Ana Sayfa
>
Hıncal Uluç > Hıncal Uluç: Demirören’in başarısı büyük
Hıncal Uluç: Demirören’in başarısı büyük
“Bu başarıda Mustafa Denizli kadar Yıldırım Demirören’in de başarısı büyük. Mustafa Denizli, Aziz Yıldırım ile çalışırken böyle rahat değildi.”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Hıncal Uluç
Galatasaray ve Fenerbahçe saolsun…
Şampiyon olmuş bir takım Türkiye Kupası’nı almış sonuçta başarıdır. Bu durumda hocada, başkanda başarılı sayılır. Ha tabi rakip takımları unutmamak lazım Galatasaray ve Fenerbahçe’yi onların başarısız bir dönemi Beşiktaş’ın çok ballı çok sans bir dönemi şampiyonluk ,Türkiye Kupası ve ardından gelen başarı tebrikleri…
Şuanki kadrolara bakın ve lig sıralamasına bakın Galatasaray’ın ve Fenerbahçe’nin rakiplerine yaptığın kıyağa bakın Türkiye’nin en iyi kadrosuna sahip Galatasaray 5 sırada diğer en iyi kadroya sahip Fenerbahçe 4 sırada ve Sivasın arka arkaya kaybettiği puanlar beşiktaşın sansını iyi kullanması ve şampiyon olması,sayın demirörenin,sayın mustafa denizliyi takımın başına getirmesi başarımı!!! sayın ertuğrul sağlam basarız diye takımdan gönderildi ama bursaspoda yaptığı ortada ve bursaspor ilk altıya girdi eğer lig üç hafta daha oynansaydı bursaspor belkıde ilk üçe girerdi neden girmesinki cok iyi kadroya sahip galatasaray,ve fenerbahçe evlere senlik top oynarsa bu ligde beşiktaşda.sivasda,trabzonda,bursada şampiyon olur.
Eğer gerçekten başarı diyeceksek derbileri alacaksın,kazandığın maçları iyi oynuyarak alacaksın,ve avrupada kendini göstereceksin ne yazıkki avrupada maçlar türkiyedeki maçlara benzemiyor benzeseydi zaten şuan avrupada ses getirmiş üst sıralara cıkmış adını duyurmuş olurdun işte ozaman asıl başarı budur derdik …
Ama beşiktaşın sansını herzaman devam edeceği sanmıyorum sanslarını iyi kullandılar şampiyon oldular demirören içinden galatasaraya,ve fenerbahçeye cok teşekkür ediyor hediye ettikleri sapmiyonluk için… Galatasaray ve Fenerbahçe çok sağolun sampiyonluk için …..
2 Kupa ile biten 2008-2009 Sezonu için “Beşiktaş J.K. başarılı olmuştur” cümlesini kullanmak gayet doğal. Ancak bu başarının kaynağı, nedenleri, yaratıcıları konusunda kesin bir fikre sahip olabilmemiz, en azından benim açımdan henüz mümkün değil. Beşiktaş’ın başarısında Mustafa Denizli’yi, Yıldırım Demirören’i, gelen ya da giden oyuncuları saymak garip kaçmayacağı gibi, espri ile yaklaşarak “Beşiktaş’ın başarısının mimarları Fenerbahçe ve Galatasaray yöneticileridir” demek de çok saçma olmayabilir!
Balık hafızalı insanların, gündemi ışık hızında değişen ülkesinde; çok değil, henüz bir hafta önce gazeteler, Mustafa Denizli’nin gelecek sezon takımın başında olup olmayacağını tartışıyordu. Sonuç tatlıya bağlandı belki ama benim gibi bir grup şüphecinin aklında cevaplanması gereken sorular kaldı.
Hoca çok yorgun olduğu için “Gelecek sezon devam etmiyorum” diyebiliyor ama 1 haftalık Çeşme tatili bu yorgunluğu mucizevî şekilde alıyor, o bir hafta sonunda “Tamam, görevimin başındayım” açıklaması geliyor. Eh, Mustafa hocamın nedensiz kapris veya çocukluk yapmayacağını varsayıyoruz. Para konusunun da kesinlikle bu gel-git üzerinde etkisi olmadığı açıklandığı. O zaman Mustafa Denizli’nin aklında başka sıkıntılar olduğunu düşünmek gayet doğal. Zira 1 haftalık bir tatilin alabildiği yorgunluk, koca adama “ben seneye devam edemeyeceğim” açıklamasını yaptırmaz.
Gündem büyük hızla değişti, “Mustafa Denizli neden gitmeye kalktı ve sonra niye kalmaya karar verdi?” soruları “Yorgunmuş, dinlenince geçmiş” diye cevaplandı(!). Sonuç olarak benim beynimin bir köşesinde gelecek sezon için soru işaretleri kaldı. Bugünden 6-7 ay sonra Denizli’nin takımdan sezon ortası ayrılması ve “Sorunlar şampiyonluk kutlamaları sırasında ortaya çıktı…” diye başlayacak köşe yazıları beni şaşırtmayacak. Hocamın kariyerinde bunun örneği de mevcut…
Bu nedenledir ki gün, Beşiktaş’ı tebrik etme, Beşiktaşlı için de kutlama günüdür. Ama başarının kaynağı ve kahramanlarından bahsetmek, hele ki Mustafa Denizli’ye Yıldırım Demirören tarafından çok rahat bir çalışma ortamı sağlandığına ve başkanın bu yöneticilik becerisiyle başarıya katkı sağladığına kanaat getirmek çok erken. Transferleri, gelecek sezon takımın halini, kısaca filmin devamını biraz daha izlemek lazım.
Ve her şeyden önemlisi, geçen sezon lig tarihinde az görünür derecede fahiş hatalarla dolu korkunç sezonlar geçiren Fenerbahçe ve Galatasaray, alışıldığı şekilde yarışın içerisinde olursa Beşiktaş’ın ne yapacağını da görmek lazım. Sonrasında değerlendirelim ve tebrik edelim Yıldırım Başkan’ı.
Mustafa Denizli rahat, sakin ve kibar, bir o kadarda hırslıdır. İddialı açıklamaları onun yüzündeki ferah ifadenin altında bir savaş döndüğü açıkça gösteriyor.
Neuchatel’den 3-0 lık bir skorla döndüğü zaman eliyle röportajlara 5 işareti yapmıştır, Fenerbahçe’de geriden gelişleri ile UEFA kupasını almış tarihinin en iyi Galatasaray’ına karşı Efsane’yi uyandıracağım demiştir, Beşiktaş’ta iken son kaybedilen Fenerbahçe maçından sonra şampiyon olmazsak bırakırım demiştir. Bu örnekler en çarpıcı olanlarıdır.
Mustafa Denizli yıllardır bu karakterdedir. Bunu Yıldırım Demirören’in sağladığını söyleyemeyiz. Aziz Yıldırım ile çalışmak kolay değildir. Mustafa Denizli, hayatının beklide en zor yıllarını geçirmiştir. Ancak bu Aziz Yıldırım ile alakalı değildir. Bugün Pareira’ya sorun, Ali Şen ile çalıştığı yıllardan zorlukla bahseder. Bunlara Hiddink’i, Didi’yi, Löw’ü ve onların zamanlarında ki başkanları da katabiliriz. Aziz Yıldırım – Mustafa Denizli arasında ki sıkıntılar her dönem Fenerbahçe’de yaşanmıştır. Fenerbahçe camia olarak hep bu sıkıntıları yaşamıştır.
Beşiktaş’ta bu sıkıntılar biraz daha az yaşanıyor. En azından Fenerbahçe ile kıyaslanamayacak kadar az yaşıyorlar.
Yıldırım Demirören daha mükemmel bir kulüp yöneticisi olamadı. Hatalı veya eksik yaptığı çok şeyler var. Şu ana kadar Süleyman Seba’yı özleyenlerin sayısı bunu gösteriyor. Daha iyi olmayacağını bilemeyiz, hataları nasıl yaptığını da bilmediğimizden, hatalarını düzeltebilir mi düzeltemez mi bu konuda yorum yapamayız.
Mustafa Denizli ve Yıldırım Demirören’in arasında ki diyaloglar bu sene biraz daha artacaktır. Çünkü dibe vuran rakipleri, tabandan destek alarak hızlı bir çıkış yakalayacaklardır. İşte o durumlarda Yıldırım Demirören ve Mustafa Denizli’nin ikili diyaloglarında nasıl başarıya ulaşacaklarını göreceğiz.
Beşiktaşlı gözüyle:
Beşiktaş’ın bu sezonki başarısını analiz etmek istiyorsak konuyu ikiye ayırmalıyız. Futbol Takımı ve Yönetim.
Futbol takımı başarılıdır. Türkiyede hedef olan 2 kupayı da almış bir takıma başarısız diyemezsiniz. Üstelik Türkiye liglerinde bir ilki gerçekleştirerek -Devreyi 6. sırada bitirip sezonu şampiyon olarak tamamlama- şampiyon olmuş bir takıma “başarısız” demek için insanın vicdan denilen şeyden tamamen mahrum olması lazım. Peki ama sevgili medyamız neden sürekli olarak “Fb ve Gs yoktu ondan Beşiktaş şampiyon oldu” hayalini bizlere pompalıyor ki? Fb ve Gs vardı. Hem de fena halde vardılar ama onların beceremedikleri yada öngöremedikleri şey; bu sezon Anadolu takımlarının eskisi gibi maçlara “kesin 3 tane yeriz” diyerek başlamamaları idi. Örnek olarak Gs’yi ele alalım. Sen küme düşen Kocaelinden 5 tane yersen yada Haccetepe’yi bile yenme başarısı gösteremezsen hangi hakla “Beşiktaş, biz yokuz diye şampiyon oldu” diyebilirsin ki? Lig sonunda Galatasarayın kazandığı puana bu 2 maçtaki kayıp 6 puanı ekleyin ve bana Galatasarayın ligi böylelikle kaçıncı bitireceğini söyleyin.
Fenerbahçe; derbileri kazanmanın yeterli olacağını düşünerek Anadolu takımları ile yaptığı maçları nasıl tüm sezon boyunca hafife aldığını birlikte gördük. Sonuç: Fenerbahçe için kayıp bir sezon.
Bu tarafta ise çıktığı her maça aynı ciddiyetle bakan Beşiktaş. Oynadığı futbol için herşeyi diyebilirsiniz. Beğenirsiniz yada beğenmezsiniz ama asla Beşiktaş için “şu takımı hafife aldı, bu maçı sallamadı” diyemezsiniz. Antalyasporla yapılan Türkiye Kupası rövanş maçında maç 90+3de ve skor 3-0 Beşiktaş lehine olmasına rağmen hala o dakikada 8 kişi ile rakip kaleye gitmek gibi bir bitmek bilmez bir iştahı olan takıma Fenerbahçe ve Galatasaraylılar bir bakıp kendi takımlarını sorgulamalılar.
Yönetim ise başarısızdır… evet yanlış okumadınız Şampiyon olmuş Beşiktaşın yönetimi bence kesinlikle başarısızdır. Yıldırım Demirören ve yönetimi Beşiktaşı yönetmeye başladığından beri bir Beşiktaş taraftarı olarak resmen korku tünelinde yaşıyorum. Bir takım kendi değerlerine bu kadar mı ihanet eder ve bir insan tükürdüklerini bu kadar mı kolay ve çabucak yalar. Demirörenin transfer politikası hakkında kitaplar hatta tez çalışmaları yapabilirsiniz. “Nasıl başaısız olunur” diye. transferden vazgeçtim, çalıştığı Teknik Direktörlere karşı sergilediği tutum bir Beşiktaş başkanına asla ve asla yakışmıyor. Yıldırım Demirörenin nasıl bir Beşiktaş sevdalısı olduğunu biliyoruz ve asla bunu sorgulamıyoruz ancak bir klubü iyi idare etmek için o klubü çok sevmek yetmiyor. Del Bosque olyı başlı başına bir skandaldır. Tigana neden geldi ve neden gitti ben hala anlamış değilim. “Rıza benimle geldi birlikte gideriz” diyen bir başkan nasıl hala orada oturur? “Biz de PAF takımı ile çıkacağız” diyen ve bundan anında cayan bir adamın kendi saygınlığından vazgeçtim, klübünün saygınlığına vurduğu darbe kaç yılda temizlenir? Transer etmediği bir futbolcu için “Camiamıza hayırlı olsun” diyen bir insan en azından Hayal Mahsülleri satıcısı değil midir? Bir Beşiktaş başkanı böyle birisi mi olmalıdır. Bizler Süleyman Seba’nın nasıl başkanlık yaptığını görmüş yaşamış insanlarız. Sayın Seba’nın ağzından çıkan şey “olan” şeydi. Tartışılamazdı ve şüphe duyulamazdı. Fakat Demirörenin söyledikleri aynı şey mi? Ben başkanım bir şey dediğinde acaba doğru mu diye araştırmaya başlıyorum.
Sayın Demirören başarılı bir işadamı olabilir, ticarette pek bir cevval olabilir ama tıpkı betondan anlamanın sizi futbol profesörü yapmayacağı gerçeğinde olduğu gibi bu özellikleriniz sizi iyi bir klüp başkanı yapmaz.
Sezonu çifte kupayla kapatmak maalesef Yıldırım Demirören ve yönetiminin Türk Futbol Tarihinin en başarısız yönetimi olduğu gerçeğini saklayamaz. Olsa olsa bir anlığına unutturabilir. Fakat bizler herşeyi hatırlıyoruz.
hangi başarı….
Sayın Uluç Başarı dediğiniz olay hangisi… Türkiye Ligi’nde Fenerbahçe ve Galatasaray’ın bukadar kötü olduğu dönemde istikrarsız, derbilerde başarısız ve sıradan futbol oynayan bi takım Beşiktaş. Mustafa Denizli Fenerbahçe’nin başındayken rahat değildi diyorsunuz ama fener’deki sezonuyla bi karşılaştırın, hangi takıma daha iyi futbol oynatıp maç kazandırmış. Denizli’nin oyun mantalitesi sadece Türkiye’de işler.
Sizce bir klup başkanı takımda olan hiç bir şeye müdahale etmemeli mi? yoksa gerektiği yerde müdahalesini yapmalı mı? Bence Yıldırım Demirören de gerekli yerde müdahale etmiştir takıma ama zaten bunu Türkiye’deki tüm klüp başkanları yapıyor. Bence ortada ufakta olsa bir başarı varsa o da Mustafa Denizli’nin başarısıdır. Denizli ilk geldiği andan itibaren Beşiktaş’ın medya ile ilgili olan problemlerini çözmüştür.
Bence ortada konuşulan ve başarılı olarak gördüğünüz takımı Avrupa kupalarında görmeden konuşmak çok erken olur. eğer ki Beşiktaş bir önceki sezondan üzerine birşeyler katıp Avrupa’da başarı elde ederse bunu başarı olarak sayarız.
Beşiktaş başkanı madem bukadar başarılı bir iş yaptı da daha önce neden getirmedi Denizli’yi… Kendisi değilmiydi Mustafa Denizli bu klübün kapısından içeri giremez diyen. şampiyon olamasaydı yine başarıdan söz edecek miydiniz?
Eğer ki bu ülke futbolunda ilk 6 sıradaki takımların içinde oynadığınız 10 maçın sadece 1 sini kazanıpta şampiyon oluyorsanız bunu başarı olarak görmeyin. Çünkü Şampiyonlar Ligindeki en zayıf takım geçtiğimiz sezondaki ilk 6 sırada bulunan takımlardan daha iyi futbol oynar.
Yani kısacası Beşiktaş nezaman ki atmosferi yüksek, derbi niteliğindeki maçları kazanmaya başlarsa, nezaman ki şampiyonlar Liginden başarılı sonuçlarla dönerse bu başarı konuşmasını tekrar oturup konuşuruz.
Yani ortada şuan başarı falan yok….
Hıncal Uluç’un bu cümlelerine katılmak mümkün değil.
Öncelikle burada Demirören’in, Denizli’ye rahat çalışma ortamı sağlamış olmasının ardında yatan psikolojik etkenleri iyi analiz etmek gerekiyor.
Mayıs 2004′de başladığı ve geride bıraktığı 4 yıllık görevi süresince yaptıkları ile camia tarafından ciddi biçimde tartışılmaya başlanmış bir başkan duruyor karşımızda. Bu süre zarfında tam 4 teknik adam değiştirmiş, Del Bosque’ye 8 milyon euro taminat ödeyen, Gordon-Seric-Diatta gibi skandal transferlere imza atan bir ekibin başında yer alan biri olarak son olarak Ertuğrul Sağlam ile yollarını ayırdıktan sonra muhtemelen tüm bu tabloyu masaya kendisi de yatırmıştı. Şüphesiz başarısızlık ve acemiliklerle dolu bir yığın olay yaşadığını, yaşattığını da kendisi de görmüş ve camianın üzerindeki artan baskısını hissetmiştir.
Bu aşamadan sonra büyün yolları “başarılı olmak zorunda kalma” ya çıkan bir portrenin Mustafa Denizli karşısında herhangi bir pazarlık payı kalabileceği düşünülebilir mi? Denizli zaten prensip olarak lig ortasında takım devralmayacağını belirtmiş ve en güvenlir kapı Lucescu’dan da olumsuz yanıt alınmışken eldeki en iyi seçenek karşısında Demirören ne kadar kuralcı durabilmiştir acaba?
Kozların Denizli’nin elinde olduğu bu ortamda Başkan’ın ona karışmak ve kendisi için huzursuz bir ortam yaratmak gibi bir lüksü olamazdı ve O’da gerekeni yaptı. Bunu yaparken de belki de geçmişte tattırdığı başarısızlıkların diyetini ödemiş oldu.
Bu faktörler dururken Demirören’in bu tutumunu başarı olarak görmek ve geçişte yapılan yanlış tercihleri görmezden gelmek çok da gerçekçi bir tutum değil diye düşünüyorum. En azından Ertuğrul Sağlam gibi genç bir teknik adamı göreve getirdikten sonra kulüp tarihinin en fiyasko transferlerine imza atan Sinan Engin’i genel menejer olarak kulübün kapısından içeri sokarak güya teknik adamın yaşayabileceği otorite eksikliğini giderme yoluna gitmek ve bu vesile ile teknik adamı daha da acizleştirdiğini,etkisizleştirdiğini farkedememek bile başlı başına konuşulması gereken bir mevzuudur.