Ana Sayfa > Hıncal Uluç > Hıncal Uluç: Tugay futbolunu değiştirdi

Hıncal Uluç: Tugay futbolunu değiştirdi

26 Mayıs 2009

hincaluluc“İngiltere’de Tugay futbolunu çok değiştirdi. Türkiye’de yeteneklerini ziyan eden bir oyun tarzı vardı, İngiltere’de yeteneklerini takımın emrine veren bir oyun tarzına büründü. Çok etkili oynamaya başladı”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Hıncal Uluç

  1. Hazar Çelik
    11:31 içinde 26 Mayıs 2009 | #1

    Helal Olsun

    Galatasaray’da UEFA Kupası’nı kaldırmasa da benim için efsane kadronun bir parçasıdır Tugay Kerimoğlu. Trabzon’da başlayan, İstanbul’da devam eden, 1 yıllık İskoçya macerasının ardından dünyanın en iyi futbolunun oynandığı İngiltere’de uzun yıllar süren ve sona eren bir kariyer herkese nasip olmaz. Elbette bunu bir şans olarak nitelendirmek başta Tugay’a haksızlık olur. Galatasaray’ın en genç kaptanı olmasının yanısıra, Türkiye’den Avrupa’ya gidip kendini gittiğe yerde kabullendiren ilk isimdir, hatta bana göre tek isimdir.

    Galatasaray’daki Tugay, yarı sönmüş bir yanardağ gibiydi. Her an faaliyete geçebilecekken bir anda yeniden sakinleşen… Yeteneklerini ortaya çıkarmakta zorluk çeker gibi bir hali vardı. Belki de oynatıldığı sisteme veya takıma uymayan bir yetenekti. Avrupa’da oynanan futbol tabii ki Türkiye’den farklıdır. Kalitedir bir kere. Orada oynayan futbolcunun da kendini geliştirmesi kadar doğal bir şey olamaz. Tugay bir gitti geldi ki resmen başkalaşım geçirmiş bir futbol izletti bize. Ufku o kadar genişlemişti ki hayretler içindeydik. Hiç unutmam, attığı 40 metrelik ara pası bir anda asiste dönüşmüştü. Kısacası Tugay, Türk futboluna gelmiş nadir yeteneklerden biridir. Fakat Avrupa’ya gitmeseydi bunu göremeyebilirdik.

    Tugay için yapılan uğurlama töreni müthişti. Milliyetçi denilen İngilizler, bir yabancıya görkemli bir jübile yapıyorsa burada ayakta alkışlanması gereken biri var demektir. Tugay Kerimoğlu…

  2. Hasan Türksel
    23:48 içinde 26 Mayıs 2009 | #2

    *SİSTEM ARIZASI*
    Tugay’ın İngiltere’ye gidişi ile beraber kariyerinde başlayan yeni dönem,aslında Türk futbolunda henüz oturmayan bazı değerlerden kaynaklanıyordu.
    Türkiye’de var olan gerçek yeteneklere nasıl bir program uygulanması konusunda ortak bir görüş,çalışmanın olmadığını hepimiz biliyoruz.Hal böyle olunca umudu topluluk içerisinde kendi başına sivrilip,diğerlerini peşinden sürükleyen bir sistemi benimsiyoruz.İşte bu noktada elimizdeki futbolun kalitesinin ne olduğu ile paralel bir sonuç alıp duruyoruz her sene.Eğer kaliteniz yüksekse her yıl daha fazla kaliteli oyuncularınız oluyor,aksi durumlarda hayal kırıklığı kapınızın hemen ardında içeriye girmek için hazır bekliyor.Yıllar boyu bu açığı kapatmak için tanınmış,kendini dünya futbolunda kanıtlamış ancak çoğu zaman yaşlanmış futbolcuları transfer ediyoruz.Peki neden?
    1-Takımın başarısı:Şampiyonluk
    2-Takımımızdaki yerli oyunculara futbol oynamanın püf noktalarını öğretmek,yeteneklerinden faydalanmak
    Doğal olarak eğer futbol oynadığınız lig gerçekten kaliteli ve futbol oynmasını bilen futbolculardan oluşuyorsa,sizi yöneten teknik adamların futbol bilgisi ve iştahı yine ilk olarak futbol merkezli ise,sizi desteklemeye gelen seyircinin futbol zekası arasında gelir dağılımına benzer bir dengesizlik yoksa ve takımını desteklemeye keyif almak için geliyorsa işte orada sıradan bir oyuncu olmak inanın zordur.Sistem sizi alır ve kapasitenizin sonuna kadar zorlar.Kendi gelişiminizin şaşkınlığını yaşarsınız.
    Bütün bunları Tugay Kerimoğlu nun yaşadığı evrelerin bir özeti olarak yazmak istedim açıkçası.Tugay zaten yeteneği olan özel oyunculardandı ve sistemin içerisine girmesi sebebiyle bu yeteneğini göstermek zorunda kaldı.Başka seçeneğide yoktu zaten.İyi ki de öyle oldu.Televizyon programlarında verdiği demeçlerde hep bu yönde zaten.Türk oyuncularını Avrupaya çağırıyor.Gelin diyor sürekli,çünkü biliyor kısır döngüde yeteneklerin kaybolup gideğini.
    Umarım bir gün sohbetlerimizde Premier Lig ile aramızda bu kadar çok farkın olduğunu anlatan cümlelerle kurmak zorunda kalmayız.Ama işe bir yerden başlamalıyız,Tugay ne demek istiyor onu anlamaya çalışmalıyız.

  3. onryldz
    01:33 içinde 29 Mayıs 2009 | #3

    Tugay Futbolunu Değiştirmedi, Futbol Tugayı Değiştirdi

    Tugay’a iki türlü bakmak lazım bunların birincisi Türk Tugay, ikincisi Avrupalı Tugay…
    Öncelikle ben Türk kısmıyla ilgilenmek istiyorum. Anadolu’nun bu ülkeye çok değerli futbolcular çıkarmış ve hala çıkarmaya devam eden bir şehrinde doğdu. Fakat Tugay o şehirde doğan ilk futbolcumuydu? Hayır! Birçok Karadenizli futbolcu yetiştirdi bu ülke ama bunların arasından nasıl oldu da Tugay sıyrılarak bu denli çıtayı yükseltti? Galatasaray’da oynarken bile çok tartışıldı, o ne yaptı her zamanki yaptığını yapıp kimseye aldırmadan futbolunu oynadı ve kendini bütün tartışmalardan soyutladı. Aslında bu görevi Tugayla birlikte birçok futbolcu tamamlamıştı. Ülkemizdeki futbolla Avrupa’daki futbolun arasında dağlar varken çok zor bir görevi üstlenerek yurt dışı macerasına İskoçya’da başladı oradaki takımında şampiyonluk yaşayarak takımda sivrilenlerden oldu. Tugayın Glascow’daki görevi İngiliz Premier Lig takımı Blackburn’un 2001-2002 sezonundaki transfer teklifiyle noktalandı. Futbolu bırakana kadar Rovers’da top koşturan ve Manchester United teknik direktörü Sir Alex Ferguson’un ”10 yaş daha genç olsa kaçırmazdım” sözleriyle övdüğü Tugay, kulübün taraftarları tarafından da çok sevilen bir futbolcu oldu. Hatta Tugay’ın futbolu bırakma kararı üzerine Facebook’ta kendisi için bir sayfa açan Blackburn Rovers taraftarları, kulüp yönetiminden Kerimoğlu’nun hak ettiği jübileyle uğurlanması ve takımın teknik ekibinde görevlendirilmesi talebinde bulundular. Fakat Blackburn Rovers kulübünün kendi kuralları gereği 10 yıldan az formasını giyen futbolcuya jübile yapmamasından jübilesi yapılmadı fakat muhteşem bir gün yaşattılar.

    Peki bu sırada Türkiye’deki tugaylar ne yapıyordu derken akla gelen ilk insanlardan birisi kuşkusuz Bülent Korkmaz olmalı. Bülent Korkmaz ve Tugay Kerimoğlu örneği Avrupa futbolunun ve Türk futbolunun somut ve yaşanmış örnekleridir. Biryandan İngiltere gibi milliyetçi bir millet Tugay’a jübile yapılması için sayfalar açıyor. Biryandan Bülent Korkmazda alt yapısından yetiştiği, uğruna sayısız sakatlıklar geçirdiği kulüpten jübilesiz ve kırgın ayrılıyor. Bülent Korkmaz İngiltere’de bir takımda oynamış olsaydı acaba neler olurdu? Belki de sırf bu yüzden Arda’yı Avrupa’da özelliklede ingilterede görmek istiyorum…

    Birde Tugayın İngiltere’de değil Türkiye’de futboluna devam ettiğini düşünelim. Acaba bu zamana kadar kaç kere futbolu bırakırdı yada bıraktırılırdı? Tugay futbolunu geliştirmemiştir futbol Tugayı geliştirmiştir. Bugün gelse Türkiye’de her takımda hiç zorlanmadan oynar. (buna 4 büyük takım da dâhil) Oynar oynamasına da jübilesi olur mu bu meçhul…
    Güzel ülkemin bir çok Avrupalı Tugay çıkartması dileğiyle.

    (Ayrıca Tugay futbolu 39 yaşında Bülent Korkmaz 37 yaşında bırakmıştır)

  4. Lokman Akkaya
    00:20 içinde 05 Haziran 2009 | #4

    AVRUPALI OLMAK
    Tugay bu ülkenin kafa yapısındaki problemlerin görülmesi ve ispatlanması açısından çok iyi bir tez konusudur bence.Otuzuna kadar kendini geliştiremeyen ve Allah vergisi yetenekleriyle durumu idare etmeye çalışan bir bireyin Avrupa da nasıl bir değişim kaydettiğini görmek zor olmasa gerek.Bunu yalnızca Tugay a bağlamak onada haksızlık olur galiba.Tugay futbolunu değil bulunduğu yer onun futbolunu değiştirmiştir.Aksi durumda aynı değişim sürecini Türkiye dede yaşamış olması gerekmez mi?
    Fenerbahçe ye gelen Pier van hoodonk,yirmi sekizinde frikik çalışıp otuz ikisinde Dünya üzerindeki en iyi frikikçilerden olabiliyorsa Arda da yirmisinde göbek bağlamayıp şut atmasını öğrenebilirdi.Belki ozaman Blackburn de oynayan Tugay dan daha çok Barça da oynayan Arda yı konuşabilirdik…Dünya nın gelmiş geçmiş en iyi oyuncaları kıyaslanırken Sergen i saymıyorsak bu yalnızca Sergen nin değil toplum olarak hepimizin suçu.Sergen’nin ölüsü bu takımda oynar muhabeti ile Sergen nin hep ölüsüne kanaat getirerek ve kendi elimizle Sergen i ve nice sergen yeteneklerine sahip futbolcumuzu heba ettik.
    Çalışıpta bir yerlere varan insanlara parayı mezaramı götüreceksin yada şükret daha ne istiyorsun tarzında yaklaşımlar,hem futbolumuzu hem de ülkemizin gelişmesini gemliyor.Hakan şükür onlarca gol attı ama futbolu bıraktığında halen son şutları iyi olsaydı diye hayıflanıyoruz.Bu söylemleri gerçeğe çevirecek futbol zekasımı yoktu Hakan da yoksa içinde bulunduğu çevremi uygun değildi?Bence ikinci şık daha mantıklı gibi.Siz ne dersiniz?
    Lübnanlısı,iranlısı,somalilisi vesairesi dünya nın her liginde oynarken bizim futbolcularımızın neden halen yerlerinde saydığının cevabını bulmadan Tugay ın nasıl bu yaşa kadar futbol oynadığı veya futbolunu nasıl geliştirdiğine daha çok kafa yorarız…

  5. Volkan Tuncer
    15:03 içinde 11 Haziran 2009 | #5

    ÜLKEMİZDEKİ FUTBOL KÜLTÜRÜ

    Hıncal Uluç’un söylediklerine tamamen katılıyorum.
    Bu kısa tespit üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki.
    Benim konuyla ilgili bazı tespitlerim var.
    Örneğin;
    ülkemizde belirgin bir futbol ekolünün olmaması,
    futbolu gerçek anlamda spor olarak görmekten çok kazanmak veya kaybetmek olarak görmemiz,
    tuttuğumuz takım şampiyonluğa oynarken tribünleri tıklım tıklım doldururken,hiçbir iddiası kalmadığında maçlara 5-10 bin kişi gideriz.
    Diğer taraftan bu sezon İngiltere premier ligden düşen Newcastle United’ın,Arsenal’le beraber 2008-2009 sezonunda en fazla seyirci ortalamasına sahip olması durumu bile bize bazı şeyleri anlatıyor.
    Bence dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olan Johan Cruyff futbol aslında basit bir oyun onu zorlaştıran futbolculardır derken doğru ama bize göre eksik bir tespitte bulunmuş…
    Türkiye’de de futbol basit bir oyundur onu zorlaştıran yetmişbeş milyon kişidir!!!
    Şaka bir yana Tugay İngiltere’de oynamak zorunda olduğu futbol tarzını ülkemizde herhangi bir takımda oynayamazdı.Çünkü,biz futbolcunun bol çalım atanını severiz,öyle tek pas,hızlı oyun bizi kesmez.
    Neden?
    Cevap basit,biz futbolu İngiliz’lerden daha iyi biliriz!
    Ne acıdır ki futbolu onlardan daha iyi biliriz ama tarihimizde yaptığımız maçlarda bırakın galibiyeti veya beraberliği gol bile atamamışız.

  6. Cihan FIRAT
    19:18 içinde 26 Haziran 2009 | #6

    DİSİPLİN

    Basit bir kelimedir disiplin. Uygulamak da, uygulatmak da kolay
    gelmiştir hep insanlara. Hatta tarihte, “havuç” veya “sopa” yöntemi
    şeklinde ikiye ayıranlar olmuştur. Biz, milletçe, hep başka bir yön-
    tem daha eklemeye çalıştık buna. Ne havuç verebildik çalışanlarımı-
    za, ne de sopayla tehtid edebildik, havucumuz olmadığı için. Sonuçta
    herşey, çalışanın kendi rızasına, dayanma gücüne ve sabrına kaldı.
    Biz de bunu “gaz”la yürütmeye çalıştık ve hala daha aynı sistemi
    kullanıyoruz. Nedeni basit; ekonomik mecburiyetler ve bunun getirdi-
    ği düzensizlikler. Burada bir tespit yapmak gerekir. Düzensizlikmi
    ekonomik kısıtlılıklardan, yoksa ekonomik kıstlılıklar mı düzensiz-
    liklerden çıkmakta. Bu, bizim için, yumurta, tavuk ilişkisinden hiç-
    de farklı değil.

    Bu karmaşada kaldığımız sürece de Tugaylar, uygun ortamda daha bir Tugay, Nihatlar, daha bir Nihat olacaktır. Nedeni, disiplin ve
    bunu sağlayan yöntemin geçerli bir yöntem olmasından başka bir şey
    değil. Gelin ismini de “havucun arkasındaki sopa” koyalım…:)

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.