Ana Sayfa > Ercan Taner > Ercan Taner: Yanal’a sabredilmeliydi

Ercan Taner: Yanal’a sabredilmeliydi

ercantaner“Bu sezon Trabzonspor, Ersun Yanal’la çok iyi bir çizgi yakaladı. Belki şampiyonluk gelmeyecek ama eldeki kadroyla gelinen yer kötü değil. Yanal’a sabretmek gerekiyordu. Gitmesi yazık oldu”

Bu görüşle ilgili yazılarınızı bekliyoruz.

Ercan Taner

  1. Onur Kurnaz
    19:11 içinde 27 Nisan 2009 | #1

    Trabzon’un uzun zaman sonra şampiyonluğa bu haftaya kadar ortak olması belki çok önemli bir başarı değildi ama önemli bir konuydu. Son yıllarda işlenen siyasi cinayetlerin çıkış noktası olan bu şehrin tribün kitlesinin önemli bölümünü oluşturan beyinleri yıkanmaya müsait gençleri çok sevdikleri takımlarından artık umudu kesmişlerdi. Şampiyonluk bu şehire tüm agresyonunu unutturup iyi manada bir afyon görevi görecekti. Nitekim bu sene işler bu açıdan biraz değişir gibi oldu fakat yine bir Trabzonspor ve yine bir Ersun Yanal klasiği olarak sonu getirilemedi.
    Bundan 10 sene kadar önce ergen yaşlarda bir Fenerbahçeli olarak İnönü Stadı’nda oynanan İstanbulspor – Trabzonspor maçında Oğuz’lu Aykut’lu bir İstanbulspor ve Hami’li, Şota’lı bir Trabzonspor’u sahada izleme fikri beni cezbetmişti. Oturduğum tribünde Trabzonsporlular çoğunluktaydı. Maçın henüz başında İstanbulspor’un golünün gelmesiyle Trabzon seyircisi bir anda takımlarına olan bütün desteği kesmişti. Henüz 10. dakika filandı ve Trabzonspor kendi seyircisi tarafından protesto ediliyordu. Bu protestoya anlam verememiştim. Neden bu kadar sabırsızdılar? 10 dakika kadar sonra Trabzon beraberlik golünü atmış ve maç da berabere bitmişti. Beraberlik golüyle seyirciler bir anda ağızlarına emzik verilmiş bebekler gibi susmuşlardı.

    Trabzonspor’un bu sabırsız karakteristiği sadece tribünlere özgü bir şey değil. Kulübün genel karakteristiği.

    Olaya Ersun Yanal tarafından baktığımızda ise durum farklı değil. Sezon başında Trabzon’un Yanal seçimi onun Denizlispor, Ankaragücü, Gençlerbirliği ve Vestel Manisaspor serüvenleriyle “istikrarsız Trabzonspor’a istikrarsız hoca” uyumluluğunda bir uyumsuzluk yakalanmıştı.
    Sürekli olarak farklı galibiyetlerle sezona sükseli bir başlangıç müthiş galibiyet serileri ve fakat sezon sonu yine hüsran. Tipik bir Yanal filminin senaryosu… Buna çocuklar bile alıştı.

    Bu sene Trabzon’un sezon başından beri yükselen grafiğine bakınca işler her ne kadar iyi görünse de Yanal ve Trabzon birlikteliğindeki ‘tehlikeli karışım’ lastiğin ikinci yarıda patlayacağını sokaktaki çocuklara bile haber ediyordu.
    Çünkü bir şeyler kötü gitmeye başlayınca işlerin daha da kötü hale gelmesi için her şeyin yapıldığı anlamsız bir sabırsızlıktan yakasını kurtaramamakta bu kulüp.
    Üstelik bu, takımın sadece tribünlerine has bir şey değil. Yönetim mantalitesi de aynı şekilde. Örneğin 3 büyük kulübümüze baktığımızda kimilerinde devamlı hoca kovulur, kimilerinde yönetim değişir, kimisinde futbolcular baştan aşağı değişir, kimisi taraftar profilini yeniler. Fakat bu durum Trabzonspor’da ‘her şey dahil’ sistemiyle işlemekte. Bu kulüpte sadece yönetim, sadece hoca ya da sadece futbolcular değil, hepsi birden değişebiliyor. Sadece taraftar profili aynı kalıyor.

    Keşke Yanal’a sabredilse ama gelgelelim olay dönüp dolaşıp sabırsız futbol kültürümüzde düğümleniyor.
    Ersun Yanal’a Milli takımımız bile sabretmemişken Trabzonspor gibi büyük bir kulübün yıllardır yerellikten kurtulamamış yönetim anlayışı sabretmemiş çok mu?

  2. Tanıl Akal
    20:38 içinde 27 Nisan 2009 | #2

    İstikrar Başarıyı Getirir

    Ersun Yanal, Türk teknik direktörler arasında en çok beğendiğim birkaç isimden biridir. Teknik/taktik bilgisi iyi olan, futbolcularla ilişkileri ise çok iyi olan bir insandır. Kendi doğrularından şaşmayan, asla taviz vermeyen ve ne kadar tepki görürse görsün kafasının dikine giden biridir.

    Sezon başından beri ilk 11′i değişmeyen tek takım Trabzonspor’dur. Böyle bir durumun iki nedeni olabilir: Ya bu ilk 11′in performansı çok iyidir, doğal olarak teknik direktör bunu bozmak istemiyordur, ya da oynatacak daha kaliteli ve daha verimli futbolcusu yoktur. Ersun Yanal için ikinci seçenek geçerlidir.

    Geçen sezonun ortasında Trabzonspor’un başına getirildiği zaman Ersun Yanal, bitmiş bir takım vardı ortada. Ne iyi bir kadrosu olan, ne güzel futbol oynayan, ne izleyenlere futbol zevki yaşatan bir Trabzonspor… Ersun Yanal’ın gelişiyle pek bir şey değişmemişti, çünkü eldeki malzeme belliydi. Bu sezon ise işler çok farklı. Çok sayıda yeni futbolcu alındı. Bunların bazıları ise kaliteli ve tanınan isimlerdi. Ersun Yanal’a güvenildi, takım yine ona emanet edildi. Şehir şampiyonluğa inandı, futbolcular şampiyonluğa inandılar. Ama gözden kaçırdıkları bir şey vardı ki çok önemliydi: Toplama takımların birden başarılı olamayacağı, zamana ihtiyacı olduğu gerçeği.

    Trabzonspor 25 yıldır şampiyon olamıyor ligde. Ve bunun üzerine son yıllarda hiç bu sezonki kadar yaklaşmamışlardı şampiyonluğa. Birden başarısız sonuçlar alınmaya başlanınca ve 3-0′lık Sivasspor mağlubiyeti gelince, hayallar suya düştü. Bu doğaldır. Ancak faturanın Ersun Yanal’a kesilmesi yanlıştır. Çünkü Ersun Yanal, takımı zaten sezon başından beri 13-14 futbolcuyla oynatıyor. Elinde oynatacak başka oyuncusu yok. Bu sezon Galatasaray’ın çektiği sakatlık/ceza problemi Trabzonspor’un başına gelseydi Ersun Yanal ne yapacaktı kim bilir? Şu an Trabzonspor’un topladığı puanlar büyük başarı. Çünkü kadro genişliği yok. Ersun Yanal’ın rotasyon yapma şansı yok. 29 hafta oynanmış ligde, oyuncular da çok yoruldular artık. Mağlubiyetler normal Trabzonspor için. Suç, Ersun Yanal’da aranmamalıdır. Aslında ortada bir suç da yoktur.

    Bu sezon Trabzonspor için bir geçiş sezonuydu. Bir ölçekti takım için. Önümüzdeki sezon Ersun Yanal’ın takımın başında kalmasıyla ve doğru transferlerle, şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olabilir Trabzonspor. Başarı için istikrar şart. Bu yüzden Ersun Yanal kalmalıdır takımın başında.

  3. Sercan Ayar
    21:21 içinde 27 Nisan 2009 | #3

    Trabzonspor sezon başında yapmış olduğu büyük değişimlerle beraber, 2008-2009 yılı için camiasının yıllardır beklediği şampiyonluğu hedef olarak belirlemişti. Ligin bitimine 5 hafta kala bu hedeften biraz uzaklaşılmış olsa da, gelinen nokta hiç de azımsanacak gibi değil. Bu noktaya gelişte, yönetimin ve özellikle Sadri Şener’in büyük payı var. Sadece sayısal verileri göz önüne aldığımızda bile Trabzonspor geçen yıl bir sezonu 49 puanla bitiriken, bu yıl daha oynanacak 5 maça rağmen 53 puana ulaşmış durumda. Son Sivasspor maçında oynanan oyun ve sonuç camia içinde tekrar Ersun Yanal’ı tartışılan kişi yapsa da, Ersun Yanal’ın gönderilmesi, Trabzonspor’un geçmiş 10 yılının tekrarı anlamına gelecektir.Özellikle son 10 yıl içerisinde sürekli başarısızlık, camia yı daha da sabırsız bir hale getirsede, aslında şu anda gelecek için en şanslı takımın Trabzonspor olduğu görülmeli.
    Büyük değişimlerin bir anda sonuç vermesini beklemek, tamamen sil baştan oluşturulan bir takımın, tek bir vücut olarak hareket etmesini beklemek, fazlasıyla iyimser bir tahmindi.
    Ersun Yanal ve oluşturulan yeni Trabzonspor takımı, kesinlikle bir kaç seneyi hakediyor. Sadece sonuca odaklı anlayışı bırakıp, ekol yaratmak üzerine Trabzon camiasının elinde çok büyük bir şans var. Yıllardır tekrarlanan sil baştan takımlarla gelinen nokta: 100 yılda bir UEFA Kupası. Türkiye’de futbolun bundan çok daha fazlasına ihtiyacı var ve bunları gündelik, tesadüfi kadro ve başarılardan çok daha fazlası yapabilir. Tabi ulaşması güç olsa da,Alex Ferguson’un, Del Bosque’nin, Lippi’nin, Wenger’in takımları, sabrın, planlamanın, alt yapının ve daha bir çok etmenin bir araya gelmesiyle oluşturuldu.Milli takımda 9 maçta aldığı 1 mağlubiyetle gönderilmişti Ersun Yanal. Trabzonspor, Ersun Yanal’la olan mukavelesini fesh edecekse, önce Avni Aker’e çaktığı çivileri söküp sonra kurduğu basketbol şubesini ve yaptığı bir çok sponsorluk anlaşmasıyla beraber sona erdirsin.Maçlarını İstanbul’da oynayıp eninde sonunda 1 şampiyonluk zaten alacaktır. Elindeki şansını da kaybederse, onlarcasını başka baharlara erteler.

  4. Alper Yağcı
    21:54 içinde 27 Nisan 2009 | #4

    Trabzonspor bu sezon Sadri BAŞKANIN yaptığı başarılı transferlerle genç ve umut vaad eden bir takım oluşturdu. Forvet hattına gol krallığı yaşamış Gökhan ÜNALI, Nijerya Milli takımının etkili oyuncularından Isaac Promise’i kattı.Orta sahasına SELÇUK,COLMAN,CEYHUN gibi genç yetenekleri monte etti. Savunmasına da SONG,EGEMEN,GİRAY gibi gözde stoperler kazandırdı. Ancak bu futbolcuların form grafiği Beşiktaş maçından sonra hızlı bir şekilde düşmeye başladı.Şimdi Trabzonsporda bir sezon boyunca neler oldu bunun üzerinde biraz tartışalım.
    Trabzonspor bu sezona çok hızlı bir giriş yaptı. Hiçbir maçı rahat alamasa da istekli futbolu ile tek farklı galibiyetler alarak zirveye oynayan bir takım görüntüsü çizdi.Ancak Trabzonspor için bazı kırılma noktaları vardı ve buralarda futbolcu seçimlerinde hep başarısız hamleler yapıldı.Şimdi bunlardan bir kaç tanesine değinelim.
    Konyasporu deplasmanda 3-2 ile geçerken 2 gol kaydeden ISAAC Trabzonsporun ileri ikilisinden bir tanesinin o olması gerektiğini gösterdi. Ardından 17 hafta 11de yer alamadı. Maçların son 5 dakikalarında oyuna girebildi. Takımdan soğudu.17 hafta Sonra bu sefer Trabzondaki KONYASPOR maçında sahaya sürüldü ve kötü futbolu seyirciyi çileden çıkardı, yuhalandı ve çok az olan konsantrasyonunu tamamen kaybetti. Burada 17 haftadır oynamayıp sonra bir anda 90 dakika oynatılan ISAAC mi hatalı yoksa onu 6. haftadan sonra bir türlü takıma monte edemeyen ERSUN YANAL mı? ISAAC in kaybedilmesi forvet hattında UMUT VE GÖKHANIN alternetifsiz kalmasına ve kötü olsa bile oynatılmasına sebep oldu. Bu oyuncular da bir sezon boyu her maç 90 dakika oynamayı ve stres altında kalmayı kaldıramadılar.Her iç saha maçında büyük tepki gördüler. Sonuç olarak Trabzonsporun forvet hattı ERSUN HOCANIN gerekli rotasyonları sağlayamamasından çöktü.
    Gelelim orta sahaya. Sol açığı olmayan bir orta sahaya sahip Trabzonsporda sol açıkta oynayabilecek kimdir diye sorsak herkes BARIŞ MEMİŞ cevabını verir.Gençlere önem verdiğini bildiğimiz ERSUN HOCA sol açık da her zaman COLMANA yer vermiştir.Bu tercihi geçen sene form tutan BARIŞ MEMİŞİN bir türlü mevcut 11 de yer bulamamasına sebep olmuştur. COLMAN da uzun haftalar alışmadığı bir yerde oynadığı için takıma ısınamamıştır. Gelelim göbekte oynayan Hüseyin-SELÇUK ikilisine. Bu oyuncular savunmaya katkıları ile ilk haftalarda Trabzonsporun çok etkili savunma yapmasına sebep olmuş ve stoperlerin ve kaleci TOLGANIN zaaflarının fark edilmemesini sağlamıştır. Ancak daha sonra onlar da alternatifsizliğin kurbanı olmuştur. Trabzonsporda gelecek vaad eden CEYHUN GÜLSELAM her maça girdiğinde Hüseyin’den çok daha iyi bir ön libero olduğunu gösterse de ERSUN HOCA formda olduğu dönemde CEYHUN’A şans vermemiş oyuncunun demorolize olmasına sebep olmuştur. En son DENİZLİSPOR’A 2-0 kaybedilen maçta 2. yarı oyuna koymuştur ve yaptığı hata ile 2. gol yenmiştir. Zaten o haftadan sonra ayağına top geldiğinde heyecanlanan bir görüntü çizmişti. Çünkü en formda olduğu dönemde hep yedek kalmış ve bir türlü maç eksiğini kapatamamıştır. Şimdi CEYHUN gibi oyunun her iki yönünde oynayabilen milli takıma kadar yükselmiş ve çok etkili şutlar çekebilen oyuncudan bir türlü yararlanamayıp Hüseyinin her maç saç baş yoldurmasını izleyen ERSUN HOCA DA mı hata yoksa CEYHUN da veya Hüseyin’de mi?
    Gelelim SELÇUK İNAN gerçeklerine. Bir Trabzonspor taraftarı olarak SELÇUK’un Trabzonspor formasına centilmeliği beyefendiliği ve profesyonelliği ile çok yakıştığını ilk başta belirtmek isterim. Ancak Selçuk da şu anda taraftarlardan tepki gören oyunculardan bir tanesi durumunda. Hatırlarsanız SELÇUK lige çok formda başlayarak 2 gol kaydetmişti.Galatasaraya 3-0 kaybedilen maçtaki formsuz görüntüsünün ardından bir türlü kendini toparlayamadı. Çünkü kendini toparlayabilmek için zaman bulamadı. ERSUN HOCA SELÇUK konusunda ısrarcı davranarak her ne pahasına olursa olsun onu 90 dakika oynattı. Kötü oynadığı maçlardaki bu ısrarı SELÇUĞUN seyirciden hiç haketmese de tepki almasına sebep oldu. Eğer ERSUN HOCA kötü dönemlerinde SELÇUĞU yedek kulübesine çekip dinlendirebilseydi SELÇUK hala ortasahanın önemli oyuncularından biri olurdu. SELÇUK’UN futbol yaşantısı boyunca şampiyonluk kovalayan bir takımda oynamadığı gerçeğini unutan ve onu ara ara dinlendirmeyen ERSUN HOCA mı hatalı yoksa çıktığı her maçta iyi niyetli, centilmen futbolu ile oynayan SEÇUK MU HATALI?
    Gelelim savunmaya.SONG ve EGEMEN sene başında iyi görüntü çizmesinde Hüseyin ve SELÇUK’UN iyi futbolunun büyük katkısı vardı. Ancak sonradan SONGUN ilerleyen yaşı son dakikalara girilirken hatalar yapmasına sebep oldu. Ancak ERSUN HOCANIN elinde GİRAY vardı. Zaman zaman savunmada yer bulsa da Giray her zaman iyi performans gösterdi. Son SİVASSPOR maçında da Sivas forvetleri ile en rahat baş edebilecek oyuncu Giray idi. Çünkü ne SONG ne de EGEMEN MEHMET YILDIZ ve TUM karşısında fizik olarak yeterli değildi. Eğer SERKAN’IN yerine milli takımında ve eskiden GALATASARAY’DA sağ bek oynayan SONG sağa çekilerek GİRAY stoperde düşünülseydi Trabzonspor son SİVASSPOR maçını bu kadar kolay kaybetmezdi.Böylece TRABZONSPOR’UN sağ bek mevkiisinde oynayan SERKAN’IN fizik dezavantajı ortadan kaldırılabilirdi. Bülent UYGUN bütün oyun planını sol kanattan gerçekleştireceği ataklar üzerine kurdu ve 3 gol de bu kanattan geldi. AMA ERSUN HOCA bu eksikliği GENÇLERBİRLİĞİ MAÇINDA verdiği 4 tehlikeli ataktan anlayamamış. Eğer bu maçı iyi analiz edebilseydi ki BÜLENT HOCA etmiş görünüyor,SERKAN’LA maça başlamazdı.
    ERSUN YANAL tecrübe kazandıkça iyi bir hoca olacaktır. Ama şu anda büyük takım çalıştıracak kapasiteye sahip olduğunu düşünmüyorum.

  5. Bahadır Ayhan
    04:08 içinde 28 Nisan 2009 | #5

    ‘SADRİ BEY’İN TEKLİFİNE VARIM’

    Ercan Taner’in Ersun Yanal ile ilgili söylediklerini, başlık olarak gördüğümde bir şeyler yazmak için biraz beklemem gerektiğini düşündüm. Zira Sivasspor maçı sonrası Ersun Hoca’nın görevinden alınacağının ilk sinyalleri bizzat Başkan Sadri Şener tarafından verilmişti. Yanal Salı günü, Sadri Bey’in ‘Görevinden ayrıl’ teklifine ‘Varım !’ diyecek. Var olan bir başka şey ise: yine taraftara hüsran, yine şampiyonluğa hasret…

    Kısır Döngü

    Beklenen gerçekleşti ve Ersun Yanal görevinden istifa etti. Aslında Trabzonspor yönetimi tarafından istifaya zorlanmış gibi duruyor. Öyle veya böyle Yanal’ın Trabzonspor’da ki görevi şimdilik bitmiş durumda. Neden mi şimdilik? İstifa haberinin içindeki, başka bir bilgiye göre Trabzonspor’da eski hocası Vahid Halilhodzic’in ismi de geçiyor. Kısır döngünün diğer kahramanları ise eski Galatasaraylı Eric Gerets ve Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin eski hocası Daum. Birde her sezon ismi İstanbul (özellikle Galatasaray) kulüpleriyle anılan Luis Van Gaal. 2 sezon sonra bu günlerini de araması muhtemel Trabzonspor’un, Ersun Yanal’a geri dönüş yapması beni hiç şaşırtmaz. Özetle kalmalı mı, kalmamalı mı? Tartışmaları yapılamadan görevinden alındı.

    Ersun Yanal’ın istifaya zorlandığı aşikar olduğuna göre, Trabzonspor yönetiminin ne yapmaya çalıştığını anlamak biraz zor. Eğer ligin geri kalan kısmı için bir önlem ise, kalan 5 hafta da yeni gelecek teknik direktör bu takıma ne katar bilinmez. Ne katamayacağı ise ortada… Puan cetvelinde üstünde bulunan Sivasspor ve Beşiktaş’ın kazanma azmi ve şampiyonluk mücadelesini görünce Trabzonspor’un bir basamak tırmanması bile neredeyse hayal. Beri taraftan altında bulunan Galatasaray ve Fenerbahçe içler acısı hali ortadayken onların altına düşmesi de olasılık dışı. Kaldı ki öyle bir mucize yaşansa bile bu sezon için elde edilecek tek şey UEFA Kupası biletidir. Eğer gelecek sezon için bir plansa, 5 hafta daha sabretmek neden bu kadar zor?

    Yolun Sonu

    Trabzonspor kendi evinde şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptırdığı 1996 yılından bu yana şampiyonluğa hiç bu kadar inanmamıştı. Şampiyonluk yolundaki İstanbullu rakiplerine ek olarak Sivasspor’un da ligde tökezleyerek yoluna devam etmesinin de katkısıyla Sivasspor maçına kadar zafere inanç sağlamdı. Ancak Sivasspor karşısında alınan 3-0’lık mağlubiyet, skor tabelasında yazan net sonucun da ötesinde Trabzonspor’un bir şampiyon gibi oynamadığını gösterdi. Sezon başında 20’yi aşkın yeni transferle yola çıkan bordo-mavililer ligin ilk yarısını oldukça iyi geçirmişti. Hatta sezonun başında ortaya konan tutkulu futbol herkesin aklında bu sene şampiyonluk kupasının Karadeniz’e tekrar döneceği izlenimini yaratmıştı. En azından son ana kadar bu yarışın içinde olacakları öngörülüyordu. Ama özellikle Avni Aker’de arka arkaya yaşanan puan kayıpları Sivas’ta şampiyonluk umutlarının bir başka bahara kalmasına neden oldu. Alışılageldiği üzere görevine ilk son verilen yine teknik direktör oldu.

    Ersun Yanal’ın çalıştırdığı takımların sezonun ikinci yarısında ‘dökülmesi’ şehir efsanesi olmaktan çıkmışa benziyor. Bu konuyla ilgili ciddi araştırmalar bizzat Ersun Hoca’nın kendisi tarafından yapılmalı. Milli takımdaki görevini klasman dışında tutarsak, Yanal’ın çalıştığı en büyük camia Trabzonspor… Bu nedenle son görevini diğerlerinden biraz ayırmak gerekiyor. Şampiyonluğa hasret bir şehir, yönetim ve camia… Harcanan paralar, alınan sayısız futbolcu, sezon öncesi büyütülen kale arkası tribünleri, hepsi bu hasretin dinmesi için yapılan çalışmalar. Ersun Yanal görevine son verildiği şu an itibariyle bence başarısız bir sezon geçirmedi. Yanal’ın elindeki kadro şampiyonluğa yetecek bir kadro değildi. Song transferi belki de ligin en iyi transferiydi Trabzonspor açısından. Ancak lider futbolcu eksikliğini fazlasıyla hissetti bu yıl Yanal. Coleman yetenekli ama takımı sürükleyecek bir futbolcu asla değil. Yattara gibi istikrarsız bir süper yeteneğin de takımı faydası da uzun vadede kocaman bir sıfır. Sezon ortasında yaşadığı transfer bilmecesi de Trabzonspor’un dengesini bir hayli bozdu. Selçuk gelecek adına çok iyi sinyaller verse de çoğu zaman yalnız kaldı orta sahada. Umut ve Gökhan Ünal ise sezona çok iyi başladıktan sonra, üzerlerindeki baskıyı ziyadesiyle hissederek inanılmaz pozisyonları gole çeviremediler birçok maçta. Trabzonspor’un gençlerinden de söz etmek gerekiyor. Her biri bordo mavililerin gelecek 10 yılına damga vurabilecek kapasitede oyuncular. Bir şampiyonluk için yetmeyecek bir kadro ama gelecek sezonlar için oluşturulmuş çok iyi bir iskeletten bahsedebiliriz. Bana kalırsa Trabzonspor yönetimi Ersun Yanal’ı görevden alarak, yalnızca şampiyonluğun elden gitmesine bir suçlu atamış durumda. Başarının yalnızca kısa vadede beklendiği ve sezon sonunda asgari bir kupa kaldırma zorunluluğu bulunduğu ülkemizde, her sezon 4 büyük takımından en az ikisinin hocasıyla yolları ayırması artık sıradan şeyler. Daha önce teknik direktöre sabır gösterme konusunda örnek gösterilebilecek Galatasaray’da bile Bülent Korkmaz’ın sezon sonundaki akıbetini kendisi dâhil kimse tahmin edemiyordur. Diğer taraftan Bülent Kormaz’ın göreve gelmesiyle, Ersun Yanal’ın görevinden uzaklaştırılması birbirine benzer durumlar kanaatimce. Bana kalırsa tamamen ‘taraftarın gazını’ almaya yönelik, faydasız yönetim hamleleri. Kulüplerin önlerinde Sivasspor ve Bülent Uygun gibi bir model varken, neden bir kerede sabır ve sonrasında selamet için beklenmez?

    Ve İstikrar…

    Mesele Ersun Yanal, Bülent Korkmaz ya da Ertuğrul Sağlam meselesi değil… Günübirlik politikaların sadece futbol dünyasında yaşanmadığı ülkemizde, tüm kurumlarımızın ilk ihtiyaç duyduğu şeyin ‘istikrar’ olduğu gün gibi ortada… İstikrar ise devamlılığa, sabırsızlıklarının törpülenmesine, karşılıklı güvene, uzun vadeli planlara ve çok yönlü politikalara bağlıdır. Taraftarın önüne bir yem gibi atılan teknik direktörlerin arkasında kelimenin tam anlamıyla ‘pazara kadar’ duran yönetimler yaşamaya devam ettikçe, Ersun Yanal Trabzonspor’un başına 8 kere, Bülent Korkmaz Galatasaray’ın başına 15 kere, Ertuğrul Sağlam Beşiktaş’ın başına 20 kere daha gelir gider.

    Beşiktaş demişken, bir paragrafta siyah beyazlılara ayırmak gerekiyor. Mustafa Denizli’de koltuğunda kendini rahat hissetmemeli. Uzun yıllar sonra çifte kupaya bu kadar odaklanmış bir Yıldırım Demirören varken, sezon sonu yaşanacak çifte hüsran, Mustafa Denizli’ye yolun sonunu işaret eder.

  6. Erbatur Erdivan
    13:37 içinde 28 Nisan 2009 | #6

    Ersun Yanal Gençlerbirliği’ndeyken o dönem şimdiye göre yıldızlar topluluğu olan aynı şekilde o dönemde Uefa Şampiyonu olan Valencia’yı Ankara’da yenmiş, ama ne yazık ki deplasmandaki maçta gol atamadan yenilince elenmişti…
    Gençlerbirliği’nden sonra Milli takım’Da H.Şükür’ü kadroya almaması nedeniyle yaşadığı sorunlar haricinde vasatın üstünde bir grafiği vardı. Fatih Terim gelmeden önce sadece Ukrayna’ya yenilmişti. Kaldı ki Türk Milli Takımı aynı şekilde Fatih Terim’li dönemlerde de anormal sürpriz puan kayıpları yaşadı. Hala da devam ediyor.
    Sonrasında Vestel Manisa ile ligin ilk yarısının sonlarına kadar iyi bir performans sergiledi. Ama sonrasında takımın performansı düştü.
    Bu senenin başında sil baştan kadro kuran Trabzonspor’un başına geçti. Trabzonspor yönetimi Ersun Yanal için iyi bir ilk 11 çıkartacak takım kurdu.
    Ofansif oyunu benimseyen ve buna göre oyuncularını oynatan, ofansif özellikli oyuncularla savunmaya yapmaya çalışan bir teknik adam olan Ersun Yanal, Colman- Selçuk gibi oyuncuları Umut Bulut-Gökhan Ünal’la birlikte kullanmak istedi. Bunda da oyuncuların performanslarındaki düşüş gerçekleşene kadar başarı sağladı. Ama ilk 11′i iyi olan bir takımın çok başarılı bir biçimde sezonu bitirebilmesi için yedek klubesindeki oyuncularında etkili olması gerekiyor.
    Maç içerisinde skor dezavantajına düştüğünde Trabzonspor’da oyuna sonradan girebilecek tek oyuncu olarak Alanzinho sezonun ikinci yarısında transfer edildi. Onun dışındaki oyuncular maç kurtaracak tipte oyuncular değil.
    İkinci yarıda oluşan performans düşüklüğü haricinde, Ersun Yanal’ın gerçekleştiremediği şey büyük takımlara karşı galip gelememesiydi. Örneğin Türkiye Kupası’ndaki Beşiktaş maçı… Müthiş bir mücadele, müthiş bir baskı kurdular ama kalecileri Sylvia’nın özellikle ilk goldeki hatası nedeniyle, yenik duruma düştüler sonrasında da beraberliği bulsalar da maçı kopartamadılar.
    Kadıköy’deki Fenerbahçe maçında kaleci Volkan’ı geçemediler.
    Avni Aker’de Galatasaray’a karşı öne geçtiler ama yine skoru koruyamadılar.
    Trabzonspor yönetimi sezonun başından beri bizim için şampiyonluk hedefi bir sonraki yılı gösteriyorsa, buna göre bir planlama yapıyorsa, Ersun Yanal’i göndermemeliydi.Bir sonraki yıl ilk 11′i Türkiye Lig’i için yeterli olan takımı biraz daha güçlendirerek çok daha iyi bir hale gelebilirlerdi.
    Bu kararla birlikte bu sezon içerisinde sıralamadaki yerini de riske attıkları gibi bir sonraki yıl içinde oluşturacakları tabloda soru işareti haline geldi.

  7. Barış Gerçeker
    17:30 içinde 28 Nisan 2009 | #7

    Trabzonspor Sadri Şener yönetiminde farklı bir yapılanmaya giderken bunun sadece yönetim kurulu çapında olmadığını umuyordu büyük ihtimalle futbolseverler. Trabzonspor’un geçtiğimiz dönemdeki çıkmazları isimlerden değil zihniyetten kaynaklanıyordu çünkü. Şener ve arkadaşlarının gelirken getirecekleri şeylerden en önemlisi sabır olmalıydı. Olamadı.

    Çok uzun zamandır şampiyon olamayan, çok uzun zamandır sezon sonuna kadar ciddi zirve mücadelesi sergileyemeyen bir camianın takımına daha sabırlı ve sakin yaklaşması gerekiyordu. Ancak yine kendi kendilerini vurdular, attıkları onca önemli adımı yarım bırakıp faturayı hocaya kesmeyi tercih ettiler.

    Trabzonspor’un yeniden yapılanan bu takımı yeni transferleriyle adeta sıfırdan kurulan bir takımın temelinin atılmasıydı. Bazı şeylerin yerleşmesi, ahengin oluşması, oyuncular arasındaki diyaloğun telepatiye dönüşmesi, teknik direktörün futbol dilinin herkese sirayet etmesi, bunlar hep zaman isteyen şeyler. Nitekim Trabzonspor da bu sancılı dönem içerisinde camiasının hep beklediği zirve mücadelesini sergilerken yeni kurulmuş bir takımdan beklenenin üzerine bile çıktı.

    “Şampiyonluk” telaffuzlarının daha başarı ve dirayetle savuşturulması gerekiyordu, sezon başından itibaren. Ancak büyük düşünmeyle büyük konuşmayı genelde karıştıran ulusal yapımız burada da devreye girdi ve hedefler anlamsız bir şekilde büyüdü. Bunun olmaması, Trabzonspor’un bu seneki hamlesiyle başarısız ve sönük geçen senelere sünger çekilecek dönemin “başlangıç takımı”nın kurulmakta olduğunun anlatılması, yerleştirilmesi gerekiyordu. Olamadı. Soğukkanlı bir portre sergileyen Şener başkan bile ligin bitimine çok kısa bir süre kala kendini kelle almak zorunda hissetti. Ersun Yanal’ın ayrılmasının adı kovulma ve istifa arasında gidip gelecek olsa da yönetim tarafından bariz bir memnuniyetsizlik olmasa yeni diktiği bu fidanı yarı yolda bırakıp gitmek istemeyecek bir Ersun Yanal göz önüne alınarak buna rahatlıkla kovulma diyebiliriz.

    Trabzonspor bu kovma hamlesiyle sadece 2008-09 sezonunun perdesini indirmedi, belki de önümüzdeki sezonun da sıfırlanmasına neden oldu. Trabzon bu sene kupada finale çıkamasa, ligi kazanamasa da önümüzdeki sene takviyelerle özellikle kadro derinliğine sahip olabilecek temeli oluşturmuştu. İdeal 11′i oldukça kuvvetli gözüken ve etkili isimlere sahip olan Trabzonspor’un bir kısmı ilk 11′e, bir kısmı kulübeyi güçlendirmek adına yapacağı, çok değil, 4-5 isabetli transferle 2009-10 sezonunda bu sene ektiklerini biçme şansı da önümüzdeki sezon takımın emanet edileceği meçhul ismin insafına kalmış durumda. Gelen kişinin işe nereden başlayacağını görmeden konuşmak doğru olmasa da, böyle bir zamanlamayla Ersun Yanal’ın görevine son veren yönetimin takımı yeni hocasına emanet ederken mevcut durumu tarifte de zorlanacağını öngörmek çok da temelsiz olmayacaktır.

    Seneye “tam bir Ersun Yanal takımı” olma şansını elinden kaçırdı Trabzonspor. Bu karar devamının nasıl getirileceğine ağır şekilde bağlı olsa da bir kez daha filmin başa sarılmış olması hiç uzak bir olasılık değil.

  8. Sinan Demir
    19:48 içinde 29 Nisan 2009 | #8

    Gitmek mi zor?
    Kalmak mı zor?
    O sabahı gel bana sor…

    Böyledir bizde… Hata yapanlar sadece futbol sahasında cezasını çeker… Sokakta görse oyuncuyla, teknik direktörle fotoğraf çektirip duvarına asanlar, tribünde istifa diye bağırır… Bu aslında kendinden iyi olanı içine karıştığı kalabalıkla linç etme eğilimidir.. Sen farkında değilsindir ama o koltukta oturamayacağını bildiğinin ezikliğidir her hatada çırpınışının sebebi… Ersun Yanal gitmeli mi diye sormak aslında memleket resminin tuvalinden akan siyahdır biraz da…
    Her konuda başarısızlık hazmedilir de üzerinde forma varsa başarı sadece en iyi olmak anlamına gelir… Siyasisi de sadece atkıyla çıktığı seçim meydanından hüsranla döndüğünde kadro dışı kalır… Adı “bakan toto” da en üstlere yazılır…
    Kurduğu takımla, aklındakilerle, defterindeki gelecek hesaplarıyla gitti Ersun Hoca… Yerine gelecek olan şimdi en az 1 sene daha harcayacak Trabzon’un kasasından, umudundan… Tıpkı hazırladığı projeler bir çırpıda çöpe gidecek olan atkıyla seçim kazanmaya çalışanlar gibi… Spordan Sorumlu Bakanı’nın, yaptığı ya da yapamadıklarıyla değil de, memleketinde partisi mağlup oldu diye görevden alınması gündemdeyken Ersun Yanal gitmiş kalmış üzerinde konuşmaya sizce değer mi?…

  9. serdar
    00:04 içinde 30 Nisan 2009 | #9

    Bu sezon başında 20 nin üzerinde oyuncu transfer ederek başladı Trabzon lige.Bu kadar futbolcunun birbirne uyumu çok büyük bir sorundu aslında ama özellikle başkan Sadri Şener şampiyonluk görmüş bi başkan olarak hem takımını hem de camiayı havaya sokmayı çok iyi başardı.

    Buna rağmen otoriteler Trabzonspor’un bu sene şampiyon olmasının zor olduğunu 2.lik veya 3.lüğün bu yeni yapılanmanın ilk senesinde iyi bir sonuç olabileceğini belirtiyolardı.Sezon başında Beşiktaş’ın sezon sonlarında ise Galatasaray ve Fenerbahçe’nin zirveden uzaklaşması Karadeniz ekibini tepede Sivas ile yalnız bırakmıştı bir anlamda.
    Herkesin şampiyonluk kelimesini iyiden iyiye ağzına almaya başladığı dönemlerde gerek oturma sezonunu geçiren takımdaki uyumsuzluklar gerekse yıllardır hasret olunan şampiyonluğun yarattığı baskıyı kaldıramadı Trabzonspor.Olası bir Sivas galibiyeti ile baştacı olacak hoca Sivas mağlubiyetiyle istifa etmedi kibarca kovuldu!
    Kalan sürede kim Ersun Yanal’dan daha iyi duruma getirebilir takımı tartışılır?
    Garip bir durum var.Klüp ile adı geçen hocalara bakıyorum,Daum,Halilhodziç,Şenol Güneş…Ve L.Van Gaal!
    Daum zaten artık 2 senede bir ülkeye uğrar oldu tanımayan yok.Elinde iyi futbolcu yoksa,istedikleri biraz olmazsa başlar konuşmaya,huysuzluk yapar.Trabzon bu istekleri karşılayabilecek mi?
    Halilhodziç ve Şenol Güneş çok eski değiller. İkisinin döneminde de takım Ersun Yanal ‘ınkinden daha iyi durumda değildi.
    Gariplik dedim.Garipten öte komik.Van Gaal Trabzon’a gelse ne olur?AZ Alkmaar takımı UEFA’da Fenerebahçeyi elediği dönemden beri bu takımın başında Van Gaal.O zamandan beridir de pek görünmüyor Avrupa’da. Nihayet bu sene ligde şampiyonluğun en önemli favorisi durumunda.5 yıllık bir çalışmanın sonucunda.Maçlarını izleyenler bilir.Elinden kalemi kağıdı eksik olmaz.Gol sevincinde bile elinden bırakmaz.Bu adam sistem adamı.Belli bir sistemi vardır.Takımına bunu oturtur.Bu sistemin oturması da Türkiye’de sandığımız gibi sezon başı hazırlık kampıyla olacak iş değil.
    Bitmedi.Öyle maç kaybettiğinde biz herşeyi yaptık suç hocada diye de konuşması biraz zor.Çünkü adam işine öyle burun sokulmasından da hoşlanmıyor.Teknik direktörlük bir meslektir,bu meslekten anlamayanların beni eleştirmeleri söz konusu değildir diyen bir adam.

    20′nin üstünde yeni ve çok büyük bir kısmı şampiyonluk tatmamış futbolculardan kuruku bir takımı ligin son haftalarına kadar yarışta tutup,ramak kala yarıştan kopuyor diye gönderen bi zihniyetin Hollandalı’nın gelmesi durumunda neler yapacağını kestirmek güç değil.

    Bir sezon Ersun Hocaya tahammül edemeyen camia Van Gaal’e devre olmadan el sallar.

  10. Mahmut S TUNCEZ
    01:15 içinde 30 Nisan 2009 | #10

    Bu mudur yapılanma ???

    Bu soruyu çok içten soruyorum. Sadri Başkan ve heyetine ve hatta Trabzon halkına. Çünkü ben bu işi anlamadım. Aslında ülkemiz futbolundaki birçok şeyi anlamıyorum. Galatasaray’ın böylesine kalteli bir kadro kurup başına Skibbe’yi getirmesini, madem getirdi sabretmemesini, Gaziantepspor’daki Nurullah Sağlam olayını, ve son olarak Trabzonspor.

    Sezon başında, baştan aşağı yenilenmiş bir takımdan söz ediyoruz.büyük hedeflerle yola çıkılmış ancak o hedeflerin varış noktası aslında bu sezon değil. Ama Ersun Hoca öylesine bir trend yakalattı ki takıma, bir anda tüm Trabzon camiası havaya girdi bu sezona dair ve unutuldu sezon başındaki düşünceler, gerçekler. İşte hatalar zinciri burda başladı. Oysaki bu takım değil mi; üç büyüklerle, içerde dışarda oynanan maçlarda, sadece Galatasaray’a deplasmanda yenilen. Bu takım değil mi? Fenerbahçe’nin tek bir hafta bile liderlik koltuğuna oturamadığı sezonda, 8 hafta liderlik koltuğunda kalan bu takım değil mi? Uzun yıllardan sonra tüm taraftarlarının tekrar heyecanını yükselten ve içlerine umut serpen. Ancak bizde bu unutkanlıklar ve “bir kötü tüm iyileri götürür” mantığı olduğu sürece, ne marka değeri kalır ne de büyük başarılar elde edilir…

    Aklımda kalan son bir soruyu daha sizlerle paylaşmak istiyorum.
    Hoca gitti, oyuncular son derece kötü durumdalar. Peki bu kadar sabırsız bir camia acaba neyi amaçlıyor ya da umut ediyor önümüzdeki sezonda???
    Yepyeni bir kadro ve sihirbaz deynekli bir hoca ile şampiyonluk mu???
    Galiba daha uzun uzun yıllar beklerler bu gidişle…

Yazı Sayfaları
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.