Mehmet Sevinç: Federer’in final yolu zorlu
Söz konusu Grand Slam ise gerisi teferruattır mantığıyla hayata bakan Roger Federer için son 2 yıldır kazanamadığı Avustralya Açık’ın önemi gerçekten büyük. Ancak ekselansları Katar Açık’tan yarıfinalde elenince işi son derece sıkı tutması gerektiğini anlamış olacak ki Kooyong gösteri turnuvasına daha önce katılacağını açıklamış olmasına rağmen gitmedi. Gerekçe olarak da Avustalya Açık’a daha iyi hazırlanabilmek için zamana ihtiyacı olduğunu gösterdi. Fedex’in Davydenko karşısında üst üste 2 kez yenilmesi, sezon sonu turnuvasında ve Katar Açık’ta finale dahi kalamaması onun üstündeki soru işaretlerinin de artmasına neden oldu.
Çekilen kuranın ardından özellikle Davydenko ile tablonun aynı tarafına düşmesi olası bir çeyrek final eşleşmesini de beraberinde getirdi. Federer yarıfinale kalsa bile karşısına Djokovic ya da Soderling gelebilir. Kısacası İsviçreli raketin final yolu zorlu mu zorlu.
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz
Roger Federer’in, Pete Sampras’a ait en çok grand slam tenis turnuvası kazanma rekorunu kırmasının ve dünya tenis tarihinin en çok ödül parası kazanan raketi olmasının ardından motivasyonunu kaybedeceğini düşünenler, bu büyük sporcunun katıldığı turnuvalardaki ciddiyetini gördükten sonra herhalde bu düşüncelerinden vazgeçmiş olmalılar.
Herhalde kazanma hırsı olarak günümüzün diğer büyük atletleri arasında, Michael Jordan, Tiger Woods, Michael Schumacher gibi isimlerle birlikte anılabilecek bir tenisçi olan Federer’in 2009 sezonunda dünya liderliğini Raphael Nadal’ın elinden bir kez daha alması bunun en büyük kanıtı olsa gerek.
Belki biraz felsefi bir yaklaşımla; kazanılabilecek herşeyi kazanmış insanların da, gerekli rekabet koşulları sağlandığında, motivasyonlarını koruyabilecekleri şüphesiz. Burada rekabeti sağlayıcı unsur olarak, Nadal, Davydenko ve hatta Murray ve Roddick gibi isimleri sayabiliriz. Bu isimlerin en azından bir tanesinin yer aldığı her turnuva, Federer için kazanılması gereken başka bir savaş olacak.
Federer, 2010 Avustralya Açık’ta da, çok güçlü rakipler arasından sıyrılıp bir zaferi daha hanesine yazdırabilmek için elinden ve raketinden gelen herşeyi ortaya koyacaktır. Sonuçta o mu kazanır yoksa Davydenko 2009′da bıraktığı yerden devam mı eder, bunu ise zaman gösterecek.