Ana Sayfa
>
Hakan Ünsal > Hakan Ünsal: Beşiktaş kontrollü oynamalı
Hakan Ünsal: Beşiktaş kontrollü oynamalı
“Beşiktaş, Galatasaray savunmasının zafiyetinden yararlanmak istiyorsa oyunu kontrolde tutup rakip defansı ileri çıkartmalı”
Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.
Hakan Ünsal
Denizli’nin Tercihi
Önünde gerçekten herşeyi resmiyete kazandıracak bir şans var Beşiktaş’ın.Bu şans iyi kullanılırsa taraftarların inandıkları ve artık bu işin sonu gelmeli diye düşündükleri şampiyonluk turunu Beşiktaş atabilir.Onun için de gerçekten iyi bir performans sergilemeli hem sahada oyuncular hem de kenarda Mustafa Denizli.Bu maçta Denizli’nin yapması gereken rakibi hafife almak ya da diğer tabirle topluca hücum felsefesiyle hareket etmek olmamalı.(Ki bu tip bir mantalitenin işlemediğini Fenerbahçe macının ilk yarısında gördük.)Aksine her zaman yaptığı şeyi yapmalı.
Belki bu şekilde oynamak medyada ilk yarıların çöpe gittiği,A planının işe yaramadığı gibi yorumlara sebep olmakta ama şuan ligdeki pozisyonu itibariyle yapması gereken şey bu Mustafa Hoca’nın.Bu oyun tarzında Beşiktaş nasıl oynuyor?
1-Rakibe oyun oynama fırsatını tanımıyor.Rakibine ön alanda baskı yapmıyor gibi görünüyor ama kendi sahasına geldiğinde karşısındaki takıma pas yapma olanağı tanımıyor.
2-Rakipten topu almak için çabalıyor,boş alan bırakmamaya calışıyor.
3-Kendi sahasına iyi kapanıyor ve rakibin açıklarını arıyor her zaman.Elindeki Holosko’yu boyle zamanlarda sağ taraftan otobana çıkarıyor ve Holosko’da bir ferrari edasıyla boş alanları bulduğunda uçuyor.
4-Cisse-Ernst uyumu sayesinde orta saha daha derli toplu olabiliyor.Rakibin açıklarını cok çabuk yakalayabiliyorlar ve boylelikle rakip takımı hazırlıksız yakalama imkanını buluyor Beşiktaş.Ama bu oyunculardan birini aldığında kenara eksiklikleri cok fazla belli olabiliyor.
5-İleride Bobo gibi bir oyuncu gerçekten Beşiktaş’ta iyi işler çıkarmaya başladı.Son maçlarda varlığını belli etti ve attığı,attırdığı gollerle farkını ortaya koydu.Nobre’yle iyi bir ikili olması bir avantajdı ama Nobre’nin fıtık belası onu ileride ilk maclarda yalnız kalmasına neden olsa da bu durumu kısa sürede atlattı.Bu oyuncunun Galatasaray karşısında kilit rol oynayabileceğini düşünüyorum.
6-Delgado’dan almak istediği verimi Mustafa Hoca Tello’dan almayı düşündü ve bu düşüncesi olumlu sonuclandı.Orta sahanın ortasında gerçekten burası benim yerim dercesine bir oyun ortaya koymaya başladı Tello.
Bence bu düzeni bozmadan,disiplinli ve son maclarda olduğu gibi ne istediğini bilen bir Beşiktaş bu mactan galip gelebilecektir..Eğer ligde oynadıkları Fenerbahçe macı gibi bir oyun şekli sahada yer alırsa Şampiyonluk son haftaya kalacak ama Denizli’nin aynı hatayı yapmayacağını ve yine B planıyla maçı alabileceğini düşünüyorum.B planı da tutmazsa şahsen takımın alacağı 1 puanın Sivas macının sonucuna gore buyuk olcude bu işi bitirebileceğini düşünüyorum.
Galatasaray ise son aldığı sonucların etkisiyle ligden kopmuş bir goruntu içerisinde.Daha cok iç çekişmelerin yaşandığı bir sezon içerisinde Galatasaray.Yine de büyük maçın havası başka olur ve Galatasaray’ın da Beşiktaş’ın karşısına kesinlikle amaçsız bir şekilde çıkacağını düşünmüyorum.Elinde kalan son kozu için Uefa kupası için savaşacaklardır çunku arkasından gelen Bursa gibi bir takım onları son maca kadar takip edecek düşüncesindeyim.
Sonucta Mustafa Denizli Beşiktaş’a gelirken bir ideal ugruna bu seçimi yaptığına inaniyorum ve idealine de 1 haziranda kavuşabileceğini hissediyorum.
İhtimali Bırak kazanmaya bak
Beşiktaş,sezonun başında Ertuğrul Sağlam ile 4-2-3-1 düzeninde sahaya yayılıyordu.Bu sistem güvenli bir oyun düzeni olmasının yanında hücumda yeterli etkinliği yaratamıyordu.Sezon başında ön libero ve orta sahada dar bir kadro olduğundan ve yeterli alternatife sahip olunmadığından Beşiktaş ,gol atmada büyük sıkıntılar çekiyordu.Mustafa Denizli’nin gelişi ile birlikte Gençlerbirliği maçında çift forvete dönüldü ve ilk yarıda Beşiktaş birçok gol pozisyonuna girmesinin yanında 15 dakikada üç gol buluyordu.Ancak daha sonraki maçların birçoğunda Denizli,tekrar tek forvete dönüyor ve birçok maçta gol yollarında zorlanmaya devam ediyordu.Ancak sorunun sistemden çok ,sistemi oynatacak oyuncuların eksikliğinden kaynaklandığını görmek zor değildi.
Ara transferde alınan isabetli Ernst ve Yusuf transferleri ile Beşiktaş’ın kabuğunu kıramayan,dar oyun anlayışı hızla değişmeye başladı.Pozisyon üretmekte dahi zorlanan takım her maçta çok sayıda pozisyona girmeye ve maçları da ardı ardına almaya başlamıştı.Ancak bir şey yine değişmedi.Tek forvet oynanan maçlarda Beşiktaş ,maçlarını kazansa da yeterince skor üretemiyor ve kazanırken dahi zorlanıyordu.Nobre’nin sakatlık ve sair nedenlerle oynamadığı maçlarda bu durum daha fazla problem oluyordu.Beşiktaş bu şekilde oynadığı Bursa ve Trabzon maçlarında berabere kalıyor ve puan kaybediyordu.İşte bütün bunlardan sonra M.Denizli daha fazla direnemeyerek çift forvete dönüyordu.Bobo,Nobre ve Holosko üçlüsünden iyi olan ikisi oynuyor ve Beşiktaş’ın da hücüm etkinliği artıyor,daha fazla pozisyona giriyor ve Ernst,Cisse ve Yusuf’un ve birçok maçta da Tello’nun ve Ekrem Dağ’ın ortalamanın üzerinde oyunları ile ikili forvet oynanan maçlarda Beşiktaş üstün bir performans sergiliyordu.Ligdeki Fenerbahçe maçına kadar Beşiktaş’ın performansı sürekli bir şekilde artış göstererek çok iyi oynamadığı maçları dahi galibiyetle kapatmayı biliyordu.Zaten ligin başından beri Beşiktaş’ın bir diğer en çok eleştirilen ve zafiyeti olan yönü derbi maçlarında ve ligin üst sıralarında yer alan 5-6 takımla yapılan mücadele,taktik ve teknik ve gerilim düzeyi yüksek maçları kazanamamasıydı.Bu durum kupa finaline kadar devam etti.Kupa finalinde de Fenerbahçe teknik direktörü Aragones’in genç kaleciyi tercih etmesini sebep gösterenler oldu ama Beşiktaş’ın da şampiyon olmak için gerçekten büyük maçları kazanması gerektiği ortadadır.Bu maçlarda da yine rakipten korkmadan çift forvetle oynamak,oturmuş orta saha ve defans yapısı ile dengeli hücüm etmek,rakibin ataklarını orta sahada durdurup Holosko gibi sprinter forveti sürekli sağa ve sola kaçırıp rakibin dengesi kolaylıkla bozulabilir.Fenerbahçe ile ligde yapılan maçta olduğu gibi zaman zaman da olsa hücum pres yapmak doğru bir tercih değildir.Çünki böyle Lincoln,Milan Baroş,Arda,Kewel gibi yıldızları olan takımları hücum pres ile sıkıştırıp top kaybına zorlamak olsa olsa gereksiz bir enerji kaybına yol açacaktır.Nitekim eksik Fenerbahçe’ye yapılan bu tip presler hemen hemen hiç sonuç vermemiştir.İşte sayılan yıldızlara ve etkili silahlara sahip Galatasaray ile de Beşiktaş,kontrollü bir şekilde oynamak zorundadır.Beşiktaş’ın Galatasaray’a karşı avantajı daha bir kolektif ve takım oyunu oynaması,bitmek tükenmek bilmeyen kazanma hırsı ve buna yönelik mücadelesi,bir de son zamanlarda daha da artan bir şekilde yenik duruma düşse de oyunu çevirebilmesidir.Galatasaray,belirtilen yıldızları da dahil olmak üzere sürekli eksik ve cezalı oyuncuları nedeniyle neredeyse ikinci yarı boyunca belirli bir onbirle sahaya çıkamamış,bu durum gelen başarısız sonuçlarla birlikte takım hüviyetinin de ortadan kaybolmasına yol açmıştır.Orta saha ve defansta son zamanlardaki oyun anlayışı ile oynayacak Beşiktaş,rakibine kolay kolay net pozisyon vermeyecek hücum hattında ise formda golcüleri ile istediği pozisyonları kolaylıkla elde edecektir.Son Ankaragücü,maçında hava toplarındaki zafiyet ve rakibe verilen pozisyonların en büyük sebebi Sivok’un cezalı oluşu ve Sivok-İbrahim Toraman ikilisinin bozulmasıdır.Eğer stoper mevkiinde bu ikili oynarsa Beşiktaş genellikle çok az pozisyon vermekte,kademe hatası yapmamaktadır.Gökhan Zan bütün mücadelesine ve zaman zaman başarılı gözükmesine rağmen çoğu derbi maçlarda rakibin hızlı oyuncularına karşı pozisyon hatası yapabilmektedir.Beşiktaş’ın ligin ikinci yarısında geliştirdiği bir diğer yönü ise hızlı ,organize ve etkili ataklarıdır.Bu da kolektivite ve takım olmanın bir sonucudur.Zaten Beşiktaş, şampiyon olmak istiyorsa bütün ihtimal hesaplarını bırakıp bu maçı sayılan üstün özelliklerini kullanarak kazanmalıdır.Akıllı ve sabırlı oynadığında bunu kolaylıkla başarabilecek bir düzeye gelmiştir.
BEŞİKTAŞ AVANTAJLI
Hafta sonu sezonun son büyük derbisi var malum. Maçın derbi olmasının yanı sıra, Sivasspor ve Trabzonspor’un muhtemel puan kayıplarıyla şampiyonun bile belirlenebilme ihtimali de göz önüne alındığında, maçın önemi biraz daha artmakta. Bu durumda, bu sezon ligde ilk altıdaki takımlarla oynadığı hiçbir maçı kazanamayan Beşiktaş hem şeytanın bacağını kırmak, hem derbi kazanmak hem de şampiyonluk turu atmak için her şeyin ortaya koyacaktır zaten koymalıdır da. Galatasaray’ ın ise prestij peşinde olduğu ve Bülent Korkmaz’ ın görev süresi içerisine bir tane derbi zaferi sığdırmak istemesi gerçeğini yabana atmamalıyız.
Galatasaray’ ın mücadeleci orta saha ile hakimiyet sağlamaya çalışacağını düşünüyorum. Orta saha direncini yüksek tutabilirse etkili ayaklarıyla maçı lehine çevirebilir ama bu durumda Beşiktaş savunmasının dikkati ve Rüştü’ nün performansı maça etki edebilir. Ayrıca ezeli rakibini şampiyon yapmamak gibi bir misyon üstlenebilir Galatasaray. Bu durum maçı değişik bir şekle de sokabilir. Ancak normal şartlarda maçı yönlendiren tarafın Galatasaray olmayacağını düşünüyorum.
Beşiktaş’ ın son haftalardaki oyunu incelendiğinde, Mustafa Denizli’ nin makul kadrolarla oynadığı maçlarda dahi devrelerden birini kontrollü oynadığı ve diğer devrede maçı bitirdiği ortaya çıkmakta. Özellikle ikinci devreyi çok seven ve maçı bu yarıda koparmak isteyen Denizli’ den gene tuhaf hamleler görebiliriz. Beşiktaş’ın öncelikle bu maç için ideal olarak sayabileceğimiz bir kadro ile maça başlaması gerekir. Ancak Galatasaray’ın orta saha isimlerinin yüksek mücadele gücü dikkate alındığında Yusuf ya da Tello’ dan birinin kulübede maça başlayıp yerine Ekrem’ in ön taraf çekilmesi düşünülebilir. Ernst ve Cisse’ nin varlığını da hesaba kattığımızda Beşiktaş’ ın orta saha hakimiyetini koruyabileceği, oynayan Yusuf ya da Tello ile de hücumu organize edebileceğini düşünebiliriz. Holosko’ nun yüksek formu ve Bobo’ nun kalitesinin Beşiktaş için avantaj olacağı muhakkak. Maçın ikinci yarısında kulübede oturan ismin de sahaya sürülmesi ile Beşiktaş maçı kontrol edebilir, maçın her anında top yapabilir ve golü mutlaka bulur.
Beşiktaş açısından olmazsa olmaz olan şey, maçı kontrollü oynayacağım derken oyun kontrolünü kaybetmek olacaktır. Taraftar baskısı ve camianın motivasyonu da dikkate alındığında Beşiktaş’ ın maçın başından itibaren tempoyu yüksek tutması ve gol için kanat akınlarına ağırlık vermesi mantıklı görünmektedir. Orta sahada direnç ortaya koyabilir ve gerekli motivasyonu sağlayabilirse rahat bir galibiyet alabilir Beşiktaş.
Tabi bunların yanında futbol şansı ile hakem kararları da önemli bu maç için. Medyada yer alan bilgilere göre ilk maçı yöneten Cüneyt Çakır bu maça atanırsa, ilk maçtaki hatalı kararları da dikkate alındığında, çok büyük baskı altında kalacağı ve strese girebileceğini öngörüyorum ki; bunun olması halinde maçın tadının kaçacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok herhalde!
Kalede olgun ama çaptan düşmemiş bir file bekçisi Rüştü, İki hızlı ve çalışkan bek Ekrem ve Üzülmez, ne yapacakları maç öncesi kestirilemeyen stoperler Zan ve Toroman (veya Sivok), canı isterse tüm defansı toparlayabilen ve etkili hücumlar başlatabilen bir Fransız Cisse, gösterişten uzak bir dinamo Ernst, yıllardır bekleneni veremeyen kaptanı Delgado’nun yerine geçtiğinde kanatta olduğundan çok daha iyi işler yapabileceğini ispatlayan Tello, “bu işler yaşa bakmaz” diyerek top koşturan Yusuf, son birkaç maçlık performansı itibarıyla “geniş alan bulamadığımda da oynarım” diyen Holosko ve “Nobre mi? Niye ki?” çıkışıyla Bobo… Kenarda gülümseyen yüzü ve ne çok istese de gizlemeyi başaramadığı müthiş heyecanıyla Denizli… Locada bir fenomen: Demirören… Tribünlerde, şampiyonluğa aç, gerçekten aç, on binlerce siyah beyazlı…
Kalede bileti haftalar önceden kesilmiş bir İtalyan, sağ bek mevkii için kim oynasa sıkıntı, stoperler yüzünden Avrupa’ya veda ettiler, sol bekte istikrar abidesi Balta, Ayhan ve Topal alabildiğine istikrarsız, Arda’nın aklında futboldan başka şeyler var ne zamandır, Kewell bu armonisizliğin adamı değil, Lincoln tam olarak bir baş belası, geriye kariyerinin en parıltılı günlerini hatırlayan/yaşayan Baros kalıyor ama neye yetebilir? Kulübede efsanelikten gözden düşmeye çok hızlı bir geçiş yapan Bülent… Şeref tribününde kabusları bitmeyen bir başkan Polat… Sarı kırmızılı tribünler için tüm sezon koca bir hayal kırıklığı…
Ceza’nın şu sıralar çok popüler olan şarkısı gibi: Fark var! Futbola koyu bir taraftar gözü yerine, objektif bakabilen herkesin kabul edebileceği bir fark bu geride bırakacağımız sezonun bütünü göz önüne alındığında… Top oynamak, başarılara koşmak, şampiyonluğa ulaşmak için yanıp tutuşan bir ekiple, sezon başından beri hiçbir konuda istikrar sağlayamamış bir diğer ekibin karşılaşması… İnönü’de “to be or not to be” maçı…
Beşiktaş kazanmak için kontrollü mü oynamalı?
Siyah beyazlı ekibin önümüzdeki hafta sonu oynayacağı derbide rakibi Galatasaray değil, sadece stres. Denizli’nin hafta içi sağlayacağı moral motivasyon, teknikten, taktikten çok daha önemli. Galatasaray’ın kadrosundan ve taktiğinden de… Sükunetli ve kararlı bir şekilde sahaya çıkacak Beşiktaş’ın Galatasaray karşısında zorlanma ihtimali dahi yok aslında. Galatasaray, Ankaragücü’nden ya da Bursaspor’dan daha mı etkili top oynuyor?
“Kimin kime yatacağı” üzerine medyada dönen mide bulandırıcı tüm muhabbetlere kulaklarını kapayıp, seyirci baskısı denen şeyi hesaba katmayıp, Denizli’nin vereceği direktifleri sakince hayata geçirmeyi deneyerek sonuca gidecek Beşiktaş. Yoksa avuçtaki kupa sürpriz rakip Sivas’a kaçabilir yok yere…
Kilit isimler peki? Tartışmazsız: Tello ve Holosko.
Ya Galatasaray’da? Bakarsınız Lincoln ve Arda’nın top oynama istekleri alevleniverir…
Derbilerin favorisi olmaz denir ya hep, bu derbinin mutlak bir favorisi var: Beşiktaş.
Sahaya hangi oyuncularla ve hangi dizilişle çıkarsa çıksın…
ANTRENÖR TECFRÜBESİ
Olarak Mustafa Denizli ve son oynanan maçlara baktığımızda Beşiktaş’ın oynadığı göze hoş gelen futbol sonrasında Beşiktaş bu maçta avantajlı.
Aynı zamanda müthiş bir seyirci desteği ile çıkacak olan Beşiktaş bir de aradığı golü erken bulursa bu maç büyük bir farklada biter.
Özellikle ilk oynanan Hamburg maçında Lincoln’ü oyundan alarak sözüm ona herkese gözdağı vermek isteyen Bülent Korkmaz adeta o maçta kendi bombasının pimini çekmiştir sonrasında aynı hatayı birde Lincoln’ü trabzonspor deplasmanında da oynatmayarak bu yıldız futbolcuyu kanımca küstürmüştür. Halbuki Skibbe dönemindeki Lincoln oynadığı futbol attığı goller ve 11 golünde asistini yaparken Bülent Korkmaz döneminde ne bir gol attı ne bir gol pası verdi nede taraftarın beklediği futbolu oynamadı. Oynayamadı değil oynamadı. Şimdilerde Bülent hoca gereksiz ve taraftarın tepkisine neden olacak şekilde Kewell’a yapmaya başladı. Ankaragücü maçı onun maçıydı ama oyuna 90+1de aldı derken Gençlerbirliği maçında ilk 11de beklerken yine hocanın gazabına uğradı ki sevinellim mi üzülelim mi müzmin sakat Emer Güngör’ün yeniden sakatlanması ve o anda taraftarın müthiş bir istekle hep bir ağızdan Avustralya’lı oyuncuyu istemesi bizim Bülent hocayıda etkiledi ve nihayet Kewell hem ilk golü attı ardından 7 dakika sonra 2. golede asist yaptı.
Öte yandan Mustafa Denizli Bülent hocanın aksine futbolcusunu kaybetmeyi değil kazanmayı başardı. Yeniden futbolculara güven geldi Bobo yeniden beklenen golcü niteliğini yakaladı Holosko keza öyle birde Yusuf faktörünü unutmamak gerekir
Beşiktaşta kilit isimler başta Bobo ve Yusuf olmak üzere Tello, Ernst ve Holosko olabilir
Galatasaray’da ise normal şartlarda her futbolcuyu sayabilecekken son zamanlarda bizimde futbol seyir zevkimizi bozan Bülent hoca yüzünden sayabileceğimiz kişiler Arda, M.Topal ve Ayhan olur
Bir tarafta Denizli diğer tarafta B. Korkmaz düşünülünce önce tecrübe ve oynanan futbol akla gelirse bu maçın tek favorisi Beşiktaş’tır ve söylediğim gibi bu maçta fark bile olur…
ZOR İŞ
Beşiktaş ve Galatasaray derbisi her iki takım için de zor olacak. Bu maçı kazanmak için daha çok strese girecek olan takım Beşiktaş olacaktır. İnönü’de oynanan Fenerbahçe maçında yaşananları tekrar yaşama korkusu sadece taraftarlarda değil büyük ihtimalle oyuncularda da vardır. Bu maçta daha az stresli olacak ve dolayısı ile rahat oynayacak takım Galatasaray gibi görünüyor.
Maçın deplasmanda olması Galatasaray için çok dezavantaj teşkil etmeyecek ve bireysel yetenekleri yüksek olan Baros, Arda, Kewell ve oynarsa Lincoln gibi oyuncularla maçı 0-1, 1-2 gibi skorlarla sonuçlandırmak isteyecektir. Beşiktaş maçı kontrolüne alarak rakip defansı öne çıkartabilirse ani ataklarla Tello, Ekrem, Holosko gibi isimlerle etkili olabilir. Fakat Galatasaray takımı ilerde basan ve kontra atağa müsade eden bir oyun oynamayacağından maçın ilk golü bu senaryo ile değil bir duran top organizasyonu ile gelebilir. İlk golü, Beşiktaş’ın Fenerbahçe ile oynadığı son iki derbiden de yola çıkarak Beşiktaş’ın değil Galatasaray’ın atacağını düşünüyorum. Bu durumda Beşiktaş oyunu geniş alanda oynayamayacağı için Yusuf, Bobo ve Tello’nun uzaktan şutlarına ihtiyaç duyacaktır. Eldeki verilere göre Pazar günkü bu derbide de fazla gol izleme şansımız olmayacak. Beşiktaş şampiyonluğa bu kadar yakınken evindeki bu derbiden eli boş geçmeyecektir ve en azından bir puan alacaktır yorumunu yapabiliriz. Diğer yandan Galatasaray’ın oyuncuları taraftarlarına bu sezon için son hediyelerini bu maçı kazanarak verebilceklerinin farkında olacaklar ve Beşiktaş’ı kontrollü oynayarak yenmek isteyeceklerdir. Onlar için de İnönü’den eli boş dönmeyeceklerdir yorumu yapılabilir. Bu durumda bu maçtan bir beraberlik çıkabilir. Bu derbide favori olduğunu düşünmüyorum, bireysel yetenekler ön plâna çıkacak ve çok fazla etkileyici bir takım oyunu göremeyeceğiz. Bu da Beşiktaş’ın işinin biraz daha zor olduğunu gösteriyor. Beşiktaş, Sivasspor, Trabzonspor ve Galatasaray taraftarları için heyecanla beklenen bu maç da herkesin işi gerçekten zor görünüyor. Bu maçtan bir beraberlik veya Galatasaray galibiyeti çıkarsa Sivasspor ve Trabzonpor için de güzel bir hediye olacak…
Bu zorlu mücadelede her iki takıma da başarılar diliyor ve zevkli bir maç olmasını temmenni ediyorum.
KADROLARIN GÖSTERDİKLERİ
Az önce tahmini maç kadrolarına baktım. Beşiktaş 4-2-3-1, Galatasaray klasik 4-4-2 oynayacakmış. Beşiktaş olağan kadrosuyla sahada olacak. Delgado yerine Yusuf’la başlayacak, yanında Tello ve sağ kanat Holosko, tek forvet olarak da Bobo’yu seçmiş Mustafa Denizli. Solbek İbrahim Üzülmez, sağbek İbrahim Toraman olarak belirlenmiş. Galatasaray’ın kadrosu ise o kadar ilginç ki, Beşiktaş’ı çözüp skoru Galatasaray’ın lehine farka götürebilir veya oyuncular yerlerini garipserler ve Beşiktaş farklı kazanabilir.
De Sanctis, sakatlığı nedeniyle oynamayacak. Kimsi Orkun, kimisi Aykut oynayacak diyor. Farketmez. Çünkü ikisinin de maç eksiğinin yanısıra özgüven eksikliği var. İşte bu yüzden Galatasaray’ın savunmaya çok önem vermesi gerekiyor. Serkan Kurtuluş milli takıma çağırıldığı için sağbek Sabri’nin, yani mecburiyetten. İyice tembih edilirse, sağ kanat bindirmelerinden sonra hemen yerine döner. Aksi takdirde savunmanın sağı yol geçen hanına dönecektir. Göbekte Emre Aşık ve Mehmet Topal oynayacak, iyi de olacak. Hakan Balta’nın stopere çekilmesinin çok büyük bir hata olduğu farkedildi artık ve Mehmet Topal çok iyi bir alternatif oluşturdu. Orta sahayı çok farklı hazırlamış Bülent Korkmaz. Hep alışık olduğumuz Ayhan-Barış ikilisi yerine Arda-Barış ikilisini tercih etmiş; sol kanada Ayhan’ı monte etmiş. Bunun sebebi hem Ayhan’ın sol kanatta verimli olabilmesi hem de savunmacı yönüyle, Beşiktaş’ın sağ kanat ataklarını durdurabilecek olmasıdır. Arda’ya sol kanat görevi verildiğinde, özellikle taç çizgisi hizasında ikili hatta üçlü markaja alınıyor ve kilitleniyor. Bu yüzden orta sahanın ortasında daha geniş bir alanda oynayabilecek ve markajı zor olacaktır. Nihayet Kewell’ı sağ kanatta gördüm. Tahmini kadrolar da olsa Kewell’ın sağ kanatta olduğunu görmek beni sevindirdi. Sol kanatta eritilen Kewell, sağ kanatta harikalar yaratacaktır. En verimli Kewell’ın sağ kanatta oynayan Kewell olduğunu düşünüyorum. Tüm hafta Bülent Korkmaz’ın Fernerbahçe’nin kullandığı sistemi uygulayacağı yazıldı, çizildi. Öyle bir şey yok. Sadece çift forvet oynatacak olması bir benzerlik teşkil ediyor. Forvetin bankosu Baros’un yanına verimsiz Nonda eklenmiş. Pres yapacaksa, hava toplarını indirip oyunu kanatlara yayacaksa o zaman iyi işler çıkabilir. Aksi takdirde Galatasaray, Nonda ile 10 kişi oynamayı kabul ediyor demektir.
“Rahat olan taraf Galatasaray” deniyor ama yanlış bir fikir bu. Çünkü ensesinde Bursaspor var ve mağlubiyet halinde Avrupa’ya gidişi tehlikeye girebilir. Bu yüzden Galatasaray, en az Beşiktaş kadar stresli olacaktır. Beşiktaş ilk yarıda işi bitirmek isteyecektir. Bu da arkada açıklar meydana getirir. Fakat her ne olursa olsun, Beşiktaş, Arda ve Kewell’ı durdurabilirse bu maçı rahatlıkla kazanacaktır. Eğer durduramazsa İnönü Stadı’ndaki binlerce Beşiktaş’lıya işkence gibi bir maç izletirler.
Saygılarımla,
Hazar Çelik