Ana Sayfa > İhsan Bayülken > İhsan Bayülken: Kral çıplak

İhsan Bayülken: Kral çıplak

“Avrupa macerasında bir şekilde kendimizi ilk 16 içinde bulduk. Bulunduğumuz grupta her takımın denk olması ile umutlarımızı arttırdı. Ama gelinen noktada evimizde kaybetmek her şeyin noktalanması olacaktı ve Real Madrid maçı ile öyle oldu. Aslında Real Madrid maçı resmin daha net görünmesini sağladı.
Bu durumda herkes akıl verecek, şu oldu bu oldu diyecek kendi çıkarları peşinde koşacaktır. Biz değer yaratmayı ve günlük düşünmemeyi Efes Pilsen’den öğrendik. Bir basketbol adamı olarak buna her zamankinden fazla ihtiyacımız olduğunu hissediyorum. Belki de gelecek bir lig şampiyonluğu sistemi haklı gösterecek ve uç noktalara gidersek; bizi 10 yabancılı bir Efes Pilsen seyretmeye götürecek… Bazen kaybetmek bir kazançtır bunu unutmayalım…”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

İhsan Bayülken

  1. Ozer Ilcin
    14:51 içinde 05 Mart 2010 | #1

    Efes Pilseni başarıya götüren planlı hareket etme ve disiplin kaybolmuş. Efes pilseni önceki senelere göre daha geriye götüren sebeplerden biri takımdaki dengenin bozulmus olması. kaliteli, isim yapmış yabancıların olması final four için bir gereklilik.ancak geçmiş senelere göre bu dengenin bozulmuş olması, oyun kurucu dışında genelde diğer tüm bölgelerde euroligde yabancı oyuncuların oynaması ve BBL de tam yabancı sınırlaması nedenıyle takımda denge kurulamadı. bir de üstüne Rakoçeviçin once açıklamaları sonra da maccabi macında yaptıklarına rağmen affedilip ilk beşte oynatılması “takım olgusu ” denen şeyin kaybolmasına sağladı.

    Ergin Atamanın oncekı kriz yönetimi konusunda eksikleri dunku mactada ortaya cıkmıs oldu. Hakem hataları ile ugrasırken takımın sayı bulamamasına seyirci kalması bunun bir göstergesi.

    Bu sene euroleague deki iki takımın arasındaki bir fark ise Fb Ülkerin neredeyse seyircisiz mücadele etmesi. başka çok bir farkı da yok

  2. Talat Can Öcal
    16:17 içinde 05 Mart 2010 | #2

    işte şimdi kendi içine dönüp neler yaptık? ne yapmalıyız? diye sorgulaması gerekiyor efes pilsen’in. bunu yapacak potansiyelleri fazlasıyla var. kimse kusura bakmasın evet fenerbahçe ülker’liler pek sevmiyorlar bu takımı sevmeyebilirsiniz ama bu takıma sahip çıkmak ve saygı duymak zorundasınız. eğer bu kadar kaliteli oyuncularımız varsa ve bu kadar üst düzey oynayabiliyorsak bu sporu bunun tek nedeni efes pilsen gerçeğidir.

    peki efes pilsen şimdi ne yapacak? öncelikle 2000 başlarına geri dönecekler. alacakları yabancılar illa avrupa’nın süper yıldızları olmak zorunda değil. damir mulaomerovic, marcus brown, trajan langdon, antonio granger, kaspars kambala, predrag drobnjak gibi adını efes’te duyuracak kaliteli oyunculara ihtiyacı var efes pilsen’in. hatırlayın eskiden efes pilsen büyük oyuncuların kendilerini ilk gösterdikleri yerdi benetton, partizan ve cibona’yla beraber. yıldız transfer etmek zorunda değil dedik ama alt yapıyı tekrar görmek zorunda olduğu kesin. illa kendi alt yapısı değil diğer takımların alt yapılarını da takip etmeli. bunlara örnek olarak kaya peker ve kerem tunçeri’yi verebiliriz. ve hatta mehmet okur’u.

    evet efes pilsen mirsad türkcan’ı kadroya katabilse bu takım çok daha “bi” takım olurdu bu sezon ve emin olun final four da oynarlardı. tek eksiği hareketli ve şut atabilen bir 4 numarayken popovic’e yönelmek saçmaydı ama yaptı bunu efes. evet anlayabiliriz bunu da çünkü mirsad ayarında bir türk 4 numara bulmak imkansız sezon ortasında o ayarda bir yabancı 4 numara bulmak da imkansız. sonuçta mirsad euroleague efsanesi ve o ligin bu yaşına rağmen hala en iyi 4 numaralarından biri.

    hakemlere de yüklenmek yersiz. sanıyor musunuz ki efes pilsen türk takımı diye hakemlerden kötü muamele görüyorlar. alakası bile yok. efes pilsen euroleague’de lobisi en büyük takımlardan biri. hatta bu ligin kurucu üyesi 4 takımından biri. panathinaikos bile bazen tökezleyebiliyor sonuçta ama bazen! efes pilsen son 3 yıldır devamlı tökezlemekle meşgul.

    efes’in yapması gerekenlerden biri de hemen genel menajer engin özerhun’a yol vermek olmalı. o bu adamın ve bu seviyenin adamı değil. ergin ataman’a bok atmak çok da akıl karı değil. bu adam ciddi anlamda ülkenin ve avrupanın en iyi coachlarından biri ama mental olarak bu aralar onun da çöktüğü kesin.

    dediğim gibi efes pilsen yatırımı kesmeyecektir. kimse bunu beklemesin. kessin diye de dua etmesin çünkü inanın efes olmazsa fenerbahçe ülker de olmaz galatasaray cafe crown da beşiktaş cola turka da hepsinin sponsorlukları biter ve ülkeden hiç bir takım da euroleague yüzü göremez.

    son olarak herkes bir sinan güler’dir tutturmuş gidiyor. hayır abicim sinan da bu takımın oyuncusu değil. yabancı kontenjanı nedeniyle türkiye liginde oynar o kadar. genç falan da değil zaten 27 yaşında.

    sonuç olarak bu takımın charles smith ve mario kasun gibi yabancılara ihtiyacı var. hatta thornton gibi yabancılara… bu üç adam ciddi anlamda savaşan oyuncular. ayrıca efes formasının kıymetini bilen türklere ihtiyacı var. benim tavsiyem yabancılara o kadar para verceklerine kıysınlar paralarına mirsad türkcan’ı geri getirsinler. ömer onan’ı geri getirsinler. hüseyin beşok’u geri getirsinler. maliyetleri yaşları ne olursa olsun getirsinler bunları. barış ermiş’i geri getirsinler. bu formanın büyüklüğünü 11-12 yaşından beri bu formayı giyenler bilir. sadece onlar anlatabilir yabancılara bu formaların büyüklüğünü. dusan cantekin’e, melih mahmutoğlu’na, orhan hacıyeva’ya, barış hersek’e dönme zamanıdır efes pilsen için. hatta paraya kıyıp cenk akyol’a geri dönme zamanıdır. ancak böyle çıkar bu buhrandan efes pilsen.

    biraz uzun oldu. umarım okursunuz, bunu yazdım çünkü efes pilsen’i çok seviyorum, çünkü basketbolu çok seviyorum. hangi takımlı olursanız olun basketbolu seviyorsanız biliyorum ki siz beni anladınız.

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.