Ana Sayfa > Genel > Ercan Taner: 4-3-3 oynamak kolay değil…

Ercan Taner: 4-3-3 oynamak kolay değil…

06 Temmuz 2009

ercantanerGalatasaray’ın Teknik Direktörü Frank Rijkaard kafasındaki sistemi açıkladı; 4-3-3…

Bu sistem Hollandalı’nın Barcelona’da takımına oynattığı ve başarıya ulaştığı diziliş.  Ancak Barcelona ve Galatasaray çok farklı takımlar. Bu kurgu ile oynamak hiç kolay değil, içinde riskler taşıyor. Ben 4-3-3′ün Galatasaray’a uygun olduğunu düşünmüyorum. Unutmayalım ki, Rijkaard’ın ilk döneminde Barcelona 15. sıraya kadar gerilemişti. Sonraki başarılarda teknik kadro ve futbolcuların etkisinin yanı sıra Başkan Joan Laporta’nın da sabrının büyük payı var.Kısaca, yeni sezonda yönetimin, futbolcunun ve özellikle taraftarın sabırlı olması şart.

Bu konu ile ilgili yazılarınızı bekliyoruz…

Genel

  1. Abdullah Aksoğan
    16:58 içinde 06 Temmuz 2009 | #1

    4-3-3 sistem olarak büyük fedakârlıklar gerektirir. Bir takımda başarılı oldu diye, diğer takımlarda da başarılı olacaktır diyerek bu sistemi uygulatamazsınız.

    4-3-3’ü çok iyi analiz etmek lazım. Bir kere mutlaka ve mutlaka elinizdeki bütün oyuncuların, hadi iyimser yaklaşalım, en azından %90’ı oyunu iki veya üç yönlü oynamak zorundalar.

    Rijkaard’ın Barcelonasında oyunu çok yönlü oynayan oyuncular mevcuttu. Kaleci Valdes’i saymazsak neredeyse bütün oyuncular oyunu çok yönlü oynayabiliyorlardı. Ronaldinho bile olağanüstü tekniğine rağmen yeri geldiği zaman koşuyordu. Takımda yardımlaşma had safhadaydı.

    Barcelona’da yılların verdiği bir birikim var. Barcelona bu sistemi Alt yapıdan beri uyguladığı için doğru hamleler ile başarıya ulaşabiliyor. Barcelona bu şekilde davranmak zorunda. Aksini yaptıkları zaman tepe taklak oluyorlar.

    Galatasaray’da bu sistem tutar mı?

    Neden tutmasın ki!

    Ancak Galatasaray’ın futbol yapısı bu sistemi oynamaya müsait değil. Galatasaray’ı geçtim, Türkiye’de herhangi bir takım bile bu sistemi çok iyi uygulayacak oyunculara sahip değil. Bazı futbolcular, anlık harika performanslar sergileyebiliyorlar. Ancak sürekliliği sağlayamazsanız bu sistemde hüsrana uğrayabilirsiniz.

    Fenerbahçe ve Zeman, buna en büyük örnektir. Zeman 4-3-3 ile başarıya ulaşmış bir teknik direktördür. İtalya’da kendini bu sistemle ispatlamış Zeman, güzel kadrosu olan o dönemin Fenerbahçe’si ile çok iyi işler başaramadı.

    Orta saha’nın harika işler yapması gerekiyor. Galatasaray bu konuda şanslı, orta sahasında Ayhan gibi, Mehmet Topal gibi, Arda gibi, Kewell gibi çok yönlü oynayan, dirençli oyunculara sahipler. Keita’da çok yönlü oynayan bir oyuncu. Forvette Baros ve Nonda’nın bu seneki performansları çok önemli olacak.

    Galatasaray’ın en büyük sıkıntısı, defans dörtlüsünün performansı olacaktır. Takım’a ayak uydurabilirlerse Galatasaray bu sistemi çok iyi uygulayabilir. Ancak defansta ki dörtlü bu sistem için oldukça yetersiz. Oyun kurmakta yetersiz kalmalarını geçtim, kademe hatalarının önün geçtikleri zaman bile Galatasaray’ı ileriye taşıyacaklardır.

    Rijkaard’ın şu an için önündeki en büyük engel Defans dörtlüsüdür. Bu dörtlüyü takıma adapte edebilirse, Barcelona’da ki keyfi alır. Yoksa Liseliler Adnan Polat’a karşı büyük bir savaş başlatabilirler. Laporta’nın Katalanlardan bulduğu desteği, Adnan Polat liselilerden bulamayabilir.

  2. 19:10 içinde 06 Temmuz 2009 | #2

    - Barcelona’nın Milyonluk Top Toplayıcı Çocukları -

    2002-2003 sezonunda ligde başarısız olan barcelona, şampiyonlar liginde milana ait olan üst üste galip gelme rekorunu 11 maçla kırarak tarihe geçiyordu.

    2003-2004 senesinde Rijkard ile sezona çok kötü başladılar. Peşi sıra aldığı kötü sonuçlara 5-1 lik Malaga ve 2-1 lik Real Madrid Mağlubiyetleride eklenince Taraftarlar köpürmüş, Hollandalı hocayı istenmeyen adam ilan etmişlerdi.

    Rijkard ise bu homurtulara kulağını tıkayıp takımı toparlama sürecine girdirmişti. 9 maçta 8 galibiyet ( 7 tanesi üst üste) 1 beraberlik alarak yukarılara yeniden tırmanmıştı. O dönemde şampiyonluk adaylarından Valencia ve Deportivo’yu 2 hafta içinde üstelik deplasmanda yenerek şampiyonlar ligine kalmayı büyük ölçüde garantilemişti. Bu ivme sezon sonuna kadar sürmüş, ligi Valencia’nın 5 puan gerisinde 2.sırada tamamlamıştı. Real Madrid ten ilk maçın rövanşınıda kazanarak almış ve Basamak olarak rakibini geriye düşürmüştü. Barcelonadaki bu performansın en etkili ismi şüphesiz Ronaldinhoydu. 15 gol atıp, bir o kadar asit yaparak ve oynadığı güzel futbolla gönüllerde taht kurmuştu. Buna diğer bir orta saha oyuncusu Saviola’nın 14 gollük katkısıda eklendiğinde ortaya net bir tablo, kesin bir sonuç çıkıyordu.

    ”Barçayı Orta Sahası Şahlandırıyor” ön görüsü neticelenmiş bir tez konusu olarak tarihe geçiyordu.

    Barcelona artık Futbolun kimyasını deneyleyip, formülü bulmuştu. Başarıya giden yolun patentini almıştı. Orta Saha denildimi Akla gelecek ilk takım Barcelona olacaktı.

    Nitekim 1 sene sonra Deco,Ronaldinho,Guily,Xavi,Messi,Zaman zaman iniestalı kadrosuyla Lige fırtına gibi başladıktan sonra,sezon sonunda arzu ettiği Lig şampiyonluğuna ulaşacaktı. Bazı aksi sakatlıklar yaşansada orta sahanın bolluğuyla bu handikap etabı atlatılacaktı

    Barcelonanın başarısının ikinci faktörüde sağlam defansıydı. Puyol gibi yılların kılavuz kaptanı,Zambrotta gibi ada rotasını bilen bir italyan ve fransanın meşhur reçelleriyle tereyağın ekmek üzerinde birleşmesi gibi topa yumuşakça yapışan thuramıyla barcelona futbol ziyafeti sunuyordu sevenlerine. Bir önceki senelerdeki Kaleci Valdes’in büyük hataları ve tedirgin oynayışının yerini daha oturaklı, daha güvenilir ve defansına nefes aldıran,yerinde oturup beklemeyen,oyuna direk etki edebilen bir Valdes’in alması şüphesiz başarının kriterleri arasında yer alıyordu.

    2005-2006 sezonunda ise Beklenen Şampiyonlar Ligi başarısı geliyordu. Kupa Barcelonanındı. Daha Sonraki Rijkard’ın gönderileceği döneme kadarki geçen sürede elde edilen başarısız tablonunda mimarı gene orta saha elemanlarıydı. Messinin uzun süren sakatlığı,Ronaldinhonun formsuzluğu ve takımdan düşük bir fiyatla serbest kalıp ayrılacak dedikoduları Hollandalı hocanında sonunu getiriyordu.

    Ortaya bu çıkan tabloda 2 Ayrı Doğru var. 4-3-3 sistemiyle Rijkard hem başarılı oldu; Gene aynı sistemde başarısızda oldu. O zaman buradaki orantı nedir ?

    Ben sistemlere fazla inanan birisi değilim. Daha çok şu felsefeye inanırım: Takımınızda ne kadar çok koşan,savaşan,kendisinin ve arkadaşlarının hatalarını yamayan,açıklarını toplayan, tabiri caizse top toplayıcı görevi yapan ortasaha elemanlarınız varsa hangi sistem olursa olsun başarı şansınız daima yüksek bir ihtimaldir.

    ‘İşte Barcelona bu başarısını Rijkard’tan ve sistemden daha çok; ” milyonluk top toplayıcı çocuklarına borçludur.” Çünkü onlardan bir kaçı sakatlandığı,oynamadığı, formsuz olduğu zamanlarda Rijkard’lı Barça başarısızlıklar yaşamaya mahkum edilmişti.

    Artık hollandalı hoca Galatasaray’da. Sadece 4-3-3 değil, her hangi bir sistemle dahi saha dizilişini kurgularsa kurgulasın başarıya yüz süreceğine inanmıyorum.

    Çünkü Galatasarayda bir tane bile tam manasıyla lider orta saha oyuncusu yok. Lincoln’un 2 senedir yaptıkları,çektirdikleri ortada. Arda Turan tipik bir maestro özelikli oyuncu değil.Kewell daha çok kanatlara ve forvete yakın oynuyor. Ayhan,barış,mustafa sarp,mehmet topal vasatı aşabilecek yapıdan uzaklar hücüma katkı konusunda. GS nin acilen Takıma lider maestro özelikli bir oyuncu bulması şart. Lincoln’ün takımda kalmasıda büyük bir risk. Eğer Lincoln kafasını sadece takımına verirse Rijkard başarıyı yakalayabilir. Yoksa kaptansız gemi yürümez. Riguelme,Quaresma tipinde bir lidere ihtiyaç duyabilir Galatasaray !

  3. Ahmet Uslu
    19:28 içinde 06 Temmuz 2009 | #3

    4-3-3 , 4-4-2’nin pabucunu dama atan ve Avrupa’da birçok başarılı takımın kullandığı bir sistem.Rijkard’da bu sistemi Barca’da uygulatmış ve ligde,kupada başarılar sağlamıştı.Geçen sezonda “Rüya Takım” Barcelona bu sistemle 3 kupayı birden müzesine götürmüştü.Yine aynı şekilde Jose Mourinho’nun Chelsea’side bu sistemle başarılar yakalmıştı.

    Rijkard’ın Galatasaray’daki sistemine gelirsek,öncelikle bu sistemi uygulayacak bir takımda Lincoln gibi bir oyuncunun yeri yok.Orta sahada oynayan 3’lünün her iki yönde mekik dokuması gerekli ve Lincoln’ün defansif yönü diye bir özelliği yok maalesef.Bu sebeple Rijkard’ın “4-3-3 sistemini uygulayacağım.” sözüyle Lincoln’e nazikçe kapıyı göstermiştir.

    Bu sezon yapılan transferlerde sisteme uygun hamleler.Mustafa Sarp,(özellikle)Keita,Gökhan Zan iyi oyuncular ve bu sistemde sırıtmayacak isimler.Zaten kadroda bulunan Mehmet T.,Ayhan,Barış,Arda,Kewel,Baros gibi isimlerinde bu sisteme uygun olduklarıda söylenebilir.

    Bu sistemin esas amacıda oyunu önde kurup,defans oyuncularını orta sahaya kadar çıkarmaktır.Galatasaray takımınında Feldkamp’tan beri bu özellikleri uygulamaya çalıştığını söyleyebiliriz.Ancak yinede sorunlar olacaktır,yeni bir teknik adamın her zaman belli bir süreye ihtiyacı vardır.İşte tam burada Galatasaray için anahtar kelime ortaya çıkıyor:”SABIR”.Galatasaray camiasının Rijkard’a sabretmesi gerekiyor,ilk haftalarda çok zorlanabilir,mağlubiyetler alınabilir;hatta bunlar farklıda olabilir.Ancak camia geleceği kurtarmak istiyorsa sabretmeli.Aynı Barcelona başkanı La Porta gibi.Rijkard’a zamanında güvendi,arkasında durdu ligi ve şampiyonlar ligini aldı.Geçen sezon başında teknik direktörlük deneyimi olarak sadece Barcelona B takımını çalıştıran Guardiola’yı takımın başına getirdi,yine aynı şekilde sabretti ve ödülünü 3 kupa ile aldı.

    Bu sezon Galatasaray hiçbirşey kazanamadanda ligi bitirebilir,ancak diğer sezon takımda Rijkard olur ve başkan,camia hocaya “Arkandayız.” mesajı verirse;başarılı bir Galatasaray takımı ortaya çıkacaktır.

    Ancak bu “Arkandayız.” mesajı bizim ülkemizdeki manasıyla değilde gerçek anlamda “Seni desteliyoruz .” biçiminde kullanılmalı.

  4. Mehmet Önder
    20:53 içinde 06 Temmuz 2009 | #4

    Bütün dünyada son yıllarda moda bu aslında diyebiliriz. Chelsea ve Barcelonayla başlayan bu akım son yıllarda büyük başarı elde eden takımların temel sistemini oluşturdu. Son Avrupa şampiyonasında Aragones, Villa Torres ikilisini mecbur kalmadıkça birarada kullanmıyordu.Açıkcası 4-3-3 deyince rakamlara fazla takılıyoruz.Çünkü geriye giden ileriye gelen sahayı bölünce 4-2-3-1,4-3-2-1 gibi bir sürü varyasyona yayılabilen bir sistem bu.
    Hazırlık maçlarında izlediğimiz kadarıyla 4-3-3ü rijkaard üçgen şeklinde kullandı ve tepesinde emre çolak’ı oynattı.Bu pozisyon için a takımda lincoln kalsaydı oynayabilirdi. emre çolak çok iyi futbolcu ama henüz bunu kaldırması çok zor.Bu mevkide transfer olmazsa rijkaard kimi oynatacak bilmiyorum.Barcelonada da messi veya iniesta gibi bir play maker ile oynatıyodu rijkaard. Yani Galatasarayda lincoln olmazssa bu mevkiide bi açık olacak.Eğer transfer olmazsa rijkaard ileri üçlüyü baros-kewell-keita olarak kullanbilir gibime geliyo.
    Keita her ne kadar sağ açık oyuncusu olarak görülsede rijkaardın ondan farklı şekide yararlanacağını düşünüyorum.Çünkü Lyonda bu pozisyonda başarısız oldu. Bunun bana göre iki sebebi var.Birincisi Keita 24 yaşında lille’e geliyo yani çok geç Avrupayla tanışıyo.Bu onun için dezevantaj.Lille de ilk yıl fazla şans bulamasa ikinci yıl parlak bi performas gösteriyo ve lyona geliyo.Lyonla kimyası pek uyuşmuyo,çünkü keita kendi yarısahasından aldığı topu alıyo uçuyo ve rakibini adeta sürklase edip adama 35 metre fark atıyo.Teknik direktör puel lyonda keitayı böyle oynatmayı denedi ama olmadı.çünkü Lyon ne fransa liginde ne de şampiyonlar liginde kontratak oynamıyo.Hep rakip sahada baskılı oynuyor.İşte bu noktada Galatasarayla benzerlik başlıyo
    Galatsaray ligde 34 maçın 30 unu baskılı oynuyo.Europa ligde ne zaman kontratak futbolu oynar? çeyrek finalden sonra falan heralde.Bu yüzden bana göre rijkaard keitadan 4-3-3 ün ileri üçlüsünde faydalanacak.Orta üçülünün ofansif ayağı ise arda olacaktır yanında mehmet topal va Barış veya ayhanla birlikte.
    Rijkaard’ın bu sistemi Galatasaray’a oturtma süresi çok önemli.Barcelona da sezonun ilk yarısında küme düşme hattına kadar gerilemişti barcelona oyuncular sisteme alışana dek. Ama oturduğu zamanda hem oynayana hem izleyene zevk veren bi oyun tarzı. Özellikle savunma hattının, ileri çıkışlarında rijkaard’ın total futbol dediğimiz topun olduğu yerde çoğalmakla oluşan sisteminde çok dikkatli olması gerekir. Yoksa bu süreçte büyük hüsranlarla da karşılaşılabilir.

  5. Mehmet Ali Turanlı
    23:58 içinde 06 Temmuz 2009 | #5

    4-3-3….. her zaman için futbol manager oyununda takımıma oynatmayı “denediğim” sistemdir. alman 2. lig takımlarına karşı, sezon öncesi hazırlık maçlarında, beklerim ileri çıkarak orta sahayı beşler, ilerideki 3 oyuncu rakip savunmayı önde karşılayarak onları hataya yapmaya sevk eder ve maçın 30. dakikasında 3 farkı yakaladığım sistemdir 4-4-3….. bu oyunu lig maçlarında bursa, antep ve sivas’a karşı da oynayabileceğimi düşünürdüm, böylece maçların 2. yarılarında gelecek senelerde takıma faydalı olabilecek “genç(16-17 yaş)” oyuncuları lig maçlarında oynatıp onların durumlarını görebilecektim…. Ama gelin görün ki ağustos ayındaki maçlar beni her defasında yanıltmayı başarıyordu. ligin 7. haftasında ligin dibine demir atan anadolu takımlarının yılmaz vural,güvenç kurtar,hikmet karaman ve giray bulak’a sarıldıkları gibi ben de 4-4-1-1 e sarılıyordum.

    rijkaard, barselona ligin dibinde iken bile 4-3-3 te ısrar etti. dolayısıyla ilk 7 haftada alınacak mağlubiyetler bazı takımları gelecek sezon planları yapmaya başlatabilir ancak galatasaray bunlardan biri olmayacak, olmamalıdır. tıpkı fatih terim’in galatasaraydaki ilk sezonu gibi…. bu cümleyi önümüzdeki sezon çok sık duyacağız galiba… “fatih terim’in galatasaray’daki ilk sezonu”…. eğer galatasaray avrupa fatihi yıllarına geri dönmek istiyorsa rijkard’a ve onun 4-3-3 üne güvenmeli, “3 yıl” sonra gelecek olan avrupa kupası için de müzesinde şimdiden yer açmalıdır…

  6. Didem Dilmen
    00:32 içinde 07 Temmuz 2009 | #6

    Futbolda rakamlarla ifade edilen sistemler sadece teknik direktörlerin keyfine ve isteğine göre ortaya çıkmamıştır. Sistemleri yaratan futbolcuların yetenek, teknik beceri ve kapasiteleridir. “Bu teknik direktör 3-5-2 oynar, diğeri 4-4-2 sever” çok mantıklı olmadığı gibi, başarıdan da uzaklaştırır.

    Rijkaard, 4-3-3 sisteminin doğuşunu yaşamış, sahada uygulanmasının zorluklarını hem futbolcu hem de teknik direktör olarak çok iyi bilir. 4-3-3, iki aylık hazırlık kampında oyuncuların uyum sağlayabileceği bir sistem olmadığı gibi, iki-üç transferle oturtulamaz da aynı zamanda.

    Ancak öte yandan, 4-3-3′ü Cruyff’tan öğrenen Rijkaard’ın, oyuncularının yeteneklerini ölçüp tartmadan böylesi bir sistemi uygulamayacağını düşünüyorum. Birkaç hazırlık maçı ve hazırlık kampı boyunca sistemi ve kadroyu tartıp kararını gözden geçirmediği taktirde Galatasaray’ın en zor senesi de olabilir önümüzdeki sezon.

    Rijkaard’lı Galatasaray, 4-3-3’le taraftarının sabrını epey zorlayacak ama sarı-kırmızılıların çok da alışık olmadığı bir şey değil “yediğinden fazlasını at” politikası. Bol gollü beraberlikler, son dakikalarda gelen mağlubiyet/galibiyet golleri… Lucescu’dan beri aynı nakarat.

    İşte tam bu noktada bir adım ötesini görüp sabır gösterilebilirse, bir dönemin Ajax’ı, Barcelona’sı olabilme ihtimali de ufukta görülebilir. Çünkü iyi uygulandığı taktirde bu sistem “yenilmezlik sigortası” haline gelebilir. Galatasaraylıların özlediği 1996-2000 tekrar yaşanabilir.

    Ama tabii buraya kadar her şey teorik…
    Burası Türkiye…
    Bir teknik direktörün yaşama süresi 3 mağlubiyettir…
    Rekor Aragones ki; gitsin diye imza kampanyası başlatılmadığı eksik kalmıştı.
    Rijkaard’ın fantastik CV’sinin ömrü de 3 mağlubiyettir; fazlasına gözlerimizdeki yaşlar dayanmaz….

  7. 02:29 içinde 07 Temmuz 2009 | #7

    Futbolda rakamlar önemlidir. Fakat çok fazla da takılmamamk lazım rakamlara. Çok fazla diziliş isimleri zikrediyoruz. 4-3-3, 4-5-1, 4-4-2, 4-4-1-1. Bu dizilişlerin ortak noktası 4′lü defanstır, geride kalan 5 isim teknik direktörün yaratıcılığına kalmıştır.

    Konumuz 4-3-3. Barcelona’nın oynadığı 4-3-3 ile Fenerbahçe’nin Zeman döneminde oynadığı 4-3-3 farklı sistemlerdi. İsimler aynı fakat modeller farklı. O nedenle rakamların diline pek aldanmamak lazım. Rijkaard’ın oynatacağı sistem Barcelona modeli. Yani oyunun her dakikasında topla oynamayı düşünen, çok pas yapan, alan daraltan bir model.

    Galatasaray geçen sene tek forvet arkasında Lincoln, sağda ve solda Arda – Kewell ve ortasaha göbeğinde (Lincoln’ün arkasında) 2 ortasaha ile oynuyordu. Maçına göre ve Lincoln’ün durumuna göre ortasaha 2′lisi değişiyordu. Örneğin Mehmet Topal defansif olarak oynarken Barış veya Ayhan hem ofansa hem defansa yardım ediyordu hem de Lincoln’ün arkasını topluyordu.

    Bu sezon Adnan Polat’ın açıklamalarına göre Lincoln yok. Peki Galatasaray’ın oyun formasyonun da neler değişecek? Galatasaray yine tek forvet oynayacak, Keita-Kewell sağda ve solda oynayacak. Arda ise içe çekilerek Topal, Barış/Ayhan ikilisi ile ortasahayı üçleyebilir.

    Futbolda alan daraltmak için defansı öne çekmek gerekir. Defansın öne çekilebilmesi için ortasahanın top kaybını minimumda tutması gerekir. Eğer siz ortasahada gereken mücadeleyi gösteremezseniz ve sık top kaybı yaparsanız Servet’in arkasına değil Shevchenko, Taner Gülleri bile kaçar ve kaleci ile bolca karşı karşıya kalır. Bu nedenle Galatasaray Linderoth’un durumunu iyi analiz etmeli. Eğer Linderoth oynayacak kapasitede değilse yerine muhakkak isim alınmalı. Ayrıca imkanlar çerçevesinde Lincoln’ün yerine klasik 10 numara değil de oyunu 2 yönlü oynayabilen bir isim de alması gerekebilir.

    Türkiye’de bu sistemi oynamaya yakın en ideal kadro, elindeki ortasaha oyuncuları ile Galatasaray’da var. Şunu da unutmayalım Barcelona alt yapısı tüm yaş kategorilerinde bu sistemi uyguluyor. Aslında Barcelona için bu bir sistem değil bir kültürdür. Rijkaard yeni bir sistem oturtmadı. Futbolculuk tecrübesi ile kültürün devamlılığını sağladı. Bu sebepten ki alttan gelen oyuncular kolaylıkla A takıma uyum sağlayabiliyor. Rijkaard’ın da Barcelona’da ki ilk senesini unutmamak gerek. Şu an da sabır Galatasaray’ın ihtiyacıdır.

  8. Uğur Türker
    09:24 içinde 07 Temmuz 2009 | #8

    Öncelikle sistemi oyuncular oynayacağını unutmamak gerek. Rijkaardda izlediği takımın ve oyuncuların bunu kaldıramayaacğını düşünse hiç bu işin altına girmezdi diye düşünüyorum. Kaldı ki hakikatende bakıldığında Galatasarayın Kadrosu 4 3 3 için yatkın gibi özellikle orta saha ve hücum hattı. Tabiki burada çoğu insanın düştüğü barcelona ile karşılaştırma yanılgısına düşmeyelim çünkü kabul edelim ki bunu Rijkaardda basın toplantısında kibarca bize hatırlattı Barcelona gerek hedefleri gerek yapısı gereksede kadro olarak Galatasarayın üzerinde. Uğur Melekenin deyişiyle onlar 1. sınıf biz ise 2. sınıf Avrupa takımlarıyız. Kadroya Bacelona değilde 4 3 3 ekseninden bakıldığında ise güzel sonuçlar veriyor en azından kağıt üzerinde ; Posizyon olarak ilerlersek;

    Kaleci; Ben Franconun her ne kadar çok iyi bir kaleci olmasa da son iki sezondaki facialardan sonra sırıtmayacağını düşnüyorum.
    Savunma; Solda zaten H.Balta avrupa standardlarına yakın bir de süratini biraz artırırsa seneye elde tutmak zorlaşır.Alpaslan ise geçen sene transfer edilme amacını bu yıl gerçekleştirecek gibi duruyor ve gelecekte çok seneler onu izleyeceğiz.Sağda ise Uğur şu an ilk isim.Muhakkakki Rijkaard Sabriyide deneyecektir ama bizim bildiğimiz sabriye en fazla 2 maç dayanabilir.Stoperde ise Servet in yanına partner aranıyor. İlk aday G.Zan olsada Emreler ve birde yeni bir tranfer olabilir.
    Genel olarak Balta ve biraz da uğur dışında top kullanma yönüyle eksi bir savunma olsada 4 3 3 bireysel olarak en azından ülkemize kaldırabilecek bir savunma gibi.

    Orta saha ise Bu oyunun en zengin yeri galatasaray için. Ben de dahil herkes Arda dan çok iyi bir kanat hücumcusu olacağı kanaatindeyken sanki Rijkaard zamanında Decoya yaptığını Ardayada yapacak ve onun defansif yönleriylede oyunda kalan bir “orta saha” oyuncusu olmasını sağlayacak gibi. Ve ona 3 lü orta sahanın solunda en hücumcu yönü olarak kullanacak. Diğer banko ise Topal gibi duruyor. Gerek yer tutması ki bu düzenin en değerli özlliği bu orta sahalar için gerekse oyunun yönünü değiştirme konusunda kendini geliştiriyor olması ve tabiki yaşı onu 3 lünü göbeğinde yerini hazırladı. Sağ taraf için ise sanki bu iş için biçilmiş kaftan olan Barış var fakat onun topla fazla hünerli olmaması ona bir zaaf veriyor fakat Arda dan özellikle alışma devrinde doğacak boşlukları iyi kapatacaktır. Mustafa Sarp ise Topalın sağlam bir yedeği görüntüsü veriyor.Yarı kaptan Ayhan ise orta sahada joker olacaktır.Sakatlıkta veya herhangi birinin form düşüklüğünde ona yer hemen var ki en az 30 maç oynayacaktır rotasyonda.
    Bence en büyük süpriz Emre Çolaktan gelicek bu yıl.Geçen sene PAF maçlarında da izlediğim Emre ilk iki hazırlık maçında mükemmel olgun bir görüntü verdi.Takım iyi giderse onunda süreleri muhakkak çoğalacak ve çok kısa zamanda değerli bir orta saha elemanı olacaktır.Kuşkusuz Rijkaard onu 3 lün solu için eğitiyor.

    İleri 3 lü ise Kewell,Baros ve Keita.İlk on bir mükemmel ama gerisi.Bunların birinin olmadığı veya yetersiz kaldığı maçlarda Arda orada olacaktır. Erhan Şentürk ve Yaserin de zaman zaman hatta Erhanın daha fazla forma şansı bulacağını düşünüyorum. 3 süratli ve teknik gücü yüksek oyuncu takımın hızlı oyun felsefesinin en işler yeri olacaktır. Keita ve Kewellin yer değiştirerek oynaması rakipleri savunma zaaflarına sebeb olucak gibi.
    Bir laf da Aydına, 3 sene önce Bourdaux maçını hala unutamam.İşte geleceğin yıldızı demiştim solda Arda Sağda Aydın.Ama o İBB deki yarım senesi dışında olması gerekenin yarısı bile olamadı. Stili tam Rijkaardın istediği şekilde ama aslı sorun kendisi.Ardanın Son iki sene de yaşadığı fiziksel gelişime ihityacı var onunda.Dilerim Neskens bunu gerçekleştirir.

    Genel olarak savunmanın top becerisi ve biraz da sürati hariç ben Galatasarayın 4 3 3 için gayet utgun ve alternatifli bir kadro olduğunu hissettim ve yazdım. Tabiki ilk maçlarda sonuçlar süper olmayabilir oyun da. Ama ben ne olursa olsun Rijkaardın takımının bir maçta 4-5 net pozisyon vereceğini düşünmüyorum.
    Bu denli uzun bir yazıyı yayınlayan ve okuyan değerli insanlara teşekürler.

  9. Fatih Özata
    11:19 içinde 07 Temmuz 2009 | #9

    Frank Rijkaard 4-3-3 dedi peki Galatasaraylı oyuncular bu sistem için ne kadar uygun ? Peki Rijkaard 4-3-3 te bu kadar ısrar ettiğine göre hangi oyuncularla bu sisteme adepte edebilicek çift yönlü oyuncu oluşturacak?
    Galatasaray için ilk haftalar çok riskli geçeceğe benziyor.Kaleci problemini hallettiler peki ya defans. Servet Gökhan hem kademe anlayışı bakımından fazla tecrübeleri yok, zaafları çok hemde sürat bakımından pek hızlı değiller. Milli maçlarda gördüğümüz kadarıyla bu ikilinin istikrarı biraz zaman alacak ve bu zamanda Galatasaray’a çok sancı çektirecek gibi.
    Gelelim orta sahaya.4-3-3′ün kilit noktası seçilecek 3 orta saha oyuncusu. Hem defanstan top alcak hemde atağı yönlendirecek hatta bu adamlara hem top çal hem de gol at diyecekler. Peki bunu kim yapar ? Hadi biri çıktı 1-2 hafta yaptı bu ağır tempoyu peki 3. haftada ne yapacak bu adam?
    Galatasaray’ın orta sahasına bakıyoruz Linderoth, Barış Özbek, Mehmet Topal, Mustafa Sarp, Ayhan Akman, Harry Kewell, Arda Turan…
    Bunlardan hangileri Xavi İneasta görevi yapabilicek. Arda hırslı bir oyuncu hem defansif hem ofansif bir şeyler yapıyor ama 90 dakika mı yapıyor bu işi? Gelelim Ayhan’a 32 yaşında bir futbolcunun bu tempoyu kaldırması biraz zor değil mi ? Harry kewell çok koşan biri değil.Çift yönlü oyuncu olarak ve bu tempoda iş yapabilicek tek kişi Mehmet Topal… Yıldızı bu sene iyice parlayacak…
    Bu seçilecek 3 orta saha oyuncusunu üst düzey dikkat ve çok titiz çalışmalar sonucunda seçilmeli ki Galatasaray büyük işler yapabilsin.
    Forvet hattı… Bu sene sanki içimin en rahat edeceği bölge gibime geliyor. Eğer orta sahadan top alırlarsa mükemmel işler yapabilirler. Ama her ihtimale karşı geçnlerin çok iyi hazırlanması lazım
    Sonuç olarak üzerinde çok titiz çalışılması gereken taktiği Galatasaray’a uygulayacaklar inşallah sonu hayır olur…

  10. 11:21 içinde 07 Temmuz 2009 | #10

    4-3-3 oynamak hiç kolay değil. Galatasaray önümüzdeki sezon bu sistemle sahaya çıkarsa çok yara alır diye düşünüyorum. Neden mi?
    Öncelikle bu sistemi uygulamak için ön liberonun hem ofansif yönden hem de defansif yönden çok sağlam olması gerekir. Galatasaray’da bu nitelikte ön liberoda oynayabilecek bir oyuncu yok.

    Bunun yanında defans dörtlüsüne çok iş düşer. Takım orta sahada rakibi karşılayamadığı durumda defansa çok iş düşer ki her oyuncunun yüksek verimde oynaması lazım. Galatasaray’ın defans bloğu ne kadar iyi tartışılır. Defansta özellikle kanatta görev alacak oyuncuların bu sistemde ofansa sık sık destek vermeleri gerekir ki bu da kanattaki defans oyuncularının 2. yarıda 60. dakikadan sonra oyundan düşmelerine sebep olur. Galatasaray’da bu tarz kondisyonu yüksek sağ ve sol açık oyuncusu yok.

    Takım içinde çok yönlü oyuncuların bol olması gerekmektedir. Galatasaray’a baktığımızda çok yönlü adamlar sayılı. Arda, Kewell.

    4-3-3 için Galatasaray’ın ileri üçlüsü, Türkiye Ligi’nde fazlası ile tatmin eder diye düşünüyorum. Belki de Rijkaard kafasında Barcelona’daki ofans gücünü hayal ederek bunu başarabilirim diyordur. Çok gol atar, çok gol yerim diyo olabilir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi iyi bir ön libero ve defans kurgun olmadan bu sistemin oturması çok zor olur, zaman alır. Barcelona’da bile bu sistemi takıma adapte etmesi çok zaman aldı. Türkiye Ligi’nde sabra yer yoktur. 4-3-3 oynatırsın, bir dolu puan kaybedersin, Medya öyle bir köşeye sıkıştırır ki adamı, yönetici artık müdahele etmeye başlar ve böyle bir durumda başarı, kalite hiçbir şey kalmaz takımda.

    Sonuç olarak ben bu sistemin, Galatasaray için çok riskli olacağını ve bu sistemi uygulamaları durumunda ligin en az ilk 8-10 haftası çok puan kaybı yaşayacaklarını düşünüyorum.

Yazı Sayfaları
1 2 3 ... 6
  1. Henüz geri dönüş yok.
Bu konuya yazı göndermek için giriş yapmanız gerekmektedir.