Ana Sayfa > Genel > Hakan Ünsal: Arda ve Baros ilk 11′de Başlamalıydı…

Hakan Ünsal: Arda ve Baros ilk 11′de Başlamalıydı…

17 Temmuz 2009

hakanunsal“Benim beklentilerimin çok paralelinde bir maç oldu.  Bu oyun normal.  Sonuç olarak istediğini aldı. Ağustos ayı başında olsaydı ağır eleştiriler yapılabilirdi. Şu dönemde bunları söylemek ağır kaçabilir, eksikler var.  Bir sonraki turlarda daha zayıf rakipler olmayacak. Rijkaard’ın kimi oynatacaksa acilen onbire koyup böyle devam etmesi lazım.  Baros ile Arda ile başlamamak strateji yanlışıydı. Sonucu alırsın ondan sonra çıkarırsın bu oyuncuları.”

Bu değerlendirme hakkındaki yazılarınızı bekliyoruz…

Genel

  1. Çağlar Çolakoğlu
    13:23 içinde 17 Temmuz 2009 | #1

    Galatasarayın bu maça galibiyet için çıktığını düşünmüyorum avantajlı bir skor ile işi istanbula bırakacaklardı ki nitekim bunu başardılar.
    Bu maçta oynanan oyundan veya alınan neticeden çok genç oyuncuları konuşmak gerekir.Çünkü maçtaki oyun anlayışı,taktik ve stratejisi fazlada önemli değildi çüünkü zaten rijkaard’ın oynatmaya çalışacağı sistemin bu takıma hemen oturmayacağını herkes kabul ediyor.

    Gençler ile ilgili kendi değerlendirmemi söyliyim aydın-yaser-erhan 3′lüsü ileride tamamen bir hiçti.Zaten geniş alan oyuncusu oldukları için kapanan rakip karşısında hiçbir varlık ortaya koyamadılar.Ama gerekli mücadeleyi sahaya yansıttıklarınada inanmıyorum.Onların bu şansı iyi değerlendirmeleri gerekirdi biraz daha özverili danvanmaları gerekirdi.Bence bu 3 oyuncuda bu yıl bir anadolu takımına kiralanmaları gerek maç tecrübeleri hiç yok denecek kadar az.

    Alparslan için ayrı bir paragraf yazabiliriz.Sürekli ileri çıkan ve atağı düşünen bir oyun tarzı var.Tecrübesizliğinin kurbanı olup kırmızı kart gördü ama 1-2 yıl içinde önemli noktalara gelebilecek bir oyuncu.

    Orta sahada ayhan-barış-mustafa 3′lüsü tamamen defansif oyun oynadıkları için zaten zayıf olan gs forvet hattını hiç beslemeyediler ve sürekli stoperler ile pas alış-verişi yaptılar ki buda ataklarda etkisizliği artırdı.Ayhan’ın topu alıp biraz ilerlemesi verkaçlar yapması gerekirdi ama bunların hiçbirini yapmadı.

    İkinci yarıda oyuna baros’un girişiyle galatasaray topu biraz daha rakip yarı alanda tutmaya başladı.Galatasaray biraz daha derli toplu bir oyun oynayacakken alparslan’ın kırmızı kartı yeniden dengeyi bozdu.Tobol 10 kişi rakibinin üstüne gelmeye çalışsada onlarda çok heyecanlıydılar ve 2 pasta top kaptırıyor hatalı paslar atıyorlardı.Yadırgamamak lazım sonuçta Galatasaray ile oynuyorlar.

    Galatasaray umarım tam kadro maçlar oynamaya çabuk başlar

  2. Mehmet Ali Turanlı
    14:34 içinde 17 Temmuz 2009 | #2

    evet; dakika 1, gol 1 diye buna deniyor herhalde… Bu takım ile 4-3-3 oynanmaz, rakibi ciddiye almıyor, as oyuncuları oynatmaydı gibi eleştiriler ilk resmi maçta başladı. üstelik rakip türkiye 3. liginde küme düşmemeye oynayan bir takım (gibi). bu telafisi olan resmi maçta hangi genç oyunculardan faydalanıp (emre ç.) hangilerinden faydalanamayacağını (erhan,yasir,alparslan,aydın)görmeyecek idi ise, bu kadar genç oyuncuyu kampa niye götürsün rijkaard…

    bugün arda ile başlamalıydı diyen yorumcular yarın ardayı ortadaki üçlüde değil ileri üçlünün solunda oynatmalı diye hocayı eleştirecek… daha sonra ise servet ile gökhan yanyana oynamaz diyecek… ligin 7. haftasının sonunda da bu takım 4-3-3 oynayamaz, hemen 4-2-3-1 e dönmeli diyerek hocaya akıl verilmeye çalışılacak… daha sonra kendi bildiği sistemden ödün vermeyen hoca olduğu için inatçı hocaya adı çıkacak… vs,vs,vs.. bilindik hikayenin tekrarı…

    bu hikayenin tekrarının önüne geçebilecek tek kişi de adnan polattır. önceki gün çıktığı canlı yayında da hocanın adı ona 2 yıl kredi vermeye yeter dedi. bu lafının arkasında durup ilerleyen yıllarda iyi futbol oynayan takım ile beraber avrupada kupa mı göreceğiz yoksa ?????

  3. Tolga Kılan
    15:11 içinde 17 Temmuz 2009 | #3

    ‘Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır!’ atasözü en sevdiğim atasözler’den birisidir…
    Herkesin farklı bir düşüncesi,farklı bir bakış açısı olduğunu yani ‘farklılığı’ orta koyar…
    Yine bana çok sevimli ve mantıklı gelen ‘Aklın yolu birdir’ şeklinde dilimize yerleşmiş atasözünü de severim…
    Tıpkı güzel Türkçemizin diğer atasözleri gibi!
    Özellikle kontrolün ve yönetimin başkasının elinde olduğu olaylara bakış açımı bu iki atasözünü referans aldıktan sonra belirlerim.
    Galatasaray takım kadrosunu maç öncesinde NTV stüdyolarında Murat Kosova dillendirirken, öncelikle kısa bir şaşkınlık yaşadıktan sonra toparlandım.
    Demek ki Rijkaard yoğurt yemeyi böyle seviyor diye düşündüm!
    Olabilecek bir durum zaten bu.
    Maç başladığında ani bir gol ile Galatasaray takımı geriye düşünce özellikle genç oyuncular panikleyebilirler diye düşündüm.
    Aslında panikleyecek bir durum olmadığını ilerleyen dakikalarda Tobol takımını gördükçe hem bizler, hem futbolcular anladılar.
    Zaten futbolcularda da panik bir durum yoktu.
    Galatasaraylı futbolcularda özellikle genç oyuncularda ‘Bu maçı oynamanın kendileri için ne önemli bir kariyer fırsatı olduğunun’ farkında olamamak vardı sadece.
    Özellikle takımı yeni yeni tanımaya başlayan Rijkaard,bu maçta genç oyunculara altın bir fırsat vermişti!
    Bu fırsatı özellikle genç oyunculardan kaç tanesi değerlendirebildi bunu ilerleyen karşılaşmalarda yine Rijkaard’ın seçimiyle anlamaya çalışacağız.
    Benim kişisel görüşüm gençler bu fırsatı pek değerlendirme gayreti içerisinde olamadılar gibi…
    Birazcık Alparslan sanki diğerlerine göre kötünün iyisi gibiydi o kadar!
    Elbette daha sezonun başı bile olmamışken dört dörtlük bir performansta beklemek tüm oyuncular için haksızlık olur.
    Kimsede bu beklenti içine girmemişken en azından genç oyuncular kıdemli oyunculara göre kıdem katsayılarını yukarıya taşımak için birazcık daha aktif olabilirlerdi.
    Özellikle de gençlere önem verdiğini bildiğimiz Rijkaard gibi bir teknik direktör başlarındayken…
    Özellikle bir arada genç oyuncular bir daha böyle oynama şansı bulabilirler mi bilinmez?
    Galatasaray takımı’nın çok gol pozisyonuna girileceği söylenip duruyor yeni sistemle.
    Ancak ben Galatasaray’ın özellikle Tobol gibi bir takıma karşı pozisyon sıkıntısına girmekte zorlanmasını birbiri ile ilk defa oynayan genç ve tecrübesiz oyunculara bağlıyorum…
    En azından Baros veya Arda tercihinden birisi başlangıçta kadroda olabilseydi diğer genç oyuncuları da bu olumlu etkileyebilirdi.
    Elbette ki Rijkaard oyuncuların hangisinin oyun şekline uygun olduğunu bizlerden çok daha iyi biliyordur.Tercihlerini de bilinçli yapıyordur.
    Yani aklın yolu birdir atasözünü çok fazla duymak istemiyorsa takımı bir an önce kemik bir kadro ile şekillendirmelidir.
    Aslında bu ilk resmi Tobol maçı ne Rijkaard’ın yoğurt yeme şeklini ortaya koyar ne de Galatasaray’ın oyun şeklinin başarılı olup olmadığını gösterir.
    Sadece göstereceği genç oyuncuların ışık verip vermeyeceği yönündedir.
    O ışığı alan var mı ?
    Bilemem!

  4. Uğur Türker
    15:27 içinde 17 Temmuz 2009 | #4

    Bugün Rijkaarda sorsanız mutludur.Ama sonuç için değil ne güzel bir hazırlık maçı daha oynadım diye.Çünkü bu elindeki gençlerin tam olarak ne yapabileceğini en iyi görebileceği maçtı. Sahaya sürdüğü kadro itibariyle oyunu kontrol altında tutmak ve yakalarsa gol bulmak istedi genç oyuncularından birde ayhan ve mustafa gibi 25 üstü oyuncularından. Doğal olarak sahada özellikle ofansif 3 genç ve maç tecrübeleri fazla olmayan oyuncu organize olamadı. Buna birde erken gelen gol eklenince bir 10-15 dakika panik oldu takımda. Ayhan da şuan için fiziksel olarak yüzde yüz olmadığı için maça ağırlığını tam koyamadı ve ilk yarı kör topal oyunu ile bitti.
    İkinci yarı Arda ve Barosu sahaya süren Rijkaard lazım gelen skoru da sağlayınca maç onun için bitmişti zaten.
    Bu kadar genç oyuncuyu bir arada oynatırken kapmın yıldızı emre çolak’ı neden oynatmadığını tahmin edebiliyorum. Rijkaard onu hazır takımın içine monte etmek isteyecektir. Artık onun ve Serdar Eyilik’in kendilerini gösterme çabaları kalmadı en azından kadroda kalabilmek için.
    Kamp sonrası gidecek oyuncuların neden Tobol maçı sonrasına bıraktığını şimdi anlamak daha kolay. Çünkü bu maçta son bir şans verecekmişde ondan. Bazıları çok iyi kullandı.Özellikle alpaslan oyundan atılmasına rağmen sahada en akılda kalan oyuncu oldu.Maç Performansı biraz daha artarsa Rijkaardın H.Baltayı stoper oynatma isteği gerçeleşebilir. Kampta fiziksel olarak çok hazır duran Yaser dünkü maçta kalma şansını yitirdi.Erhan ise son Türk forvet kontenjanından kalacak gibi.
    Kafamda Gidecekleri şöyle sıraladım:
    Mehmet Güven,Volkan Yaman, Ayku Erçetin, Yaser Yıldız başka takımlara.
    Sinan Osmanoğlu, Emrah Yollu,Cem Sultan,Emirhan,Caner Öztel ise PAF takıma.Aydın için ise ilk yarı sonuna kadar kalacağını düşünüyorum son bir şans bulacaktır rotasyonda.
    Rijkaard Tobol maçında 0.5 Avrupa puanı kaybetti ama sezonun en verimli hazırlık maçını oynadı.
    İstanbulda daha ideal bir kadroyla ve bu sefer Emre Çolak la oynayıp sezonun ilk sami yen maçını rahat ve farklı kazanacaktır.
    Saygılarımla,
    Uğur Türker

  5. Ahmet E. Yılmaz
    15:38 içinde 17 Temmuz 2009 | #5

    Böyle maçlar zayıf,güçsüz takımlara karşı da olsa en nihayetinde EURO CUP ön elemesidir.. ilk tur da olsa ön elemedir.. Galatasaray taraftarlarının büyük şeyler beklediği bir turnuvanın ön elemesi.. keita yok anladık.. kewell da bi nebze(kampa geç katıldı..) ama bu takımın kalesine transfer yapıldıysa o adam kalede oynayacak.. leo franco geçmeli bi zahmet.. yaser yaşı geçtiği halde hala acemi.. oraya en azından ilk yarı bir arda yakışırdı.. erhan şentürk gol kralı olmuştur doğru.. fakat çok acemi.. baros girdikten sonra çok daha ileride oynadık topu.. aydın çok yetenekli fakat diğer futbolcular gibi kendini gösterme çabası göremedim.. ayakta durmakta güçlük çekiyor.. hızlı,yetenekli fakat laubali.. zan-servet ikilisi oturur.. dikine oynayan 2 kişiydi dün gece onlar.. alparslan defansif özelliğinin üstüne birşeyler daha koyarsa milli takımda da oynar.. sabri.. her zamanki gibi saç baş yolduran,ağız bozduran sabri.. kesinlikle ve kesinlikle sağ bek transferi ŞART.. yıllardır sağ bek sağ bek diye haykırıyor tüm Galatasaraylılar.. artık alınsın tak etti canımıza.. ayhan dün vasattı fakat orta sahanın bel kemiğidir her zaman.. sarp ı ilk maç beğenmemiştim.. çok kararsızdı.. kararsızlığını tam olarak üstünden atmış olmasa da hiç fena değildi.. hatta gayet iyiydi.. kendini geliştirdiğinde yeni TOPALımız olacaktır..

    Sabri’ye tekrar dönmek istiyorum.. dün yediğimiz goldeki hareketini izleyenler siz de çıldırmadınız mı? tarifi kesinlikle yapılamayacak bir hareket sergiledi.. o nasıl bir zıplayış o nasıl bir müdahale isteği??? Rijkaard’ın tahammül etmeyeceğinden eminim.. Fatih Terim’den ricam.. Hocam allah aşkına milli takımda oynatmayın.. euro 2008′de philiph lahm dan yediğimiz golü hatırlarsak hatalı kim görürsünüz.. adamların sol beki gol atarken bizim sağ bekimiz bırak kademeyi orta sahada.. sabri iyi niyetli bir futbolcu olabilir.. fakat bu kafayla bu tavırlarla ne Galatasaray’a ne de Türkiye milli takımına yakışmıyor.. futbolu sevmek yetmez bazen futbolu bilmek gerekir!!

    en nihayetinde katılıyorum Hakan Ağabey’e Baros ve arda ile bu maça başlanıp ilk yarı 2-0 yapılıp daha sonra gençlere geçilmeliydi.. olmadı.. Ali Sami Yen’de rövanşı alıp euro cup’ta başarılı olmamız dileğiyle..

  6. 15:46 içinde 17 Temmuz 2009 | #6

    Hakan Ünsal’ın bu maç hakkında görüşüne katılmıyorum.

    Öncelikle Kazakistan’ın Tobol takımı ile bir Avrupa kupası maçı -normal şartlarda- kadroda yer alamayacak oyuncuların kendilerini göstermeleri için nadir bir şans.

    Bir futbol takımı tüm maçlarına ideal 11′iyle çıkarsa o futbol takımının tüm sistemi olası sakatlıklarda çöker.

    Geçtiğimiz sezon da Skibbe’nin ve Bülent Korkmaz’ın en büyük hatası buydu. Demek ki Hakan Ünsal teknik direktör olsaymış Skibbe ve Bülent Korkmaz’dan farklı bir performans sergileyemeyecekmiş.

    Galatasaray’da Arda ve Baros’un basit bir rakip karşısında oynayabilecek bir yedek oyuncunun olmaması bir tehlikedir. Rijkaard’ın seçimi de son derece yerindedir. Potansiyeli olan oyuncular bu maçta kendilerine güvenilip güvenilmemesi gerektiğini sergilediler.

    Galatasaray’ın ilk 11′inin yedeğinin bile Tobol’u rahatlıkla yenmesi gerekmektedir. İşte o an Galatasaray’ın hem Türkiye Ligi şampiyonluğunda hem de Avrupa’da şampiyonluğunda yolu açıktır.

    İşte bu yüzden “sonucu aldıktan sonra bu oyuncuları çıkarma” sakatlıklar halinde sistemi çökertir. Zaten karşınızda yıkılmış bir takım var. Bu takımın enkazında yedek oyuncularınızı oynatmaktan nasıl bir ders çıkartabilirsiniz ki?

    Kişisel bir görüş olarak, bu maçtaki Galatasaray’ın en kötü yanı formasıydı. Sırtındaki Ülker logosunun numara üzerinde olması ve önündeki Türk Telekom logosunun forma tasarımına entegre edilememesi son derece amatörceydi. Biraz daha kasarsak Formula 1 pilotlarının üniformaları gibi formalara sahip olacak Galatasaray.

  7. Oğuzhan Tuncer
    22:10 içinde 17 Temmuz 2009 | #7

    Kesinlikle doğru bi yorum bende tamamiyle aynı fikirdeyim. 4-3-3 oynuyorsan ilerideki üçlü çok önemli. Arda’yla Baros’un kesinlikle ilk 11 de yer alması gerekiyordu. Genç yetenekleri denedi Rijkaard diyenler olmuş iki ayaklı maçlara kesinlikle yedek çıkılmaz hele ilk maça. Hani ilk maçı güzel bi skorla kazanmışsındır. İkinci maça istediğin kadroyla çık ama bu ilk maç başına her türlü şey gelebilir. Uefa avrupa ligi bu şakaya gelmez. Elense takım bir daha şans yok.
    Dünkü gözlemlerime göre Galatasaray’ın şiddetle bir stoper ve bir de sağ beke ihtiyacı var. Servet her an hata yapabiliyor. Gökhan Zan çok iyiydi dün, neredeyse hatasız oynadı, saldırıgandı. Alparslan, Hakan Balta’yla birlikte o 2000′lerde ki Hakan Ünsal, Ergün Pembe şeklini yaratıcak gibi gözüküyor. Sağ bek çok kötü ama yol geçen hanı gibi Sabri için hani o zaten gerçek sağ bek değil deselerde ileri çıkışlarda da hiç bir yaratıcı hamlesi yok, 5 senedir Galatasaray A takımında oynuyor ama daha bir orta yapmayı bile öğrenememiş. Bu sene orada Uğur Uçar oynuyacak gibi gözüküyor oda tamamen iyileştimi kimse bilmiyor.Orta sahaya gelince Mustafa Sarp çok iyiydi Galatasaray’ın bu sene ilk 11′inin vazgeçilmez isimlerinden biri olacağını düşünüyorum. Ayhan dün vasatın üstüne çıkamadı ama onun istediğinde neler yaptığını herkes biliyor. Barış dün iyiydi ama çıkmasına çok şaşırdım, dün en çok pres yapan oydu. Yaser sahadaydı ama hiç bir varlık gösteremedi.Aydın’da aynı şekilde bir adam bile geçemediler. Erhan’a top gelmedi, zaten gelemezdide rakip 2. dakikada golü bulunca kapandı.Erhan’ın daha iyi olduğundan eminin ama dün gördüm ki o takımda Galatasaray’da oynamaya laik olmayan adamlar var.
    Aydın,Yaser,Sabri…

  8. Hazar Celik
    22:21 içinde 17 Temmuz 2009 | #8

    TAHMİNLERİ YANILTAN BİR MAÇ

    Yepyeni umutlarla başladığımız UEFA yolculuğunun ilk durağında kimini şaşırtan, kimini “ben demiştim” demeye sevkeden bir sonuç aldık. Oynanan oyun, oluşturulan kadro genel anlamda kimseyi memnun etmedi. Fakat düşünmemiz gereken hala kadroca “eksik” olduğumuzdur.

    Rijkaard’ın kaleci tercihi Orkun’dan yana olmuştu. Eleştiriye açık bir seçim değil çünkü kenardaki alternatif Aykut’tu ve aralarında önemli bir fark yok. Leo Franco geldiğinde ne olacak, nasıl oynayacak bilmiyoruz ama karmaşık pozisyonlarda son derece etkisiz kalan Orkun ve Aykut’tan daha iyi olacağına kesin gözüyle bakıyorum. Stoper görevinde Gökhan ve Servet, sağda Sabri, solda ise sürpriz Alparslan denenmişti. Sol kanat Yaser yerine Arda olsaydı, Alparslan’ın çok verimli olacağını düşünüyorum. Ama tabii ki ilk tercih Hakan Balta’dır. Sağbekte ise Uğur yedekte otururken Sabri ile başlamanın ve bu şekilde devam etmenin bir hata olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ortasahadaki üçlü M.Topal’ın eksikliğinde M.Sarp-Ayhan-Barış’tan oluşturulmuştu. Genel anlamda ayakta kalan, çabalayan tek bölgeyi oluşturdular. M.Topal’ın gelişiyle Barış’ın kesileceğini sanıyorum. İleri uçta Arda ve Baros’un kenarda tutulup Yaser-Erhan-Aydın’ın seçilmesi son derece yanlış olmasının yanısıra, Rijkaard’ın bu maçı hala bir hazırlık maçı olarak değerlendirdiğini ve İstanbul’da saha, taraftar, kadro avantajı ile turun geçileceğini düşündüğünü gösterdi. Buna karşın rakip Tobol maçı ciddiye alarak ve korkmayarak klasik 4-4-2 ile sahadaydı. Sistem korkusuzdu ama takım ve taraftarın korkusuz olduğunu söylemek mümkün değil. İzledik gördük… Maçtan önceki yorumumda Tobol bir kaza golü atıp üstüne yatar veya 0-0 biter demiştim, birçok arkadaşımın yorumunda da okudum. Ki öyle de oldu.

    Maçın henüz başında yenen golden sonra disiplin kayboldu. Servet forvette, Gökhan sol kanatta iken, Alparslan stopere kaymıştı. Orta sahadaki üçlü aşırı kalabalıktan dolayı pas yapamaz olmuştu. Rijkaard’ın oyuna ilk hamlesi bu sorunu çözmek adına oldu. Bu müdahaleden sonra herkes yerli yerinde oynadı. Oyun iyileşmedi ama disiplin oluştu. Bir sonraki hamle de geri dörtlüyü orta saha çizgisine kadar çekmekti. Çok doğru olan bir hamleydi fakat ileri üçlü çok yetersiz kaldığından istenen verimi sağlamadı. Bir müdahale de Yaser ve Aydın’ın yerlerini değiştirmesiydi(dk. 31) ama yine olmadı. Cevat Hoca’yı bu noktada aradım. “Yaser’le Erhan’la olmaz bu iş” diyecek biri lazımdı. Ha, umarım şimdi Rijkaard da bunu anlamıştır. Zira zararın neresinden dönülürse kardır.

    İkinci yarıya başlarken beklediğim; Erhan-Baros, Yaser-Arda, Aydın-Uğur değişiklikleriydi. Bu şekilde Sabri sağ açığa kayacak, Uğur’un bindirmeleriyle de sağ kanat canlanacaktı. Aynı şekilde sol kanatta da gereken trafik sağlanacaktı. Ancak Rijkaard farklı bir tercihle Arda’yı oyun kurucu olarak görevlendirerek hata yaptı, Arda Baros’tan uzak kaldı. Bu durum bazı çevreler tarafından “Arda oyun kurucu olmaz” şeklinde yorumlanmadan söyleyeyim; Arda’dan süper oyun kurucu olur. Fakat bunun için Arda’nın kurduğu oyunu devam ettirecek kanatların oyunda olması gerekir. Dün de bu kanatlar yoktu.

    Özetle; dün gözüme çarpan yanlışlar şunlardır; sağbekte Uğur, sağ kanatta Sabri ile başlamak daha iyi olabilirdi. İleri üçlü başlı başına yanlış tercihti fakat maçın hafifliği sebebiyle kabul edilebilir bir seçimdi. Hiç olmazsa, Arda oyuna girdiğinde sol kanat oynamalıydı. Bir de dikkatimi çeken, ilk yarıda çok sayıda kazanılan duran toplar Sabri tarafından harcandı. Gençlere forma vermek isteyen Rijkaard’ın tercihi Emre Çolak’tan yana olsaydı belki bu duran toplar çok daha etkili kullanılabilirdi.

    Skor olarak erken geriye düşen Galatasaray çok geriliyor, üstüne hakem hatası da eklenince çok erken kart problemi yaşıyoruz. Nitekim çok sayıda sarı kart, ve aksi şekilde çok önemli mevkiideki futbolcularımıza gösterildi. Sonuçta Alparslan kırmızı kartla atılınca, 4-3-3 sistemi 4-4-1′e döndü ve maçı bitirmeye yönelik hareketler başladı. Bu tip turnuvalarda “deplasmanda alınan gollü beraberlikler önemli avantaj sağlar” diyerek ilk elin günahı olmaz felsefesiyle devam edelim. Bu tur nasılsa geçilir, tam kadro olduğumuzda da çok daha iyi futbol oynarız. Biraz sabır diyorum. Yazımı Rıdvan’ın beğendiğim bir sözüyle noktalıyorum; Galatasaray’ın sadece forması beraberlik aldı…

  9. Hakan Karahan
    22:37 içinde 17 Temmuz 2009 | #9

    Uzun bir sezon ve Rijkaard
    Henüz temmuz ayının ortalarında olmamıza rağmen geçen sezonun acı meyveleri yenmeye başladı ve Galatasaray sezonun başında olması gereken kamp yerinden uzaklarda aslında hiç de alışık olmadığı şartlarda Kazakistan da sezonunu ilk maçına çıkmak zorunda kaldı. Sezon başı haliyeti ruhiyesinin ötesinde sarı kırmızılılar ideal kadronun çok uzağında bir takım ile sahada yerini aldı. Sezonun başında kötü rüya görmenin çok yakınında yer alan sarı kırmızılıları rakip takımının çok zayıf olması uyandırdı .Aslında bu kadar sözden sonra bu maçı yorumlayarak tüm sezonla ilgili öngörüde bulunmakta at gözlüğünü takıp daha çok suyun akacağı nehrin sonunu yani sezonun sonunu görmeye benzer bu şartlarda bu maçla ilgili söyleyeceğimiz de çok fazla bir şey yok aslında.
    Galatasaray sezon öncesi hazırlık maçlarında ve Rijkaard ‘ın Barcelona’da oynattığı gibi 4-3-3 sistemiyle maça başladı.Talihsiz yenen ilk golün ardında tek pozisyona girmeden biten ilk yarı sonunda kenardan müdahale gelmesi de kaçınılmaz oldu.Bu müdahalenin baş aktörü ise takımın yeni lideri Arda’nın girmesi oldu.Takım bu değişikliğin ardından sahada 4-2-1-3 düzeni ile yer aldı. Savunma hattına aslında çok fazla iş düşmedi. Ama birkaç pozisyonda tecrübeleriyle oluşabilecek tehlikeleri engellediler. Savunmanın önünde yer alan iki çapa Ayhan, Mustafa ikilisi görevlerinde başarılı oldular diyebiliriz. Arda, ileride üç forvetle gol yollarında varlık gösterdi diyemeyiz ama kalitelerini de ortaya koymaktan geri durmadılar. Aradaki kalite farkını maçı izlemeden sadece seyircinin gürültü durumundan bile anlayabilirdik Kazakistan takımı kendi yarı sahalarını terk ettiklerinden dolayı seyircinin heyecanlandığını gördük.Galatasaray’a saygı duyan büyüklüğünü kabul etmiş bir rakip vardı karşısında ama Galatasaray beklentinin aksinde bir futbol oynayabilmişti malum şartların etkisiyle . Ancak kalite farkı devreye girince de turu rahat geçecek skoru almayı bildi.
    Uzun bir sezonun bize beklediğini bildiğimiz şu günlerde takımların kadrolarını yeterince geniş ve alternatifli tutması gerekir . Klasik bilgimiz olan tüm oyuncuların bir birinin dengi olması gerektiği , girenin çıkanı aratmaması gibi sözler bizim büyük takımlarımız için pek mümkün görünmüyor .Ne takımlarımızın bütçeleri ne de oyuncu yapıları bunu mümkün kılmıyor.Galatasaray da Arda veya Baros veya Kewell oynamaz ise yerini alacak oyuncu yok.Aslına olmasını da beklemek büyük bir yanlış olur.Bu oyuncuların aldığı ücretleri başka oyunculara verip onları kulübede oturtamazsınız .Mali yapılarımız buna uygun değil.Yada bu tarz yıldız oyuncuların kulübede oturduklarında nasıl sorunlar yaşatabileceğini biliyoruz .Kısa bir özet yapacak olursak ülkemizde bulunmayı kariyerleri açısından şans olarak görmeyen bu oyuncular oynamadıkları zaman buradan gitmek isteyeceklerdir ve biz bu oyunculara muhtaç olduğumuz sürece bu çark böyle dönmeye devam edecektir. Asıl konuya dönersek . Rijkaard’ın sahaya sürdüğü futbolcular muhtemelen sezon boyunca yedek soyunacak ve ilk 11’i zorlayamayacak gibi gözüküyor.Alternatiflerin az olması Galatasaray’ı haftalar ilerledikçe zorlar. Bunu bilen Rijkaard’ın sahaya sürerek bu oyunculara hazır olun mesajı vermesi çok doğru bir tercihti.Bunu yaparken bekli de kariyerinde çok büyük bir riski de almış oldu Hollandalı .Ve çok farklı bir teknik adam olduğunu ortaya koydu.
    Kendilerini zorlayacak rakibi karşılarında bulmayan takımın performanslarını da sağlıklı değerlendirmek mümkün olmadı

  10. 13:52 içinde 18 Temmuz 2009 | #10

    - Görünen Rijkaard, Nasihat istemez-

    Bugün eski dostum ”Maziye” uğradım. Hal ve hatırını sormak için yanına sohbete gittim. Futbol sahası çimlerini andıran yeşil zeminli bahçesinde Karşılıklı oturup 2 fincan kahve içtik. Uzunca süren fasılın içerisinde konu bir ara Rijkaard’a geldi. Kendisine Tobol maçını ve Rijkaard’ın Galatasaray da başarılı olup olamayacağını sordum; gözlerimin içine gülümseyip bakarken aniden ayağa kalktı. Evinin içerisine doğru hareketlendi. Açık olan giriş kapısından adımını atıp içeriye girdi. Çok sürmeden elini koluna dolamış birisiyle kapıda tekrardan gözüktü. Yanıma doğru yaklaştılar ağır ağır. Mazinin bu kim tanıdınmı ? diye bana sormasına fırsat vermeden, tanıştıracağı kişinin abisi ”Tarih” olduğunu anlamıştım.

    Mazi abisi tarih’i içerde uyuyup dinlenirken kaldırmıştı. Gözlerinde hala arşiv çapakları duruyordu; kirpikleri tozlu haldeydi. Biraz utandım, mahçupluk hissine kapıldım. Tarih’e dönüp kusuruma bakma seni mesai saatinde rahatsız ettim diyerek bir nevi özür diledim. Oda büyük mütevaziliğiyle: Olurmu hiç öyle şey, yer zaman farketmez, kim benden ders almak, bilgi edinmek isterse ben her zaman yardıma hazırım dedi.

    Bir müddet üçlü sohbet ettik; sonra ben esas mevzumuza girdim. Rijkaard’ı ve Galatasaray’ı sordum Tarih’e. Mazide bende dikkatlice dinliyorduk…

    Ey Sevgili Dostum diyerek başladı söze.

    Hatırlarsın Rijkaard Barcelonadayken bu sistemi kurmak için çok badireler atlattı. İlk zamanlarda çok savaşlar kaybetti, Stratejik ve taktiksel düzenini kurma uğruna çok kayıplar verdi. İlk komutanlık zamanlarında ağır yenilgiler aldı, hiç umulmadık cephelerde bozguna uğradı. Ama yılmadı sabretti, kendisine atılan eleştiri bombalarına karşı direndi, dış savaşı kaybetmesi yetmemiş gibi iç savaştada darbe üstüne darbeler aldı. Sinir harbinde kulaklarını tıkayarak, ilkeleri için müthiş direniş gösterdi. Ve sonra sabrının mükafatını fazlasıyla aldı.

    Yolun başı karanlık olsada, bu türlü türlü engebeli patikanın sonunda Barcelonada Lig ve Avrupa Zaferleri yaşadı. Ve adını kahraman olarak Tarih’e yani benim gönlüme yazdığını söyledi.

    Ardına cümlesine devam ederek Galatasarayda da aynı durumları yaşayacağının sinyallerini Tobol maçında aldığını söyledi. Kendisine sistemini,taktik ve stratejisini yerleştirmesi,düzenini oturtması için zaman tanınmasının gerektiğini belirtti. Rijkaard’ın büyük bir değer olduğunu, tıpkı altın,elmas gibi ilk zamanlarında değerinin ortaya çıkmadığını zamanla işlenerek paha biçilmez hale geldiğini ısrarla vurguladı.

    Rijkaard’ın başarılı olması için elindeki malzemeninde kendi mantelitesine, oyun zekasına, futbol zihniyetine uygun olmasınıda bir dip not olarakta ekledi. Gördüğüm kadarıyla Rijkaard’ın Galatasarayda 1-2 bölge dışında istediği malzemeninde olduğunun altını çizdi. Özellikle Maestro özellikli orta saha ile, tam anlamıyla sol ve sağ kanat oyuncuları eksiğini giderirse Başarılı olmaması için hiç bir sebep yok; Ama genede ilk zamanlarda başarının kolay gelmeyeceğini zaman ve sabır gerektiğinide belirtti.

    Ve sohbetin sonunda veda vakti geldi. Ben ve Arkadaşlarım öpüşüp ayrılırken. Günün dersi,ödevi şuuruma kazındı. Anladım ki ”Görünen Rijkaard, Nasihat İstemez”

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.