Kaan Kural: Hidayet karakteri ile başardı
19 Mayıs 2009
“Hidayet muhtemelen bir Türk sporcusunun herhangi bir takım sporunda sergilediği en büyük performansı ortaya koydu. Bunu asıl mucizevi kılan ve insanı asıl gururlandıran ise sadece yetenekleri değil daha da büyük oranda karakteri ile de bunu başarmış olması”.
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
HE IS HEDO;HE IS HERO
Hidayet Türkoğlu,2000 draftından bu yana NBA organizasyonun bir parçası.Hidayet yıllarca yanlış tercihler yapmakla,oyununu geliştirmemekle suçlandı.Ancak son 2-3 senedir görüyoruz ki,Hidayet tam bir kurt oyuncu oldu çıktı.Yeteneklerinden farklı olarak artık aklıyla hareket ediyor.Örneğin;Eskiden arkasında kısa bir oyuncu olduğu halde,geri çekilerek şut atarken,artık kendi vücud özelliklerinin bilincinde olarak içeri giriyor.Sayıyı yapamasada faulü çıkartmayı biliyor.Bu bile oyunun ne denli geliştiğinin göstergesi.
Hidayet’in gelişim sürecinin Stan Van Gundy’nin gelişiyle başladığına inanıyorum.Van Gundy’nin takıma gelmesiyle Hidayet’in oyunu inanılmaz gelişti.Gerek sayı olarak,gerek takım arkadaşları oynatarak..Bu gelişimi NBA otoriteleri tarafından da görüldü ki,Hidayet en çok gelişme kaydeden oyuncu ödülünün sahibi oldu.
Hidayet’i izlerken görüyorsunuz ki,Magic her şeyi.Tamam Dwight Howard,Rashard Lewis bunlarda başrolde.Ancak yönetmen Hidayet sanki.Özellikle en kritik anlarda,senoryoyu da o yazıyor,filmide o oynuyor,ve tabii ki o yönetiyor.
Sezon içinde bir sürü örnekler sundu bize Hido.Play-off’larda ise 76′ers’e attığı son saniye basketi çok kritikti.Serinin takımına dönmesini sağladı.Bu örnekdende öte bir örnek var ki,o da Orlando’yla Boston arasında oynanmış olan 7.maç.Hidayet bir önceki maçta yani 6.maçta sadece 7 sayıda kalmasına rağmen,7.maçta dizginleri eline aldı. Hedo adeta takımını sırtladı ve takımının adını James’li Cleveland’ın adının karşısına yazdırdı.
7.maçtan biraz bahsedersek,Hidayet kariyerindeki en verimli ve en başarılı maçlardan birini çıkardı.Tabii ki bunun en önemli yanı Play-off maçı olması,7.maç olması ve tabii ki Celtics’e karşı deplasmanda olması.Ancak Hidayet’in yüzünde ne bir baskı ne bir sıkıntı gördük.Kendi oyununu kusursuzca oynadı.Geçen sezonun Final Mvp’si Pierce’ı da adeta sahadan sildi süpürdü.Bir türk olarak izlemek bile gurur duymaya yeterdi.Bu maç Hidayet’in oyun karakterinin ne denli mükemmel olduğununda bir kanıtı oldu.
Hidayet,ilk turda Andre Igoudala’yla,2.turda Paul Pierce’la mücadele etti.3.turda yani Doğu Finalinde ise rakibi Lebron James..Ne diyelim Allah Kolaylık Versin…
Cleveland serisinde onu çok zor maçlar bekliyor.Lebron James hücüm yönünün dışında,savunmada da fiziğini kullanarak çok iyi müdafaa yapabiliyor.Hidayet’in onun karşısında hareketli oynaması şart.Durarak oynarsa,James’e karşı çok zorlanacağını düşünüyorum.
Hidayet’in elinden geleni yapacağından hiç süphemiz yok.
He is Hedo;He is Hero..
MERT AYDIN
Yetenek, kişilerin doğuştan sahip olduğu fakat uygun ortamda ve uygun şartlarda ortaya çıkarılan ve geliştirilebilen özellikler bütünüdür. Karakter ise yeteneklerin ve kişisel özelliklerin doğru biçimde kullanılması sonucu edinilen, kişiyi diğer insanlardan ayıran ve zamanla kalıtsal hale gelen uzun soluklu bir olgudur.
Karakteri basketbol çerçevesinde tanıma döktüğümüzde bu kelimenin geniş bir ifade içerdiğini söylemek mümkün. Fakat basite indirgersek; oyuncunun yeteneklerini doğru zamanda ve doğru yerde kullanarak elde ettiği bir olgu diyebiliriz karakter için.
- Yeteneklerini doğru zamanda ve doğru yerde kullanmak.
- Egolarından sıyrılarak takımın menfaatleri doğrultusunda çalışmak.
- Sorumluluk almak.
- Lider gibi davranmak vs.
Kimi oyuncular için ‘lider karakterli’ deriz. İşte liderlik karakteri dediğimiz şey; kişinin sahip olduğu bu potansiyeli, bu vasfı uygun bir takımda ve uygun anlarda kullanıp ortaya çıkarması ve zamanla herkese kabul ettirmesidir. Ya da savunma karakteri olan takımlar? Defansif özellikleri kuvvetli oyuncuların ‘savunmayı’ başarı için gerekli görerek takım halinde uyguladıkları ve bir süre sonra alışkanlık haline getirmeleriyle ‘karakteristik’ özellik kazanan yanlarıdır.
Günümüz sporunda başarıya giden yol maalesef sadece yetenekten geçmiyor. Başarı denen şey yetenek ve karakter isimli iki elementin oluşturduğu bir bileşiktir. Matematiksel ifadeyle: ‘’Yetenek + iyi bir oyun karakteristiği = Başarılı oyuncu veya takım’’
Bazı oyuncular vardır ki; çok yetenekli olmalarına rağmen kişisel egoları, istatistik yapma sevdaları ve kendilerini gösterme arzularından dolayı yeteneklerine hakaret edercersine oynayarak potansiyellerinin çok çok altında kalmış ve başarılı olamamışlardır. Belki de büyük oyuncuları, büyük oyuncu yapan şey işte bu. Yeteneklerini doğru biçimde kullanıp buna karakteristik özellik kazandırmak.
Hidayet Türkoğlu’nun son birkaç yıl içerisinde yaptığı gibi. Hido sahip olduğu özelliklerin farkında. Neyi iyi yapıp neyi yapamayacağını ve nerede ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Parke üzerinde de buna göre oynuyor.
Örnek verecek olursak; Jameer Nelson’ın oyun kuramadığı Orlando’da bu hayati görevi Hidayet üstlenmiştir. Hidayet iyi bir pasör ve sistem gereği sıkıştıkları anda topu Howard’a indirmeleri gerektiğinin farkında. İşte Hedo bu meziyetini Orlando’nun menfaatleri doğrultusunda kullanarak takım içerisinde kısalarla uzunları birbirine bağlayan köprü işlevi görüyor. Oyun kurmak, hücumu yönetmek elbette Hido’nun esas görevi değil. Ama Hedo bu görevden kaçınmadı. Bunu bir sorumluluk olarak kabul etti ve uzun süredir bu sorumluluğu başarılı şekilde devam ettirdiğinden pasör kimliği ve mükemmel saha görüşü zamanla Hedo için karakteristik hal kazandı. İşte yetenek (hücumu yönetme), uygun ortam (kalbur üstü PG’ın olmadığı bir takım), devamlılık (Hido bu görevi uzun süredir yapıyor) ve neticede Hido’yu iyi pasör yapan yeteneklerinin ortaya çıkarılıp yıldız oyuncu için karakteristik hale gelmesi… Hedo’nun Orlando’da kazandığı bu alışkanlık mili takımda da etkisini müthiş biçimde gösterdi. Geçtiğimiz yaz oynadığımız grup maçlarını hatırlayın. Hedo kendini arka plana çekip skorer kimliğinden biraz uzaklaştı ve daha çok pasa dayalı ve takım arkadaşlarına pozisyon hazırlamayı temel alan bir performans ortaya koydu. Kulübünde kazanmış olduğu bu özelliği milli takımda da göstererek bu alanda bir süreklilik sağlamış olması işte ‘karakteristik’ kelimesinin ne anlama geldiğini çok iyi özetliyor.
Bir örnek de Boston maçından verelim. Hido serinin 7. maçında 25 sayı kaydetmesine rağmen genelde skor hanesindeki rakamı yükseltmek yerine oyundan düşen takım arkadaşlarını devreye sokmaya çalıştı. Galibiyet anahtarının takım halinde oynamaktan geçtiğinin farkındaydı. Sürekli penetre ederek rakibi üzerine çekti ve Boston ona yardım getirdiğinde topu boştaki takım arkadaşlarına çıkararak onların da hücumda aktif rol oynamasını sağladı. Oyundan düşen Rashard Lewis’in, kenardan gelen Pietrus’un, çizginin gerisine ceza kesmek için pusu kuran JJ Redick’in performansını da birkaç adım yukarı taşıdı. Milli oyuncu sadece 12 asist yapıp bu alanda kariyer play-off rekoru kırmakla kalmadı. ‘’Maç takım halinde kazanılır’’ fikrini doğrular nitelikteki basketboluyla oyun karakterinin, olgunlaşmanın nasıl bir şey olduğunu cümle aleme göstermiş oldu.
Hidayet’in işler kötü gittiğinde sazı tek başına eline aldığı zamanlar da olmadı değil. Ama yaptığı en iyi şey; ne zaman bireysel oynaması ve ne zaman takım arkadaşlarıyla paylaşması gerektiğini biliyor olması. Boston seride geriye düştüğü maçlarda çok iyi geri dönüşler yaptı. Çoğunda da maçı çevirmeyi başardı. Son maçta da fark 12-17 marjında seyrederken bunu denediler. Fakat Hedo bu anda devreye girdi ve sorumluluğu tek başına üstlendi. Can yakan üçlükleri ve penetre sonrası orta mesafeden çaktığı hareketli şutlarla farkın kapanmasına engel oldu. Boston’ın direncini kırdı. Geri dönüş planlarına çomak soktu. Rakibe hançeri saplayan isim oldu.
Kaan Kural’ın da bahsettiği karakter işte bu. Doğru zamanda doğru şeyi yapmak, yaptıklarının doğruluğuna inanmak ve bunu zamanla kalıtsal ve sürekli hale getirmek. İşte Hido bunu yapıyor. Bazen kendi performansından ve istatistiklerinden ödün verse de, arka planda kalmayı göze alsa da her zaman doğru olanı yapmayı ve her doğrunun bir parçası olmayı seviyor. Bravo Hido.
Cleveland-Orlando eşlemesi
Hidayet’i yazıp Orlando’dan bahsetmemek olmaz. Uzunca bir aradan sonra konferans finallerine yükseldiler ve şimdiki rakipleri gözü dönmüş bir Cleveland Cavaliers…
Seri boyunca Orlando’nun başını en çok ağrıtacak olay; LeBron James’i savunmak… Kral, Hido’nun kıskacında olacak ama Hedo’nun bire birde ona karşı koyması imkansız. LeBron penetre ettiğinde savunmanın içeride kralı karşılaması ve çabuk yardım getirmesi şart. Hido’dan birşeyler beklemek yerine Orlando’nun kolektif anlamda uygulayacağı savunma stratejisi çözüm üretkenliği konusunda daha belirleyici olacak.
İki takımın oyun kurucuları benzer özelliklere sahip ve seride birbirlerine üstünlük sağlamalarını beklemiyorum. Rafer Alston ve Mo Williams…İkisi de oyun kurmaktan haz almayan, şutu ve penetreyi seven, size’ları birbirine çok yakın oyuncular. Adil bir eşleşme.
Pota altında ise avantaj Cleveland’da. Çok fazla silahları var ve uzun rotasyonları daha geniş. Ilgauskas 2.21’lik boyu ve dev cüssesi ile NBA’deki birçok uzuna ters gelen bir pivot. Fakat esas sorun şurada ki; Howard’ın Ilgauskas’a karşı doğru hücum edemediğine sezon içerisinde binlerce kez şahit olduk. Genç oyuncu pota yakınlarında topla buluşup çabukluğunu kullanmak yerine sürekli post yapıp 2.21’lik adamın üzerinden hücum etmek gibi aptalca bir hata yapıyor. Umarım geçmişten ders çıkarmıştır.
Bu arada Howard demişken bu adamın hala sırtı dönük oyununu geliştirememesi büyük handikap. Bazen rakibi sırtına alıp bu varyasyonu deniyor ama ne denemek! Topu çok uzaktan alıyor ve çok uzaktan bitirmeye çalışıyor. Post sonrası şutları potaya atılan birer tuğla gibi. Pozisyonu okuma ve bitirme becerisi çok zayıf. Bir Holding’in kullandığı ve ders niteliği taşıyan sözünü hatırlıyorum. Howard için biçilmiş kaftan. ‘’Yerinde saymak en büyük geriye gidiş yoludur.’’
Orlando için iyi sayılabilecek eşleşme; Rashard Lewis-Anderson Varejao eşleşmesi. Rashard Lewis rakibinden daha zayıf ama daha hızlı. Topu dışarıdan alıp içeri her dalışında savunmanın dengesini bozması kuvvetle muhtemel. Ama Lewis’in üzerindeki baskı faktörü de serideki performansı konusunda belirleyici olacak benden söylemesi.
Bench’ler: Orlando’nun yedek bankının yetersizliği sezon boyunca konuşuldu. Fakat Pietrus’un, Courtney Lee’nin, Anthony Johnson’ın ekstra katkıları onları krize sokmaktan kurtardı. Fakat bu Cleveland’ın Szczerbiak, J. Smith, Pavlovic, Gibson, Ben Wallace’dan oluşan yedek bankının kağıt üzerinde daha kaliteli olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Coaching ve sistem faktörü: Van Gundy gerçekten çok yaratıcı bir koç. Takımın başına geldiğinde Tony Battie sakattı ve ellerindeki tek kalbur üstü uzun Dwight Howard’dı. Van Gundy’nin 4 kısa + 1 uzun sistemini sırf bu sebeple, bir nevi mecburiyetten dolayı uyguladığı söylendi. Fakat sistemin uyarlanışı ve uzun ömürlülüğü dikkate alınırsa Van Gundy’nin mükemmel bir işe imza attığını söylemek herhalde yanlış olmaz.
İçeride savunmayı üzerine çeken bir uzun ve yanında her türlü boşluğu cezalandırabilecek 4 şutör. Gerçekten çözümü ve savunulması çok güç bir sistem. Fakat sistemin kötü tarafı; aynı zamanda takımın kendi kendini imha etmesini de mümkün kılıyor olması. Dışarıdan şut atıp, sıkıştıkları anda topu içeri indirirlerse problem yok. Fakat Howard’ın da şikayet ettiği üzere topu içeri indirmek yerine dış şutlarda ısrarcı olurlar ve iç-dış dengesini bozarlarsa kendi iplerini çekmiş olurlar.
Yılın koçu Mike Brown’ın finallerde vereceği sınav ise büyük merak konusu. Hiç itibar etmediğim bir ödülün sahibi oldu. Takımın geldiği noktada koçun etkisi nedir? kıstasının iyi etüd edilemediği bir ödülün. Belki bu seride çok zorlanmayacaklar ama işler kötü gittiğinde Brown’ın ortaya koyacağı çözüm üretkenliği gerçekten ödülü hak edip hak etmediğini gösterecek.
Diğer faktörler: Cleveland’ın saha avantajı. LeBron ve takım arkadaşlarının başarıya duyduğu açlık, bunun oyuncular üzerinde yarattığı hırs. Finallere 8-0’la gelmenin verdiği öz güven.
Orlando için ise; son şampiyonu elemiş olmanın morali. Sistemin kilit parçası Hido’nun müthiş formu. Dezavantajları; çok baskı altında kalmaları, rehavet ve farkı yakaladıklarında futbolda 1-0’ın üzerine yatan takımlar gibi skorun üzerine yatmaya çalışmaları.
Cleveland mutlak favori. Skor tahmini yapmayacağım ama Orlando’nun serideki kaderini evlerinde oynayacakları 3. ve 4. maçların belirleyeceğini söyleyebilirim.
GARNETT OLMADAN ASLA !
Boston&Orlando konferans yarı finali başlamadan önce Orlando’nun bu seride daha avantajlı taraf olduğu konusunda basketbolseverlerin birleştiğini söyleyebiliriz. Garnett takımda olmadığı zaman Boston önceki sezondan kalan şampiyon takım ünvanına yaraşır bir basketbol oynamaktan uzak bir görüntü verdi. Takımın başarılı olmasını sağlayacak en önemli koşullardan birinin yaşları 30′u geçmiş Ray Allen ve Paul Pierce gibi süper yıldızların ortalamalarının üzerine çıkaracakları performanslara bağlı olması Boston’un işini zora sokan koşullardan biridir. Nitekim ilk turda Chicago’yu elerken zorlansalar da Ray Allen, Paul Pierce ve Rajon Rondo genel olarak başarılı maçlar çıkardılar. Konferans yarı finalinde Orlando karşısına çıktıklarında sözkonusu 3 oyuncunun da performanslarında gözle görülür bir düşüş gözlenmiştir. Özellikle Ray Allen’ın bu seride şut tehdidinin ortadan kalkması Orlando’nun işini kolaylaştıran nedenler arasındadır.
Orlando cephesinde ise işlerin tam olarak yolunda gittiğini söylemek doğru olmayacaktır. Bu sezon iyi bir grafik çizen Jameer Nelson’un sakatlanması 1 numaralı pozisyon konusunda ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Orlando şu an Howard, Lewis ve Hidayet üzerinden istediği hedeflere ulabileceğinin farkında! Playoff’un şu ana kadar oynanan maçlarını incelediğimizde sanırım Lewis’in hakkını vermek gerekiyor. 20.4 sayı, 6.3 ribaund ve 3 asist ortalamalarıyla ( Konferans Yarı Finali )takımın turu geçmesinde Lewis’in ne oranda etkili olduğunun açık bir kanıtıdır. Howard’ın pota altında verdiği mücadelenin insan üstü bir mücadele olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Rakipleriyle her maçta adeta boğuşmak zorunda kalıyor. Bu anlamda takım içerisinde onun yükünü azaltacak bir oyuncunun varlığına Orlando’nun ihtiyacı var. Orlando’yu izlediğinizde takımın 4 ve 5 numaralarının aynı kişi olduğunu görürsünüz. Orlando 5 numarasının aynı zamanda 4 numaralı pozisyonununda sorumululuğunu üstlendiği, 4 numaralı pozisyonda oynayan oyuncusunun 3 numara gibi oynadığı, takımın 3 numarasınında çok defa oyun kurucu gibi oynamak zorunda kaldığını gözlemliyoruz. Özellikle bu 3 oyuncunun yeteneklerini doğru ve yerinde kullanmaları takımın başarıya ulaşmasını kolaylaştırıyor. Benchten gelen oyuncuların özellikle de Mikael Pietrus’un katkıları Orlando lehine bu seride gözümüze çarpan olaylardan biridir. Seride 7.maça gelindiğinde ibre Boston’dan yana gözüküyordu. Orlando’nun en azından psikolojik olarak bu maçı aşamayacağı düşünülüyordu. Özellikle Hidayet’in sözkonusu maça kadar sürekli inişli çıkışlı bir performans sergilemesi Orlando adına herşeyi bir bilmeceye dönüştürüyordu. Hidayeti diğer oyunculardan ayıran en önemli neden diğerlerinden daha fazla yapabilecek şeylere sahip olmasıdır. Ancak en önemli sorunu bu konuda süreklilik arz eden bir başarıdan yoksun oluşudur. Eğer buna sahip olabilseydi şu anda NBA’nin en başarılı ilk 10 oyuncusundan biri olabilirdi. Bir maçta %60-70 bir 3′lük yüzdesiyle oynayan bir Hidayet’in bir sonraki maçta sıfır çektiğine tanık olabilirsiniz. Asist ortalamalarının yükselmesi tamamen oynadığı takımla ilişkili bir durum. Howard Hidayet’ten gelen ve bir çok pota altı oyuncusunun baskete dönüştüremeyeceği topları olumlu kullanan bir oyuncudur. Ayrıca üç sayı çizgisinin dışına gönderdiği pasları da olumlu değerlendirebilecek çok sayıda oyuncuya sahip bir takımın içinde 1 numara gibi oynamayı başarabilir. Burada önemli olan Hidayet’in kendisinden beklenenleri karşılayıp karşılamadığıdır. Hidayet’in genel olarak son çeyrek oyuncusu olarak anıldığını biliyoruz. Eğer bir karakter yüklemekse illa bu içerikte bir karaktere sahip olduğunu ifade edebilirsiniz. Bir maçın bütününde etkili olma konusunda sıkıntılı bir oyuncudur. Bu anlamda çok az maçını örnek olarak verebiliriz. Hidayet’i Hidayet yapan daha çok son çeyrekte kimsenin alamayacağı sorumlulukları alıp takımını istenilen hedefe taşımak gibi bir sorumluluğunun olmasıdır. O yüzden ortada giden Orlando maçlarının son çeyreğinde herkesin gözü onu arar.
Bir sporcunun sahip olduğu karakter onun bu alanda göstereceği performansı birer bir etkiler. Karakter aynı zamanda günlük kullanımlarda kişilik tanımının yerine de geçer. Doğal olarak bireyin hayatta ki duruşu veya tarzı yaşamının bütün dinamiklerinde kendini ifade eder. Bireyin yaşam biçimi olarak veya davranış uyum yolu olarak ve çevresi ile karşılıklı ilişkileri devam ettirmek için bilinçli veya bilinç dışı geliştirdiği tepki, yanıt davranışlarını da içerir. Dolayısıyla bir sporcunun yeteneklerini ve bunun ifade ediş şeklini sahip olduğu karakteristik özelliklerden biri olarak yorumlayabiliriz Hidayet’in özellikle son maçta performansını yorumlarken bunu büyük oranda karakteri ile başarmış demek havada kalan bir anlatım olacaktır. Hidayet o maçta kendisinden beklenenleri büsbütün karşıladı. Bir sonraki maçlar için bu performansa yakın oynayamadığı zaman büyük oranda karakteri ile başaramadı mı diyeceğiz? Bu kadar değişkenliğe açık bir oyunda bu tip genel tanımların kullanılmasının yersiz olduğunu düşünüyorum.
Bunu ancak bir oyuncu için yapılan genel değerlendirmeler içinde kullanmak daha doğru olur. Hidayet’in oyun karakteri bu maçın kazanılmasında etkili olmuştur demek ile bu maçı büyük oranda yetenekleri ile değil karakteri ile başarmış demek aynı şey değildir. Kaldı ki yetenek ve karakteri birbirinden ayrı tutamazsınız. Karakter bireyin yeteneklerini de içine alan daha genel bir tanımdır. Orlando’nun oyuncularının genel olarak aynı özverilere sahip olduğunu görüyoruz. Oyun karakterleri birbirine çok fazla benzeyen oyuncular var. Topu şuursuzca kullanan oyuncuları yok. Bu bir takımın topu en doğru yerde kullanabilmesinin önünü açar. Orlando’nun hücum denemelerinin çoğunda buna rastlayabilirsiniz. Eğer takımı genel olarak sırtlayan oyunculardan biri beklenenin çok altında bir maç çıkarıyorsa bir diğer oyuncunun onun yerine de oynadığına tanık olursunuz. Son maçta Hidayet bir anlamda bütün takımı diriltti. Bu bir sonraki maçta Lewis veya Howard olabilir. Üçünün de gününde olduğu bir maçta zaten Orlando’yu yenmeyi kimse aklından geçirmesin .
Peki Konferans finalleri doğu ve batıda nasıl sonuçlanır? Clevelend’ın Orlando karşısında maç kaybetme konusunda epey yol alacağı şüphesiz. Ancak yinede Orlando’ya nazaran final için daha avantajlılar ! Batı’da Lakers her ne kadar zorlansa da Denver’ı geçeceğine inanıyorum. Ancak herkesin beklediği Clevelend&Lakers finali yerine Orlando&Denver finaliyle karşı karşıya kalırsak kimse şaşırmasın. İki takımın da rakiplerini eleyecek kadar güçlere sahip olduklarını biliyoruz.
SAVUNMA YAP-HÜCUMU KUR-SKOR ÜRET
Hidayet Türkoğlu NBA kariyerinde Sacremento’da da, San Antonio’da da ve Brian Hill’in dönemindeki Magic’te de hiç bir zaman kilit adam olmamıştı. Ancak Brian Hill yönetmindeki Orlando Organizasyonu farkında olmadan çok büyük bir yol katetmişlerdi. Farkında olmadan diyorum; çünkü Hidayet daha önceki iki takımında sadece “uzun boylu, orta mesafeden ve üçlük çizgisinin gerisinden şut sokabilen bench oyuncusu” olarak kullanılıyordu. Ancak bu demek değildir ki Hidayet’in tüm yapabildiği bu şut işinden ibaret!
Özellikle NBA kariyerinin başında Sacremento’da Webber gibi skorer ve pasör bir uzunla çalışmış olması, mevcut Kings sisteminde kendine biçilmeyen görevleri de kendi yetenekleriye harmanlayıp geliştirmesini sağladı. Ancak bu yeteneklerini kullanma işi dediğim gibi Kings’te kendine biçilmediğinden, Hidayet yine benchten gelip şut çekip yerine oturan bir oyuncuydu.
Spurs sezonunda ise Popovic ile çalışmak yine Hidayet’in kendine birşeyler katabileceği bir madendi. San Antonio’da da rol adamı olan Hidayet zaman zaman maçlardaki çıkışlarıyla bizleri gururlandırıyordu. Ancak sezona yayılan bir istikrar olmadığı ortadaydı. Hidayet’in oyun başarısını tüm sezona yayamamasındaki en önemli faktör de San Antonio’da ilk 5′e yükselememesiydi. O yıllarda San Antonio’da ilk 5 oynaması da beklenmiyordu zaten.
Spurs’te geçen bir yılın ardından doğu yakasına geldi Hidayet. Florida ekibinin Hidayet ile anlaştığını duyunca açıkçası çok sevinmiştim. Çünkü nihayet lige geldiğinden beri kozasının içinde gelişmekte olan oyuncumuz; nihayet kozasından sıyrılıp yepyeni kimliğiyle herkese artık “ilk 5 oyuncusu” olduğunu gösterebileceği, çok da iddialı olmayan bir takıma gelmişti. Ayrıca Shaq’tan kalma kişisel bir Magic sempatim de, Hidayet’in Orlando’ya gidişine sevinmemi sağlayan başka bir faktördü.
Ancak evdeki hesap çarşıya pek de uymamıştı! Zamanında “Majesteleri Jordan’ın veliahtı” olarak konuşulan; ancak Magic yılları sakatlıkla geçen Grant Hill, Hidayet’in geldiği sezon ve onu takip eden yıllarda eskiye oranla çok az sıkıntıyla karşılaştı. Dönemin Magic coach’u Brian Hill, yeni takas Francis, draft seçimleri olan Howard ve Grant Hill üçlüsünde bir takım ortaya çıkartmak istedi. Elde patlayan Francis ve eski günlerinden çok uzak olan Grant Hill ile, Brian Hill’in aklındaki sistem olmadı.
Benim o yıllarda Orlando Magic için yaptığım bir yakıştırma vardı: Silent Hill! Çok sevdiğim bir korku-macera oyunu olan bu oyun, Magic maçlarını izlerken de aynı duyguları hissettiğim için Magic için bana göre en uygun yakıştırmaydı! İki Hill, Magic’i Silent Hill haline getiriyordu.Brian ve Grant Hill’in Magic için çok büyük bir dert olduğunu ve her ikisinin de takımdan gitmesi gerektiğini düşünürken; beklenen oldu ve bu iki isim de giderken takımın başına da Stan Van Gundy getirilince keyfime diyecek yoktu! Üstüne Lewis takası yapılınca biraz darlandım (o paraya daha iyi bir forvet alınırdı); ama Magic ve Hidayet için iyi şeylerin yolda olduğu aşikardı!
Ve beklenen gerçekleşti! Hidayet kozasından çıktı ve artık sadece bir şutör olmadığını, harika saha görüşüne sahip olduğunu, pas yeteneklerini çok geliştirdiğini ve top sürmede de boyundan beklenmeyecek esneklik ve başarıya sahip olduğunu gösterdi! Hidayet’in özelliklerini sergileyebilmesinde en önemli faktör, coach Van Gundy oldu. Durum analizini çok iyi başaran bir coach olan Van Gundy, antremanlarda ve geçen yıllarda Hidayet’in neler yaptığını çok iyi okumuş olmalı ki; O’na
sorumluluğu vermekten çekinmedi. Olası sıkıntılarda moral bozukluğuna kapılmaması içinde, bir çok demecinde Hidayet’i övdü. Hidayet de kendisine güvenen insanların yüzünü kara çıkartmadı. Mevcut basketbol yeteneklerini ligde geçirdiği yıllarında sürekli üzerine biraz daha katarak, kullanabileceği ve sergileyebileceği bir seviyeye çıkartmıştı artık Hidayet.
Bu kadar eskiyi kurcalayan yazıyı neden yazdığım sorusuna gelince de Sayın Kaan Kural’ın yorumlarımızı beklediği sözlerinin içeriğinde bana göre Hidayet’in gelişim sürecinden de bahsetmemek, yapılan yorumun eksik kalmasına sebep olurdu.
Yeteneklerini artık herkese gösteren ve kabul ettirdikten sonra Hidayet yeteneklerini oyununda nasıl pozitif olarak kullanabileceğini ve çok yönlülüğünü göstermeye başladı. Bu süreçte de Hidayet’in oyun karakteri de yeni rolüyle birlikte yeni şeklini alıyordu. Hidayet artık bir figüranlıktan, esas adamlığa adım atmıştı. Ve üzerine düşen sorumluluklar neticesinde oyun karakterini de değiştirdi. Hidayet’in oyun karakterini belirlemesindeki bir diğer etken de kişisel karakteri oldu -ki bu iki durum birbiriyle bağıntılıdır zaten-. Herşeyden önce kazanmanın önemi her zaman ön planda oldu! Ve bu değer yargısıyla da Hidayet sadece atan biri olmaktan öteye, aynı zamanda -bu sezona kadar- oyun kuruculuktan uzak olan Jameer Nelson’un yapması gereken işi; oyun kuruculuğa da soyundu. İstikrar hala Hidayet’in bir sorunu; ancak şutu girmediği zamanlarda zorlamak yerine, Hidayet takımını çok güzel idare ediyor ve assistleri ile maçı kazanmaya giden yolda takımını sürüklüyor. Son çeyreklerde de çekinmeden hücumlara yön vermesi veya hücumları kullanması; yine başta coach olmak üzere Hidayet’e olan güven, Hidayet’in özgüveni, yetenekleri ve oyun karakterinin harmanı olarak karşımıza çıkıyor.
Sayın Kaan Kural da Hidayet’in bu play-off’larda Magic için yaptıklarının sadece yetenekten geçmediğini vurgulamış.
Hidayet’in sahaya yansıttığı kimlik ile, maçlarda geride oynasalar da, Van Gundy’nin doğru analizleri ve uyarıları, Hidayet’in isteği ile birleşiyor. Hidayet, oyuna soğuk olanları, oyuna dahil ederken, kendisi de skor üretimine inişli çıkışlı katkıda bulunuyor.
Normal sezonda yayınlanan bir Magic maçında, maç öncesi Magic soyunma odası gösterilmişti. Oyuncularının formalarının asılı olduğu askıların altında, o oyunculardan maç içinde beklenenler yazıyordu. Dwight Howard için, öncelikle savunma ardından rakip boyalı alanı dağıtma işi biçilmişti. Rashard Lewis için, perdeleri kullanması, boşa çıkması ve üçlükler başta olmak üzere skor üretmesi isteniyordu. Hidayet için ise, 3 madde: savunma yap, hücumu şekillendir ve kur, skor üret! Yani bir
maçta yapılabilecek her şey! Hidayet’in oyun karakteri takımın kazanması yönünde olduğundan, coach bu karakteri takıma yayması için Hidayet’in her zaman arkasında oluyor.
Hidayet’in egodan uzak, takım başarısını düşünen karakteri doğrultusunda Orlando iyi maçlar çıkardı ve konferans finalindeler yıllar sonra! En son Shaq’lı kadro ile gördüğümüz bu tabloda, Hidayet’in büyük bir faktör olması oldukça gurur verici.
Sorumluluk Almadan Yıldız Olunmaz
Ülkemizde,Avrupa’da ve Güney Amerika’da en yaygın takım sporu futboldur.Kuşkusuz Avrupa’da birçok farklı spor dalı da yaygın bir şekilde yapılırken en çok taraftar toplayanı ve ilgi çekeni bu spordur.A.B.D.’de ise durum farklıdır.Amerikan futbolu yanı sıra basketbol ve ulusal basketbol ligi(NBA) en çok izleyici toplayan takım sporlarıdır.Basketbolde dünyanın en iyi liginin bu olduğu da tartışılmaz bir gerçektir.İşte basketbolda dünyanın en iyi ligi ve kariyer yeri olan NBA’ya Türkiye’den de bizim ölçülerimize göre birkaç çok üst düzey oyuncu girebilmeyi başarmış,ancak iki tanesi üst düzey başarılar elde edebilmiştir.Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur.
Aslında benim Mehmet Okur’dan beklentilerim daha fazlaydı.Çünki,Tofaş’ta başlayan kariyerini Efes Pilsen’de devam ettirmiş olan Mehmet Okur,çok disiplinli ve istikrarlı oyunuyla bulunduğu noktaya gelmiştir.NBA’ya geldiğinden beri de belirli bir çizgiyi yakalamış ,ancak beklenen çıkışı yapamamıştır.Yıldız oyunculara has olan gerektiğinde sertlik düzeyi yüksek olan ve sorumluluk alan oyun tarzını bir türlü geliştirememiştir.Aslında bu yıl Millsap ve çok iyi bir guard haline gelen Deron Williams’ın katkılarıyla ben çok şey bekliyordum ondan.Mehmet Okur’un sakatlığının da belki bir sonucu olarak Utah Jazz da kabuğunu kıramayan bir takım görüntüsünde kaldı.
Hidayet,2000 yılında Sacramento Kings ile başladı NBA kariyerine.Sacramento’da dört sezon oynayan Hidayet,maç başına 7.5 sayı,2.5 rebound,2-3 asist ortalaması ile oynayan vasat bir oyuncu görüntüsünde oldu.Bunun yanında bu dönem onun için NBA’de tecrübe kazanma dönemi oldu.2004/05 sezonunda transfer olduğu Orlando Magic ile Hidayet’in çıkışı da başladı.Beşinci sezonuna girdiği bu takımda 15-20 aralığında sayı ortalaması 7-8 rebound ve 4-5 asist ortalamaları ile iyi oyuncu diye adlandırılabilecek sayı ortalamalarına ulaşmaya başladı.Orlando için yapılan maçın sonunu getirememe ve sorumluluk almama konusunda Hidayet ön plana çıkmaya başlayarak 4-3 lük Boston Celtics serisinin final maçı ve doğu konferans final serisi ile birlikte durum değişmeye başladı.Hidayet oyun tarzına uygun olarak bir çok rolü de üstlenmeye başladı.Eksikliği duyulan sorumluluk alan lider oyuncu pozisyonuna doğru hızla ilerlemeye başladı.Lakabı gibi 4th Quarter(Dördüncü Çeyrek)oyunun son çeyreklerinde maçların sonunu belirleyen kritik anlarda basketbol tabiriyle’topun el yaktığı’anlarda kendine has soğukkanlı,motive ve sorumlu lider oyuncu karakteri ön plana çıkmaktadır.
Zaten lider ve iyi oyuncu dediğimizde oyuncuların genellikle bir ortak yönleri var.Bu tür oyuncular asla yenilgiyi kabul etmezler.Türkiye’de futboldan bir örnek verirsek;Fenerbahçe’li Tuncay böyle bir oyuncuydu.Tuncay’ın maçın son dakikasına kadar mücadele etmesi ve skoru lehine çevirmek adına olağanüstü bir çaba göstermesi,asla yenilgiyi kabul etmemesi en büyük özelliğiydi.Aslında bir takımın ruhunu oluşturan da bu tip oyunculardır.Nitekim o gittikten sonra Fenerbahçe’de çöküş başlamış ve bugünkü duruma gelinmiştir.Bunun yanında canlı bir örnek de Orlando’nun rakibi Cleveland Cavailers takımının lideri,en büyük oyuncusu,her şeyi Lebron James te böyle bir oyuncudur.Son maçta da görüldüğü gibi ve daha önceki birçok maçlarında da görüldüğü üzere asla yenilgiyi kabul etmemekte tüm gücü ve yetenekleriyle sonuna kadar mücadelesini sürdürmektedir.
Hidayet Boston serisinin final maçındaki 25 sayı,5 rebound ve 12 asistlik performansı ile takım lideri,gerçek oyun kurucu ve yenilgiyi kabul etmeyen kişilikli oyuncu kavramlarını kendinde toplamıştır.Son şampiyonu yenmek te ancak böyle oyuncularla olur.Son şampiyon ki son yıllardaki NBA ‘deki Detroit Pistons ve San Antonio Spurs hegemonyasını kıran ve göze hoş gelen bir basketbol oynayan bir takımdı.
Cleveland serisine gelindiğinde ise Hidayet,ilk maç 13 sayı ve 14 asist ile yeni bir kariyer rekoru kırıyor ve lider pozisyonu,oyuna karakterini ve kişiliğini yansıtması bir kez daha tescilleniyordu.Yine Cleveland serisinin ikinci maçında da son bölümlerde bir kez daha ön plana çıkıyor,14 saniye kala topu takımı adına kullanmasına ve iki sayılık atışı da başarıyla atmasına rağmen karşısında bir diğer büyük ve kişilikli oyuncu Lebron James’ın son saniye üçlüğüne engel olamamış ve seri 1-1’e gelmiştir.Yine serinin ilk maçında Dwight Howard ile hücumlarda yaptıkları ikili oyunları onun oyununu ve karakterini maça ve takımına yansıttığının en büyük örneklerinden bir tanesidir.
Hidayet Türkoğlu’nun Boston serisinin son maçından beri oynadığı basketbol tek kelimeyle mükemmel.Kariyerinin başından beri 1 numaralı pozisyondan 4 numarada dahil olmak üzere oynayabilen çok ender oyunculardan bir basketbolcuydu.Nba de ki ilk yıllarında da bunu kanıtladı.Ancak genellikle skoru ön planda tutuyordu.Sadece skora yönelmesi kariyeri açısından da sorun yaratabilirdi.Ancak Orlando’ya gelişiyle birlikte bir çok şey değişti.Oyunun diğer alanlarınıda yöneldi.Oyuna bakışını değiştirdi.Bu sadece Orlando’ya deil milli takımada yarar getirsi.Hidayet gibi oyunun her yönünü iyi oynayan bi oyunucu her üst düzey takım için vazgeçilmezdir.Özellikle geçen yıl NBA’de en çok değişim gösteren oyuncu seçilmeside basketbolunu ne kadar yüksek bir seviyeye çıkardığının bi kanıtıydı.
Burada belirtmem gereken bir başka şeyde son periyotlarda yaptıkları.Büyük oyuncu için en önemli kriter son periyotta ne yaptığıdır.Topun el yaktığı,kimsenin topu kullanmak istemediği anlarda sorumluluğu üstlenip takımını zor durumdan çıkartmak büyük oyunculara has bir özelliktir.Hidayet’te bunu geçen seneden beri sürekli yapmakta.Maçın sonlarını takımı ona bırakmakta.Geçen yaz milli takımımızda da aynısı uygulanmış ve grubumuzda büyük başarı elde etmiştik.Tabi ki Hidayet’in bu büyük başarısında Van Gundy’nin katkılarınıda görmezden gelemeyiz.Hidayet’e verdiği güven çok önemliydi.
Normal sezonda bu büyük başarıları gösteren Hidayet playofflarda da aynısını gösterdi.Belki Boston serisinin son maçına kadar bu seviyeye çıkamadı.Ama serinin son maçında ve Cavs ile yaptıkları ilk iki maçta yapttıkları inanılmazdı.Lebron James gibi ligin en dominant oyuncusuyla son periyottaki kapışmarı asla unutulmayacaktır.O maçlar şimdiden efsane maçlar arasına girmiştir.Yıllar sonra bile insanlar o maçları heyecanla televizyondan izleyeceklerdir.
Hidayet ile gurur duyuyoruz.Eminim duymayada devam ediceğiz.Burdan söyliyeceğim son şey basketbol sadece skor değildir.Bu oyunun başka yönleride vardır.Eğer bütün yönlerini dikkate alır ve yerine getirebilirseniz Hidayet Türkoğlu gibi büyük bir oyuncu olabilirsiniz.
SAYIN SON ÇEYREK:HİDAYET TÜRKOĞLU
Hidayet oynadığı tüm maçlarda Orlando’nun hep lideri olarak dikkat çekti.Hidayet her zaman takımın en iyi,en skorer oyuncusunun takımın lideri olmayacağını gösterdi ve bunu başaran nadir oyuncular arasında kendine yer buldu.Hidayet için el yakan top olmadığını,onun için son saniye atışının kendisi üzerinde baskı yaratmadığını gösterdi.Hidayet bu kendine duyduğu bu güvenle diğer takım arkadaşlarını da rahatlatıyor ve bu onların daha rahat olmasını sağlıyor.Sadece oyununu oynuyor ve sürekli insiyatif onun ‘ellerinde’.Cavs serisinin yanılmıyorsam 3.maçın son 13 saniyesinde van gundy’nin mola almak yerine top zaten Hido’nun elindeyken maçı ona emanet etmesi coachun ona olan güvenindendir.Bazı oyuncular vardır normal sezonda çok önemli işler çıkartır all-star olur play offlara gelince kaybolur.Bazı oyuncular vardır hem normal sezon hem play offlarda takımı sırtına alır taşır ama en önemlisi bence takıma her yönde katkı yapan,takıma güven veren ve son anlarda tüm oyucuların topun onun elinde olmasını istediği oyunculardır.Ve Hido o oyunculardan birisidir.Belki bu tür özellikleri olan oyunculara nazaran sayı ortalaması düşük olabilir ama sadece bedeniyle değil ruhuyla oynayan oyuncu olduğunu kanıtladı.
Bu play offlarda hep takımın 1 numaralı oyuncularını savundu.Philadelpia serisinde Igoudala,Boston serisinde pierce ve son olarak cavs serisinde james’e karşı oynadı.Hido’nun karakteri lebron’u etkilemiş olacak ki maç sonu röportajında Hido’dan övgü dolu sözlerle bahsetti.Elbette onun söyledikleri bizim söylediklerimizden farksızdı bizim için çok da şaşırtıcı bir durum değildi ama lebron gibi dünyanın en iyi basketbolcularından birisinin böyle hoş sözlerle hidayeti anlatması ancak ondan etkilendiği içindir.
Bence Hido’nun işi bitmemiştir.Yaptıkları yapacakalarının göstergesi ve garantisidir.Optimistik olmak istiyorum ve hido’yu bekleyen bir şampiyonluk yüzüğü bir de(zor ama) finallerin en değerli oyuncusu ünvanı var diyorum.İşte tüm bu dediklerim olursa hidayet’in karakterini sadece biz çılgın türkler değil tüm dünya insanları konuşacaktır.Kaç insan gecenin bir yarısı insanı tatlı uykusundan uyandırır da onu tavana yumruğunu attıracak kadar onu çıldırtabilir ki…
Hidayet Türkoğlu NBA’de oynadığı takımlarda hep bench’ten gelip takımın oyununa katkı yapan bir oyuncu oldu. Gerek Sacramento, gerek Spurs’te hiç skorer kimliğini göremedik. Orlano Magic’te ise durum farklı oldu, çünkü Orlando’nun Grant Hill’in etkili döneminden beri skorer bir forveti yok. Rashard Lewis her maç aynı istikrarı sağlayamıyor. Hidayet’in bu yükü üstlendiği maçları gördük.
Ama başka bir sorun da şu ki, Orlando’nun oyun kurucusu yok. Jameer Nelson hiçbir zaman doğru tercihler yapıp takımı oynatan bir oyun kurucu olamayacak. Rafer Alston zorunluluktan alındı, sokaktan geldiğini hepimiz biliyoruz, verebileceği katkı sınırlı. Anthony Johnson zaten eğer üst düzey bir oyuncu olsaydı kariyeri boyunca oradan buraya gezip durmazdı.
Dolayısıyla Orlando Magic maç içerisinde kendisini oynatacak bir oyuncu arıyor. Hidayet de oyun zekası bu açıdan en yüksek olan oyuncu şu anda.
Hidayet skor yükünü çektiği zaman, aldığı topu kullanması gereken bir kimliğe bürünüyor. Bu da takımın diğer oyuncularından gelen verimi azaltıyor. Çünkü Lewis’e boş üçlük imkanı yaratan da, Howard’a doğru yerde topu veren de, Lee’yi fast-break’e koşarken ödüllerinden de Hidayet. Ama oyunu Hidayet kurduğu zaman, Orlando diğer oyunculardan verim alabiliyor. Fakat bu maçlarda Hidayet’in 10-15 sayı civarında attığını görebiliyoruz. Ama nitekim Orlando kazanıyor.
Final serisinin ilk maçında bu hata yapıldı. Kobe’nin savunmasını tek oyuncuya vermek ne kadar büyük hataysa, Jameer Nelson’ı sırf final tecrübesi olsun diye oynatmak da o kadar büyük bir hatadır. Orlando’yu finale taşıyan Hidayet’in oyun zekasıdır, ve bunu final serisinde Van Gundy kullanmalı. Hedo’ya set hücumunda tam yetki verilmeli, takımı oynatması istenmeli, yoksa skorer bir Hidayet ama finalde süpürülen bir Orlando Magic görürüz.
Orlando büyük bir hata yapmış olur!!!
Hidayet Türkoğlu’nun şimdi takımdan ayrılacağı yönünde haberler çıkıyor.Hidayet’in istediği kontratın Vince Carter alınacağı için verilemeyeceği söyleniyor.Bu aslında neyin göstergesi biliyor musunuz?Hidayet Türk olduğu için!Hidayet bir çinli ya da bir amerikan olsaydı all starda olurdu,15 milyon dolarlık kontrat da alırdı,herşeyi yapardı.Orlando bu adama,Hedo’suna böyle mi teşekkür ediyor!Bu adam Orlando için az mı çabaladı,kendini kastı,son 3 yılın en sürpriz takımı olan Orlando Magic’in başarısı için en fazla çabalayan O değil miydi?Son saniye üçlükleri taraftarların bilgisayarında kayıtlı videolar halinde duruyor ve Orlando yönetimi gidip Vince Carter’ı alıyor.Vince Carter gelmiş kaç yaşına,bu saatten sonra ne katkısı olcak Allah aşkına!Hidayet büyük ihtimalle şimdi Portland’ın yolunu tutacak.Ama buraya yazıyorum,Hidayet ayrılırsa bu takımdan ki şu an ki görülen o bu takım bir daha NBA finalı zor görür!
Takımın temel parçalarından Dwight Howard’ı besleyen,o sevdiğimiz alley-oop paslarını atan Hido idi.Şimdi acaba kim atacak çok merak ediyorum!Belki Portland’da istediği parayı alacak ama Orlando’daki kadar başarılı olması da zor gözüküyor.Rashard Lewis’in aldığı parayı hak etmediğini hepimiz çok iyi biliyoruz,tamam Howard’ın öğreneceği çok şey daha var ama yönetim Lewis’e bu paraları veriyor ise Hido’ya hayli hayli vermesi gerekiyor.Hido’ya iyi bir kontrat verilirse 7 milyon dolar aşılabilirmiş salary cap!E onu Vince Carter’ı almadan önce düşünseler daha iyi olurdu.Gerçekten Hido’yu başka bir takım forması ile görürsek Orlando yönetiminin ne kadar büyük bir hata yaptığını çok net görürüz…