Ana Sayfa > İhsan Bayülken > İhsan Bayülken: Alışkanlıklardan vazgeçmezsen

İhsan Bayülken: Alışkanlıklardan vazgeçmezsen

12 Şubat 2010

“Euroleague üçüncü haftasında grubumuzda ev sahibi takımlar günü yine galibiyet ile kapadı. Efes Pilsen de kazanma noktasında oynadığı bir maçtan 10 sayı farkla mağlup ayrıldı.
Geçen hafta çok iyi oynanan bir iç saha maçından sonra ( son bölümü hariç) Maccabi deplasmanına daha bir ümitli bakmıştık.
Maçta Maccabi’den çok biz kendimiz ile mücadele ettik desek yanlış olmaz. İlk yarı düzenlerimizi oturtma denemelerine sahne oldu. İki uzun ile oynamaktan vazgeçip tekrar Shumpert’ın dört numara oynadığı sisteme geri dönünce her şeyden önce sertliğimizi savunma direncimizi kaybettik. Yani oyunu onların istediği gibi kabul etmiş olduk. Böyle de olunca ancak onlar hata yaparsa maç kazanır konuma geldik.
Önümüzde üç maçımız var ve kaybettiğimiz daha bir şey yok. Önümüzdeki resim net ve bizim sadece kafayı kaldırıp doğru pozisyona bakmamız lazım.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

İhsan Bayülken

  1. Serkan Hacar
    04:27 içinde 22 Şubat 2010 | #1

    Yavaş yavaş birşeyler toparlanıyor gibiydi.Ermal form tutmaya başlamış,Kasun zorla da olsa biraz daha mücadeleci bir kimliğe bürünmüş,şans eseri kalınan Top 16 grubuna (sonu kötü bitse de) iyi oynanan bir R.Madrid maçı ile başlanmıştı.Takım savunması biraz daha oturuyor,Charles Smith daha pozitif bir görüntü çiziyordu.Taa ki,müzmin hastalığımız olan maç sonu krizi nüksedene kadar…

    Öncelikle şunu kabul etmeliyiz ki,Euroleague 10-15 sene önceki Euroleague değil artık! Eskiden takımlar arasındaki farklar skora daha erken yansır,favoriler maçı30-35.dakikalarda kazanırdı.Günümüzde ise bunu gerçekleştirebilen sadece 2-3 takım var.Fırtına zamanlarındaki CSKA,Regal Barcelona,son günlerdeki haliyle değil belki ama bir de Yoncalar..Kalan takımlar arasında ise maçlar artık kuyumcu terazisinde gidip geliyor ve sıklıkla ya kaçan 3-4 faul,ya tartışmalı bir centilmenlik dışı faul veyahut da sorumsuzca yapılmış bir şut seçimi sonucu belirliyor.

    Efes Pilsen;coach Mahmuti ile birlikte olunan son sezon ve müteakip sezonlardan beridir Avrupadaki istikrarlı çizgisinden giderek uzaklaşıyor.Maç sonlarını iyi oynayamıyor.Ya kafa kafaya giden bir maçı koparamıyor ya da elinde 10-15 farkla giden maçta farkın erimesine-hatta belki de maçın zora girmesine-engel olamıyor.Şahsi kanaatim bu konudaki en büyük faktörün,Efes Pilsen’in o ismiyle müsemma meşhur savunmasının artık ortalarda olmayışı,Zone’dan artık bahsedilmediği gibi genel anlamda bir istek,savunma konsantrasyonu ve gayretinin de oyuncuların yüzünde zaman zaman okunmuyor oluşudur.Takım oyununa önem veren savunmayı skor yapmaktan daha önde tutan hatta kolay sayıyla sona eren hücümların iyi savunmayla başladığını bilen zihniyet son senelerde terkedilmiştir.Yerine ise Willie Solomon,Drew Nicholas,Igor Rakoçeviç gibi atıcılığı cok daha ön planda olan ya da canı istediğinde savunma yapan oyuncular seçildi.Elbette basketbolu güzel kılan spektaküler hareketler,kritik basketler ancak yetenekli oyunculardan gelir ama önemli olan bu tip oyuncuları takımın içersinde eritebilmek ve homojen bir alaşım yaratabilmektir.Bu konuda son günlerde iyice su yüzüne çıkan problem Rakoçeviç’in,hem de Efes tarihinde hiç de alışık olmadığımız bir şekide coacha sözel ve fiziksel mukavemet göstermesi,hem de bunu soyunma odasında değil de herkesin gözü önünde coachı küçük düşürürcesine yapmış olmasıdır.Tamamen hatalı dahi olsa prensip sahibi bir kulüpte hiçbir oyuncu coacha ya da başkana bu şekilde davranamaz,davranmamalıdır da.Rakoçeviç bu sistemde faydalı olmamış olabilir,kendisi de bundan rahatsız olmuş olabilir.Ancak onun %15 lik bir oranla düşen faul yüzdesinin, fast break esnasında hatalı yürüme yaparak kaybettiği topların ya da kritik anlardaki yanlış suç seçiminin de sorumlusu Ergin Ataman değildir,olamaz da!Kaldı ki bence coach,Sinan’dan,Shumpert’tan,Kasun’dan yeterli verimi alamadığı için ve maç sonlarını halen 4 kısa taktiğiyle oynamakta direttiği için eleştirilmelidir.Oyuncusunu kaybetmemek için oyunda tutmak,hatta bunun için bir maçı kaybetmeyi dahi göze almak gerekebilir ama Euroleague Top 16 düzeyi,fundemental eksikliklerinin kapatılacağı yer değildir.Orada artık hazır ve formda olan sahada kalmalıdır.

    Hazır 4 kısadan bahsetmişken,yıllar önce anlattığı bir maçta söylediği şu sözden dolayı Sayın Murat Murathanoğlu’nun kulaklarını çınlatmadan geçemeyeceğim: “İyi zıplayan kısalar yorulur ama uzunlar kısalmaz”.C.Smith,Bootsy Thornton,Shumpert,Sinan Güler atletik kısalar olabilirler ancak bu kaçınılmaz sonu engellemez.1.95 lik bir guard eğer son 2 dk içersinde çemberin 30 cm üzerinde kendisinden 20 cm uzun oyuncularla başetmek zorunda bırakılırsa o oyuncunun ya kritik üçlüğü ya da faulu kaçırması kaçınılmaz olur.Kenarda Santiago,Kasun gibi “yalı kazıkları” otururken 2 ve 3 numaralarla herşeyi yapabileceğini düşünmek,kibar bir tabirle “aşırı iyimserlik”tir.

    Kamuoyuna biraz asparagas izlenimi vermiş olsa da Rakoçevicin başkan talimatıyla kulüpte tutulduğu intibaının ortaya çıkması;işin içyüzünü bilmeyen biz basketbolseverleri kaygıya düşürürken,doğru olması haline Sinan Güler’i de kulübüne ve coachuna küstürür.Ununtulmamalıdır ki Cenk Akyol da kendisine verilmesi gereken dakikaların A.Granger’a ve Kenny Gregory’ e verilmesiyle gelişememiş,beklenen seviyeye çok geç ulaşmıştır..

    Ancak yine de hem matematiksel hem de kısmen ortaya konan oyun yönüyle halen ciddi olarak şansımız sürmektedir.Dileğim, bu sefer de kötü başlayıp iyi bitirmiş olmaktır!!!!
    Başarılar seninle olsun Efes…

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.