Ana Sayfa > İhsan Bayülken > İhsan Bayülken: Gölgede kalmaya devam…

İhsan Bayülken: Gölgede kalmaya devam…

18 Aralık 2009

3“Euroleague yolunda, temsilcilerimiz, kazanma noktasına geldikleri maçlarda kaybetme alışkanlığını devam ettirdi. Son anlarda Fenerbahçe, Cibona Zagreb’e ve Efes Pilsen de Malaga’ya boyun eğdi.
Her şeye rağmen ilk 16 için şansımız hala devam ediyor. Tabii ki hiç büyük maç kazanmadan sadece kazanılacak maçları alarak devam etmek ne kadar anlamlı oluyorsa!”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz

İhsan Bayülken

  1. Onur Ali Mermer
    18:13 içinde 19 Aralık 2009 | #1

    Bizim takımlarımızın maçları hep heyecan dolu. Ama bu sadece basketboldaki maçlarımız için geçerli değil.Bu gerek basketbol gerek futbol gerekse de diğer müsabakalardaki maçlarımız için geçerli bir kuraldır. Gerçi diğer müsabakalardaki maçlarımız çok da gündeme gelmese de yine de izleyenler bunun farkına varır. Aslında bu bizim genetiğimizde var. Millet olarak biz böyleyiz.Bizim bir maçı alıp götürdüğümüz çok nadirdir.Ama bundda önemli ölçüde biz etki sahibiyiz.Öyle ki zayıf takım bile olsa biz o maçı son akikalara taşımayı beceriyoruz. Bu da başka bir yetenek olsa gerek.Ya son dakikalara taşıyoruz maçları ya da son dakikalara bırakıyoruz işimizi.Zaten bu da acı ve tatlı tecrübelerimizle sabttir. Ama bütün bunları genetikle açıklamak yanlış olur.Bunun bir sebebi de “ekolsüzlük”tür.Evet,biz de ekol yok.Biz bunca yıldır spor hayatındayız ama henüz ekol oluşturamadık.Bir takımımızın maçını ya da milli takımımızın maçını izlemek için televizyonlarımızın başına oturduğumuzda kaçımızın içi rahat.Kaçımız bu maçı kolaylıkla alırız diyor?Kaçımız hiç zorlanmayız diyor?Bizler hep,acvaba bu maçı alır mıyız.acab şimdi ne olacak,bu maçı böyle bitirir miyiz diye soruyoruz.Şunu da belirtmek de fayda var rakipler kolay dahi olsa.Bizde aslında bu açıdan baktığımızda profesyonellik de az.Ama artık bunları bırkmak gerek.Artık bizlerin de rahat rahat maç izlemesi gerekir.Bu tarz oyun kalitemize ve marka değerimize de zarar veriyor.Nitwkim dünya sıralamasında zirvede olan takımlara baktığımızda hep ekol sahibi takımlar. Bazıları bizim ekolümüzde böyle:Maçı son dakikalara bırakmak. Hayır,bu bir ekol değil. Bu ekolsüzlüğün yaratttığı zorunluluktur.Bu yüzden acil bir yapılandırma ve şekillendirme yapıp Türk futbolunu bir düzene koyup Türk futboluna yapılan haksızlığı önelyip Türk futbolunun Dünya futbolunda gerekn ve hakettiği yere bulmasını sağlamalıyız.Bütün bu saçma sapan alışkanlıklardan vazgeçip sağlam,sabırlı ve düzenli bir şekilde bir alt yapı oluşturup unun üzerine inşa etmeliyiz.Bu işler uzun süreçli işlerdir. Hadi hemen bir ekol oluşturalım deyip de oluşacak tarzda işler değilidir.Yavaş yavaş,sabırla ve kaliteli bir şekilde olacak işler.Ama bu noktada medyaya ve kamuoyuna da büyük ölçüde görev ve sorumluluk düşüyor.Onların da sabırla bu ekolün oluşmasını beklemsi ve yeri geldiğinde katkıda bulunması gerekir.Buna en güzel örnek İspanya’dır.İspanya uzun yıllardır Dünya sporuna kendini ispatlıyamamıştı.Belki kulüp bazında çok büyük işlere imza atmış olabilirler ama milli takım bazında bundan söz etmek çok da mümkün değidi.Bir İspanyol kulübü karşımıza çıktığında ürperiyorduk.Hatta doğrusunu söyleyelim korkuyorduk.Ve bu hâlâ geçerli.Ama İspanya çıktığında o kadar da çekinmiyordu. İşte bu şimdi geçerli değil.Çünkü,uzun yıllardır uğraş verdiler ve sonunda meyvelerinmi topladılar.Bizde de bu olmalı.Bizim onlardan eksik bir yanımız mı var?Tabi ki de hayır.Sadece sabırla alt yapının hazırlanmasının beklememiz gerekir.Ama yine söylüyorum bunu yaparken de kaliteli ve sağlam yapmak gerekirç Yoksa hiçbir işe yaramaz.Hatta daha sakat ve kötü sonuçlara yol açar.Bu sfer onları temizlemeye çalışırız vs.Bütün bunlarla uğraşmamak için alt yapıyı dikkatli şekilde yapıp işletmemiz gerekir.İhsan Bayülken demiiş ki temsilcilerimiz, kazanma noktasına geldikleri maçlarda kaybetme alışkanlığını devam ettirdi. İşte burası da tehlikeli. İhsan Bayülken çok doğru söylüyor.Ama işte bunları alışkanlık hâline getirdiğimizde-biz çoktan getirdik-ve o alışkanlıklarımızdan vazgeçemediğimiz zaman o zaman alışkanlıklarımız değerlerimiz olur.İşte bu en tehlikeli olanı.Birşeyi değer olarak kabul ettiğinde ondan kopmanda imkansız hâle gelir.Ama biz de tam değer hâline gelmedi ve gelmemişken de kopalım.Aslında bizim dünya kupalarına uzun süre bekleyip de yine zor bela katılmamızın sabeplerinden biri de budur.Ayrıca şunu da söyleyeyim:Yine İhsan Bayülken Tabii ki hiç büyük maç kazanmadan sadece kazanılacak maçları alarak devam etmek ne kadar anlamlı oluyorsa!”demiş ve çok doğru demiş.Bütün bunlara gerek kalmaması gerekir.Eğer Türk sporunu seviyorlarsa ne olur bunlara bir düzenleme getirsinler.Biz bu kadar kötü durumdayız evet ama bu kadar “düşük” durum da değiliz.

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.