar maalesef atılmıyor,önce kaliteyi ortaya çıkaracaksınız ilgi olup olmadığına ondan sonra karar vereceksiniz,TRT’de Antalya spor Eskişehir spor kupa maçı yayınlanıyor atmosfer o kadar kötü’ki insanın izleyesi gelmiyor,yada LİG tv’de üç büyüklerden birinin deplasman maçı yayınlanıyor aynı şey,stad berbat,atmosfer kötü,trübünler boş,insanlar maçı sadece takımına olan aşkından seyrediyor zevk aldığından değil,kısacası süper lig’de oynanan stad’lar modern olsa,ürünün değeri artsa,hem büyük kulüplerin hem anadolu kulüplerinin gelirleri artsa,süper ligde oynamaya hak kazanan kulüplere koyduğunuz transfer standartlarına uymasına yardımcı olması için lige katılım ücreti ödeseniz,belli bir kalitenin üstünde kadro kuran ve stadlarıda modernleşen bu takımlara,büyük bir takım’la oynarken saçma sapan bilet fiyatı uygulamaları yapmalarına’da denetleme getirseniz stadları her maç dolsa,bütün takımlara sahasına gelen deplasman takımına hatrı sayılır bir türübün ayırma zorunluluğu getirseniz,bir futbol sever olarak çokmu şey istiyor oluruz.Bu kalitede futbol oynanan bir ülkenin takımlarıda avrupa kupalarına katıldığında,kura çekiminde çıkan takımlara göre hesap yapmadan belli bir standardı yakalayacaktır.

  8. AYTUĞ ÖZÇOLAK
    19:01 içinde 25 Aralık 2009 | #8

    Fenerbahçe aslında son yıllarda avrupa’da oldukça tecrübe kazandı.Bu konuda Lille’den daha üstün diyebiliriz.ancak Lille’in son iki sezondur özellikle evinde müthiş bir grafiği var.Bu sezon ise lige kötü başlamasına rağmen 5. haftadan sonar adeta sihirli bir deynek deymiş gibi inanılmaz bir atağa kalktılar.Lyon ve Bordeaux gibi güçlü takımlara kendi sahalarında dört gol atma başarısı gösterdiler ve daha birçok maçtan böyle farklı skorlarla ayrıldılar.Özellikle yirmi iki yaşında golcüleri Gervinho’dan büyük verim alıyorlar,hücum hatları oıldukça güçlü.Fenerbahçe’nin de zaman zaman defansta sorunalar yaşadığını hesaba katarsak Liile’in Fransa’da zorlanmadan fenerbahçe’ye gol veya goller atabileceğini düşünüyorum.Fenerbahçe’nin herzaman olduğu gibi en büyük avantajlarından biri Kadıköy ama yinede turun anahtarı Fransa’da,çünkü Fransa’da alınacak kötü bir skorda,Saracoğlu avantajı yitirilebilir çünkü taraftar baskısı biranda Fenerbahçe aleyhine dönebildiğini geçmişte çok gördük.Bütün bunlar göz önüne alındığında Fenerbahçe’nin şansını %40 olarak görüyorum ve başarılar diliyorum.
    Galatasaray’ın işi tabiiki daha zor.Karşısında kadrosunda dünyaca ünlü yıldızlar bulunduran,her nekadar bu aralar çok formsuz olsalarda,İspanya’nın en köklü ekiplerinden biri var,Atletico Madrid.
    Her iki takımında şuanda defanslarında büyük zaaflar var.Ancak maçlara daha iki ay var ve bu uzun süre içinde bu sorunların büyük bölümü giderilebilir.Hücum hattında ise her iki takımında dünyaca ünlü yıldızları var ancak burda Madrid ekibi oldukça ağır basıyor.Ben, Bu eşleşmede şansın %65 Tletico Madrid’ten olduğunu düşünüyorum ve her iki takımımızada yürekten başarılar diliyorum.

  9. Didem Dilmen Kılıç
    13:45 içinde 28 Aralık 2009 | #9

    KABUSLARIN KURASI

    Atletico son yılların en kötü sezonlarından birini geçiriyor. Sadece 3 galibiyet alabildikleri İspanya Ligi’nde 15. sırada, Şampiyonlar Ligi’ni ise tek bir maç kazanamadan geçti. Kulüpte huzursuzluklar dizi biraz geçmiş, transfer söylentilerinde alacaklarından çok gidecekler konuşuluyor İspanya basınında.

    Bütün bunları üst üste koyup, Galatasaray’ın “kolay”ca tur geçeceğini söylemek, hayalciliğin son raddesi olabilir ancak. Çünkü, Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da da, kulüplerin günlerine değil, geçmişlerine bakarak konuşulmalı.

    İspanya’nın 3. büyük takımından söz ediyoruz, Atletico Madrid adını ağzımıza alırken. Kadrosunda Diego Forlán, Sergio Agüero ve (eğer gitmezse) Maxi Rodríguez gibi isimler var. Galatasaray’ın en sorunlu bölgesi savunmasıyken, böylesi yeteneklerin sarı-kırmızılılara en azından bir gol atacağını bilmek için medyum olmaya gerek yok.

    Evet, tablo kötü… Ama Galatasaray’ın bir de büyük şansı var; Rijkaard. İspanya’yı avucunun içinden bile iyi bilen, Atletico’yu ve kadrosunu iyi tanıyan ve umalım ki vereceği açıkları da bir o kadar ezberlemiş bir Rijkaard. Tabii eğer, kendisinden bitmek bilmez bir umutla beklediğimiz “sihirli dokunuşu”una sıra geldiyse…

    “Büyük Adam”ı takımın başına koymuş olmanın meyvesini geç de olsa tabağına koyabilirse Galatasaray, bir şansı olabilir.

    Fenerbahçe için de durum çok iç açıcı görünmüyor. Bu sezon neredeyse doymak bilmez bir gol atma iştahındaki Lille, Lugano ve Volkan başta olmak üzere sarı-lacivertlilerin kabusu olmaya başlamıştır. Kaleyi görür görmez, nereden olursa olsun şut çekmeyi ve isabet ettirmeyi alışkanlık haline getiren Fransızlar, her şeyden önce kendine güvenleri ile tehlikeliler… Fransa’daki maç Fenerbahçeliler için kalp dayanmaz tonunda geçecektir.

    Kanarya’nın öncelikle tedbire, sonra Volkan’ın gününde ve fotoğraf çektirmeye hazır, Alex’in ise uykusunu iyi almış olmasına ihtiyacı var. Bir de, Fenerbahçe’nin Avrupa’da çok ama çok farklı bir performans sergilediğinin hatırlanmasına. Ligde hali ne olursa olsun, bir başka çıkıyor bu tür maçlara sarı-lacivertliler. Hele bir de rakibin Galatasaray olduğunu hayal ederlerse maç boyunca, ver elini İngiltere…

    Son bir şey; Avrupa Ligi’nde grubu ilk sırada bitirmenin tek faydası ülke puanı… Bu rakipleri gördükten sonra, UEFA’nın Kupası’nı özlememek mümkün mü?

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.