Kaan Kural: Lakers-Denver Batı finali zorlu geçer
07 Mayıs 2009
“Lakers halen favori elbette ama geçen sene süpürdükleri Denver yok bu kez karşılarında. Eğer beklendiği şekilde bu iki takım arasında bir konferans finali olursa Lakers beklemediği kadar terleyecek galiba.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
En son 1994′tü Nuggets taraftarının playofflarda yüzü güleli. Sekizinci sıradan playofflara girip birinci sıradaki Seattle’ı elemişlerdi. Hala o seride Mutombo’nun üst üste yaptığı bloklar jeneriklerde yer alıyor. Denver o zamanlardan beri başarıya aç, Carmelo kendini kanıtlamak zorunda ve Billups tam bir lider gibi oynuyor. İşte bu 3 unsur birleştirildiğinde Denver’ın bu yıl ki başarısını açıklanıyor. Tabii ki kenar katkısını ve Nene’nin üstün oyununu da unutmamak lazım. Çok klişe olmakla birlikte basketbolda en sevdiğim laflardan biridir “iç-dış dengesi”. Denver’da gerçekten bu denge fazlasıyla var. Nene, Kenyon Martin hatta Chris Andersen bile içerden iyi birer bitirici. Dışardan zaten Carmelo ve Billups işin çoğunu üstleniyor. Bir de ellerinde başkalaşım geçirip çok iyi bir görev adamı, kenardan gelen vurucu güç olmuş J.R. Smith var. Onun patlayıcılığı da çoğu maçı kopartıp Denver’ın ayağına getiriyor.
Allen Iverson Denver’dan ayrılıp yerine Billups’ın geldiği gün çoğu kişinin aksine zaten böyle bir değişim olacağının farkındaydım ama bu kadar büyük bir güç olacaklarını tahmin etmiyordum. Denver koçu George Karl’ı da unutmamak lazım. Bu değişimde onun da mental ve taktiksel açıdan yaptığı katkılar gözardı edilemez. Bir de kendi evlerinde rakipleri zorlayan bir etken daha var ki o da “Rakım”. The Mile High City olarak ta bilinen Denver’ın deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 1700 metre. Çoğu zaman o yükseklikte nefes almak bile zorken, alışık olmayanlar için basketbol oynamanın ne kadar zor olduğunu siz düşünün.
Denver’ın New Orleans’ı elemesi zaten bekleniyordu ama tarihin en büyük farklarından biri olan 58 sayılık farkı deplasmanda yaratmaları Denver’ın ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha kanıtladı. Şimdi de Dallas gibi son 1.5 ayın en formda takımına karşı evlerinde zorlanmadan 2 maç kazandılar bile. Artık Dallas’ı elemeye çok yakınlar.
Şimdi gelelim Lakers cephesine. Onların kadrosunun ne kadar iyi olduğundan bahsetmeye gerek yok heralde. Neredeyse herkes onların batı finaline çıkmasına kesin gözüyle bakıyor. İlk maçta Houston sürpriz yapsa da ikinci maçta Lakers’a ve Kobe’ye dayanamadılar ve Lakers durumu eşitledi.
Geçtiğimiz yıl Denver ve Lakers playoff ilk turunda eşleşmiş ve Lakers Denver’ı süpürmüştü. O zamandan bu zamana köprünün altından çok sular aktı. Biraz öncede bahsettiğim gibi Denver artık çok farklı ve güçlü bir takım. Bu sene de batı finalinde bu iki takım eşleşecek gibi duruyor. Peki Denver favori Lakers’ı eleyebilir mi?
Aslında küçük bir karşılaştırma yaptığımızda Denver’ın şansının hiç te az olmadığını görüyoruz. Billups savunma ve hucüm gücüyle Fisher’a karşı üstünlük kurabilir, Kenyon Martin savunmasıyla Gasol’u bezdirebilir, kenardan gelen Odom ve J.R. Smith’in tarzları farklı da olsa katkıları hemen hemen yakın, Bynum da bu seviye için sakatlıklarından ve tecrübesizliğinden dolayı Nene kadar hazır olmadığı açık. Bu eşleşmede Denver’ın geride olduğu tek konu yıldızların karşılaştırılmasında. Kobe’nin karşısında Dahntay Jones, Carmelo’nun karşısında Trevor Ariza var. Dahntay Jones iyi bir savunmacı da olsa Kobe’ye karşı fizik olarak yetersiz. Buna karşın Ariza Carmelo’yu daha çok yavaşlatabilecektir.
Lakers ilk turda dağınık ve iş karışıklıkları olan Utah’ı kolay geçti, konferans yarı finalinde Houston’ı geçerken biraz daha zorlanacaklardır ama batı finalinde Denver’a karşı hiç te rahat olamayacaklar. Neredeyse önceki iki turdan çok daha fazla yıpranacaklar, zorlanacaklar. Hatta Lakers – Denver eşleşmesinden takımların NBA finaline çıkma şanslarını neredeyse eşit görüyorum.
Bu detayları düşündüğümüzde Mayıs sonunda batı konferansı finallerinde bizi çok güzel maçlar bekliyor olacak. Kim kazanırsa kazansın, kazanan bizler yani onları zevkle izleyenler olacak.
Kasabadaki yeni çocuk..
Son yıllarda vahşi batı benzetmesi yapılan batı konferansında Denver’in yükselişi, efsane Eagles gurubunun (hani şu Hotel California’sı olan) daha az popüler “New kid in town” şarkısını aklıma getiriyor. Vahşi batının şerifi Lakers, gelişmelerden rahatsız olmalı. Çünkü artık kasabada yeni bir çocuk var.
Çok değil geçen sene; Carmelo’nun liderliği, oyuncuların şut tercihleri, sadece hücumda var olan oyun planıyla Denver, batıda yalnızca playoff zorlayacak takımlarından biri olarak görülüyordu. Üstüne üstlük takımın yıldızı Carmelo Anthony sürekli saha dışı olaylarla anılıyor, liderlik yapmasını beklediğiniz bir karakter sergileyemiyordu. Allah’ı var, Melo müthiş bir skorer. Hatta gücüyle yarattığı pozisyonları düşünürsek ligin LeBron’la beraber kendine en rahat “kolay sayı pozisyonu” yaratan oyuncusu. Buna rağmen LeBron’un yükselişi ve Wade’in şampiyonluk yüzüğünü neredeyse 40 sayı ortalamalı bir final serisiyle parmağına takışı, Carmelo’nun 2003 draft sınıfının yıldızları arasında iyice geri planda kalmasına neden oluyordu ki bu da T-Mac üzerindeki playoff baskısı gibi sürekli Melo üzerindeki baskının artmasına neden oldu. Denver yönetimi bu baskıya alışık olan Iverson denemesinde hüsrana uğrayınca çıkan ilk fırsatta onu yolladılar. Yolladılar ama körün istediği bir göz Allah vermiş iki göz misali bir de yerel kahraman Chauncey Billups’ı alınca Denver’ın ve vahşi batının kaderi de tamamen değişmiş oldu.
Amerika’daki eyalet sistemi nedeniyle doğup büyüdüğünüz şehir, gittiğiniz kolej gibi unsurlar sizin bölgedeki popüleritenizi oldukça fazla etkiliyor. Kendi şehrinde, ulusal yıldızlardan çok daha popüler olan yerel kahramanlar verdır mesela. Chauncey Billups da Detorit’i başarıdan başarıya taşırken bir Denver’lı olması şüphesiz Denver taraftarlarını gururlandırıyordu. Hatta “ah Chauncey bizde olsaydı” diyenlerinin sayısının hiç de az olmadığını düşünüyorum. Kim ne derse desin Billups’ın takıma katılışı, bütün şehrin iyice takım üzerinde yoğunlaşmasını sağladı. Kuşkusuz Billups çok iyi bir skorer, şutör, savunmacı ve lider. Ancak onun dışında oluşan bu hava da Denver’in vahşi batı playoff yarışına el sallayıp konferans ikinciliğine oturmasında büyük rol oynadı. Şu ana kadar Cleveland ile birlikte playoffların en dominant, en kendi oynunu kabul ettiren basketbolunu şüphesiz Denver oynuyor. Hornets karşısındaki akıl almaz sayı farkları, Dallas serisinde pek de zorlanmadan 2-0 öne fırlamaları kesinlikle tesadüf değil. Onlar kasabadaki yeni çocuk olarak görenleri korkutuyor, duyanları ise rahatsız ediyorlar.
Lakers’a gelince.. Utah gibi karman çorman bir takımı rahatça geçtiler. Benim de playofflardaki gizli favorim olan Houston karşısında ne yapacakları merak konusuydu. Kaybettikleri ilk maçın ardından oldukça sert geçen 2. maçı hakemlerin de biraz sempatisiyle Lakers kazanmayı bildi. Ancak Houston’daki maçların çok daha enteresan olacağı kesin. Zen ustası Phil Jackson’dan kaybedilecek bir 3. maç sonrası ufak tefek demeç oyunları görürseniz şaşırmayın. Bu serinin sonucuna hakemlerin tutumu oldukça etkileyecek gibi gözüküyor çünkü onlara çok iş düşecek. Ne olursa olsun batının favorisi olmayı sürdüren Lakers’ın önünde gerçekten uzun bir yol var. Öncelikle kaybettikleri ev sahibi avantajını Houston’dan geri almaya çalışacaklar. Avantajı geri alsalar da serinin maç sayısı ve yoğunluğu kesinlikle beklenenin çok üzerinde olacak. Çünkü vahşi batınının simgesi olmuş Texas temsilcisinin geri adım atmak gibi bir niyeti yok (Bkz: Ron Artest). Bu kez şerifin Utah karşısında yeterli olan Clint Eastwood numarasından daha fazlasına ihtiyacı var. Üstelik marifetleri sürekli kulağına çalınan ve kasabanın diğer yakasını kasıp kavuran yeni çocukla henüz karşılaşmadı bile.
NBA’de bir final serisinin (ister Doğu olsun, ister Batı) çekişmeli geçmesini beklemek çok anormal bir durum değil zaten. Ancak bu sezonun Batı finalinde karşımıza çıkacak olası bir Lakers-Nuggets eşleşmesinde belki de en belirleyici faktör, takımların güç dengesi veya performans grafiğinden ziyade baskı unsuru olacak gibi görünüyor. Zira Iverson-Billups takasından evvel, değil Batı finali oynamak, playoff’a girip giremeyeceği bile tartışma konusu olan Denver ile daha normal sezon bile başlamamışken şampiyonluğun bir numaralı favorisi ilan edilen Lakers arasında beklentiler bakımından neredeyse bir uçurum sözkonusu. Lakers’ın şampiyonluk dışında elde edeceği herhangi bir netice hayal kırıklığına denk düşerken, Nuggets’ın Batı finalinde rakibine boyun eğip evin yolunu tutması bile bir başarı öyküsü olarak değerlendirilebilir. Nitekim Lakers şu anda Houston serisi ile bu baskıyı yaşamaya başlamış görünüyor ve kaybedecek bir şeyi olmayan Rockets da muhtemelen bu durumun getirmiş olduğu rahatlıkla seriye beklenenden çok daha iyi bir başlangıç yapmayı başardı. Benzer bir tablonun Batı final serisinde de tekrarlanması kuvvetle muhtemel gibi. Elbette bu yarı final serisi (Houston biraz daha direnebilirse) Lakers için bir çeşit panzehir işlevi de görebilir. Utah gibi çok yönlü bir takımı bile güle oynaya geçen Kobe ve tayfasının silkinip, kendilerine gelmesine ve yoluna dört nala devam etmesine de vesile olabilir.
Öte yandan geçtiğimiz yıllarda mahşer yerini andıran Batı’nın bu sezon birkaç takım hariç tabiri caizse çocuk bahçesinden farksız olmasının da Denver’ın çıkışında etkili olduğu inkar edilemez. Niyetimiz Nuggets’ın kat ettiği yolu kısaltıp, başarılarına gölge düşürmek değil elbette fakat bu sezon ne Hornets’in geçen yılki halinden, ne de Dallas’ın üç yıl önceki hegemonyasından eser olmadığı da ortada. Keza San Antonio, Utah, Phoenix gibi ‘süper güç’lerin bu yılki ahvali de malumunuz.
Uzun lafın kısası; evet, Denver bu sezon büyük gelişme kaydetti, belki de hiç beklemediği isimlerden çok önemli verim aldı ve hani neredeyse bir şampiyonluk adayı haline geldi. Fakat dediğimiz gibi ‘neredeyse’. Onlar için asıl sınav şimdi başlıyor. Gerçekte ne kadar iyi bir takım oldukları sorusu asıl şimdi yanıt bulacak. Lakers’ı eleyebilirler mi? Çok zor. Hatta Batı bu sezon bu derece kötü olmasaydı konferans finalini bile ancak rüyalarında görebilirlerdi. Kaldı ki; bir, bilemediniz iki yıl sonra Billups’ın balayı evresi sona erip de, Carmelo Anthony, Kenyon Martin, J.R. Smith, Chris Andersen gibi problem çocuklar da mızmızlanmaya başlarsa, 2009′un Denver Nuggets’ı mazide tatlı bir hatıra olmaktan öteye gitmeyebilir. Dolayısıyla önümüzdeki yaklaşık bir aylık süreç Nuggets organizasyonu için hayati önem taşıyor. George Karl ve öğrencileri isimlerini tarih sayfalarına daha büyük puntolarla yazdırmak istiyorlarsa fırsat ayaklarına kadar gelmiş durumda. Şu ana kadarki başarılarını küçük görmez ve kendilerini gereksiz bir baskının altına itmezlerse ‘külçelere’ bir adım daha yaklaşabilirler. Aksi takdirde Lakers ne yapar eder, soluğu NBA finalinde alır. Zira halihazırda, o noktaya ulaşıncaya dek her türlü baskı Phil Jackson’ın takımına vız gelip tırıs gidecekmiş gibi görünmekte. Ha, NBA finaline varıp da, kendilerini bekleyen MVP ve ‘çetesini’ gördüklerinde işleri o kadar da kolay olmayabilir, o ayrı.
Öncelikle bu iki takım finale çıkarlarsa çok güzel bir seri izleyeceğimizi düşünüyorum. Denver geçen seneki Denver değil ilk önce.
Lakers’ta da ufak tefek farklılıklar var. Denver daki değişimle yazıma başlamak istiyorum.
Denver bilindiği gibi sezon ortasında Iverson – ile Billups ı takas ederek kimlerine göre zarara uğramıştı. Çünkü Iverson Billups’a göre daha büyük bir yıldızdı. Ama acaba büyüklüğü ne ile karşılaştırmak gerekirdi. Bir yanda basketbol yaşantısında bir kere Nba finaline çıkabilmiş bir maçı üstün performansı ile almış ama şampiyonluğu
Lakers’a kaptırmış, Nba de sezonun mvp’si olmuş, sayı krallıkları kazanmış ve her daim neredeyse All-Star olmuş Iverson. Diğer yanda ise Nba finallerinin Mvp’si olmuş, İki kez Nba finali oynayıp bir kere şampiyon olmuş ve nadiren All- Star olmuş Billups. Acaba hangisi diğerinden üstündü gerçekte? Olayların işleyişine bakarsak Billups bir kaç adım öne geçti bu takasın sonucunda. Peki Iverson lı Denver neden geçen sene playoff’a sekizinci sırada girip Lakers tarafından 4-0 ile süpürülmüştü acaba? Bunun cevabı şurada gizli idi.
Bir çöplükte iki horoz ötmez derler. Denver’da tabiri caizse geçen sene iki horoz vardı. Biri Carmelo diğeri de Iverson idi. Bilindiği üzere Carmelo kendine daha çok oynamayı seven bir oyuncu. Iverson da biraz öyle gibiydi. Tamam asist yapıyordu ama o da bir takım oyuncusu değildi. Defanstaki zahaflarını burada söylememize bile gerek yoktur zaten. Denver Billups ı alarak koskoca bir yapbozun eksik bir parçasını bulmuş gibi oldu. Billups bilindiği üzere takım oyuncusudur. Defanstada çok iyidir. Ve takımını iyi organize eder. Bunlara ek olarakta Billups’ın Denver çıkışlı bir oyuncu olması Denver’in şehir düzenine ve hayatı alışma sürecini de ortadan kaldırdı. Zaten takas sonrasında “Evime döndüm” ifadesi bunu çok güzel açıklıyordu.
Gel gelelim Billups’ın gelişiyle Denver daki değişime. Billups ile takım düzeni sağlandı. Taşlar yerine oturdu. Herkese bir görev verildi takımda. Ve de bu görevleri oyuncular benimsemiş durumda. Kenardan gelen Andersen ve J.r Smith bu rollerini çok iyi benimsemişler. Yedek gard Carter bile yüksek perfomans ile oynuyor. Kenyon Martin ile Nene de pota altını domine ediyorlar. Carmelo da üstüne düşeni yapıyor. Tam anlamıyla olmasa da Denver bir makine şekline dönüşmek üzere. Üzerilerindeki özgüven ve moralde diğer bir artıları.
Lakers’a dönersek Lakers’da beklediğimiz Lakers gibi değil. Rockets’a serinin ilk maçında yenildiler. Ama ne olursa olsun Kobe Lakers’ı konferans finaline taşıyacaktır. Lakers’ta geçen seneye nazaran bazı oyuncularda düşüş var. Mesela Jordan Farmar’ı pek düşünmüyorlar takımda. Bynum da istekleri verimde olmadığı için kenardan oyuna dahil oluyor. Lakers’ta tek performansını yukarı çeken oyuncu olarak Ariza’yı görmekteyiz. Bu nedenle de ilk beşe yerleşmiş durumda. Odom ise ortalama bir oyun çıkarmakta.
Eğer bu iki takım batı finalinde oynarlarsa üstünlük kimde olacak dersiniz? Bunu karşılaştırma yoluyla açıklamak gerekirse. Oyun kurucu mevkisinde Denver ağır basmakta. Billups Fisher a üstünlük kuracaktır. Atıcı gard mevkisinde Kobe nin bariz üstünlüğünü söylememize bile gerek yok. Kısa forvet mevkisinde ise Carmelo Odom eşleşmesi belirleyici olacaktır. Bu eşlemede de üstünlük Denver da gibi. Pota altına gelecek olursak. Nene , Kenyon Martin ve son günlerin yükselen performansı Andersen ile Lakers pota altına karşı Denver’ın üstünlük kurabileceğini söylebiliriz.
Bu eşleşmelerin sonucuna bakarsak. Lakers’ın belli mevkilerde Denver’a karşı eksikliği var. Ama saha avantajı seride Lakers’ta olacak. Ve de Lakers için Phil Jackson faktörünü unutmamak gerekir. Lakers’ın olası Denver finalinde neler yapabileceği Kobe ye ve de Denver’dan daha bir takım olabilmelerine bakıyor. Kobe çok isterse Denver da makine gibi bir takım olursa bu seride çok çekişmeli ve zevkli bir seri izleyebileceğimiz kanısındayım. Tabi bu seriyi kazanan Nba şampiyonu olabilir mi? O da başka bir fikir yürütme işidir.
Denver yabana atılmamalı
Billups-Iverson takasının Denver’ın çehresini tamamen değiştirdirdiğini kabul ediyorum. Chauncey Billups fizik gücü yüksek, rakip guardlara karşı eşleşme problemi yaratabilen, savunma yapabilen, playmaker özelliği olan, lider karakterli gerçek bir winner. Onun takıma katılımı Denver’ın hem kadro hem de oyun kalitesini birkaç adım yukarı taşıdı. Buna lafımız yok. Fakat Billups dışında başarı çıtasının yukarı çekilmesinde rol oynayan diğer faktörleri de göz ardı etmemek gerek. Nedir o faktörler?
Öncelikle George Karl, Billups’ın yanına Dahntay Jones gibi iyi bir savunmacıyı monte ederek arka alanda defansif yönü kuvvetli bir guard ikilisi oluşturdu. Bu ikilinin savunmada gösterdiği sertlik aynı zamanda Carmelo Anthony’i defans yapmaya teşvik konusunda itekleyici bir unsur oldu ve bu zamana kadar hep savunma yapmadığı için eleştirilen Anthony skorer kimliğinin yanına savunma direncini de ekleyerek oyunun her iki yönündeki dengeyi sağlamaya çalıştı. Daha önce yaşadığı sakatlıklar sebebiyle ‘bol sıfırlı kontratın üzerine yatıyor’ yakıştırmaları yapılan Kenyon Martin sağlıklı geçen bir sezonun ardından hücumdaki bitiriciliği sayesinde bu yıl ciddi bir ofansif tehdit haline geldi. Ayrıca Billups’ın gelişi ve topun boyalı alana daha fazla iniyor olması da K-Mart’ın boyalı alandaki etkinliğini artırdı. Kanseri yenerek salonlara geri dönen Nene de defanstaki caydırıcılığı sayesinde pota altında K-Mart’ı tamamlayan sağlam bir parça haline geldi.
Billups-Jones-Carmelo-Martin-Nene’den oluşan ve birbirini çok iyi tamamlayan bu beşli tüm ligdeki en iyi ilk 5 kadrolarından biri. Kalite itibarıyla geçtiğimiz yıl Hornets’in elindeki Paul-Patterson-Peja-West-Chandler beşlisi gibi. Fakat Denver’ın bu beşli dışında sahip olduğu en önemli artı ise bunu iyi bir bench rotasyonuyla destekliyor olmaları. J.R Smith, Chris Andersen, Anthony Carter, Linas Kleiza’dan oluşan yedek bankı Denver’ı rakiplerine oranla daha komplike bir takım haline getiriyor.
Normal sezonu batı 2.si olarak tamamlayan Denver sahip olduğu nimetleri buraya gelene kadar çok iyi kullandı. Dallas serisi de bunun en net örneği. Evindeki ilk 2 maçı tabir-i caizse elini kolunu sallaya sallaya kazanan Denver hemen hemen her pozisyonda rakibine üstünlük sağlamış durumda. Billups, New Orleans serisinden sonra ritmi biraz düşürse de Dallas’ın Billups’a karşı sağlam bir cevabı yok. Jason Kidd’e karşı sürekli çabukluk avantajını kullanan tecrübeli oyuncu, Barea ve Terry gibi kısalara karşı da fizik üstünlüğünü kullanıp potaya yakın oynayarak durdurulması güç bir tehdit haline geliyor. K-Mart, Nene, Birdman gibi uzunları bünyesinde barındıran Denver, uzun rotasyonu dar ve sallantıda olan Dallas’a karşı üstünlüğünü boyalı alanda da aynen sürdürüyor. Nene ilk 2 maçta Dampier’ı pas pasa çevirdi ve ortalamalarının üstüne çıktı. K-Mart da hareketli yapısı ile eşleştiği uzunu savunmada yıpratmaya devam ediyor. Tek sıkıntıları; Nowitzki’yi müdafaa etmek fakat Dallas diğer oyuncularından katkı alamadığı takdirde bu da Denver için sorun teşkil etmeyecek.
Denver’ın seride göze çarpan üstünlüklerinden biri de bench katkısı. Dallas, Terry dışında görev adamlarından istikrarlı katkı alamazken Denver derin bench’i sayesinde J.R Smith, Andersen, Anthony Carter’dan kayda değer katkılar alıyor.
Gelelim Lakers’a… Lakers normal sezonu açık ara önde bitirdi ve kendilerini belki de en çok zorlayacak olan batı takımıyla yani Denver’la konferans finallerinde karşılaşmaya çok yakınlar. Kobe inanılmaz formda. Gasol performansıyla eleştirilmesine rağmen Houston serisinde Yao’yu iyi savunuyor. Ariza ilk beşe çıktıktan sontra iyi katkı veriyor, takımı savunmada ateşliyor vs. Bunlar iyi haber. Fakat Lakers’da her şey güllük gülistanlık değil. Bynum sakatlığı henüz atlatamadı. Houston serisinde çok az süre alıyor ve haliyle istikrardan çok uzak. Bunun yanı sıra Vujacic, Farmar, Walton gibi görev adamları da sapır sapır dökülüyor. Ayrıca sezon ortasında sıklıkla yaşadıkları rehavet ve oyun disiplininden kopmalar aynen play-off’larda da devam ediyor. Utah serisindeki 3. maçı aslında Utah kazanmadı. Lakers hediye etti. Houston serisinin ilk maçını evlerinde kaybetmeleri de bu anlamda iyi bir uyarı mesajı oldu Lakers için.
Lakers için daha fazla olumsuzluk saydığımın farkındayım. Fakat buna rağmen Houston onları hedeflerinden sapıtacak kalibrede bir takım değil. Dallas’ın da Denver’a ilk 2 maçta direnç gösteremediği göz önüne alınırsa olası bir Lakers-Denver finali kapıda gibi.
Denver sürpriz yapabilir
Lakers-Denver serisinde çoğunluğun favorisi Lakers olacak. Orası kesin. Fakat Denver’ın da şansı azımsanacak miktarda değil.
Denver’ın seride en büyük avantajı Chauncey Billups olacak. Billups, Lakers’ın belalısı. 2004’deki Pistons-Lakers finalinde Gary Payton’ı ne hale getirdiğini gördük. Fisher’a da aynı muameleyi yapması muhtemel. Fisher’a oranla daha çabuk ve fizik gücü daha yüksek. Hızını kullanıp içeri penetre ederek savunmanın dengesini bozabilir yıldız oyuncu. Ya da vücudunu kullanarak her zamanki post hareketini yapıp pota yakınlarında sayı kovalayabilir.
Kısa eşleşmelerinde en çok dikkat çekenler ise Jones-Kobe ve Ariza-Carmelo eşleşmeleri olacak. Dahntay Jones’un her şeye rağmen Kobe’yi yavaşlatacağını düşünmüyorum. Fakat Trevor Ariza atletik ve ayak çabukluğu olan bir forvet. Carmelo’nun karşısında durabilir.
Bynum’ı yok sayarsak Odom ve Gasol pota altında birlikte oynayacak. Bu da Denver lehine bir durum. Nene ve K-Mart’ın yanı sıra Chris Andersen gibi bir tehditleri var. Lakers’da ise Bynum’ın durumu ortada ve kenardan gelip oyuna dahil olacak yedek uzunlar maalesef Josh Powell ve DJ MBenga.
Play-off eşleşmelerinde büyük önem arz eder kenardan gelen görev adamları. Serilerin gidişatında ciddi rol oynarlar. İki takımın bench’ini karşılaştırdığımızda Denver yine avantajlı taraf. Lakers’da nispeten Walton çabalıyor. Biraz da Shannon Brown. Vujacic’in, Farmar’ın biraz silkelenip kendilerine gelmesi lazım.
Lakers’ın Kobe eşleşmesi dışındaki en büyük artısı ise saha avantajı. Özellikle Boston-Chicago ve Atlanta-Miami gibi 7 maça giden eşleşmelerde saha avantajının ne kadar değerli olduğunu gördük. Neticede Lakers içeride kaybetmediği sürece yine avantajlı taraf olacak.
Kesin bir skor tahmini yapmak elbette güç. Fakat Lakers favori görünse de Denver’ın artıları onları seriye ortak edecek kadar fazla.
OLASI LAKERS & DENVER BATI FİNALİ ÜZERİNE
2008-2009 sezonu tamamlandığında doğu ve batı sıralamalarına göz attığımızda çok büyük bir sürprizle karşılaşmadığımızı rahatlıkla ifade edebiliriz. Belki doğuda ilk sekize kalabileceğini düşündüğüm bazı takımların ( İndiana – Toronto ) playoff dışında kalması küçük sürprizler olarak değerlendirilebilir. Playoff’ların ilk turu tamamlandığında açıkçası beklemediğim bir sonuçla karşılaşmadım. Boston- Chicago serisi seyir açısından en keyifli mücadele olmasının yanında toplam 7 uzatmasıyla gerçekten bu senenin en çarpıcı maçları olarak NBA’in unutulmaz maçları arasına girdiğini söylersek yanılmış olmayız. Batı’da Portland Trail Blazers’ın Houston’a elenmesinin büyük oranda play off tecrübesinin olmaması ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bu takımı seneye iyi izleyin. Ginobili’nin oynayamadığı bir seride formda bir Dallas’ın Spurs’ü elemesi otoriteleri şaşırtmadı. Ancak Spurs’ün play off’un ilk turunda elenmesine sanırım hiçbirimiz alışık değildik. Belki bu açıdan bir sürpriz olarak değerlendirilebilir.
Cleveland&Lakers diğer bir deyişle Lebron&Kobe mücadelesi bugün herkesin arzuladığı ve beklediği bir NBA finali! Cleveland doğu finalinde kimle karşılaşırsa karşılaşsın zorlanmadan adını finale yazdıracağını düşünüyorum. Peki Lakers için aynı durum söz konusu mu?
Finale geleceği konusunda çok büyük şüpheler barındırmamakla beraber Cleveland kadar güle oynaya adını finale yazdıramayacağı kesin. Konferans yarı finalinde Houston ile karşılaşan Lakers’ın bu seriyi 4-2 ile önde tamamlayacağını düşünüyorum. Denver’ında Dallas serisini benzer bir skorla bitirmesi uzak bir olasılık olarak gözükmüyor. Karşınızda Denver&Lakers batı finali! Bu serinin kaderini belirleyecek maçlar bence Lakers’ın evinde oynayacağı ilk 2 maç olacaktır. Lakers bu 2 maçta fire vermez ise seriyi 4-1 ile tamamlaması sürpriz olmaz. Ancak bunu şimdiden kestirmek çok zor. Denverin bazı pozisyon üstünlükleri olduğu gibi Lakers’ında Denver’a karşı belli pozisyon üstünlükleri var. Fisher her ne kadar play off tecrübesine fazlasıyla sahip bir oyuncuda olsa oyunun hiçbir zaman tümünde etkili olamayan bir oyun kurucudur. Karşısında ondan birkaç gömlek üstte bir Billups var. Denver’ın kozlarından biri de J.R.Smith muhtemelen Kobe’yi savunmakla görevlendirilebilir süre aldığı zaman içerisinde. Denver’ın seri boyunca Kobe’ye karşı etkili bir savunma yapabileceğini düşünmüyorum. Denver’ın Lakers’ı zorlayabileceği veya ortalamasının altına düşürebileceği en olası bölge boyalı alan olarak düşünülebilir. Carmelo-Nene-Martin ( Andersen) eşleşmesinin karşısında Gasol-Odom-Bynum ( Ariza) ne yapabilir? İki tarafında hızlı ve atlet oyunculardan oluştuğunu görüyoruz. Ancak bu anlamda Denver bir adım önde gibi geliyor. Denver’ın kaderi biraz da Carmelo’nun nasıl bir performans izleyeceği ile ilgili. Şu ana kadar fena bir performans sergilemeyen Carmelo’nun Lakers karşısında performansını en üst seviyelere çıkarması seriyi önde bitirebilmeleri açısından olmazsa olmazlar olarak karşımıza çıkıyor. İki takımında birbirini yavaşlatacak veya durduracak düzeyde önemli savunmacılarının olduğunu unutmayalım. Denver havasını bulduğu zaman inanılmaz top çevirebilen bir takım özelliğine sahip. Ayrıca iyi savunma yaptıkları maçlarda kendi yarı alanlarını olabilecek en hızlı şekilde geçmeyi başarabilen bir takım. Lakers cephesinde de durum çok farklı değil. Onlarda hızlı ve atlet bir takım. Birbirleriyle uyumlular ve iyi paslaşabiliyorlar. Kobe bu takımın artık lideri gibi oynamayı başarabiliyor. Bu serinin kaderini belirleyecek en önemli nokta takımların şut yüzdeleri olacaktır. Denver playoff konusunda daha tecrübesiz olduğundan şut yüzdesinin ortalamalarının altına ineceğini düşünmekteyim. Şut yüzdelerinde J.R.Smith’in olası bu seride kayda değer bir düşüş yaşayacağına inanıyorum. İki takımda sezon istatistiklerine bakınca evlerinde iyi oynadıklarını görüyoruz. Denver için dış saha maçlarının Lakers’a oranla çok daha sıkıntılı geçtiğini biliyoruz. İki takımında genel olarak komple takımlar olduğunu söyleyebiliriz. Denver bu sayede Crish Paul gibi bir süper yıldıza sahip New Orleans’ı paramparça etmeyi başardı. Ancak Lakers cephesinde Kobe faktörü komple+Kobe denklemine eşit gelir ki buda Lakers’ı Denver karşısında bir adım öne geçiren etmenlerden biridir.
Lakers Cleveland karşısında çıkarken kafasının önceki maçlarda kalmaması gerekir. Denver bu noktada Lakers’ı ne kadar yorarsa Lakers o oranda Cleveland karşısına kafası daha bulanık çıkacaktır. Cleveland gibi bir takımın karşısına acabalarla çıkmak demek baştan bu işi kaybetmek anlamına gelir. 4-3′lük olası bir Lakers-Denver serisi Lakers’ı parçaları dağılmış bir şekilde Cleveland karşısına çıkmaya iterki parçaları toplamaya çalışırken Cleveland yolu yarılamış olabilir. Bütün bunların fazlasıyla bilincinde olan Lakers’ın ben Denver karşısında çok fazla zorlanmayacağına inanıyorum. Kobe faktörü , Denver’ın playoff konusundaki tecrübesizliği ve Lakers’ın saha avantajı gibi faktörlerin karşısında moralli bir Denver’ın fazla direnebileceğini söylemek zor. Ben böyle bir serinin 4-2 Lakers lehine sonuçlanacağını düşünüyorum. Denver Batı için iyi bir başaltı takımı olmakla beraber şu haliyle konferans şampiyonluğuna oynayacak güce henüz sahip değil.
Ya Denver şampiyon olursa
İlginç bir önerme olacak, çünkü Denver’ ın böyle bir hayali ve bu hayali kuracak kadrosu var. Ancak bunun için Lakers’ ı geçmeleri gerekiyor. Her iki takımı teraziye koyduğumuzda dengeler eşit olabilir. Bu eşitlikte her zaman Kobe faktörü Lakers’ ın ağır basmasına neden olacaktır.
Aslında Batı finalinde Lakers için çokta iyimser değildim. Bir şekilde dile getirdiğim düşüncelerimde Bynum’ un hazır olmadığını, Odom’ un geçen yılki ortalamalarının çok altında kaldığını, bu durumda geriye kalan kadronun Kobe-Gasol ikilisine figüranlık yapacaklarını söylemiştim. Şu an itibariyle Bynum’ dan beklentim yok ve atılım yapması gereken oyuncu Odom olmalı. Ancak bir huzursuzluk var ve bu huzursuzluk takımda Odom üzerinde etkileyici bir iz bırakmakta. Yine de normal sezonu ikinci bitirmeleri önemli ve Phil Jackson ve Kobe-Gasol ikilisi bunu başardı.
Peki bu gelişim Denver’ a karşı sürdürülebilir bir gelişim midir?
Konumuz Lakers ve bu analizi Lakers üzerinde devam ettirmem gerekiyor. Lakers iki süper yıldız eksenli bir takım ve Phill Jackson formatı için gerekli üçlü temel hala inşa edilmedi. Bu takımın bu noktaya gelmesi büyük başarı ancak bir ayağı eksik olmasına rağmen temel P. Jackson formatına uygun değil. Şunu kesin olarak söyleyebiliriz. Evinde güçlü Atlanta karşısında 4-0 gibi net bir skorla Doğu finaline çıkan Cleveland karşısında zorlanacaklar ve kaybedecekler. Ancak bunun için dahi önce Houston’ u sonra muhtemelen Denver’ ı geçmek gerekiyor.
Denver da ise şampiyonluğu isteyen bir kadro var. Finaller oynamış ve kazanırken MVP olmuş Billups ve iki kez final oynamış ve daha da olgunlaşan Kenyon Martin için bu belki de son şansları olacaktır.
Oysa asıl iştahlı olan Carmelo Anthony ise draft rakiplerine karşı en iyi olduğunu gösterme fırsatını bulmuştur. Wade şampiyon oldu, LeBron James final oynadı ve takımını NBA lideri yapmayı başardı. Bütün bunlara karşılık Carmelo Anthony sürekli eksik kalan bir takımla birlikte sadece kendine oynadı, ancak bu sürecin ona kattığı bireysel katkıların bu yıl Denver için parkeye yansıdığını görüyoruz. Carmelo Denver için yapacaklarına odaklanmış bir oyuncu kimliği kazandı.
Kadro olarak Denver bir adım önde, Takım motivasyonu Denver tarafında oldukça güçlü, fazla yorulmadan bu noktaya geldiklerine göre Laker’ ı geçmek için önlerindeki iki engeli ciddi bir şekilde analiz edeceklerine inanıyorum. Bu engeller Kobe ve Phill Jackson dan ibarettir. Buna çözüm bulmak için de çalışmak ve takımını finallere götürmek zorunda olan bir George Karl olmalıdır.
Bence böyle bir seride en iyi oyuncu Carmelo Anthony olacaksa bu Billups dan ziyade George Karl’ ın düşünsel asistleriyle olacaktır.
Kısacası, haziran ayında Kobe-James savaşı yerine Carmelo-James savaşı daha heyecan verici olacaktır. Aksi takdirde LeBron James dönemi resmen başlamış olacaktır.
Güzel bir final olması dileğiyle.
Beklenilen Denver Nuggets – Los Angeles Lakers Batı finali görülen o ki cuma sabahı 7 gibi somutlaşmış olacak. Denver Nuggets, Dallas Mavericks’ e attıkları tokatla güven aşılarını vurulmuş bir takım olarak Los Angeles Lakers karşısına çıkarken, diğer tarafta Lakers cephesi zaten Çinli pivot Yao Ming’ in sakatlığından sonra rahat geçmeleri gereken Houston Rockets serisinde maçlar kaybederek çıkıyor batı finaline.Final karşılaşmalarının genelinde süper yıldızların bir adım öne çıktığını düşünürsek bu seri Kobe Bryant, Pau Gasol, Chauncey Billups ve Carmelo Anthony arasında Star Wars (Yıldız Savaşları) tadında geçeceğini söyleyebiliriz. Bu yıldızların son durumlarına bakacak olursak;
Kobe: Bildiğimiz Kobe Bryant inatçılığı ve isteği var ama sanki biraz performans olarak beklenenden uzak.
Gasol: Bynum ve Odom’dan gerekli desteği görebilse çok daha etkili olabilecekken boyalı alanda yalnız.
Billups: Şampiyonluğu çok istiyor ve çok formda.
Carmelo: Billups geldikten sonra egosu törpülenmiş, takım oyununa daha sadık, daha etkili. Ama Kobe ile yarışa girmemesi lazım.
Form durumlarına baktığımızda yıldızlar kategorisinde terazi biraz Denver’ a doğru aşağı insede basketbolun takım oyunu olduğunu hatırlamakta fayda var. Lakers cephesinde;
Ariza: Belki de şu sıralar L.A. Lakers’ ın en güvenmesi gereken 3. adam.
Odom: 2 senedir Los Angeles sokaklarında kayıp aranıyor ilanlarında.
Bynum: Eski Lakerslı Shaq’ dan cesaret dersi almalı.
Vujacic: Et mi balık mı karar vermesi lazım.
Fisher: Formsuz.
Farmar, Walton: Kenardan gelip en ne yaptığını bilenler.
Denver Cephesinde;
Nene: Çok formda acilen doping testi yapılmalı.
K.Martin: Billups bile toparlayamadığına göre şansını Avrupada denemeli.
D.Jones: Çok atletik Kobe’yi yavaşlatabilir.
J.R.Smith: Süper bir 6. adam. Final serisinde çok katkı verecek.
A.Carter: Billups’ ı yedekleyeceği için ortalama bir performans Denver için yeterli.
L.Kleiza: Litvanyalının bir iki maç patlaması beklenebilir.
Bu karşılaştırmalar neticesinde Denver Nuggets çok ağır basmakla birlikte Kobe’nin ne kadar daha sınır tanımaz olabileceği ile L.A. Lakers’ın bu seride kazanacağı maç sayısı artacak. Ama ne olursa olsun bu Lakers’ ı Doğu’ nun karşısına çıkaramayacaktır.
Denver’ın son dönemde yükselen form grafiği ve Lakers’ın sert savunmalar karşısında fiziksel açıdan yeterince güçlü duramamaları gerçeği bir araya geldiğinde, evet, Lakers’ın favori, Denver’ın sürpriz olduğu bir konferans finaline doğru gidiyoruz.
Ben Lakers’ın 4-1 ya da 4-2 alacağı bir seri tahmin ediyorum, ama Denver bir sürpriz yapamaz mı? Elbette yapabilir.
Ama zaten durun bir dakika! Burası NBA Playoffları! Normal sezonda dahi hiç bir takımı boş bırakamazsınız, hepsi gününde olduğunda ya da boş bırakıldığında karşısındakini yenebilecek güçte takımlar. Sezon boyunca bunun örneğini çok yaşadık, daha birkaç gün önce Lakers da Houston karşısında yaşadı.
Açıkçası ben Lakers’ı Batı’da eleyebilecek tek takımın Houston olduğunu düşünüyordum. Bu sezon Lakers’ı devirebilmek için deli dolu, ne yapacağı belli olmayan bir rakip çıkarmak lazım karşılarına. Houston serinin dördüncü maçında böyle çılgın bir motivasyonla devirebildi onları.
Houston sempatizanı olsam da kabul etmeliyim ki her attıklarının girdiği bir güne de denk geldiler. İki gün sonra Los Angeles’da yedikleri 40 sayı fark da o günün çılgınlığını iyice vurguladı zaten.
Denver ise evet, geçen seneki takım asla değil. Hele hele Billups liderliğinde iyice farklı bir kimliğe büründükleri tartışılmaz. Ancak bu onları yedi maçlık bir seride Lakers’ı geçebilecek denli güçlü kılıyor mu?
Bence hayır. Hele hele saha avantajı Lakers’dayken.
Denver dengeli bir takım, sabırla, aynı disiplinli ve istikrarlı oyunla rakiplerini yeniyorlar. Büyük inişler çıkışlar yaşamıyorlar. 48 dakika boyunca aynı oyunu oynuyorlar ve elbette rakipleri bir ara tökezlediğinde son darbeyi vuruyorlar. Dolayısıyla kendilerine denk, ya da biraz daha güçsüz rakiplere karşı her zaman çok avantajlılar. Denver’ı bir iki maç devirebilirsiniz, ama yedi maçlık seride onlarla baş edebilmek için onlardan daha güçlü olmak zorundasınız.
Açıkçası şu anda bunu başarabilecek kapasitede iki takım var ligde. Lakers ve Cleveland. Zaten biriyle konferans finalinde, onu aşabilirlerse diğeriyle de NBA finalinde oynayacaklar. Uzun playoff serilerinin tartışılmaz adaleti de burada; daha güçlü olan eninde sonunda kazanıyor.
Denver’ın Kobe ya da Lebron ayarında bir süper yıldızı yok. Takım oyunuyla her maçta Lakers’a kafa tutacaklardır, ama sonuçta Kobe farkı mutlaka sonucu belirler diye düşünüyorum. Çok sert savunmayla, ikili, üçlü sıkıştırmalarla Kobe’yi durdurmaya çalışacaklardır, ancak bu durumda da Kobe’nin dıştaki boş adamları bulma gazabına uğrarlar. Özellikle Gasol’un bu maçlarda yıldızlaşacağını tahmin ediyorum.
İşin psikolojik yönüne baktığımızda, Denver’ın “kirli çocukları”, Carmelo, Chris Andersen ve Kenyon Martin’in, Dallas maçlarında da ispatladıkları gibi, rahat durmayacaklarını ve özellikle işler kötü giderse Kobe üzerine gideceklerini tahmin ediyorum. Kobe’nin ise bu tip atışmalardan her zaman karlı çıktığını hepimiz iyi biliyoruz.
Son olarak bir de kenarda koskoca bir Phil Jackson faktörü var, unutmayalım. Efsanevi Chicago Bulls günlerinde Michael Jordan’dan nasıl maksimum fayda sağlamayı başardıysa, bu finallerde de Kobe’yi o denli etkili kullanacaktır. Ayrıca işler “pisleşmeye” başladığında o da gerginliği kendi yararına çevirebilecek yeteneğe sahip.