Ana Sayfa > Hıncal Uluç > Hıncal Uluç: Rijkaard futbolcuları harcadı

Hıncal Uluç: Rijkaard futbolcuları harcadı

“Galatasaray, Fatih Terim ile Avrupa şampiyonu olan kadrodan bu yana en güçlü kadroya sahipti. Hatta kadronun zenginliğine bakarsan, Fatih Terim bu zenginliğe sahip değildi. Sarı kırmızılıların elinde şu ligde şampiyonluğa oynayacak iki takım vardı en az. Bu takım şimdi Avrupa kupasında yok, Türkiye Kupası’nda yok, daha nisan ayının başında Türkiye Ligi’nde yok. Sorumlu bulmak lazım. Başkan olmayacak sorumlu. Adnan Sezgin hiç olmayacak. Rijkaard kesinlikle olmaz. Kim? Futbolcular. Futbolcuları aç aslanların önüne atacaksın. Rijkaard, o kayıbın ardından bir takım futbolcuları hedef gösterdi. Dünyanın hiçbir yerinde bir teknik adam kendi adamını harcamaz.”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Hıncal Uluç

  1. ahmet sefer
    17:30 içinde 20 Nisan 2010 | #1

    Barselona 2003′te Rijkaard’ı futbol takımının başına getirme gerekçeleri arasında, yapılan seçimin onun muhteşem antrenörlük kariyeri ile doğrudan bir ilişkisi yoktu. Zira Avrupa şampiyonası sonrası eline aldığı Sparta Roterdam’ın bir alt lige düşürmesi “CV”sinde büyük puntolarla göze batıyordu. Futbolculuğunda da, o zamanlar TRT3′ün “Avrupa’dan Futbol” akşamlarında hayal meyal hatırladığım yumuşak bilekleri, Milan efsanesiyle beraber kendisini bir efsane yapan yılları da karakteriyle çelişki götürmeyen nitelikteydi hep…Rijkaard asla bir “winner” değildi. Kendisinden bir “Mourinho” vak’ası beklemedi Avrupa’nın hiçbir futbol dahisi…Fakat kimse 2000 Avrupa şampiyonasında Hollanda’ya oynattığı futbolu da unutamadı. İtalya karşısında kazanabilmek, gol atabilmek adına her şeyi deneyen, ama futbol tanrılarının yataklarından ters kalktıkları bir güne denk gelen, trajik bir futbol gecesiydi o maç “Portakallar” adına…

    Peki neden Rijkaard? Neden bu adama bu kadar kıymet veriyor dünya futbolu? onu marka yapan sadece efsane futbolculuk kariyeri mi? Rijkaard bir ekolün bayraktarlığını yapıyor teknik direktör olarak. Rinus Michels’in 74 Dünya Kupasında Hollanda’ya oynattığı baş döndüren futbolun ,yaratıcısı tarafından tanımını “Total Futbol” olan bir düzenin, bu günkü savunucusudur Rijkaard. Çocukken hatırlıyorum; yeni bir oluşum içine giren, iki genç çocuğu “A Takıma” çıkartan, her Anadolu Kulübünün “Ajax modeli”ne geçiyoruz diye hevesle işe koyulup, genelde bir kaç ay içerisinde heyecanını kaybeden bir serüvendir bizim topraklarda total futbol.

    Barcelona’da, Cruyff’la başlayan Van Gaal ve şu sıralar Guardiola ile devam eden, iyi futbol oynama sevdasının, bir halkasıydı Rijkaard. Tabi unutmadan, Messi denen ufak tefek bir çocuğu dünya futboluna hediye eden adamdır kendisi.

    Rijkaard’ın sorumlusu olduğu bu ekol, bir sezonda meyvesini vermez asla. En az bir 5 yıl demektir, bir devrim demektir Rijkaard. Sadece A Takım değil, baştan aşağı 9 yaş altı takımın bile elden geçmesi demektir. Barcelona’da da ilk yılında kupalar kaldırmadı. Van Gaal’de aynı şekilde, yarattığı AZ Alkmar mucizesi için birkaç sezonu “kupasız” kapamayı göze aldı. Hatta daha eskilere gidersek, yukarı da bahsettiğim Rinus Michels denilen adam, tam 4 yıl Barselona’yı çalıştırıp sadece bir şampiyonluk gördükten sonra Portakalların başına geçti…

    Velhasıl, Galatasaray’ın kupasız geçireceği bir sezon için suçlu aramaya lüzum yok. Asıl sabredemeyip bu adam ve ekibiyle yollar ayrılırsa, yani bu ekolün şu an ki en gözde ismi, hiç bir şeyi değiştirmeye fırsat bulamadan, şöyle bir esip geçerse bu ülkeden, işte o zaman sorumlusu Hıncal Bey ve onunla aynı zihniyette olanlar olur. İşte o zaman gerçek suçlular aranmalıdır.

    Son bir not: Galatasaray, disiplinsiz hayatlarıyla, bozuk psikolojileriyle ya da sakatlıklarıyla, yeteneği bol ama yukarıda ki nedenler sebebiyle, Avrupa’da dikiş tutturamamış yabancı yıldızlardan bir iskelet oluşturmaya çalışmakta. Bu kadro, sağlam bir gökdelen olabilmek yerine, her an yıkılabilecekmiş gibi duran, ama görselliği şahane, meşhur pizza kulesini anımsatmakta. Bu kadro yetenekli belki, ama asla kaliteli değil. Kalite için “sorumluluk” belkide en özel kriter… Kimse Popescu ya da Tafarel’e “işine saygı duymuyor bu adam” diyemezdi. Ya da, soğuk savaş Romanya’sının adetlerini hep içinde taşıdığından, milyon dolarlar kazanmasına rağmen “Tempra” otomobile binmeyi tercih eden Hagi’ye de sorumsuz diyemezdi ve demedi de…Bugün gözlerinizi kapatıp Galatasaray’ın bu yıl kadrosunda ki “yıldızları” içinizden saydığınızda hangisinde bir Popescu’yu Taffarel’i veya Hagi’yi anımsayabiliyorsunuz? Belki biraz Neill…fakat o da, ancak sezon ortası İstanbul’a ayak basabildi…

  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.