Mehmet Demirkol: Süper Lig’de ara bu kadar uzun olmamalı
21 Ocak 2010
“Süper Lig’de devre arasını bu kadar uzun tutmamak lazım. Yazın sıcaklarında futbol oynanacağına devre arası daha kısa tutulmalı. Kupa maçları var ama Süper Lig’i her organizasyondan ayrı tutmak lazım. Süper Lig de bizim NBA’imiz. Ara o kadar uzun ki sanki Apertura bitti Clasura başlayacak. Federasyon bunu düşünmeli…”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz
Merhabalar. Ben de bu görüşe katılıyorum. Sırf Türkiye Kupası’nda grup sistemi uygulamak için bu kadar ara verilmesi bence hem bizleri hem de futbolcuları ligden ve futboldan soğutuyor. Ağustos ayında lig başlatacağımıza minimum ara vermek hem sporcu sağlığını hem de futbol zevkini düşünerek atılacak bir adımdır bana göre. İngiltere Premier Liginde 20 takım var, yani bir takım bir sezonda bizim takımlarımızdan 4 maç fazla yapıyor, üstelik orada haftaiçi de lig maçı oynatıyorlar.
En azından bunu yapamıyorsak da Türkiye Kupasında bence son derece gereksiz olan ve boşa zaman kaybı olan grup sisteminden vazgeçilip eski tek maçlı eliminasyon sitemine dönülmelidir diye düşünüyorum. Böylece Türkiye Kupasında da heyecanı üst düzeyde tutarız. İlk aklıma gelenler Reading-Liverpool-ki İngiltere’deki sistem 3. lig takımına Premier lig takımını eleme şansı sunsunduğundan çok daha heyecanlı ve güzel bana göre ve daha onlarca örnek vardır hatırlayamadığım-, Fenerbahçe-Pendikspor, Galatasaray-Bucaspor ve hatta daha yeni oynanan Fenerbahçe-Tokatspor maçları. Favori gösterilen üst lig takımlarının hep zorlandıkları maçlar. O yüzden grup sisteminden vazgeçilidiğinde lig arası da kısa tutalabilir ve futbol heyecanı yıl boyu durmadan devam eder.
Saygılar…
Avrupa’da daha fazla takımların olduğu liglerde de bizim ligimizle aynı tarihlerde bitiyor ligler. Hem de kupa maçlarını da haftaiçi oynuyorlar. Ama bizde hem takım sayısı az hem de kupa da sadece belli takımlar fazla maç oynuyorlar ki zaten o takımlar genelde Avrupa maçları da oynadığı için diğer takımlara göre daha başarılı oluyorlar. Dikkat ettim fazla maç oynayan takımlar daha başarılı oluyor. Özellikle bu sene devre arasının bu kadar uzun olmasının hiçbir anlamı yoktu. Çünkü takımlar hem tam hazırlanamadı bi de hazırlıklık çalışmalarıyla maç tempolarını tam ayarlayamadıkları için kupada da başarılı olamadılar. Bence de hem devre arasının daha kısa olması gerekir hem de kupa maçlarının sezon içeinde oynanması gerekir. Hem çok sıcaklara maç kalmaması hem de takımların kupalarda da daha iyi ve kendi performanslarını göstermeleri için.
Ligte kötü sonuçlar alınınca ya da kırk yılın başında önemli bir avrupa kupası maçı gelip çatınca fikstür ertelemeai isteyenler, “oyuncularımızı yorgun” “maç programı çok ağır” diyerek federasyona karşı mangalda kül bırakmayanlar; nedense devre arası saçmalığı ile ilgili ağızlarını açmıyorlar.
Ülkemiz son birkaç yıldır, futbolda yapmış olduğu DEVRE ARASI TATİLİ uygulamasıyla yine dünyada eşsiz olmaya aday. Zira süper lige 1 ay tatil verilmesine, bazı yabancı futbolcuların Noel tatiline gitmesine ve yöneticilerin kış uykularına yatmasına rağmen takımlar Türkiye Kupası kahırıyla uğraşmak zorunda bırakılıyor. 3 hafta içine sığdırılan GRUP MAÇLARI, 3-5 kuruş fazladan tv geliri gelecek diye alel acele, müsamere misali oynanmaya çalışılıyor.
Takımların kampları, futbolcu motivasyonları, teknik kadronun akıl sağlığı düşünülmeksizin, Ziraat Türkiye Kupası adı altında sponsor sevdalısı bir kupa düzenlenmeye çalışılıyor ki yıllardır izleyiciler tarafından ne denli ilgi çektiği ortada. Sanırım bu devre arası tatili süresince, kupası maçlarını hazırlık maçlarıyla aynı kefeye koyanlar bile vardır.
Fikstür saçmalığına ışık tutsun diye dünyadan birkaç örnek vermek gerekirse;
İngiltere Premier League‘te devre arası tatili yapılmıyor. Maçlar olduğu gibi devam ediyor. Takımlar lig motivasyonunu bozmuyor. Kupa adı altında garip maçlara odaklanıp olmayan tatillerini düşünmüyorlar ve bu maçlarını hafta içi oynarak normal seyirine devam ediyorlar.
Durum İspanya La Liga&Kral Kupası ve Serie A&İtalya Kupası uygulamalarında da aynı.
Fransa‘ da liglere 2 hafta gibi bir ara veriliyor ve bu arada sadece 1 maçlık eleminasyon sistemiyle Fransa Kupası maçı oynanıyor. Bizdeki gibi GRUPLAR kurulup takımlar maçlarla dinlenme zamanlarında heba edilmiyor. Oyuncu fizik düzeyleri ve mental hazırlıkları resmi tatillerindeki düşük seviyeli maçlarla ikileme sokulmuyor.
Almanya Ligi Bundesliga‘da ise durum Fransa ligi ile aynı.
Sonuç olarak şimdiye kadar ki kupa maçlarının genel atmosferinden anlaşıldığı gibi, Türkiye Kupası fasulye grupları birer fiyasko. Eğer yoğun fikstürde hafta içlerinde maçlar oynanamıyorsa neden gruplar kuruldu? Oyuncular bu eziyeti çekmeyi istiyor mu? Eğer Türkiye Kupası adı altında takımlarımız aralıksız maçlar yapacaksa lige neden devam edilmiyor? Neden devre arası kampları uygulanıyor? Neden bazı oyuncular dinlenmekten mahrum bırakılıyor?
Bu önemli tartışma konusuyla furbolcunun insan! olduğu ve futbloun seyircilere! yönelik bir şölen olduğu teması tekrar hatırlanmalı.
”Maçın son dakikalarında bacaklarımın titrediğini hissettim ve bir an evvel bu işkencenin sona ermesi için dua ettim” demişti Beşiktaş’ın bu günlerde yıldızı giderek parlayan genci Necip Uysal, 2008 yılının Ağustos ayında, futbol federasyonu tarafından 43 derece sıcaklıkta oynatılan Antalyaspor-Beşiktaş PAF ligi maçının ardından. Aynı maçtan sonra Antalyaspor’un hocası Mehmet Uğurlu, bu olayın cinayete teşebbüs olduğunu söyleyerek federasyona yaylım ateşinde bulunmuştu. Futbolumuzun en üst mertebesinde yer alan federasyon yetkilileri ise, ligin devre arasını hesaba kattıklarını, bunun sonucunda sezonu Ağustos ayının ilk haftasında başlatma kararı aldıklarını açıklayarak, devre arası tatilini, insan sağlığından daha fazla önemsediklerini farkında olmadan gözler önüne sermişlerdi. Oysa çok büyük istisnalar dışında, Avrupa’nın hemen her bölgesinde futbol maçları Ağustos ayı sonu, Eylül ayı başı başlar, devre arası ise iki hafta, bilemediniz üç hafta sürer. Bunun sonucunda ne bu oyunu oynayanlar, ne de bu oyunu takip edenler, büyük sıkıntılarla karşılaşmazlar. 1 Ocak günü öğle saatlerinde televizyonumuzu açtığımızda Premier ligden bir maçı canlı izleyebiliyorsak, buna karşılık kendi ligimizden bir maçı canlı takip edebilmek adına Ocak ayının son günlerini beklemek zorunda kalıyorsak, takvim düzenlemelerimizde büyük hatalar var demektir. Verilen bu 45 günlük ara, futbolcuları bu oyundan soğutacağı gibi, tribündeki seyirciyi de olaydan giderek uzaklaştırmaktadır. Bugün futbolu çok iyi takip ettiğini düşünen birine dahi ligimizin puan durumunun son şeklini sorduğunuzda, duraklayarak cevap verecektir. Çünkü bahsi geçen 45 günlük süreçte futbol, hayatın akışında nispeten geri planda kalmıştır. Oyuna olan konsantrasyonun yeniden sağlanması, sanıldığı kadar kolay olmayacaktır.
Evet biz futbolseverler bu 1.5 aylık dönemde futbolu gerçekten çok özledik, ve federasyonun yaptığı bu düzenlemenin doğru olmadığını düşünüyoruz. Ancak beden eğitimi derslerinin olabildiğince en aza indirildiği, hatta müfredattan kaldırılmak istendiği, okul bahçelerinin birer oyun alanı olmaktan çok otopark olarak kullanıldığı, spor yapmak isteyenlerin şehir dışına çıkmak zorunda olduğu bir ülkenin vatandaşları olarak, futbol federasyonundan kusursuz bir maç takvimi beklemenin de ne denli büyük bir ütopya olduğunun da farkında olmalıyız. Kendini sporsever olarak tanımlayan insanların en son 5-10 yıl önce spor yaptıkları bir yerde, devre arası tatillerinin uysal Necip’lerin hayatlarından daha önemli olmasından doğal bir olay da söz konusu olamaz.